Osmanlıda Ordusunun Ordu Teşkilatı Yöneticileri

Son güncelleme: 09.12.2011 22:48


  • Kurulus-doneminde-osmanli-Ordusunun-ozellikleri
    noimagenoimage



    noimage




    noimagenoimage
    Osmanli ordusu, kurulusundan 20. yüzyilin basina kadar kara ve deniz kuvvetleri olmak üzere teskilâtlanmisti. 1909-1910 yillarinda Avrupa ordu teskilâtina giren Hava kuvvetleri, 1912'de de Osmanli Devletinde kuruldu.
    Osmanlilarin kurulusunda ordu, asiret kuvvetlerinden meydana geliyordu. Fetihlerin genislemesiyle, gönüllülerin, feth edilen yerlere iskânla da Türkmen bey ve kuvvetlerinin katilmasiyla asker miktari artip, teskilâtlanmaya gidildi. Beylik, akinci ve gönüllü kuvvetlerine ilâveten 1361 yilinda yaya (piyâde) ve müsellem (süvâri) olmak üzere muntazam ve dâimî ordu teskilâti kuruldu. Osmanli kara kuvvetleri piyâde, süvâri eyâlet askerleri, teknik ve yardimci siniflardan meydana gelirdi. Piyâdeler; acemi, yeniçeri, cebeci, topçu, top arabacilari, lagimci, humbaraci ocaklari olmak üzere yedi ocaga ayrilirdi. Süvâriler de; sipâhi, silâhtar, sag ulûfeciler, sol ulûfeciler, sag garipler, sol garipler bölükleri olmak üzere alti bölüge ayrilirdi. Eyâlet askerleri timarli sipâhiler ve yerli kulu teskilâti olmak üzere ikiye ayrilirdi. Timarli sipâhiler, Osmanli ordusunun en önemli kismi olup; timar sâhipleriyle, bunlarin beslemek ve yetistirmekle yükümlü olduklari cebelülerden meydana gelirdi. Yerli kulu teskilâti; yurtiçi, geri hizmet, kale kuvvetleri teskilâti olmak üzere üç bölümdü. Yurtiçi teskilâti; belderanlar, cerahorlar, derbendciler, martalozlar, menzilciler,

    noimagenoimage

    voynuklar gruplarindan; geri hizmet teskilâti, yaya ve müsellemler ile yörüklerden; kale kuvvetleri teskilâti, azaplar, gönüllü ve beslilerden meydana gelirdi. Akincilar, Osmanli ordusunun öncü kuvvetleri olup, kurulusuna, gelismesine ve genislemesine çok hizmetleri geçti. Akincilar onlu sisteme göre teskilâtlanmislardi.
    Deniz kuvvetleri (Donanma): Osmanli Deniz Kuvvetleri, Karesi, Mentese, Aydin gibi denizci beyliklerin hâkimiyet altina alinmasiyla sâhip olunan gemi ve personeliyle kuruldu. Ilk zamanlarda Karamürsel, Edincik ve Izmit'teki gemi insâ tezgâhlari, Sultan Birinci Bâyezîd Han (1386-1402) zamâninda Gelibolu, Sultan Birinci Selim Han (1512-1520) zamaninda Haliç, Sultan Birinci Süleyman Han (1520-1566) zamâninda Süveys ve zamanla Ruscuk, Birecik

    noimagenoimage

    tersâneleri kuruldu. Bu tersânelerde kürekli ve yelkenli gemiler îmâl ediliyordu. Buharli gemilerin kesfiyle 1827'de donanma, Bugu denilen bu gemilerle de donatildi. Kürekli gemi çesitleri olarak; uçurma, karamürsel, aktarma, üstüaçik, çete kayigi, brolik, celiyye, çamlica, sayka, firkate, mavna, kalite, girab, sahtur, çekelve, kirlangiç, bastarde ve kadirga kullanildi. Yelkenli gemi çesitlerinden de; ates, agripar, barça, brik, uskuna, korvet, kalyon, firkateyn, kapak ve üç ambarli kullanildi. Donanma-i Hümâyûnun basi 1867 yilina kadar kaptan-i
    noimage

