Tiyatro Oyunu örneği - Tombala Tiyatrosu - Adalet Ağaoğlu Tombala Oyunu(Bir oda. Sağ dipte bir kapı. Mutfağa açılır. Geride dar, uzun bir pencere. Solda bir başka kapı. Odanın bütün eşyası eski yıpranmış. Pencerede yeşili solmuş bir perde. Altındaki dantel perde ise bir zamanlar öğünülecek denli güzelmiş. Şimdi sararmış, yer yer dökülmüş.
Pencerenin solundu bir büfe. Üstünde irili ufaklı çerçeveler içinde kız, erkek genç kişilerin fotoğrafları. Bebeklik fotoğrafları vb. Duvarlarda yine çeşitli yaşlarda aynı kişilerin fotoğrafları.
Büfenin önünde, sahnenin ortasına doğru oldukça geniş, on kişi alabilecek bir yemek ihsası. Çevresinde kiminin bacağı, kiminin arkalığı kırılmış on kadar iskemle.
Pencereyle soldaki kapı arasında geniş bir divan. O da iyice yıpranmış. Odanın orasına burasına serptirilmiş koltuklar, sehpalar. Biri pencerenin önünde, diğeri sağda, yerde, iki saksı. Büfenin üstünde ayrıca bir çalar saat. Bu odanın, ilk bakıldığında kalabalıkça bir ailenin oturma yemek odası olduğu anlaşılır. Burada her şey, uzun yıllar kullanıldığını, şimdi ise bir yığın anı ortasında tozlanmaya bırakıldığını söyler.
Perde açıldığında geniş masanın bir namda çok yaşlı bir erkekle onun hemen yakınında çok yaşlı bir kadın oturmaktadır. Tombala oynamaya hazırlanmaktadırlar. Numara torbası erkeğin kucağında. Erkeğin gözünde gözlük, kadının kulağında bir işitme aracı vardır.
YAŞLI KADIN - (Çocuksu, ince bir sesle konuşur) İkimiz mi oynayacağız?
YAŞLI ERKEK - (Sesi iyice kısıktır. Fakat hep bağırarak konuşur. Bu ses ancak "su içeceğim" dediği zamanlar ufalır, kısılır) Ya ne yapacağız?
YAŞLI KADIN - İki kişiyle hiç tadı olmaz.
YAŞLI ERKEK - Oynamayı sen istedin!
YAŞLI KADIN - Hiç de ben istemedim! Sen istiyorsan oynayalım, dedim.
YAŞLI ERKEK - Bak gene benim üstüme atıyor!
YAŞLI KADIN - Ne atıyor?
YAŞLI ERKEK - Oynamak istiyor musun, istemiyor musun?
YAŞLI KADIN - (Ağlamaklı) Ee, ne bağırıyorsun sanki? Zaten başım ağrıyor!
YAŞLI ERKEK - (Kucağındaki numara torbasını masanın üstüne atar) Oynamazsan oynama! (Küser; kadına arkasını döner.)
YAŞLI KADIN - (Telaşlanır. Elinden geldiğince çabuk çabuk konuşur) Ne kızıyorsun sanki? Ben oynamayalım demedim ya. İki kişiyle tadı olmaz, dedim. (Erkek güçlükle yerinden kalkar) Nereye gidiyorsun? (Erkek, mutfak kapısına doğru yürür) Ne yapacaksın mutfakta?
YAŞLI ERKEK - (Alçak sesle) Su içeceğim. Susadım.
YAŞLI KADIN - Şimdi içtin ya. (Erkek yanıt vermez. Kapıdan çıkar.)
YAŞLI KADIN - (Yüksek sesle) Gene sütlaç yeme! Akşamdan beri kaç kase oldu. Miden bozulur. (Numara torbasını alır. Çabuk çabuk karıştırır. Numara kartlarını eline alır. Birkaçını ayırır, kendi önüne dizer. Birkaçını da erkeğin önüne sıralar) Hadi gel! Dünkü gibi dörder kartla oynayalım.
YAŞLI ERKEK - (Yalanarak, elinde bir portakalla geri gelir) Ben dört kartla oynamam.
YAŞLI KADIN - Dün oynadık ya?
