Hayata Beş Dakika Mola

Son güncelleme: 19.07.2012 08:53
  • hayata dair yazılar - ayşe dogramacı yazıları - körpe kalemler
    SUKUT VE MİM!


    Gündüzü örten Rabbe hamdolsun

    Karanlık çöktüğü zaman geceye;

    Bir Leyl vaktinde, aydınlığın yerini karanlığa bıraktığı o en ince çizgidesin, birbirine karışmış birçok duyguların içinden itinayla seçerken kelimeleri, dile gelir ayet ayet her şey

    Bir yağmur damlası düştü toprağa, ardından bir damla daha ve damlalar Oysa hep gökyüzünde kalmak, yere hiç düşmek istemezdi. Ama vakti ve zamanı gelen her şey gibi, sende o damlalarını yeryüzüne indirmelisin ki, vakit geldi

    Yine bir yaprak, sonbaharın en güzel şahidi tek tek düşerken toprağa, vakti gelenin bir saniye bile bekletilmediğinin işareti sanki İnsanlar da yaprak ve su misali, vakti hitama eren gidecek, işte yok başka çare

    Ve gidenleri izlersin hep. Kopanları Yağanları

    Bir gün bunun içinde kendi ölümün ve sonun olduğunu düşünmeden diğerlerinin hayattan kopuşunu izlersin, tek tek yere düşen yaprak misali kopacak hayatlar, kopacak ve yeni bir dirilişin ilk safhasına doğru yol alacaklar Yaprak toprağa düşer ama başka bir mevsimde yeniden yeşermek adına dirilmek adına ölür, ölmek adına dirilir

    Ölümdür aslında her diriliş. Her dirilişse ölüme gebe.

    Hayat; sahnesi ve dekorları olan bir tiyatro oyunu, rolü gelen sahnedeki yerini alır ve rolünü en iyi şekilde oynar ama rolü bittiği an terk etmelidir oyunu. Oyundaki rollerimiz, sahnede geçirdiğimiz andır dünya hali

    Üç günlük diye nitelendirdiğimiz ve bitmeyecek diye niyetlendiğimiz koca bir yalandır dünya. Başkalarının ölümü hep bizim için seyir hali olmuştur. O'nu anlamamız için yüzleşme sırasının bize gelmesi mi gerek, her gün ötelerden gelen birçok habere rağmen sessiziz 'Ölmeden önce ölünüz' nasihatini unutmuşuz Yangını hep uzaktan izlemeye alışmış gibiyiz Oysa yanan bizim içerimizdeki değil midir her defasında?

    Ölüm; umutla umutsuzluk arası bekleme salonunda oturmak gibi

    Ölüm; dünya sıkıntılarına son, Rabbimizin, 'Ey kulum! Çok yoruldun, dinlen biraz' demesi gibi

    Ölüm; ince bir hesapla geçilen ince bir çizginin ötesine adım atmaktan önce sıraya girme telaşı gibi

    Sözcükler adeta dile gelmez, Kalem ve kelam işlemez, hale kifayet etmez lisan, vaat edilen gün gelmiştir. Azrail bekler başucunda, 'nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz' hadisi canlanır

    Ve sen yoksun, bir başlangıcın başındasın, dirilişin eşiğindesin anlam kattığın hayatın, sırra gebedir artık Mim köprüsü soğukluğu taşır beden.

    Herkes başucunda oda öldü diyor. Sevdiklerin ve seni sevenlerin en fazla bir saat kalabilecekleri ebedi evinde hayatın, mevt olarak kaldığı yerden devam edecek. Gündelik koşturmacıların içinde kaybolacaklar.

