Kandil'e hava harekatı

Son güncelleme: 18.08.2011 03:02
  • Hakkari Çukurca'da 12 şehit sonrası Türk savaş uçakları Kandil ve Zap bölgelerini
    bombalıyor.
    noimage
    Diyarbakır 2'inci Hava Kuvvet Komutanlığı 8'inci Ana Jet Üssü'nden bu akşam ard arda F-16 savaş uçakları havalandı.Jetlerin, sınırı geçerek terör örgütü PKK'nın Kuzey Irak'ta bulunan kamplarını bombaladığı ileri sürüldü. Ancak, resmi makamlar henüz PKK kamplarının bombalandığını doğrulamadı.

    Diyarbakır'da 2'inci Hava Kuvvet Komutanlığı 8'inci Ana Jet Üssü'nde bugün son ayların en yoğun hava hareketliliği yaşandı. Öğleden sonra başlayan haraketlilik saat 20.30 sıralarında en üst seviyeye ulaştı. Üsten ard arda havalanan yaklaşık 10 F-16 savaş uçağı Irak sınırına doğru yöneldi. Uçakların kalkışından bir süre sonra Hakkari'nin Irak sınırda bulunan Çukurca, Şemdinli ile Yüksekova ilçeleri semalarında da yoğun uçak hareketliği görüldü. Uçakların Irak sınırının sıfır noktasına gittikleri gözlemlendi.

    KAMPLAR BOMBALANDI İDDİASI

    Diyarbakır'dan kalkan jetlerin PKK'nın Kuzey Irak'ta bulunan kamplarını bombaladığı iddia edildi. PKK'ya yakın internet siteleri uçakların başta Kandil Dağı olmak üzere, Türkiye-İran sınırındaki Hinere, Türkiye sınırına yakın olan Zap, Hakurk kamplarını bombaladığını duyurdu.

    Jetlerin, Kuzey Irak'taki kamplarını bombadığı iddiaları, henüz resmi makamlar tarafından doğrulanmadı.





    Bu bombardımanda bir ilk gerçekleşiyor

    PKK kamplarına saat 21.00'de başlayan hava operasyonu Türkiye tarihinde, kullanılan malzemeler bakımından bir ilk olduğu bildirildi. Operasyona 15 savaş uçağı katılıyor.

    Türk ordusu ilk kez, ABD'nin Pakistan'daki El Kaide kamplarını bombalamada kullandığı 'ağıre bombardıman' malzemelerini kullanıyor.

    Günlerdir Diyarbakır'daki askeri üsse bu malzemeler yığılıyordu.

    Bombardımanın gece boyunca ve gündüz saatlerinde de süreceği iddia ediliyor. Bombardıman, sadece kamplara değil, gençlik örgütlemesinin yapıldığı yerleşim yerlerine de yapılıyor.

    Haber kanallarına bağlanan emekli askerler ve uzmanlar, bu türden büyük bir operasyonun PKK'ya 3-4 yıla malolacağını bu süre içinde toparlanmasının hayli zor olacağı görüşünde bulundular. (SABAH)
    http://gundem.milliyet.com.tr/kandil-e-hava-harekati/gundem/gundemdetay/17.08.2011/1428177/default.htm
#17.08.2011 23:04 0 0 0
  • 23-07-2006 tarihinde yayınlanan Yılmaz Özdil in KANDİL YAZISI(ARŞİV)

    Kandil...

    Bugünlerde moda...
    "Kandil Dağı'na gidelim."
    "Taş üstünde taş bırakmayalım."
    Hadi gidelim...


    Hakkari'ye ver sırtını, elini gözüne siper et, güneye doğru, taaaa uzağa bak...
    İşte o zirvesi karlı dağ, Kandil.
    Yarısı İran'da, yarısı Irak'ta.
    İran-Irak sınırı, tam ortadan böler dağı.


    (Buraya bir parantez açalım... Hani bizim gazeteler 'İran, Kandil'i bizden önce vurdu' diye yazıp, millete gaz veriyor ya... Kandil dediğin İran'ın toprağı... Yani bizim Cudi'yi bombalamamız gibi bir şey. Ama gazeteler öyle bir yazıyor ki, zannedersin, adamlar bizim giremediğimiz Irak'a girdi. Halbuki, haritaya baksa, görecek Kandil nerede. Neyse... Devam edelim.)