YAŞLI ERKEK - Kırk saat numara aran. Gözlerim seçmiyor. Dört kartı birden kollayamıyorum.
YAŞLI KADIN - Ben sana yardım ederim. (Erkek masanın başına gelmiştir) Otur hadi. Aa! Gene mi portakal? Bu kaçıncı?
YAŞLI ERKEK - (Otururken) Kaçıncıymış! Bir yemeğin üstüne yedim, bir de bu.
YAŞLI KADIN - Şimdi sütlaç yedin ya.
YAŞLI ERKEK - Sütlaç yemedim. Su içtim.
YAŞLI KADIN - Yemişsin işte. Ağzının kenarından belli.
YAŞLI ERKEK - (Öfkeli) Yedimse yedim! İyi ki bir sütlaç pişirdin.
YAŞLI KADIN - Aa! Dün koskoca bir tencere de muhallebi yapmamış mıydım?
YAŞLI ERKEK - (Portakalı soyarken) Saat kaç?
YAŞLI KADIN - (Yerinden güçlükle kalkar. Gider, büfenin üstünde duran çalar saate bakar) Yediye geliyor. Yemekten kalkalı yarım saat olmuş baksana.
YAŞLI ERKEK - Yarım saat olmuş ya. (Kadın bir süre büfenin üstündeki fotoğraflara bakar. Özenerek sıraya koyar.)
YAŞLI KADIN - (Arkası dönük) Ye. Afiyet olsun. Hastalanırsın diye söylüyorum.
YAŞLI ERKEK - Ne yapıyorsun?
YASLI KADIN - Saati sormadın mı?
YAŞLI ERKEK - Oynamıyor muyuz?
YAŞLI KADIN - (Kıkır kıkır güler) Hay hınzır hay!
YAŞLI ERKEK - (Daha yüksek sesle) Oynamıyor muyuz?
YAŞLI KADIN - (Döner. Elinde çerçeveli bir fotoğraf) Tombala mı?
YAŞLI ERKEK - Yok Çiftetelli. Niye çıkardın bunları ortaya peki? (Bir yandan soyduğu portakalı yer.)
YAŞLI KADIN - (Elinde fotoğraf, çabuk çabuk masaya yaklaşır.) Hay hınzır hay! Mahmut'un küçüklüğü. Ne tatlıydı ha? Bir keresinde girmiş konuk odasına, almış makası eline canım örtüleri doğramış, doğramış..! (Çok kıvançlıdır. Güler. Sonra birden öfkeli) Bir dilim de bana versene! Koktu.
YAŞLI ERKEK - Al.
YAŞLI KADIN - Hep üstüne akıtmışsın yine.
YAŞLI ERKEK - (Küskün, arkasını döner) Her şeye bir kusur!
YAŞLI KADIN - (Fotoğrafı yerine götürür) Niye mektup yazmıyor?
YAŞLI ERKEK - ..
YAŞLI KADIN - Mahmut. Niye hiç mektup yazmıyor?
YAŞLI ERKEK - Yazdı ya.
YAŞLI KADIN - Kaç ay oldu. Belki daha da çok.
YAŞLI ERKEK - İşi var, gücü var. Hasta mı baksın, mektup mu yazısı?
YAŞLI KADIN - Gelin de yazmıyor. Giderken, sen hiç kaygılanma anne, Mahmut yazmasa da ben yazarım diyordu. Nerde hani?
YAŞLI ERKEK - Arka arkaya üç çocuk. Seni mi düşünsün?
YAŞLI KADIN - En küçüğü bana benziyormuş.
YAŞLI ERKEK - Kim söyledi?
YAŞLI KADIN - Mahmut öyle yazdı ya.
YAŞLI ERKEK - Uydurma! Daha kime benzediği belli değil, dedi.
YAŞLI KADIN - (Çabuk masaya döner) Ee, niye oynamıyoruz peki? Ben kartlarımı dizdim bile.
YAŞLI ERKEK - Dört kartla oynamam.
YAŞLI KADIN - Öyleyse üçer kartla oynayalım.
YAŞLI ERKEK - Numaraları yavaş çek ama.