    Ve senin yanında kalabilenlerse samimi ve içten yaptığın her güzellik ve sadece arkanda bıraktığın o güzellikler olacak. Bırakıp gittiğin her bir iş yarım kalacak zaten, hayattayken de yarım değil miydi? Senin yerine yapılanlar sen olmayacak asla

    Cenaze nedeniyle kapalıyım denecek çevrendeki her bir iş
    Kimisi senin için bir günlük kepenk indirecek, kimisi ise 'dua'larda uğurlayacak seni
    Ve anlayacaksın ki 'Çevrimdışısın' artık belirlenen zamana kadar

    Bir hüznü yaşamak için, birilerinin ölmesi, kendi ölümümüze de yaklaştırır bizi. Her ölüm biraz daha hesaba çeker kalpleri. Bir eser bırakmalı ardında. Bir taş daha koymalı temele. Ölümsüzlük o zaman adımıza yakışır biraz da. Erdem Beyazıt'ın dediği gibi:

    "Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm / ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm"

    Uzun lafın kısası olmazmış. Hayat uzundur lakin kısa olan ömürdür.

    Ey dönüşün mutlaka kendisine olacağı ebedi! İstediğin bir dönüşle bizleri serfiraz kıl

    Ayşe Doğramacı
#17.08.2011 11:39 0 0 0
  • hayata dair yazılar - ilahi aşk deneme yazıları - yüregimin seyrinden
    YÜREĞİMİN SEYRİNDEN-


    Dokuması henüz tamamlanmamış bir duvar halısıdır hayat. Çizimi eksik kalmış bir tablo, ya da tamamlanmayı bekleyen yer yer, eksik cümlelerin olduğu bir şiir. İnce ince dokumak gerek yarım kalan yönlerini kırmadan incitmeden

    ''Birbirinizle kaynaşasınız diye gönderdim'' ilahi mesajına muhatap olarak yaratılan insan, yaşadığı her anın hesabını da vereceği idrakinde olmalıdır.
    İnsan; ne kadar naif ve değerli bir o kadar da sorumlu bir varlık. Âdemi yönleriyle şenlendirirken dünyayı, iyi niyet ve sevgiyle umudun timsali Habil olur, ya da önyargı içine düşerek hasedi bir kimlikle Kabilleşir. Amaç bellidir insani özellikleri koruyarak, İslami bir yaşantıyı hâkim kılmaktır ama ne zaman amaç unutulursa işte o an başlar önyargılar kırılmalar. Kaynaşmanın temelinde var olan sevgi ve aşk yok olur ve artık umutsuzluğa yelken açılır
    İnsanın insani kimliğini sahip olduğunu sandığı şeyler bozdu. Her sahipleniş bir şeyleri kopardı kendinden. Sahip olmak sınırları aşmaktı, sahip olmak emanete ihanet etmekti. Hâlbuki hiçbir şeye sahip değilsin, yegâne sahibin Allah tır. İşte bu gerçek unutulmazsa o zaman kul olduğunun farkına varabilirsin. Farkına varılan kulluk sana unutturmaz;
    Hakkaniyete giden yönlerin, insaniyetten geçtiğini
    Yaradana şükür etmenin nihai noktasının insanlara teşekkürden geçtiğini
    Tövbe etmenin kabulünün mümkünü, insan olarak yaratılan o yüreğe özür dilemekten geçtiğini.İşte bunlar insanın ne kadar değerli olduğunu ortaya koyuyor.Hak katındaki yerinin özel olması insanlara olan davranışların ve kul hakkının geçmemesiyle orantılı
    Hayatın en sarsan yönüdür kırıklıklarımız.İnsani boyuttaki en acımasız ve en onulmaz yaralarımız.
    Yürek kırıklığı hayatın kırıklığıdır. Yüreğiniz kırıldığı an uzaklaşırsınız hayattan bu fıtratın gereğidir. En güzel bir biçimde yaratılmış kalbin hüznüdür. Kırıklığın demini yaşamak bir katre hatıra bırakır gönüllerde, bırakılan bu damla gönülleri uzaklaştırmamalı gerçek sahibinden. Çünkü ne kadar sahibine yakınsa gönül o kadar sahibi de yakındır. Biz sahibimizden kopmadıkça, sahibimiz bizden asla kopmayacaktır
    Kırılmak hakka yaklaşmaktır, kırılan nokta yenilemektir ayağa kalkmaya vesiledir.
    Bir Hacer teslimiyetiyle
    Bir Meryem sükûnetiyle, teslim olarak sukut ederek kıyamda kalabilmektir
    Kırılma noktası güçtür''Rabbim senden gelen her hayra muhtacım'' diyen Musa (as)gücü
    Kırık kalbin en iyi parçandır, kalk ve doğrul en iyi parçanı da yanına alarak, en çöl yanınla Hacer olup teslimiyete giden yolda say et.
    İçine sığmayan hüzünle, cümlelerine sığın
    Meryem sükûnetiyle susmayı dene, sukut gerekti sustum de
    Umulur ki,bu nokta arınmaya vesile olur.Arınma noktası Musanın tur-i sinası gibi,Hz.Muhammedin hirası gibi..
    Arınma noktasına götürecek asalarımızı alıp, en dik duruşumuzla ''dünde kaldı her şey yarın yeni şeyler söylemek gerek'' düşüncesiyle kıyama kalkmalı ve unutmamalı unutturmamalı neyimi?
    ''Asra andolsun ki
    Hiç şüphesiz insan hüsrandadır
    Ancak iman edip Salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler bunun dışında'' hitabını


