Aöf sosyoloji dersleri - Aydınlanma düşünürleri - Hegel felsefesi - Hegel sosyolojisi19. yüzyılın ilk dönemleri şu bakımdan çok sorunlu bir toplum yapısına sahne olmuştur:devrim olmuş ancak teorik planlar pratiğe dökülmemiştir.
Hegel Aydınlanma düşünürlerinin en önemlilerindendir.Yöntemi idealist diyalektiktir.Platona dayanır.Toplumu Platondan Kanta kadar felsefe temelinde irdelemiştir.Hegelin hem felsefi hem de sosyolojij temeli vardır.Marcuse felsefeden devlet ve toplum alanına geçiş Hegelin sisteminin özünü oluşturur der.Hegel eğer devletin ve tarihin felsefesi yoksa devlet ve tarih yoktur der.Marxizmi biçimlendirmesi açısından da Hegel önemlidir.Evrime ve metodolojiye katkısı da gözardı edilemez.Aristo insan politik bir hayvandır derken Hegel insan tarihsel bir hayvandır der.Hegel Aristoyu yeni bir anlatımla yeniden üretmiştir.Hem muhafazakar hem de anti-muhafazakar yanları vardır.Kesinlikle akılcıdır ve toplumsal yaşamın irrasyonel olduğunu reddeder.İlerleme düşüncesine inanır.Ancak bu18. yüzyıl ilerlemesinden farklıdır.Düşüncenin evriminin önceliğine inandığı için idealisttir.Toplumda zıtlıkların yer aldığı düşüncesini taşır. Her biçim geleceğin tohumunu kendi içinde taşır” der.
Sosyolojik olarak bakarsak Hegelin temel ilgi alanı devlet-birey-toplum ilişkisidir.Hegele göre bireyin sosyalizasyonun bir çok düzeyi vardır.Burada sorun hangi düzeyin önemli olduğu değildir.Çünkü bunların her biri kendi içinde önemlidir.Bunlar bütün ve bütünün parçalarıdırbirbirine bağlıdır.Bireyin toplumdakisivil toplumdakiaile içindeki yeri çok önemlidir.Zaman zaman liberalbazen muhafazakardır.Onun analizi devlet ve toplumu içerir.
Toplum:Bireylerin kendi çıkarlarını elde sürecinde birbirleriyle olan etkileşimin ortaya çıkardığı bir sistemdir.
Devlet:Bu çıkarları politik ve yasal olarak koruyan bir biçimbir mantıktır.
Devlet mutlak idemutlak mantık olarak kendisini sürekli açımlar.Kendisini sürekli olarak koruyan bir mekanizma olarak kendisini somutlaştırır.
Hegelin sosyolojik analizleri üç düzeyde yer alır:
1.)Sivil toplumosyo-ekonomik ilişkiler düzeyibireyin sosyalizasyon süreci.
2.)Moral ilişkiler düzeyiAilevi ilişkiler düzeyi
3.)Politik ilişkiler düzeyi.Devlet
Hegel bireylerin egoist çıkarlarından hareketle yoğun sosyal bağlar olduğunu söyler.İlişkileri birbiriyle bütünleyen bağlar sosyal bağların biçimini belirler.
Hegelin Yöntemi:Liberalburjuvazi ve ekonomi-politiğin odaklaştığı bir toplumda yetiştiği için birey herşeyin temelindedir.Aydınlanmacı felsefenin arkasındaki olguları kabul etmektedir:
1.)Aklın laikleşmesi
2.)Yönetim araçlarının teknik olarak rasyonelleşmesi
3.)Modern kapitalist ekonomi.
18. yüzyıl faaliyetlerini tinsel bir çözülme olarak görür.Tinsel olan devletin bağdaşmasını başarısız görür.Rousseaunun genel irade anlayışı onu çok etkilemiştir. Genel iradekendi başına hareket eden bireylerin değilbir etkileşimin ürünüdür der.Buna bağlı olarakHegel için tek birey değiltopluluk içindeki birey ve etkileşim önemlidir.
Kantın pratik felsefesi faydacılığı ve bireyciliği meşrulaştırır.Hegel Kantbenliğin moral biçimlerinin ve pragmatik yönlerinin nasıl birleştirilecekleri sorununa cevap verememiştir der ve onu bu açıdan başarısız bulur.Moral topluluktan ziyade moral bireyleri hedefler.Kantın epistemolojisini başarılı bulur.Çünkü Kant epistemolojisinde pozitif bilgi arayışındadır.Fakat hegelKantın aksine insan aklı insanın doğuştan getirdiği bir şey değil tarihseldir der.Salt mantık tümüyle bireysel düzeyde kalır sözüyleKantı eleştirir.Asıl önemli olan bilinçtir.Bilinçmantığın tarihsel olarak nasıl biçimlendiğini belirler. der. Hiçbir insan topluluğu kendini tam olarak algılamada başarılı olamamıştır.Kendi üretimi olan sosyolojik koşulları anladığı zaman başarılı olur.Bu anlama insan bütünlüğünün ilerlemeci gücüdür.Sosyal bireylerindünyanın ve sosyal varlıkların biçimlenişine karşı yansıtıcı olmaları gerekir. der Hegel.