    Derya, bu târihten sonra da bahriye nâziri ünvânini tasidi. Osmanli donanmasi, muazzam teskilâti, kuvvetli harp filosu, cesur, üstün kâbiliyetli kaptan ve leventleriyle Karadeniz, Ege Denizi, Akdeniz ve Kizildeniz'e hâkim olup, Hind ve Atlas Okyanuslarinda Osmanli sancagi ile armasini dalgalandirip temsil ediyorlardi. Osmanli donanmasinin 27 Eylül 1538 târihinde müttefik Avrupa devlet ve kavimlerinden meydana gelen Haçli donanmasina karsi kazandigi Preveze Deniz Zaferi, bugün de Deniz Kuvvetleri günü olarak kabul edilmektedir.
    Osmanli ordusunda atessiz, atesli, koruyucu silâhlar kullanilmaktaydi. Atessiz silâhlar; kiliç, ok, sapan, bozdogan, topuz da denilen gürz, kamçi, dögen, balta, meç, simsir, gaddara, yatagan, hançer, kama,

    noimagenoimage

    mizrak, cirit, kantariye, kastaniçe, süngü, zipkin, tirpan, çatal, halbart, mancinik, müteharrik kule; Atesli Silâhlar; sayka, zarbazen, miyane zarbazen, sahî zarbazen, sakloz, dranki, bedoluska, marten, ejderhan, kolonborna, miyane, balyemez adlarindaki toplar sishaneli karabina, çakmakli, fitilli çesitleriyle tüfek, tabanca kullanilirdi. Zirh, karakal, migfer, kalkan da düsman silâhindan muhâfaza için kullanilirdi.
    1839 Tanzimat ilânina kadar ordu-yu hümâyûnda mülkî vazifeleri de olan askerî rütbeler sunlardir: Sadâret, vezir, beylerbeyi, ülâ, sancak beyi, alaybeyi, kaymakam, binbasi, sagkolagasi, yüzbasi, mülâzim-i evvel, mülâzim-i sânî, zâbit vekili, basçavus, onbasi, nefer. Son devir askerî rütbeler ve Ikinci Abdülhamîd Han (1876-1909) zamâninda, 1900'de subay maaslari: müsîr (maresal) iki yüz elli altin, ferik (korgeneneral) yüz altin, mirliva (tümgeneral) altmis altin, miralay (albay) yirmi bes altin, kaymakam (yarbay) on sekiz altin, binbasi on iki altin, kolagasi (kidemli yüzbasi) on altin, yüzbasi bes altin, mülâzim-i evvel (üstegmen) iki buçuk altin, mülâzim-i sâni (tegmen) iki altin, nefer (er) bir mecidiye (bir altinin beste biri). Bu maaslar net ve kesintisiz olup, her ay da ihsân-i sahâne (pâdisâh hediyesi) alan pekçok subay vardi.
    noimagenoimage

    noimage

    Osmanli ordusu, kurulusundan 20. yüzyilin basina kadar kara ve deniz kuvvetleri olmak üzere teskilâtlanmisti. 1909-1910 yillarinda Avrupa ordu teskilâtina giren Hava kuvvetleri, 1912'de de Osmanli Devletinde kuruldu.
    noimagenoimage