YAŞLI KADIN - (Yerme oturur) Dün nasıldı? Yavaş çekmedim mi
YAŞLI ERKEK - Dün yavaş çektin ama, önceki gün
YAŞLI KADIN - Sen de çok geç şey diyorsun.
YAŞLI ERKEK - Olmaz. Böyle oynamam.
YAŞLI KADIN - Eee, ama sen de!..
YASLI ERKEK - Oynamam tabi. Kartları seçmişsin gene.
YAŞLI KADIN - Seçmedim. Öyle geldi.
YAŞLI ERKEK - Seçmişsin! En kötülerini bana bırakmışsın.
YAŞLI KADIN - Daha geride kaç tane var. Bunları beğenmedinse onlardan al.
YAŞLI ERKEK - Olmaz. Karıştıracağız.
YAŞLI KADIN - (Kendi önüne dizdiği kartlardan birim hemen çekip alır. Göğsüne bastırır. Ötekileri eliyle iterek) İstersen karıştır. Ama on yedi ile başlayanını vermem. On yedi benim uğur sayım.
YAŞLI ERKEK - Ben de oynamam. Uğur sayısı olur mu? Oyun bu.
YAŞLI KADIN - Uğur sayım tabi. Evlendiğimde on yedi yaşındaydım. Mahmut'u Ramazan'ın on yedisinde doğurdum. Nihal, Mahmut'un on yedinci ayında karnıma düştü Cumhuriyetin on yedinci yılında Zühal, Şeker Bayramına on yedi gün kala da Ahmet dünyaya geldi.
YAŞLI ERKEK - Sermet de öldüğünde on yedi yaşındaydı ama. Bu da mı uğur? Hadi, ver kartı. Karıştıracağım.
YAŞLI KADIN - (İstemeyerek kartı uzatır) İnatçı adam! Niye alıyorsun kartımı? Oyun bu. Niye alıyorsun kartımı sanki?.. (Ağlamaya başlar.)
YAŞLI ERKEK - Ne var ağlayacak? Oyun bu.
YAŞLI KADIN - Ağlarım tabi.. Niye alıyorsun kartımı?
YAŞLI ERKEK - (Kartları karıştırır. Ters olarak masanın üstüne serer) Çek hadi.
YAŞLI KADIN - (Kartları içinden üç tanesini çekip alır) Tutma onu. Niye tutuyorsun?
YAŞLI ERKEK - Kim tutuyor? (Acele üç karta da o çeker.)
YAŞLI KADIN - (Kartlarını açıp bakarak) Yine sen aldın on yedili kartımı. Tuttun! Hile yaptın!
YAŞLI ERKEK - (Öfkeli) Her gün de mi hile yapıyorum? Her gün de mi hile yapıyorum?
YAŞLI KADIN - Yapıyorsun tabi. benim kartımı hep sen çekiyorsun.
YAŞLI ERKEK - (Kartlarından birini kadının önüne atar.) Öf be! Al! Daha bir kere bununla oynamak kısmet oldu da sanki!
YAŞLI KADIN - (Sevinir. Elindeki kartlardan birini tatlılıkla erkeğin önüne koyarak) Tabi ama Şeyin kartıydı bu Baksana, adını yazdıydı arkasına
YAŞLI ERKEK - Leş gibi oldu. Otuz yıldır tutturmuşsun, Sermet'in kartı da Sermet'in kartı!..
YAŞLI KADIN - Hepsi eskidi hem. Bir bu değil ya Neden yeni bir takım almıyorsun peki?
YAŞLI ERKEK - Aradım. Aramadım mı? Tombala satmıyorlar.
YAŞLI KADIN - Niye satmıyorlar? Kimse tombala oynamıyor mu artık? Çoluğuyla çocuğuyla?..
YAŞLI ERKEK - (Torbayı alır. Kesin) Önce ben çekiyorum! (Kartları özene bezene önlerine dizerler.)
YAŞLI KADIN - (Alttan alır) Olur. Sen çek. Ama bana göster çektiğin numarayı.
YAŞLI ERKEK - Bağırıyorum ya.
YAŞLI KADIN - Olsun. Sen yine göster.
YAŞLI ERKEK - Koysana otuz kuruşunu.