    Kandil'in Türkiye'ye en yakın noktası, 89.5 kilometre... Ama kuşsan... Çünkü kuş uçuşu bu kadar. Karadan, 100 kilometre falan. Tabii asfalt değil. Bildiğin arazi... Taşlık maşlık... Nişantaşı barlarında "trekking" tabir edilen, doğa yürüyüşünü yapamazsın. Zırhlı lazım.
    Geldin mi Kandil'e? Geldin...
    Farzedelim, günlerdir borazan çalmana rağmen, PKK'lılar "armut gibi" seni bekliyor. Dağı sarman lazım. Coğrafya gereği, beşgen şeklinde sarman lazım. Ama unutmamak da lazım. Beşgenin üç bacağı İran tarafında... Yani, ya İran'a da gireceksin, ya da İran'dan rica edeceksin, hatırımız için o tarafı tutacak ki, teröristler kaçmasın... Irak tarafında tutman gereken mesafe, 300 kilometre uzunluğunda...
    Diz bakayım askerleri yan yana, 300 kilometreye kaç tane yerleştirmen lazım?
    Toplam, kontrol altında tutman gereken alan ise, 3 bin 377 kilometrekarecik...
    Türkçesi şu:
    İstanbul 5.712 kilometrekare...
    Kocaeli 3.505 kilometrekare.
    Marmaris 866 kilometrekare.
    Yap hesabını...
    Belçika'nın 9'da 1'i...
    Malta'nın 10 katı.
    Sardın mı Kandil'i? Sardın.
    Asıl hedef, dağın vadisi. Oradalar çünkü... Uzunluğu 13.5, genişliği 4.5 kilometre... Öyle her yerinden giremezsin vadiye... Ağzı güneye bakıyor. Kuzey tarafı sarp... Yani, girebilmek için güneyine kadar inmen lazım.
    İndin güneye. Çık bakalım yokuşu...
    Çünkü vadi, 1.219 metre yüksekte... Bütün bu yolun mayınlarla dolu olduğunu söylemeye gerek yok tabii... Çıktın mı yokuşu? Çıktın... Elini kolunu sallaya sallaya giremezsin. Sırtlarda SA-7 füzeleri, uçaksavar ve makineli tüfek yuvaları var. Ne yapacaksın? Önce tepeleri tutacaksın. Tepe dediğin, 2.670 metre...
    Şimdi diyeceksiniz ki, "madem öyle, uçaklarla vuralım..."
    Vuralım.
    En yakın hava üssün, 456 kilometre uzakta. Bu 456 kilometre üzerinde, Kandil'e kadar, 9 tane PKK kampı ve yüzlerce gözcü olduğunu düşünürsek, uçakların sessiz sedasız gelebilmesi imkansız. Haber verirler... Ama yine farzedelim ki, PKK'lılar "armut gibi" bekliyor. Geldi uçaklar... Demiştim, Kuzey'den dalamazlar vadiye. Güneye inip, öyle yukarı çıkacaklar... Ama vadi dediğin, uçak pisti değil. 8 defa zikzak yapıyor dağın içinde... E uçak bu... Yılan değil. Kısa mesafede kıvrıla kıvrıla gidemez. Yani, anca nokta atışları yapabilirsin. Ama vadi, yüzlerce mağarayla dolu. Bombalar, önüne düşer, içeri girmez. Yani sonuç vermez. Yani, mecbursun komando getirmeye... Bu da, kaba hesap, 100 bin asker falan eder.


    Mevsimin yaz olduğunu... Gidip dönmenin en az 6 ay süreceğini... 6 ay sonra 2 metre kar olacağını... Amerikan teçhizatlarıyla donatılan Barzani ve Talabani güçlerinin PKK'ya yardım edeceğini... Kandil'in eteklerinde Erbil ve Süleymaniye kentlerinin olduğunu... Binlerce köy ve mezra olduğunu... PKK'nın çoktan buralara sığınmış olabileceğini... Bu denli geniş araziye yapılacak operasyonun, "sınır ötesi operasyon" değil, "topyekün savaş" anlamına geleceğini... Düşünürsek.
    Kandil dediğin hemen şurası...