    Osmanlilarin kurulusunda ordu, asiret kuvvetlerinden meydana geliyordu. Fetihlerin genislemesiyle, gönüllülerin, feth edilen yerlere iskânla da Türkmen bey ve kuvvetlerinin katilmasiyla asker miktari artip, teskilâtlanmaya gidildi. Beylik, akinci ve gönüllü kuvvetlerine ilâveten 1361 yilinda yaya (piyâde) ve müsellem (süvâri) olmak üzere muntazam ve dâimî ordu teskilâti kuruldu. Osmanli kara kuvvetleri piyâde, süvâri eyâlet askerleri, teknik ve yardimci siniflardan meydana gelirdi. Piyâdeler; acemi, yeniçeri, cebeci, topçu, top arabacilari, lagimci, humbaraci ocaklari olmak üzere yedi ocaga ayrilirdi. Süvâriler de; sipâhi, silâhtar, sag ulûfeciler, sol ulûfeciler, sag garipler, sol garipler bölükleri olmak üzere alti bölüge ayrilirdi. Eyâlet askerleri timarli sipâhiler ve yerli kulu teskilâti olmak üzere ikiye ayrilirdi. Timarli sipâhiler, Osmanli ordusunun en önemli kismi olup; timar sâhipleriyle, bunlarin beslemek ve yetistirmekle yükümlü olduklari cebelülerden meydana gelirdi. Yerli kulu teskilâti; yurtiçi, geri hizmet, kale kuvvetleri teskilâti olmak üzere üç bölümdü. Yurtiçi teskilâti; belderanlar, cerahorlar, derbendciler, martalozlar, menzilciler, voynuklar gruplarindan; geri hizmet teskilâti, yaya ve müsellemler ile yörüklerden; kale kuvvetleri teskilâti, azaplar, gönüllü ve beslilerden meydana gelirdi. Akincilar, Osmanli ordusunun öncü kuvvetleri olup, kurulusuna, gelismesine ve genislemesine çok hizmetleri geçti. Akincilar onlu sisteme göre teskilâtlanmislardi.

    noimagenoimage
    Deniz kuvvetleri (Donanma): Osmanli Deniz Kuvvetleri, Karesi, Mentese, Aydin gibi denizci beyliklerin hâkimiyet altina alinmasiyla sâhip olunan gemi ve personeliyle kuruldu. Ilk zamanlarda Karamürsel, Edincik ve Izmit'teki gemi insâ tezgâhlari, Sultan Birinci Bâyezîd Han (1386-1402) zamâninda Gelibolu, Sultan Birinci Selim
    noimage

    noimagenoimage
    Han (1512-1520) zamaninda Haliç, Sultan Birinci Süleyman Han (1520-1566) zamâninda Süveys ve zamanla Ruscuk, Birecik tersâneleri kuruldu. Bu tersânelerde kürekli ve yelkenli gemiler îmâl ediliyordu. Buharli gemilerin kesfiyle 1827'de donanma, Bugu denilen bu gemilerle de donatildi. Kürekli gemi çesitleri olarak; uçurma, karamürsel, aktarma, üstüaçik, çete kayigi, brolik, celiyye, çamlica, sayka, firkate, mavna, kalite, girab, sahtur, çekelve, kirlangiç, bastarde ve kadirga kullanildi. Yelkenli gemi çesitlerinden de; ates, agripar, barça, brik, uskuna, korvet, kalyon, firkateyn, kapak ve üç ambarli kullanildi. Donanma-i Hümâyûnun basi 1867 yilina kadar kaptan-i derya, bu târihten sonra da bahriye nâziri ünvânini tasidi. Osmanli donanmasi, muazzam teskilâti, kuvvetli harp filosu, cesur, üstün kâbiliyetli kaptan ve leventleriyle Karadeniz, Ege Denizi, Akdeniz ve Kizildeniz'e hâkim olup, Hind ve Atlas Okyanuslarinda Osmanli sancagi ile armasini dalgalandirip temsil ediyorlardi. Osmanli donanmasinin 27 Eylül 1538 târihinde müttefik Avrupa devlet ve kavimlerinden