    Ayşe Doğramacı-
#17.08.2011 11:40 0 0 0
  • ayşe dogramaca kaleminden - deneme yaıları - insana dair denemeler
    KELAMIN SESİ


    Yaratılan her şeyin emaneti yüklenmekten kaçtığı yerde, insan ben varım diyerek yüklendi, söz verdi ve sözünde duracağını yineledi, işte böyle başladı hayat serüvenimiz

    Gönderildiğimiz dünyada bir yolcu olduğumuzu unutmadan, yol almaktı amaç. Yol alırken, bu hayatta rehberimiz olacak güzellikleri sundu rabbimiz. İlk hayat kitabımız oku emri ile başladı.

    İlk emir; Yaratan Rabbinin adıyla oku!

    Cahiliyyenin dört bir yanı sardığı dönemlerden bir an

    Son günlerde hirada sevdirilen yalnızlık, oku emrini ortaya çıkardı. Hz. Peygamber tek başına emin ve bir o kadar da sıkıntılı bir dönemi hiraya sığınarak geçirirken, arz eder makama, tefekkür eder yaratılan her şeyi

    Bir çıkar yol aradığı anda ilahi emir yetişir imdada

    Oku yaratan rabbinin adıyla; Şaşkınlık içindedir, ne okuyacak, neyi okuyacaktır. "Ben okuma bilmem" diyerek şaşkınlığını dile getirir, İkinci ve üçüncü kez yinelenir emir, ümmi olan bir peygamber gerçekten neyi okuyacaktır

    Okumak; Kelimeleri yan yana dizip cümle çıkarmak değil,

    Okumak; Eline kitap alıp ezberlemek de değil,

    Oku emri birçok hikmeti bağrında barındırır, bu emir ilk önce kendini oku ey Peygamber yani kimliğini kişiliğini oku

    Yine oku derken, Kâinatı oku bin bir güzellikle yaratılan bu âlemi çöz!

    Yine oku derken, İnsanları oku

    İşte kimlik ve kişilik inşasının temeli atılıyor oku emrindeki hikmetle.

    "O insanı yaratan,

    Kerem sahibi olan,

    İnsana bilmediğini öğreten" (Alak, 96/1-3)

    Oku ki, onun yarattıklarını tanıyarak başla bu ilahi davete

    Oku ki, temeli sağlam atılsın islam medeniyetinin

    Ayetlerin içinde barındırdığı mana çok özel bu yüzdendir ki, mana okuyuşu ile okumak, oku emrinin içerdiği mana ile okumak, hayata anlam verecektir.

    Surelerdeki hikmet geniştir, hangi açıdan bakmak istersen Rabbimiz o açıyı genişletir.