    http://arsiv.sabah.com.tr/2006/07/23/ozdil.html
#17.08.2011 23:25 0 0 0
  • Artık yılmaz özdilin yayınlamış olduğu bu "kandil" mesajı ile ilgili olarak yapılacak tek şey kalıyor geriye.
    Kandile "selama durmak"..
    Öylemi..
    birkaç ay içinde "20bin "yada üzeri şehid vererek Kandile girmek mümkün gibi görünüyor..
    Sonuç alınırmı peki?..Garantisi yok!
    Peki "_hükümet terörü bitirmek istemiyor" "terörle mücadele etmiyor" diyen ŞEREFSİZLERİN ZORU NE?
#17.08.2011 23:55 0 0 0
  • Türkiye ilk defa ağır bombardıman malzemesi kullanıyor ve eğitim kampları da hedefte
    Türk jetlerinin Kandil'e düzenlediği hava harekatının detaylarını Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Yiğit Bulut aktardı.
    noimage Video için tıklayınız...
    "Bombalanan yerleri sayarsak Dahok, Avaşin, Zap, Hakurk, Kandil ve Hinekan bölgeleri. Bu bölge bir çizgi şeklinde uzanan bir bölge. Üç ülkenin sınırlarının birleştiği yerde. Kandil uzantısı olarak anılan bölgeden içeriye doğru giden yaygın bir şekilde PKK kamplarının bulunduğu bölgeyi kapsyırop. 12 savaş uçağı bombardımana katılıyor gibi görünüyor ama aslında 12 artı 12 savaş uçağı kullanılıyor. Bir 12'lik bölüm bombardımanı yapıyor sonraki 12 devam ediyor. Önümüzdeki saatlerde de bombardımanın devam edeceğine dair bilgi var.

    AĞIR BOMBARDIMAN
    2003'ten itibaren AB'nin isteğiyle PKK unsurlarına karşı hava operasyonunda kullanılan malzemeden çok farklı bir malzeme kullanılıyopr. Bugün Başbakan'ın yaptığı konuşmadan da bunu çıkartabaliriz. Ağır bombardıman malzemesi kullanılıyor. ABD'nin Afganistan'da yapmış olduğu ve bugüne kadar Türkiye ve ABD haricinde kullanılmayan malzeme kullanılıyor. Bu çok önemli bir detay. Bu malzemenin günlerden beri Diyarbakır'a depolandığı ve bu bombardımanın önümüzdeki günlerde de devam edeceğine dair bilgiler var.

    STRATEJİ DEĞİŞİKLİĞİ
    Sadece PKK kamplarına değil, örgütün bölgedeki gençlik kampları olarak adlandırdığı, teröristleri eğittiği kamplar da bombardıman altında. Bugüne kadar onlara operasyon yapılmamıştı. Bu Türkiye'nin nasıl bir strateji değişikliğine giittğini de ortaya koyuyor.

    Dahok, Havaşin, Zap, Hakurk ve Kandil'in aynı anda vurulmuş olması ve Türk toprakları içinde üç noktanın vurulduğu, bunların açıklanmadığını söyleyelim. Bu kampların özeliklerine baktığımızda örgüte yeni unsurlar sağlayan yerlerin vurulduğunu söyleyebilirz.

    BOMBARDIMAN DEVAM EDECEK
    Dünya üzerinde gece ağır bombardıman yapabilen üç dört ülkeden biri Türkiye, havada kesintisiz yakıt ikmali de yapabilen bir ordu. Bombardıman siyasi otoritenin izin verdiği sürece devam edecek."


    kaynak



    Acaba Yılmaz Özdil hayatında doğuya gitmiş mi ki
    köşesinden yazmak bu kadar kolay ama o cehenneme girmiş mi ki
    eski yazıyada gerek yok kendileri zaten yarın yine elinde kahveyle birlikte köşesinden benzer şeyler yazar

#18.08.2011 00:22 0 0 0
  • gamlı
    "Reçeteniz olduğunu neden daha önce söylemediniz!"

    https://www.main-board.com/fikralar/573661-recete.html

    Acaba Yılmaz Özdil hayatında doğuya gitmiş mi ki
    köşesinden yazmak bu kadar kolay ama o cehenneme girmiş mi ki
    eski yazıyada gerek yok kendileri zaten yarın yine elinde kahveyle birlikte köşesinden benzer şeyler yazar

    yılmazı bilmemde sen birkaç kere yiğit bulutla gitmişsin herhalde
    yiğite bu kadar kefil olduğuna göre