    noimagenoimage
    meydana gelen Haçli donanmasina karsi kazandigi Preveze Deniz Zaferi, bugün de Deniz Kuvvetleri günü olarak kabul edilmektedir.
    Osmanli ordusunda atessiz, atesli, koruyucu silâhlar kullanilmaktaydi. Atessiz silâhlar; kiliç, ok, sapan, bozdogan, topuz da denilen gürz, kamçi, dögen, balta, meç, simsir, gaddara, yatagan, hançer, kama, mizrak, cirit, kantariye, kastaniçe, süngü, zipkin, tirpan, çatal, halbart, mancinik, müteharrik kule; Atesli Silâhlar; sayka, zarbazen, miyane zarbazen, sahî zarbazen, sakloz, dranki, bedoluska, marten, ejderhan, kolonborna, miyane, balyemez adlarindaki toplar sishaneli karabina, çakmakli, fitilli çesitleriyle tüfek, tabanca kullanilirdi. Zirh, karakal, migfer, kalkan da düsman silâhindan muhâfaza için kullanilirdi.
    1839 Tanzimat ilânina kadar ordu-yu hümâyûnda mülkî vazifeleri de olan askerî rütbeler sunlardir: Sadâret, vezir, beylerbeyi, ülâ, sancak beyi, alaybeyi, kaymakam, binbasi, sagkolagasi, yüzbasi, mülâzim-i evvel, mülâzim-i sânî, zâbit vekili, basçavus, onbasi, nefer. Son devir askerî rütbeler ve Ikinci Abdülhamîd Han (1876-1909) zamâninda, 1900'de subay maaslari: müsîr (maresal) iki yüz elli altin, ferik (korgeneneral) yüz altin, mirliva (tümgeneral) altmis altin, miralay (albay) yirmi bes altin, kaymakam (yarbay) on sekiz altin, binbasi on iki altin, kolagasi (kidemli yüzbasi) on altin, yüzbasi bes altin, mülâzim-i evvel (üstegmen) iki buçuk altin, mülâzim-i sâni (tegmen) iki altin, nefer (er) bir mecidiye (bir altinin beste biri). Bu maaslar net ve kesintisiz olup, her ay da ihsân-i sahâne (pâdisâh hediyesi) alan pekçok subay vardi.


    YAZILAR Vikipedi ALINTI


    noimagenoimagenoimagenoimagenoimagenoimagenoimage
    SUNUM ALMİRA
    noimagenoimagenoimagenoimagenoimagenoimagenoimage

#07.12.2011 15:14 0 0 0
  • OSMANLI'DA ORDU TEŞKİLATI




    Osmanlı kara ordusu; Merkez Ordusu ve Eyalet Ordusu olmak üzere iki bölümdür.



    noimage
    A-Merkez Ordusu:İlk daimi ordu Orhan Bey zamanında kurulmuştur.Kapıkulu piyadeleri ve Kapıkulu Süvarileri olmak üzere ikiye ayrılırlardı.Kapıkulu askerleri "Devşirme" adı verilen sistemle toplanırdı.Bu sisteme göre savaşlarda küçük yaşta ele geçirilen çocuklar,Türk-İslam geleneklerine göre önce çiftliklerde yetiştirilir sonra da yeteneklerine göre başta Yeniçeri Ocağı olmak üzere diğer Kapıkulu ocaklarına gönderilirdi.
    noimagenoimage
    a-Yeniçeri Ocağı:Kapıkulu piyadelerinin en kalabalık ve
    noimage

    en önemli bölümüdür.Hükümdarı savaşta ve barışta korumakla görevlidirler.Üç ayda bir "ulûfe" adı verilen maaş alırlardı.Bölüklerine "orta",koğuşlarına "oda" komutanlarına "Yeniçeri Ağası" adı verilirdi.I.Murat zamanında kurulan bu bölük,III.Murat zamanında disiplinini kaybetmiş,II.Mahmut zamanında da kaldırılmıştır.
    b-Cebeci Ocağı:Yeniçerilerin silah,araç ve gereçlerini yapan ve tamir eden sınıftır

    noimagenoimage
    noimage

    c-Topçu ve top arabacıları Ocağı:Top ve top mermisi döken,savaşlarda topları nakleden ve kullanan sınıftır.
    d-Humbaracı Ocağı:Havan topu,gülle ve bomba yapan sınıftır.
    noimagenoimage




    noimage
    e-Lağımcı Ocağı:Tünel açan,ordunun önünden giderek geçmesi için köGoogle Page Rankingü yapan ve düşman kalelerinin çökmesini sağlayan sınıftır.

