Montesquıeu'nün yasa hakkındaki görüşleri - Montesquıeu'nün yasa hakkında düşünceleri Montesquıeu'nün düşüncelerinin orjinalliği iki alanda ortaya çıkmaktadır; toplumları tiplemeler şeklinde sınıflandırmak suretiyle tüm önemli yönlerini karşılaştırmıştır. İkincisi ise, yasaları incelemiştirki bunları nesnelerin doğasından ortaya çıkan zorunlu ilişkiler bağlamında ele almıştır. Doğada olduğu gibi toplumda da toplumun işleyişini açıklayan yasalar bulunabilir düşüncesinden hareketle, toplumsal alanda yasaların toplum tiplerini bağlı olarak ortaya çıktığını ileri sürmüştür. Böylelikle cumhuriyetin kanunları monarşiden ayrılmaktadır.
Toplum biçimleri daha öncede belirttiğimiz gibi bazı şartlara bağlıdır, bunlardan en önemlisi ise toplumun nüfusudur. Cumhuriyetin az bir nüfusu ve göreli olarak dar bir sınırı vardır. Topluluğun işleri her bir vatandaş tarafından bilinmektedir, toplumsal refah düzeyindeki farklılıklar ya azdır ya da hiç yoktur, yani toplumsal şartlar aşağı yukarı her vatandaş için aynıdır. Hatta topluluğun lideri de sınırlı bir otoriteye sahiptir, eşitler arasında birinci gibi görülür. Ancak toplumun nüfusu arttığında ise, coğrafi sınırlar genişlemiştir, toplumun tüm görünümleri de buna bağlı olarak değişmektedir. Birey artık tüm toplumda olup biteni değil de sadece kendi sınıf ve grubunda olup bitenleri algılayabilmektedir. Artan tabakalaşma farklı bakış açılarını ortaya çıkarmaktadır, özel mülkiyete sahip olmakla ortaya çıkan farklılıklar, politik güce sahip olma bakımından büyük eşitsizlikler ortaya çıkarmaktadır. Artık bu toplum tipinde lider herkesin üstünde duran kişi olmaktadır.
Böyle değişiklikler olduğu zaman ise Montesquıeu cumhuriyetten monarşiye geçildiğini değişmenin böyle devam etmesi halinde ise despotizme gidileceğini ileri sürmüştür. Bu aşamada ise gerekli olan sadece kitlelerin kontrol edilmesidir . Montesquıeu böylelikle toplum yapısının toplumdaki demografik ve sosyal değişkenlerle belirlendiğini ortaya koymaktadır. Toplumun nüfusunun artması ve coğrafi sınırların genişlemesi anahtar değişkenler olmaktadır ve toplumun tüm görünümlerini değiştirme gücündedir . Örneğin iş bölümü ve özel mülkiyetin artması cumhuriyetten monarşiye geçmekle birlikte olmaktadır, çünkü karşılıklı bağımlılık içindedirler.
Montesquıeu'nün teorisi hakkındaki geleneksel yorumlar, onun sosyal değişkenlere nazaran diğerlerine yani; coğrafya, topografya,iklim, denize yakınlık ve benzeri olan değişkenlere daha fazla ağırlık verdiğini iddia etmektedir, oysa Montesquıeu bu faktörleri toplumun yapısına etki eden sınırlayıcı faktörler olarak ele almıştır. Bunlar ayırd edici özelliklerdir, olmaları ya da olmamaları toplumu belli yönlere götürmektedir. Daha önce de bahsettiğimiz gibi bu faktörler Montesquıeu'de sosyal faktörlere nazaran daha az önem taşımaktadırlar.
Montesquıeu'de görülen sosyolojik yaklaşımın bir diğeri ise toplumun tüm kurumlarını ele alıp gelenek ve yasaların analizi yapmaktır. Gelenekler, var olan toplumsal durumdan kendiliğinden oratay çıkarken yasalar ise yasa koyucu tarafından resmi bir biçimde uygulamaya konulmaktadır. Yasalar; açık açık belirlenmiş ve devlet tarafından onaylanmış buyruklar iken gelenekler ise bir yasa tarafından uygulanması zorunlu kılınmayan, saygı gösterilmemesi halinde ise verilecek cezaların yasalar ile öngörülmemiş olduğu olumlu ya da olumsuz buyruklardır. Diğer bir deyişle yasalar vatandaşların, gelenekler ise insanların davranışlarını düzenlemektedir.
Montesquıeu'de üzerinde duracağımız bir konu onun ulusun genel düşüncesi olarak tasvir ettiği kavramdır. Ulusların genel düşüncesi/esprit; belirli bir coğrafyanın ve tarihin yarattığı bir topluluğun varoluş, davranış, düşünüş ve hissediş biçimidir. İnsanları pek çok şey yönetmektedir; iklim, din, yasalar, yönetim biçimi, geçmişten alınan dersler, ahlak kuralları gibi. işte bütün bunların sonucu olarak genel bir anlayış ortaya çıkmaktadır.
Montesquıeu'nün düşünceleri günümüz sosyolojisinin öncülü olması nedeni ile önemli görülmektedir. Ancak toplumda değişim konusuna hiç değinmemiş olması ile, yine toplumsal tiplerini belirlemekte kullandığı toplumsal yapıların sadece yaşadığı dönemi kapsaması nedeni ile, eş zamanlı konuları incelemiş olması ile eleştirilmiştir.
Yrd. Doç.Dr.Suna TEKEL