Ben, seni; adını bilmeden sevdim.
Ve, "var"lığınla gülüşünü
Ben seni, yaşını bilmeden,
gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
Ve, "yar"lığa süzülüşünü.
Ben seni, sesini duymadan sevdim
Ve duymadan nefesini.
Ben seni adını bilmeden sevdim
Ama; sevdim!..
Üşüyüşünü sevdim
Üşüyüşünü sevdim onüçüncü ayın ilk günü;
"Gel, ısıt" deyişini!..
Bekleyişini sevdim beşinci mevsimin gün bitimlerinde,
bilerek gelmeyeceğimi
Akşam alacalarının gönlüne yürüyüşünü sevdim
Ve, kıpırtısız, karanlığa gömülüşünü sevdim.
Bir de;
"Gel, ışıt" deyişini!..
Ben seni, adını bilmeden sevdim.
İhtiyacım
Cevabım
İsimler koydum sana; bahar yelim, çiçek tarlam
Gökkuşağım, ışığım
Kuşkanadım, pembe rüyam, çiğ tanem
Seni, adını bilmeden sevince öğrendim;
seni sevmek için gerekmiyordu ismini bilmem
Sevdim işte!
Ben, seni; yaşını bilmeden sevdim
Yani bilmeden sevdim deden yaşında mıyım, torununla akran mı!
Ben seni, gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
Ben seni, sesini duymadan sevdim.
Ve hatta öğrenmeye korkarken, bilmeye kıyamazken seni
seni sevdim.
Seni sevdim.
İçime salıncaklar kurdum gönlümün ipleriyle
Oturdun, sallayamadım; dokunurum diye korkumdan!
Dolaştın boynuma bir sarmaşık gibi; okşayamadım.
Koklayamadım!
Dalgalarını taramamış olan parmaklarım yabancı saçlarına
Ve hâlâ bilmiyorum, gözlerin ne renk?..
Hangi yıldızlar mahpus içinde?
Ve ben sana hâlâ seni sevdiğimi söyleyemedim!..
Ama ben seni; adını bilmeden, yaşını bilmeden
Yüzünü bilmeden, sesini bilmeden
seni bilmeden sevdim.
Seni, "bilmeden" sevdim!
Senin olmadığın
ve benim olmadığım bir sokaktaki köşebaşında çarpıştı duygularımız!
Döküldü içindekiler ve döküldü içimdekiler
Sen yoktun orda ve ben de yoktum;
Ama sevda vardı!