    2-Kapıkulu Süvarileri:Doğrudan Padişaha

    noimagenoimage
    noimage

    bağlıydılar.Padişahı ve savaş ağırlıklarını korurlardı."Altı Bölük Halkı" diye isimlendirilen bu süvariler: Sipah,Silahtar,Sağ ve Sol Ulûfeciler,Sağ ve Sol Garipler olmak üzere bölümlere ayrılmıştır.

    noimagenoimage




    noimage

    B-Eyalet Askerleri:Osmanlı ordusunun en kalabalık bölümüdür.Temelini "Tımarlı Sipahiler"oluşturur.Üç bölüme ayrılır: 1-Yerli kulu:Eyalet ve sancak beylerinin emrindeki askerlerdir.Ücretleri eyalet veya devlet hazinesinden karşılanırdı. Görevlerine göre sınıflara ayrılmışlardır.
    noimagenoimage
    noimage

    a-Azaplar:Anadolu'daki bekar Türk gençlerinden meydana gelmiştir.Savaşta topçu birliklerinin önünde yer alırlardı.
    b-İcareliler: Sınırlardaki kalelerde görevli topçu askerleridir.
    c-Lağımcılar:Sınır boylarındaki kalelerde görevli tünel ve hendek kazıcılardır.
    noimagenoimage

    d-Müsellemler:Rumeli'de Hıristiyan halktan,Anadolu'da Yörüklerden oluşturulmuştur. Barış zamanında ticari yolların,köGoogle Page Rankingülerin ve geçitlerin güvenliğini sağlarlardı.
    e-Sekban:Gönüllülerdir.Hizmet sürelerince ücret alırlardı.




    noimagenoimage
#07.12.2011 15:17 0 0 0
  • teşekkürler
#07.12.2011 15:30 0 0 0
  • noimage
    1-Serhat Kulu:Akıncılar da denir.Rumeli sınırında görevlendirilmiş,hafif süvari birlikleridir.Hepsi Türklerden meydana gelirdi. Ordudan bir iki gün önde giderek,düşman birliklerinin durumunu orduya bildirirlerdi.Bilgi toplarlardı.Düşmanın geçiş yollarını tahrip edip,morallerini bozarlar,Türk kuvvetlerinin yol güvenliğini sağlarlardı.
    noimagenoimage

    noimage
    noimagenoimage


    2-Tımarlı Sipahiler:Osmanlı ordusunun en önemli,en kalabalık sınıfıdır.Devlete ait toprağın geliri ile geçinirlerdi.Atlı birliklerdi.Savaşta yaya askerlerini korur ve sonucu belirlemek üzere saldırıya geçerlerdi.
    Bu kadar kalabalık Osmanlı ordusunun en önemli özelliği;hafif silahlarla donanmış atlı ordu olmasıdır.Çok hızlı yer değiştirebilen ve savaşan bu ordu,insan gücünün yanında hayvan gücünü de kullanmıştır.Bu bakımdan Osmanlı seferleri çok önemli bir neden olmadıkça bahar ve yaz aylarında yapılırdı.

    noimage

    noimagenoimage

    Ordunun ihtiyaçları için devlet,halktan avârız denilen olağanüstü durum vergisi alırdı.Bu vergi hem hizmet olarak alınabilir,hem de ordunun ihtiyacı olan buğday,un vs. gibi hububat olarak alınabilirdi.
    Ayrıca ordu içinde savaşan guruplara çeşitli şekillerde yardım eden "Yardımcı Kuvvetler" de vardı.

