bir karış toprak vermeyiz - büyük taarruz - seksen dokuzuncu zafer yürüyüşü
Büyük Taarruz'un 89. yıldönümü etkinlikleri kapsamında düzenlenen 14 kilometrelik Zafer Yürüyüşü, Afyonkarahisar'a bağlı Şuhut ilçesinin Çakırözü köyünden başladı. Yürüyüş öncesinde konuşan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, bayram sonrasında terörle mücadelede daha etkin bir çalışma yapılacağını söyledi. Eroğlu, "İstiklal, Cumhuriyet kolay kazanılmadı. Çok şehit verdik, ruhları şad olsun. Onlara minnet ve şükran borçluyuz. Biz bütün nesillerimize bu destanı anlatmalıyız" dedi.
"Milletimizde birlik, beraberlik ve kardeşlik var" diyen Eroğlu, bölücü terör konusunda ne yapılması gerekiyorsa onun yapılacağını, teröristlerin inlerine kadar kovalanacağını belirtti. Eroğlu, "Geçtiğimiz Bakanlar Kurulu toplantısında da bu konu masaya yatırıldı. Ele alındı saatlerce. Şiddetle bu mücadele devam edecektir. Gerektiğinde sınır ötesi operasyonlar yapılarak inlerinde vurulacaktır. Göreceksiniz ki Ramazan Bayramı sonrasında da daha ciddi çalışmalar yapılacaktır. Şunu kimse unutmasın, bu topraklardan biri karış dahi vermeyiz" diye konuştu. 74 milyon vatandaşın tek yürek olduğunu anlatan Eroğlu, "Ne yapılması gerekiyorsa onu yapmaya hazırız. Bu devlet ilelebet payidar olacaktır" şeklinde konuştu.
verilen toprak değil özelleştirme oluyor toprak vermek vatanın bölünmesi demek örneğin kürdistan veya baska bi ülkenin bu topraklari istila etmesi demek bu yerler satildi diye ülke bölünecek diye korku duymaniz yersiz bu vatani çanakkalede dünya bölemedi,3 5 çabulcu hiç bölemez içiniz rahat olsun...
Ülke satıldı , elden gitti... diyenlere güzel bir açıklama ....
Bastan sona kadar okumanizi tavsiye ederim...
İktisadi açıdan bakıldığında kurumlar 3 ana başlıkta incelenir.
a) kamu kurumları ( kar amacları olmaz )
b) özel kurumlar ( kar amacı vardır )
c) karma kurumlar ( kamu kurumları için çalışırlar , kar çok yüksek olmadığı halde vardır)
Özelleştirilen kurumların tamamı Kamu kurumlarıdır. Kamu kurumlarının özelleştirilmiş olmasının sebepleri çeşitlidir.
i) Devleti zarara uğratan kurumlardan gelir elde etmek
ii) Halka ucuzluğu getirebilecek durumların söz konusu olması
iii) İştiraklerin ve Teşviklerin arttırımını sağlamak
- istihdam açısından
- yatırım açısından
- ekonomik büyüme açısından
- hizmet sektörü açısından
Biz şu anda bir kurum neden özelleştirilir ve özelleştirmelerin getirileri nelerdir buna bakacağız.
Özelleştirme : Devletin bir kurumunu bir özel gruba yada sektöre belli bir süreliğine yada uzun vadeli olarak satması/kiralaması olarak adlandırılabilir.Eğer kurum büyük çapta ve ulusal hizmet düzeyinde ise bu kurum özelleştirilse dahi kanunlarla (bknz:Özelleştirme yasaları) devletin bu kuruma bir olumsuzluk durumunda müdahele etme yetkisi daima vardır.Olağanüstü durumlarda (Savaş vb) Devlet bu kurumu kendi bünyesine geri çekebilir.