    köşesinden yazmak bu kadar kolay ama o cehenneme girmiş mi ki
    kaç tertip askerliğini güneydoğuda yaptın kaç operasyona katıldın cehenemi gördün
#18.08.2011 00:36 0 0 0
  • ben öyle bişey dediğimi hatırlamıyorum ama anlaşılan siz pek eminsiniz :D
    siz ama yılmaz özdile pek bi kefilsiniz :)
    ben kimseye kefil olmam
    yalnız bir fark var yiğit bulut köşesinden değil bölgeden anlatmış durumu gördüklerini videodan izlerseniz açıklayıcı olur sanırım
    bana gerek yok merak etmeyin şu an o cehennemde akrabam bulunuyor ailesi burada o hudutta belki hudutun ötesindedir şuan
    yeterli sanırım bu cevapta size
#18.08.2011 00:39 0 0 0
  • benim anlamadığım neden bu kadar tepki
    adam kandilin enini boyunu arazının zorlu bir cografyada olduğunu anlatmış
    yalan yazmışsa fikrinizi söyleyin arazi şöyledir böyledir
    kandil hakında biliklerinizi paylaşın bende eyvallah diyeyim
#18.08.2011 00:59 0 0 0
  • size bişeyim yok benim olamazda
    yılmaz özdilin köşesinden yazdıklarına ahkam kesmesine söylediklerim
    ve 2006 ya gerek yok diyorum yarın yine buna benzer bir yazısı muhakkak olur diyorum bu kadar :)
    hükümete dokundararak hemde
    o sizin işinize daha çok yarardı
#18.08.2011 01:03 0 0 0
  • Proje şehit vere vere yürüyor
    Terörle mücadelenin başladığı günleri düşünüyoruz, ne kadar da umutluyduk, çok büyük devlet adamlarının nutuklarını dinledikçe ne kadar heyecanlanıyorduk, hele hele "bu iş benim işim!" diye koskoslananları ciddiye aldıkça...
    Baktık, her şey lafta kalıyor, akan kanın yerde kaldığı gibi. Her şehit cenazesini "şehitler ölmez, vatan bölünmez!" diye uğurladığımızdan beri.
    Bir de "terörle bir yere varılmaz" palavrası yok mu?
    Terörle bir yere varılmazmış...
    Öyle sanın!
    Ha, bir de, önce "Kürt sorunu!" diye başlayıp, sonunda "Milli birlik ve kardeşlik projesine" dönen fiyasko yok mu?
    * * *
    Hem de ne ne fiyasko!
    Habur sınır kapısının taşları şahittir.
    Adamlar giyinip kuşanıp gelmiş, sınır kapısında "geçici mahkeme" kurulmuş, "pişmanız!" deseler proje yürüyecek ama, adamlar "bizi buraya Apo gönderdi!" diyor başka laf etmiyorlar.
    * * *
    Oysa ne hazırlıklar yapılmıştı, her kesimden "malumlar" bir araya getirilmiş, milli birlik ve kardeşlik projesi uygulamaya konmuştu.
    Daha doğrusu öyle sanıyorlardı
    İşin başında da İçişleri Bakanı Prof. Beşir Atalay vardı.
    Beşir Atalay, saygın bir bilim adamıydı, ondan çok umutluydular.
    Her umut yeşermez ki!
    Sayın Bakan ne bekliyordu ne çıktı?
    Habur'a gelenleri bıraksalar, Ankara'ya kadar yürüyüp Çankaya Köşkü'ne çıkacaklardı, gaflet uykusundan çabuk uyanıldı.
    Lakin Beşir Atalay projesinden vazgeçilmedi.
    Geçen gün gazetelerin sayfalarında kayboldu, bir lafı vardı:
    "Milli birlik ve kardeşlik projemiz bütün bu kışkırtıcı eylemlere rağmen devam edecektir."
    * * *
    Sayın Atalay bu lafı söylediği gün üç şehit vermiştik.
    "Şehitlik" sanki otomatiğe bağlandı, bir gün asker, bir gün jandarma, bir gün astsubay, bir gün subay!
    Milli Birlik ve kardeşlik projemiz yürüyor...
    Böyle mi?
    * * *
    Şehitlerden Onbaşı Onur Karakuş bakın ölmeden birkaç saat önce facebook'taki sayfasında neler yazmış:
    "Burası ne cennet ne harikalar dünyası. Burası insanların sustuğu, mermilerin konuştuğu, güllerin yerine barutun koktuğu, ırmakların yerine kanların aktığı, kuşların uçmaya, kurtların yaşamaya korktuğu Gabar dağlarının tam ortası. Şırnak Beytüşşebap'tır burası. Batıda şafak sayanların değil tezkereye bir gün kala şehit olanların yeri."
    Milli Birlik ve Kardeşlik projesini şehit Onbaşı Onur Karakuş'a ithaf edelim bari, "Bu projeyi anlayamadan, bunları yazdılar ve şehit oldular" diyor.
    * * *
    Sayın Başbakan, hiç olmazsa bir tarih veriyor, yüreklere su serpiyor:
    "Sabırla bu işi başaracağız. Bu mübarek ramazan gecesinde, ramazana hürmeten biz şu anda sabrediyoruz. Ramazanın bitiminden sonra bilesiniz ki bu ülkede barışın miladı bu barışın ayı ile beraber, bu dayanışma ayı ile birlikte çok daha farklı olacak."
    Bekleyelim, hiç olmazsa gün veriyor, buna da şükür.
    Öncekiler, kahve falına bakar gibiydiler:
    "Üç gün mü desem, üç ay mı desem, üç yıl mı desem..

    HASAN PULUR...
#18.08.2011 03:02 0 0 0