YAŞLI KADIN - Para vermedin ki.
YAŞLI ERKEK - Dün verdim ya bir lira.
YAŞLI KADIN - Doksan kuruşunu sen kazandın, İşte bir on kuruşum kaldı. Ancak bir kart için.
YAŞLI ERKEK - (Torbayı bırakır, yerinden kalkar) Paran yoksa neden oturuyorsun oyuna?
YAŞLI KADIN - Yok tabi. Hep sen kazanıyorsun.
YAŞLI ERKEK - (Mutfak kapısına doğru yürür) Sen de iyi bak kartlarına. Hep unutuyorsun çıkan numaraları kapatmayı.
YAŞLI KADIN - Nereye gidiyorsun?
YAŞLI ERKEK - (Alçak sesle) Su içeceğim. (Mutfağa girer.)
YAŞLI KADIN - (Yüksek sesle) Kadayıfı bozma! Yarına Zühal ile damat için hazırladım onu. (Daha yüksek sesle) Kadayıfa dokunma e mi?
YAŞLI ERKEK - (Elinde bir kase ile geri gelir.) Ne kadayıfı?
YAŞLI KADIN - Dolabın altına saklamıştım. Buldun mu yine?
YAŞLI ERKEK - (Homurdanır) Damatla Zühal içinmiş! (Koltuklardan birine otururken, yüksek sesle) Yarın yemeğe gelmeyecekler, bilmiyor musun?
YAŞLI KADIN - Kim gelmeyecek?
YAŞLI ERKEK - Kızınla kocası işte. Yemeğe gelmeyecekler!
YAŞLI KADIN - Gelecekler. Geliriz, dedilerdi ya.
YAŞLI ERKEK - (Kâsedekileri atıştırarak) Gelemeyiz, dediler. Bir sürü ziyaretleri varmış. Damadın merkez müdürü eski banka arkadaşları falan. Hem terfi işini de görüşecek.
YAŞLI KADIN - Zühal gelir öyleyse.
YAŞLI ERKEK - Söyledi ya.
YAŞLI KADIN - Ne söyledi?
YAŞLI ERKEK - O da merkez müdürünün karısını ziyaret edecekmiş.
YAŞLI KADIN - Yarından sonra gelirler.
YAŞLI ERKEK - Gece treniyle dönüyorlar. Unuttun mu?
YAŞLI KADIN - (Yerinden kalkar. Gider, duvardaki fotoğraflardan birinin dibinde, yerde bir şey aranır.) Nerde bu?
YAŞLI ERKEK - Ne?
YAŞLI KADIN - Hiç.
YAŞLI ERKEK - Bak orda. Solunda.
YAŞLI KADIN - Hani?
YAŞLI ERKEK - Solunda işte. Saksının yanında.
YAŞLI KADIN - Aman, bu da hep düşüyor! (Yerden bir kartpostal alır. Altında durduğu fotoğrafa güçlükle yetişerek kartpostalı çerçevenin kıyısına iliştirmeye çalışır. Yapamaz. Yeniden dener. Erkek kaseyi bırakarak gelir. Kadına yardım eder. Kartı birlikte yerine takarlarken:
YAŞLI ERKEK - İlle burda duracak! Durmuyor işte.
YAŞLI KADIN - Tabi burda duracak!
YAŞLI ERKEK - Neden şuraya, camın kıyısına dayamıyorsun sanki?
YAŞLI KADIN - Aa! Camın kıyısında olur mu?
YAŞLI ERKEK - Olur tabi.
YAŞLI KADIN - Olmaz işte! Büyük torunumdan geldi madem
YAŞLI ERKEK - Bak gene öyle söylüyor!
YAŞLI KADIN - Ne söylüyormuşum canım?
YAŞLI ERKEK - "Torunum" diyorsun! Her zaman "Torunum" diyorsun! Torunum!..
YAŞLI KADIN - Torunum tabi. Değil mi?
YAŞLI ERKEK - Yalnız kendi torunuymuş gibi! Yalnız senin torunun mu? Benim de torunum!
YAŞLI KADIN - E, olsun. Olmasın diyen mi var? (Fotoğrafın altında bu çocuksu kavgayı sürdürürler.)