Örneğin Türk Telekom neden özelleştirilmiştir ?
i) Kurum Devlet bünyesinde olduğu sürece işleyişi kamu mantığı ile olmakla yükümlüdür.Kamu kurumları özel kurumlarla rekabet konusunda caba sarfedemezler.Reklam , kampanya vb. etkinliklere giremezler.Özel kurum mantığı ile hareket edemezler hal böyle olunca bu kamu kurumunun geliri ve masrafları dengeli olmasa bile devlet bu kurumu idame etmeye ve zarar ediyor olsa bile bunu devam ettirmeye zorunludur.Kamu kurumlarında sendikal haklar,iş süresi,devlet güvencesi,kadrolu çalışan olma gibi sebeplerden personel tam verimle çalışmaz.buda kurumu zarara uğratan sebeplerden birisidir.Teknoloji açısından sürekli yenilenme noktasında dünya üzerinde hiçbir kamu kurumunun modernizasyonu(ordular hariç)özel kurum kadar hızlı olamamaktadır.Çünkü bir devlet kurumuna yüklü bir ödenek ayrılması diğer kurumlarda kısıntıya gidilmesi,bütçenin sarsılması vb. gibi şeylere yol açabilecektir.
Ancak özel kurumlar tam anlamıyla kar amacıyla hareket ettikleri için her olumsuzluğu aşmak ve kara giden yolda tam performans göstermek isteyeceklerdir.Telekomun özelleştirilmesine önce çalışanları karşı çıkmıştı bunun sebebi sizce Telekomun özele geçiyor olması ve o kişilerin aşırı devlet sevdalısı olmasımıydı ? Telekom üst yönetimi çalışan çıkartılmayacağına ve maaşlarda bir negativist hareket olmayacağı teminatını yazılı ve sözlü verdiği halde bu kişiler karşı çıkmışlardı.Neydi asıl karşı çıktıkları söyleyelim. Devlet sektöründe 8 saat mesai vardı ancak bunun 3-4 saati çalışmak geri kalanı lay lay ile geçerken artık özel sektörde 8 saatin tamamını çalışarak geçirmeleri söz konusuydu.Buda rahatımız bozulacak düşüncesi ile onları rahatsız etmişti.
Telekomun özelleştirilmesine sivil tepki verenlerin çoğu ülkenin en önemli kurumu savaş vb. durumlarda en lazım olan kurum bizzat yabancılara teslim edilmiştir vaveylası ile ortalığı ayaklandırmaktaydılar. ancak özelleştirme yasalarında belirtilmiştirki devlet olaganüstü durumlarda bu altyapıyı kendi lehine kullanma ve ihale edilen firmadan tamamen alma hakkını bünyesinde barındırır.
ii) Telekom örneğine devam edecek olursak , Telekom devlete kazandırıyordu niçin özelleştirildi ve halka ucuzluk nasıl gelir ? sorularının yanıtlarını arayacağız.Telekom özelleştirilmeden önce tekeldi.Tekel piyasasında firma daima kazanır.Firmanın arz ve talep eğrisi daima dengededir.Devlet bu alanda kamu kurumu olarak bulunduğu sürece bu alanda rekabet söz konusu olamaz.Özelleştirmenin gereğide buradan icab eder.Çünkü , Eğer Firma özelleştirilmese devlet aynı tas aynı hamam bunu devam ettirmekle yükümlüdür.Telekomun kazandırıyor olmasının sebebi farklı bir alternatifin olmayışıdır. Telekomun özelleştirilmesi birilerine peşkeş çekilmiş olarak adlandırılamaz çünkü bu özelleştirme rekabetin önünü açmıştır. Artık piyasaya yeni firmalar yeni altyapılar yeni teknolojiler girebilir. Bu şekilde rekabet kızışır ve her firma bugun . Vodafone , Turkcell , avea üçlüsünün yaptığı gibi birbiri ile yarışmaya ve daha kaliteli hizmeti daha ucuza vermeye yönelir.