    Alak suresiyle ve içinde barındırdıklarıyla ilk tevhid rahlesine oturan resul, artık yol almaya başlamıştı ve Kaleme andolsun ki diyerek devam edildi

    Kalem; kelamın anlam kazandığı yürek,

    Kalem; Kıyama kalkmak için hazırda bekleyen kılıç

    Kalem; Kayıt altına almak için olması gerekli en güzel hediyedir Rahmandan

    Oku emri ile başlanan ve devamında birçok tefekküre şayan konuları dile getiren Rabbimiz, Kalem suresiyle de artık tefekkür edilenlerin bireysel bazda hayata geçirilmesini istemektedir.

    Şu mesaj veriliyor, okuduklarını tefekkür ettiklerini kayıt altına al, hafızanda sabitle, hayata geçebilmesi için bu ilahi hükümlerin, böyle bir alt yapının olması gerek.

    Artık benlikten sıyrıl ey resul ve eğitim rahlesinden manevi aleme yolculuğa çık.

    Emir çok özel

    Ey örtüsüne bürünen,

    Gece kalk bir kısmı hariç kuranı tertil ile yavaş yavaş oku,

    İşte Müzzemmil okudun idrak ettin, idrak ettiklerini kayıt altına aldın, artık manen eğitilme zamanı

    Eğitim ibadetle başlıyor, manevi dünyayı aydınlatmakla başlıyor ve ibadetin önemi özellikle gece ile birleştiriliyor

    Neden gece; Her kes ve her şey uykudayken uyanık kalmak, uyanık kalabilmek ve artık büründüğün örtüden sıyrılmak yavaş yavaş o ilahi kelamdan yüreğe pozitif enerji yüklemek. Gündüz bayrağın dalgalanması için, geceden zafere hazırlanmak gerekti ve Peygamberimize gece ibadetiyle kimlik kazandırıldı. İslam dinini temelinde gece ibadetinin önemi ve yeri çok önemlidir. Değer görmek istersen değer vereceksin, ağır ağır kelamı yüreğe ilham edeceksin.

    Ve namazınla kimlik kazanacaksın Müzzemmil'in hayata geçmesi çok önemli Müzzemmil'i olmayanlar Müddessir'le tanışamaz

    Eğitim rahlesinden manen olgunlaşıp geçmeden kemale ermeden paylaşım gerçekleşmez.

    Bunun için Peygamber'e (s.a.v.) Müzzemmil'le hayat bulduktan sonra Müddessir'le ilk tebliğ hareketi bildirilerek, paylaşma sürecinin nasıl gerçekleşeceği öğretilmiştir

    Ey örtüsüne bürünen,

    Kalk ve uyar,

    Rabbini artık büyüklükle an

    Kalk ve uyar! Muazzam bir hitap,

    Oku emri ile kalk ve uyar emri arasında üç yıl gibi bir zaman dilimi geçmiştir. En yakın akrabalarını uyar ayetiyle de artık paylaşım gerçekleşmiştir. İslami tebliğin arkasındaki sır budur işte. Eğitim ve manen olgunlaşmak

    Yarabbi oku emrin ile tefekkür dünyamızı güzelliklere aç, kalem ile kelamını yazma ve hıfzetme gücü ver Müzzemmil'le manen doyuma ulaştırarak, Müddessir'e paylaşma alanı ver yüreklerimize

    Senin kelamını anlatmak, bu acize düşmez sadece bir nebze hatırlatmaktır, tefekkür eden dünyalara bir nebze farklı bir bakış açısı sunmaktır.

    Ayşe Doğramacı







#17.08.2011 11:41 0 0 0
  • Yüklemsiz Özneler


    Yüreğimin satır aralarında gezinirken harf harf takılıyorum,bana yakın olan kelimelere tutunuyorum ve yazıyorum eksik ifadelerimle yüklemsiz tümcelerimle
    Bir yazarın mısralarına takılıyorum ve bence yorumlamaya çalışıyorum.

