Yalnızlığa Alışınca…

Son güncelleme: 17.06.2011 09:18
  • Yalnızlığa Alışınca

    Serin bir yaz gecesi, Boğaz Köprüsü'nün üzerinden İstanbul'u seyrediyorum.
    Radyoda en sevdiğim şarkılardan biri çalıyor.

    noimage

    Candan Erçetin'in keyifli sesiyle dalıyorum uzaklara; boğaz sanki kucağımda..

    "Yalnızlığa elbet alışır bedenim,
    yalnızlıkla belki de başa çıkabilirim.
    Çok zor gelse bile, yaşar öğrenirim.
    Sensizlik benim canımı acıtan"


    Ne güzel sözler
    Yalnızlıkla yaşamayı bir şekilde öğreniyor insan gerçekten.

    Zor oluyor, özellikle gece yarıları vuruyor yüreğin orta yerine
    ama yine de alışılıyor.

    Birinin yokluğuna alışmak, yalnızlığa alışmaktan daha zor oluyor.

    Yalnızlığı kabulleniyoruz sanırım.
    Ben mesela,
    ne değerli kılmışım bu tek başınalığı diye düşünüyorum şarkıyı dinlerken.

    Kim bilir, belki de diğer seçenekler daha keyifli gelmediğinden kendimi inandırıyorumdur.

    Dolu dizgin bir aşka çarptığımda da,
    yalnızlığıma sahip çıkabiliyorsam;
    o zaman konuşmak gerekir belki de

    Daha önce çarptıklarımın aşk olmadığını mı,
    kendimle yaşamanın büyülü tadına inandığıma mı işarettir bu;
    bilemedim!

    Bu satırları yazarken durup düşündüm de;
    birilerinin yokluğuna alışmak daha kolay olmuş benim için.


    Yalnızlık ise,
    uzun ve zor bir yolculuğun sonunda eşim olmuş.

    O yüzden bırakmak istemiyorum herhalde!

    Bu durum, alışmanın tehlikesi olmalı!

    Tek başına yaşamaya, rahata, sadece kendi sorumluluğunu almaya,
    istediğin gibi davranmaya alışınca;
    başka bir insanın istekleriyle çarpışma riskini göze alamıyorsun.

    Canımın istediği saatte uyumak, istersem yemek pişirmek, televizyon açmamak,
    sabaha kadar kitap okumak, ütüden hoşlanmadığım için ütü istemeyen kumaşlarda kıyafetleri seçmek,
    bütün geceyi sadece meyve yiyerek geçirmek, bir hafta boyunca dışarıda yemek,
    istediğin saatte eve dönmek,
    sessizliğe ihtiyaç duyduğunda tüm gürültüyü susturup
    mumları yakıp huzura ulaşmak gibi lükslerim var.

    Benim evim, benim kurallarım, benim isteklerim

    Peki; şu çarpan aşk evin içine yerleşirse ne olacak?

    Şu anda size bu yazıyı yazarken, içerden bangır bangır açılmış televizyon sesi gelecek.

    Temiz gömleği kalmadığı, buzdolabında yiyecek bir şey olmadığı için söylenen bir adam olacak.
    Örnekler çoğaltılabilir

    Bencil olabilirim ama galiba ben yalnızlığımı seçiyorum.

    Orta yerde buluşabiliriz aslında.

    Onun da bir evi olursa;
    kendi çamaşırlarından kendisi sorumlu olursa, bana çarpmasında hiçbir sorun olmaz.

    Hatta çarparsa, yüreğimde uzun zamandır susmuş olan birkaç notayı çalmayı da başarabilirim.

    Aşk, her yüreğe iyi gelir.
    Aşk hep olsun; yeter ki adı aşk olsun!
    noimagenoimagenoimagenoimage

    Candan Ünal
#17.06.2011 09:18 0 0 0