örneklendirmeyi şöyle yapalım telekomun değeri 5lira ise , siz bunu 3 liraya verdiyseniz evet görünende zarar etmiş olursunuz.Ancak daha sonra piyasaya girecek firmalardanda 3 lira aldiğinizi düşünürseniz piyasaya girecek her firma size kazanç sağlar. 2 firma girmesi halinde 6 lira kazanırsınız 3 lirada telekomdan kazanmıştınız toplam 9 lira . telekomun olması gereken fiyatı 5 lira idi . ama siz 9 lira kazanarak olması gerekenden 4 lira fazla kazanmiş olursunuz. telekoma rakip sadece bir firma bile cıkacak olsa bu durumda 3 lira telekom , 3 lirada diger firma olmak üzere 6 lira kazanırsınız ve olması gerekenden yine fazla kazanmiş olursunuz. Telekomun Ucuza gitmesi görünende peşkeş cekildi vs gibi lanse edilse bile şu anda biz en az 5 firmanın rekabet ortamına gireceğini öngörebiliriz.en azından 3 örnek verecek olursam : Koç iletişim hizmetleri , doğan iletişim hizmetleri , Kartell yatırım ortakliği iletişim hizmetleri , özelleştirme ile birlikte bu firmalar şehirlararası ve milletlerarasi görüşme hizmeti vermeye başladılar ancak şehir içi hatlarının hala telekomda olması sebebiyle telekomdan bagimsiz hareket edememekteydiler.Bu yeni şehiriçi özelleştirmesi ile tam rekabet ortamı sağlanmış ve kar maksimizasyonuna gidilmiştir.Eğer telekom olması gereken fiyattan satılsaydı , bu Eşik fiyat üzerinde veya ona eşit fiyat vererek piyasaya cok az firma girecekti ve belki 1-2 firma ancak bu sınırı aşabilecekti buda gerekli rekabet ortamını sağlamayacak ve kartel oluşum sağlayarak istediğimiz indirim yerine firmaların birbiri ile anlaşarak sandıgımızın aksine bize bindirim olarak geri donme riskini taşiyacaktı. Eşik fiyatın(telekomun satılış fiyatı) düşük olması daha cok firma daha cok rekabet daha cok ucuzluk ve daha cok vergi demektir.
Halka ucuzluk tabiki rekabet sayesinde gelecek adsl den oncesini hatırlayacak olursak superonline , adanet , ixir , turknet vb. erişim paketleri kullanmamız gerekiyordu.ve bunlar surekli yeni hizmet ve yeni indirimlerle musteri toplama yarişindaydilar.Şu anda aynı mantık adsl üzerinde olacak.
iii) İştiraklerin ve Teşvilerin arttırılması konusuna az önceki kısımlarda ister istemez değinmiş olduk ancak bu başlık altında tekrar değinecek olursak özetle şunu diyebiliriz.
Eğer siz ülkenizde yeni firmaların hizmete girmesini teşvik eder ve bu yondeki iştirakleri değerlendirirseniz ekonominiz büyüme gösterir.ve borsada duruşunuz daha sağlamlaşır.Bir ülkenin ekonomisinin gücü o ülkede iş yapan firmaların ne kadarının yabancı sermayeli olduğu ile doğru orantılıdır.
- istihdam açısından : Telekom yüksek bi ücretle , özelleştirilse diğer firmalar piyasaya giremese telekomun istihdama katkısı sadece çalıştırdığı elemanlar kadar olur. varsayıyoruz 3000 tane eleman , Ancak telekom gibi 10 tane daha firmanın piyasada olması ve onlarında aynı sayıda eleman çalıştırdıgını varsayarsak bu defa 33000 çalışan demektir bu.
- yatırım açısından : aynı mantık yatırım içinde geçerlidir. Sıcak para hacmi . paranızın kullanılabilirlik maximizasyonu . ekonomiye sıcak para girişinin borsaya etkisi gibi sebepler göz önüne alındıgında bir firmanın etkisi başka olur 10 firmanın etkisi başka olur.