    "Kimi zaman yakınındaki uzağın uzağındaki yakınındır hayatta"
    Hayat ne garip değilmi?bazen yanıbaşınızda benden dediğiniz insanların gerçekte ne kadar uzak olduklarını zaman geçince farkediyorsunuz. O zaman geçmeden farkına varmak mümkün olmuyor.Ama uzak dediğiniz bir yüreğin, her an sizinle olduğunu hissetmek ve bunun farkına varmak uzaklığı yakın kılar.
    O halde farkına varmak gerek, uzak ve yakın manalarının gerçekteki yansıması ile tutunmalı hayata.
    Görmediğimiz ve uzak dediğimiz yaratıcının varlığını hissetmek çokta zor değil, ki farkı farkettiren de o Yaratıcının gücü.
    Uzakları yakın kılan ve yakınları uzak eden O gücü her daim anmalı vesselam.

    Satır aralarında gezinmeye devam, kalemim ne kadar titrek ve yüreğim ne kadar yorgun yine bir cümle takılıyor dilime.
    "Yanlızlığı yanlızlıkla paylaşmak"
    Yalnızlık; kül rengi akşamlarda, sessiz bir seda
    Yalnızlık; Leylin Lal suskunluğu
    Hep leyl suskunluğunda hissedersin yalnız olduğunu ve yalnız kaldığını
    Herşey uykuda, herşey kendine göre yalnız. Gece karanlığıyla yalnız seyrederken, her şey kendi içine çekiliyor işte yalnızsın herkesin ve her şeyin yalnızlığıyla. Aslında bu duygu seni anlamlı kılıyor Sen ve O kalıyor bu yalnızlıkta. Tek bir kuvvet seni görüyor ve diyorsun ki, yalnızlığı yalnızlıkla paylaşıyorum ve ben şu an da tekim ve beni görende tek ve yalnızlık daha bir anlam kazanıyor bedende
    Esasında yalnız doğduk ve son nefesimizde de yalnız olarak veda edeceğiz. Yalnızız her daim. Bizi saran bu yalnızlıkta tek hakim olana uzatmalı elimizi ve yalnızlığı sevdirene şükretmeliyiz

    Ve vakit ikindi, bir gün bitiminde kelama değer bir söz raksediyor yürekte, söz sahibini anarak
    "Her diriliş bir ölüm değil midir?"
    Dirilmek ve ölüm, oysa ölümün soğuk nefesi ayırmak ve yok etmek için yer etmişti benliklerde
    Ölümünde bir diriliş olacağını, her dirilişin bir vuslat getireceğini hatırlatıyor bu satırlar bana..
    Dirilmek; yenilenmektir,
    Dirilmek; hayat bulmaktır,
    Dirilmek; vuslata ermektir,
    Ve dirilmek ölümdür,
    Sonsuza açılan penceredir
    Dirilmelerimizin diri kalması ve Ölümlerimizin vuslat olması nidasıyla


    Ayşe Doğramacı

#17.08.2011 11:51 0 0 0
  • hayata anlam katan yazılar - yusuf suresi meali - yusuf dedigim
    Elif Lam Ra

    Her şey bir rüya ile başlar. Secde, on bir yıldız, güneş ve ay. Yüreğe işlenen dokunaklı bir rüya. Bir kader çizgisinin başlangıç ve sonunu belirleyen.

    Elif; dik duruş ve masumiyetin, ödün vermemenin adı ise Yusuf...

    Lam; koruyup kollamanın, sevmenin ise Yakup ve Züleyha'dır sembolü.

    Ra; kuyu, zindan ve diğerleri...



    Yakub'un suskunluğu, sabrı ve bekleyişi; hüznüyle "uyanıkları" uyandırmadan Yusuf'a uyarıcı olur sözleri .''Bu rüyayı kardeşlerine sakın anlatma''1 İçinde bulunduğu rüyanın gerçekliğine dikkat çeker. Farkına varamayanların farkına varmalarına kadar bir şey yapmaz bekler ''Artık bana düşen hakkıyla sabretmektir '' 2 der ve susar Allah'a güven vekil olarak Allah yeter'' 3 ayetinin canlı örneği Yakup tevekkül edip bekler

    İlk imtihanın basamak noktası kuyu, kuyunun masum annesiz ve çocuğu Yusuf

    Kuyu, Yusuf'u seyredip, ağlayarak Rabbine niyaz ederken, Yusuf; su kuyusunda susamakta...
    Ve bir destan böylece başlamakta..