Aklın ve bilincin tarihsel ilerleyişinin nesnelleşmesitopluma yansıması bizi Hegelin diyalektik düşünme anlayışına götürür.DiyalektikYunan felsefesinde başlayan ve Hegel ile devam eden bir kavramdır.Shalydiyalektiği bir evren yasası haline getirmiştir.Hegel ise diyalektiği hem evren yasası hem de bir düşünme yasası haline getirmiştir. Diyalektik hem düşünme formuhem de evrenin işleyiş tarzıdır.Düşünce ile evren akıl ile varlık birbirinin dışında değildirbirbirine içkindireştürdendir. der Hegel.Bu nedenle akıl asıl gerçeği düşünebilirbunu hiçbir ampirik desteğe ihtiyaç duymadan yapabilir.Kısaca Hegelde idealist düşüncevarlığın düşüncede kavranılması ve görülmesidir. (Platon ve Aristo gibi) Bu da kavraları birbiri içinden türeterek bir kavramlar sistemi yapma biçimidir.Bu sistem şu şekilde kurulacak: Sistemin başındaki kavram varlıktır.Ama varlığı bu şekilde bırakırsak içerikten yoksun ve boş bir kavram olur.Bu haliyle varlık yokluğa eşittir.Varlığı yokluk olmaktan çıkaran oluş tur.Düşünceoluşu keşfettiği anda diyalektik olarak çalışmaya (kavramları birbirinden üretmeye) başlar.Bu işlemvarlığı bir kavramlar sistemi içinde toparlayıncaya kadar sürüp gider.(somut yaşamda örneğin mutlakiyetçi bir devlet yapısı) Bu işlem tamamen mantıksaldır.Bu süreç insanı bir ereğe yönlendirir.Tüm sürecin temelinde düşünmeakıl ve tin vardır.Tinin ereği kendi bilinç ve özgürlüğüne erişmektir.Bu da üç basamakta gerçekleşir:Tin önce kendi başına doğadadır.Doğada tin kendi başına oluştan kopmuşkendine yabancılaşmıştır.Bu çelişki tinin üçüncü basamakta yani kültür ve tarihortamında yeniden kendini bulmasıyla senaaae ulaşır.
Sivil toplum ve Devlet:Bireytoplum ve devlet arasındaki ilişkilere yönelmiştir.Bireyin sosyalizasyonunu sağlayan ailetoplumun üzerinde durur.Toplumdaki sosyalizasyon çıkarlara ailedeki duygularadevletteki ise akla dayanır.Bireylerinegoist çıkarlarını tatmin etme sürecinde bireysivil toplumun üyesi olur.Ama sivil toplum devletle uzlaşım halindedir bunu sağlayan ise ailedir.Sivil toplumla aile arasında bir uzlaşma aranır.Birey ailede şunu öğrenir:Kendi çıkarlarımı tatmin için diğerlerinin çıkarlarının oluşmasında da özveride bulunmalıyım. Uzmanlaşma arayışının temelinde bu vardır.Devlet üst bir mantıktıren mükemmeldir.O en üstle uzlaşım en iyidirahlaklılıktır.Dolayısıyla toplumda bir işbölümü ve mücadele kabul ediliyor.Aslında birey bu mücadelede ötekinin çıkarına da organik destek vermesi gerektiğini aileden öğreniyorsivil topluma taşıyor.Burada mutlak bir devlet anlayışını görüyoruz:Ulusal devlet.
Bu anlamda sivil toplumkurumsallaşmış yasal koruyucularıyla birlikte sosyo-ekonomik ilişkilerin bütünüdür.Bu anlamda sivil toplum yeni bir kavram değildir.(Locketan beri burjuvazinin düşüncesi) Sivil toplum içindeki düzenleme Adam Smithin görünmez el kavramını andırır.Bu benzetmeyle Hegel liberalizme yaklaşır.Hegel sivil toplumun negatif yönünü de eleştirir.Sivil toplumun kontrol edilmemiş bir mekanizmanın ürünü olduğunumantık ve bilincin ürünü olduğunu söyler.Buekonomik bir zorlamanın ürünüdür ona göre.Onun için bu niteliği içinde sürdürdüğü süreç içinde bir kutuplaşma vardır.Bir uçta aşırı zenginlik diğer uçta ise aşırı fakirlik.Burjuva toplumunu bir özgürleşim toplumu olarak görürken diğer yandan da aslında gerçek özgürlüğün olmadığını anlatır.