- ekonomik büyüme : Arkadaşlar bu konuda amerika örneğini vereceğim : amerika bugün sevsekte sevmesekte istesekte istemsekte dünyanın süpergücü. ekonomisi çöktüğü zaman bile amerika ayakta 1929 da başlayan ve 3 yıl süren büyük bunalım yıllarında geçirdiği yıkımdan sonra neredeyse hiç büyük çapta bi etki görmedi .amerika bugün süpergüçse şayet bu hemen amerika kurulur kurulmaz olmadı. amerikanın bugunkü durumuna gelebilmesi 400 yıl sürdü. Biz henüz 100 yaşımızda bile olmayan genç bir cumhuriyetiz.Amerika tarihine bakarsak amerika bizim yaşımızda bizim şu anki durumumuzun onda biri kadar bile değildi.Ancak biz çok iyi bir büyüme ile ilerliyoruz.Ekonomimiz şu anda dünyanın en büyük 12. ekonomisi önümüzdekilerin hiçbirisi bizden daha genç devletler değiller. Şimdi düşünüyoruz eğer bizim bu zamana kadar yaptıklarımız gelecek vaad ediyor olmasa . ve bizim ekonomimiz kötü olsa hiç bir firma parasını ve emeğini altyapısını riske edip bizim ülkemizde yatırım yapmak istermi? elbetteki istemez. Bu bağlamda baktığımız zaman özelleştirmelerin bizim için önemi amerika için olan öneminden daha fazladır.Devlet kendi imkanlarını sadece yatırıma yönlendirse bile bu güç ile dünyanın birinci ekonomisi olmayı sağlayamaz.Büyümenin ve gelişimin ana motoru daima özelleştirmeler olmuştur. Bizim önümüzdeki 11 ülkeden bir tanesi japonya . Japonyada sağlık sistemi dahi özelleştirilmiş durumda ve halk bunu desteklemişti. Japonya limanlarını özelleştirdi japonyada iletişim hizmeti veren 5 ana firmanın altında 18 alt firma var. ve hepsi özel fakat japonya bugun bizim 10 katımız internete bizim onda birimiz ücrete ulaşıyor.Ruandaya bakacak olursak telefonla görüşmenin dakikası 500 Ruanda doları takriben 5 USA dolara yakın bi fiyat.. ve Ruandada bir tane bile özelleştirme yok.
- Hizmet Sektörü açısından : Firmalar iş tipine göre , mal üreten ve hizmet üreten firmalar olarak ikiye ayrılır. Mal üretenler adındanda anlaşılacağı üzere somut el ile tutulabilen ürünler sağlar piyasaya. Hizmet üretenler ise iletişim,ulaştırma,temizlik vb. hizmetleri sağlarlar.Mal sektöründe insan gücü git gide azalırken teknoloji daha etkin rol oynar .Hizmet sektörü insan ilişkilerine dayalı olduğu için teknoloji ilerlese bile insan ilişkileri ve insan istihdamı her zaman geçerlidir.Mal üretim sektöründe seri imalat söz konusudur ama hizmet sektöründe seri imalat söz konusu değildir.Bire bir hizmet esastır.Bunun için istihdama katkısı hizmet sektöründe mal sektörüne nisbeten azalma yerine artış gösterir.
alıntıdır....
özelleştirmenin görüldüğü üzere faydaları çok.bir kamu kuruluşunda özelleştirme yapıldı diye o kurum satılmış sayılmaz.
bizim tek bayrağımız vardır, hepimiz Türküz ve bunun dışında olmadık hayaller kuranlara, buyrun başka ülkede yer yok mu deriz.
Yıl 1924 Atatürk yunan işgali sırasında yunanlılarla işbirliği yapan bir devlet görevlisini suriyeye sürgüne yollamıstır. yıllar sonra bu adamdan Atatürk e bir mektup gelmiştir . Mektupta yaptıklarından çok pişman olduğunu affetmesini istemiştir .