    Sır kuyularda gizliydi

    Kuyu ve Yusuf

    Kuyularımız ve biz

    Kuyularda imtihan sunulurken Rabbe diğer tarafta gömleğe yalancı kandamlaları düşer. Sessizliğe ses, suskunluğa sukuttur gömlek. Kuyu imtihanından geçerken yüreğim zindanlara takılır bedenim. Sultan olmak kolay değildi imtihanın basamakları ağırlaştıkça, Yusuf 'un değeri artmakta. Sabrın zirveleri masumiyetle buluşmakta

    Ey nefsinin mağduru, sevdanın mağruru Züleyha! Zindana atılan günahsız Yusuf'u katleden aşk kadını. Çaresizliğin yenilmişliğin acısıyla yazılmak adına bir günah daha. Züleyha lar adına ilk kurban atılır zindana

    Şimdilerde züleyhalar yetemiyor aşka, kuyularda kalıyor Yusuf i sabırlar

    Zindan ve Yusuf arınma noktası

    Zindanlarımız ve arınma noktalarımız Araf ta yüreğim Ar ve Af arasında gelgitler makamında. Züleyha'da takıldı bakışlarım. Yusuf i bir aşka yol aldı kelamlarım.

    Duruşu sağlam kelamı emin Yusuf;

    Zindan, uykusundaki uyanıklığa alamet oldu rüyalar yorum eder ve yol gösterir. Uyanış ve diriliştir zindan aşka, hakkı her gelene haykırıştır, onurdur beklemek ve sabretmektir.

    Ne kardeşleri ne kervan nede sevgi imtihanına maruz kaldığı Züleyha ve zindana atılmasına göz yuman aziz'in gıyabında, hiçbir zaman konuşmaz. Sözsüz dersler vardır Yusuf ta. Ta ilk başta kardeşlerinin yaptıklarından başlayıp başına gelenleri anlatmış olsaydı belkide hak verilecekti. Kime ne söylenmesi gerekiyorsa yüzlerine konuştu

    Sultanlığa giden yolda imtihan basamakları bitmedi aşkın hesap edilemeyen ama tamda isabet ettiği hali yaşadı. Ayrılığın en acısını Yakup ve Bünyamin'in hasretiyle tattırıldı. Yıllar geçse de yapılan haksızlığın ortaya çıkmasında aklandı yüreği. Yusuf yüzlü olmanın bedeli ağırdı ve yolu Yusuf sözlü olmaktan geçmekteydi.

    Güzelin olmak istersen, o güzele layık bir tane olmalısın ''Biz metaımızı kimde bulursak onu alırız''4 Tuzak ki içinde hakkı taşıyan hasreti vuslata erdiren bünyamin ve masum Yusuf Yakub a bir heyecan daha ve son noktadır vuslata ''Ben kederimi ve hüznümü yalnızca Allah'a söylerim ''5 Allah'la söyleşmenin mükâfatı, hüznü Allah'la paylaşmanın cevabıdır Yusuf Yakuba

    Af etmek ve bağışlamak belki de finaldi bu sözler''Bugün sizi ayıplama yok. Allah sizi afetsin. O merhametlilerin en merhametlisidir.''6

    1.Yusuf suresi 5

    2.Yusuf suresi 18

    3- Ahzab suresi 3

    4-Yusuf suresi 79

    5- Yusuf suresi 86

    6-.Yusuf suresi 92
#21.08.2011 09:27 0 0 0
  • teshekkur hepsini diyil de bazilarini beyendim
#22.08.2011 20:00 0 0 0
  • GÖZLERİNE SAĞLIK OLSUN
#19.07.2012 08:35 0 0 0
  • ey aşkı can - ayşe dogramacı yazıları - gteze yazıları - suskun yazılar

