Yanlızlığın uğultusu

Son güncelleme: 14.10.2011 07:47
  • noimage

    Konuştukça içimdeki uğultu büyüyor, dedi Kadın. Büyüdükçe daha
    çok konuşuyorsun, dedi Adam. İnsanlara karıştıkça yalnızlığım artıyor,
    dedi Kadın. Yalnızlaştıkça daha çok karışıyorsun, dedi Adam. Yaşadıkça
    acılarım çoğalıyor, dedi Kadın. Acıların çoğaldıkça yaşadığını sanıyorsun,
    dedi Adam. Sana yaklaştıkça uzaklaşıyorum, dedi kadın. Uzaklaştıkça
    yaklaşıyorsun, dedi adam.
    Yalnızlığın uğultusu...diye fısıldadı Kadın, buna dayanamıyorum artık.
    Dayandıkça koyulaşacak, dedi Adam. Pencereden usançla baktı Kadın.
    Sokakta her zamanki cansıkıntısı ve telaş. Satıcılardan, tüpgazcılardan
    ve çocuklardan yükselen bağırtıya, bariyerlere, inşaat artıklarına
    betonla yaprağın kaynaşmakta gösterdiği çaresizliğe baktı. Çocuğunu
    hırpalayan öfkeli anneye,
    Servise yetişmek üzere koşuşturan memurun giysisindeki uyumsuzluğa,
    vinç operatörünün kar altında çimento torbasının üstünde kıldığı namaza
    baktı. Birbiriyle konuşmadan yürüyen ortahalli yaşlı karı kocaya. Askerin
    çehresindeki korkuya baktı. Koyulaştıkça dayanılmazlaşıyor, dedi.
    Ötekini dinlemenin dayanılmazlığına baktı bu kez, konuşmanın
    ağırlığına. Sokakta pervasızca yürüyen köpeğin yılgınlığına. Kendilerini
    satılığa çıkarmış gibiydiler. Bir tellal gibi bağırıyordu yalnızlıkları. Efendisine
    yakarıyor,'siz benden daha iyi bir köle bulabilirsiniz fakat ben
    sizden
    daha iyi bir efendi bulamam,' diyordu. Evlilik, arkadaşlık, akrabalık,
    komşuluk sanılan beraberliklerin yakarışına bakıyor, yüreğine dokunan
    sözlerden gözyaşlarını tutamıyordu Yalnızlık. Kölesini satmaktan vazgeçiyordu...
#10.10.2011 10:30 0 0 0
#14.10.2011 07:47 0 0 0