Atatürk adamın mektubuna cevap vermeyi bile uygun görmemiştir. aradan 1-2 sene daha geçince adam bir daha Atatürk'e mektup yollamıs. mektupta" paşam beni affetmeyeceğinizi biliyorum sizden tek istediğim memleketimim dağlarında kekik yetişir bari ondan bir dal yollayında hasretimi onla gideriyim " demiş .Atatürk adama 3 kelimeden oluşan bir mektup yazmış . yazdığı 3 kelime şudur
AFFETMİYORUM SİZİ...
SEN..! Bakınma sağa sola! Evet SEN!
Bir kilo prince bir torb...a makarnaya kandın.
Bu... kadar mı açtın!
Bu... kadar mı sefildin!
Seni buna muhtaç edip verenin niyetini hiç mi anlamadın!
SEN! Evet SEN! Yüzü kızaran!
Bir metre kare yere bin kurşunun düştüğü yerde, şehit düştü atan.
Hiç mi titremedi o elin!
Vatan toprağını satana "evet" dedin.!
SEN! Ya SEN! Köşe bucak saklanan!
Gaflet,delalet ve hıyanet içinde olanları görüp susan! Adı "AYDIN" olan!
Sana dokunmadı mı yılan!
Kır o kalemini KIR!
Ya SEN! Ya SEN! Ağlayarak bana bakan!
Okumadın mı gençliğe hitabımı?
İçerden işgal ediliyor vatan!
Silkele üstündeki tozu, emdiğin süt haram olmadan!
Ya SİZ! Ya SİZLER!
SİLİN CUMHURİYET İLKELERİMİ TEKER TEKER!
Dolarla yatıp dolarla kalkın!
"AVRUPA AVRUPA" diye yerlere yatın!
Cübbelerinizle zafer narası atın!
Mehmetçiğe kurşun sıkana "kardeşlerim" diyeni meclise alın!
Kurumları, madenleri, toprağı, denize döktüklerime satın..!
Size zaten sözüm yok....!!!
HELAL ETMİYORUM HİÇ BİRİNİZE NE ŞEHİTLERİMİN NEDE BENİM HAKKIMI.!!
Herkes kendi adına konuşsun..Yok eğer herkes kendi yazdıklarının altına onun adını yazıp ortaya sürecekse;bunun altından kimse kalkamaz..
"Kendinizi benim yolumda olduğunuzu iddia edip darbelerle Millete ait olan yüzlerce Milyar doları hortumlayanlar;ve bunlara alkış dağıtan AŞAĞILIK MAHLUKLAR SİZLERE HAKKIMI HELAL ETMİYORUM"
Mustafa KEMAL ATATÜRK
şekilde görüldüğü gibi.Gerekirse daha geniş kapsamlı ve örnekli olarakda yazılabilir
Padişah düşünmüş taşınmış ve ardından da memleketin her yerinde tellallar çağırtmış.
-Duyduk duymadık demeyin en iyi hayvan eğiticisine yüz kese altın
Bir süre sonra en iyi hayvan eyiticisi padişahın huzuruna çıkarılmış.
Padişah hayvan eyiticisine sormuş:
-Bir kediye tepsiyle servis yapmayı ne kadar zamanda öğretebilirsin?.
-Altı ayda öğretirim padişahım.
Altı ay dolmuş, eğitici huzura alınmış.
Padişah:
-Öğrettin mi?
-Öğrettim padişahım.
Saray erkânı toplanmış, kedi elinde tepsi servis yapmaya başlamış, tam vezirin önüne gelmiş; Padişah yine vezire dönmüş ve anlamlı anlamlı bakarak bir kez dahasormuş:
-Vezir! demiş.
-Eğitim mi önemli cibilliyet mi?
Vezir padişahın sorusuna cevap vermeden önce cebinde hazır tuttuğu fareyi bir anda yere bırakıvermiş.
Kedi tepsiyi attığı gibi farenin peşinde koşmaya başlamış.