    Avare bir yüreğin içinden büyük bir elem dökülür satırlarıma,sızlatan bir kelamın omuzuna başımı yaslarım
    ibrahimi bir ateşin nefesinden,meryem sukunetiyle sevda ülkesine sözler dizerim
    Yüreğimin en temiz sayfasını ararım seni yazmak adına
    Gecenin karanlığına mumun titrek alevi yansımasıyla,sevdamın rengini boyarım kelamıma
    Mora bürünen titrek ifadelerle tükenen mürekkebime aşkımı yükleyerek mum alevi kesilirim
    Anlatamam yetiremem,dizemem cümlelerimi ardı ardına
    Canıma derman derim,ey aşkı can!
    Kapanmayan yürek yaralarıma merhem olurmusun diyecek olurum diyemem
    Yutkunurum yutarım cümlelerimi,rakseden bir hüseyni makamı eşliğinde sürgün olurum mısralarıma
    Cümleler boynu bükük ,kelimeler kifayetsiz kalırken utangaç kılar sevdan beni
    Sen sustukça yüreklenmeyecek harflerim ,devrik cümlelerim üşüyecek, düşüncelerim gevezeyken dilim LaL olacak
    Vav sukunetiyle
    Elif dikduruşuyla
    Mim olup eğiliyorum,
    Açılan yaralarıma zaman ve dua sürerek bekliyorum
    Canıma derman derim
    Ey aşkı can
    Can

    Ayşe Doğramacı

#19.07.2012 08:39 0 0 0
  • suskun yazılar - körpe kalem yazarları - ayşe dogramacı kaleminden

    KUTLU MİSAFİR

    Issız ve sıcak bir çöl
    Rabbe teslim bir yürek
    Gizlice ağlayarak Filistin'den çıkıp Hicaza kadar yürümenin canlı örneği
    Bizi kimlere emanet ediyorsun derken,yalnız
    Ama Allah'a emanet edildiğini kabul eden bir yürek
    Ve Tevekkül belkide ,bir susuş bin diriliş.
    Mutmain olan bir kalp
    Issız çölde şehir kuran,
    Dünyanın merkezini gözyaşıyla yoğuran
    Onun adı anılınca orda durulan,
    Ve ondan bizlere emanet kalan
    Koşuyor ondan koşup yine O'na
    Umudun bittiği yerde
    Ve artık aşkın kollarına bırakıyor kendini
    Ama sabırla, yedi kez gidip geliyor
    Ve her şeye rağmen kendine düşeni yapıyor
    Ve beklenen gerçekleşiyor
    Hacetine cevap veriliyor
    Ve bir ses;
    Mağdur bırakılmayacaksın
    O'na emanetsin demişti...
    Safa ve Merve arası saysın
    Korku ve ümit arasındaki bağsın
    Hem tevekkül hem telaş içinde
    Yürekteki hacetlere cevap aramaktayız
    Safa ve Merve ...
    Dünya hayatının ikiliği belki de
    Hem ötelere sevdalı olmanın, hem de buralarda kalmanın ikilemi
    Sanki kalplerimiz yedi kez iki sevda arasında gidip geliyor
    Ve sonunda Hacetine cevap
    Zemzem...
    Sebeplerin sustuğu yerde çare
    Mütevekkil kalbe damlayan abı hayat
    İbrahim'den ayrılmanın verdiği teselli
    Ve İsmail'in acziyeti karşısında rahmet müjdecisi ;
    İç:
    İçki yangından kurtulasın...
    İbrahim'i bir duruşun,
    İsmail'i bir teslimiyetin
    Gerçek kahramanı Hacer ,
    Rabbinin en özel mekanın da ağırlanan kutlu misafir,
    Hac erler olma yolundaki körpe yüreklere...

    Ayşe Doğramacı

#19.07.2012 08:53 0 0 0