Abdurrahman bin Avf'ın (r.a.) oğlu İbrahim (r.a.) anlatıyor: Oruçlu bulunduğu bir gün babamın önüne bir iftar sofrası getirilmişti. Babam mükellef sofrasına şöyle bakıp dedi ki:
„Mus'ab bin Umeyr (r.a.) Uhud günü şehit edildi. Halbuki Mus'ab benden çok hayırlı idi. Bu mübarek şehid kefen yerine bir kaftana sarılmıştı ki, bununla başı örtülse ayakları açılıyor, ayakları örtülse başı açılıyordu.
Yine Uhud'da Hamza (r.a.) da şehit edildi. O da benden hayırlı idi. Onu da kefenleyecek bir hırkadan başka bir şey bulunamadı.
Onlar böyle, dünya nimetlerine itibar etmeden zühd içinde yaşayıp Allâhü Teâlâ'ya kavuştuktan sonra dünyanın bunca nimetleri karşıma seriliyor. Âhiret için kazandığımız sevaplarımızın bize dünyada verilmiş olmasından korkuyorum." Deyip ağlamaya başladı, hatta iftar yemeğini de yemedi."