    DONANMA:
    Osmanlılarda ilk tersane;Yıldırım Bayezid döneminde Gelibolu'da kurulmuştur.İstanbul'un fethi ile donanma güçlenirken,denizcilikte en büyük gelişme Kanuni Sultan Süleyman döneminde olmuştur.
    Donanma komutanına Kaptan-ı Derya denmiştir.Kaptan-ı Derya hem Divanın üyesi hem de Cezayir Beylerbeyi idi.Deniz askerine levend adı verilmiştir.Osmanlı deniz kuvvetleri 93 Harbinden sonra önemli bir güç olmaktan çıkmıştır

    noimagenoimage
    .
    DENİZ KUVVETLER
    noimage



    2.Kapı Kulu Askerleri Kuruluncaya Kadar Yerine Hangi Güçler Bakmıştır?
    OSMAN BEY zamanında beyliğin askeri gücünü AŞİRET KUVVETLERİ oluşturuyordu.
    ORHAN BEY zamanında Vezir Alaaddin Paşa ve Çandarlı Halil Paşa'nın önerileriyle devamlı bir ordu kurulmasına karar verildi. YAYA ve MÜSELLEM adlı atlı birlikler kuruldu. Bu kuvvetler Kapı kulu Askerleri kuruluncaya kadar görev yaptılar. Osmanlı Devleti'nin ülkesi genişlemeye başlayınca askeri teşkilatta da değişiklikler yapılması ihtiyacı doğdu
    noimage


    2.Kapıkulu Askerleri Hakkında Bilgi Veriniz?
    I.Murat zamanında 1363'te kapı kulu ocağı(hassa) kuruldu. PENCİK KANUNU adı ile oluşturulan sisteme göre savaşlarda esir alınanların beşte biri devlete aitti. Pencik oğlanı denilen bu çocuklar, kapı kulu ocaklarının temelini oluşturdu.
    -Osmanlı Devleti'nde fetihlerin yavaşlaması sonucu, esir edilen Hıristiyan çocuklarının sayısı azalınca başka yolar arandı. Bu defa Osmanlı ülkesinde yaşayan Gayrimüslim ailelerin çocukları Türk ailelerin yanına verildi. Buna DEVŞİRME SİSTEMİ denilirdi. Devşirme işi belli kanun ve kurallar çerçevesinde yapılırdı. Bu sistem II.MURAT zamanında başladı.
    Kapı kulu askerleri:
    - Her an savaşa hazır durumda bekleyen bir orduydu.
    -Padişaha bağlı aylıklı ve sürekli askerlerdi. Devletten ULÜFE denen maaş alırlardı.
    -İstanbul ve sınır boylarında otururlardı.
    -Piyade(yaya) ve Süvari(atlı) olmak üzere ikiye ayrılırlardı.

    a) Kapıkulu Piyadeleri:
    noimagenoimage

    noimage
    *Acemi Ocağı:
    Yeniçeri Ocağı ile birlikte I. MURAT zamanında kuruldu. Türk ailelerinin yanına verilen çocuklar, Türkçeyi, Türk geleneklerini ve İslam dini prensiplerini öğrendikten sonra Acemi ocağına alınırdı. Bu ocağın amacı yeniçeri ocağına asker yetiştirmekti. Burada başarılı, zeki, çalışkan olanlar ENDERUN MEKTEBİNE alınırdı. Diğerleri yeniçeri ocağına ya da diğer kapı kulu ortalarına(bölüklerine) alınırdı.


    noimagenoimage


    *Yeniçeri Ocağı:
    -I. MURAT zamanında ilk Edirne de kuruldu, İstanbul'un fethinden sonra buraya taşındı.
    -Kapı kulu ocaklarının ana unsurunu yeniçeri ocağı oluşturuyordu.
    -Devşirme kökenlidirler.
    -Yaya askerlerdir, merkez ordusunu oluştururlardı.
    -Askerliğin dışında hiçbir işle ilgilenmezlerdi.
    -Emekli olana kadar evlenmezlerdi. Zamanla bu kural bozulmuştur.
    -ORTA denen bölümlerden oluşurdu.
    -Yeniçeri Ocağının komutanı YENİÇERİ AĞASI idi. Zamanla divan üyesi olmuştur.
    -Üç ayda bir ÜLÜFE denilen maaş alırlardı.
    -Padişah değişikliklerinde CÜLÜS BAHŞİŞİ alırlardı.
    -III. MURAT zamanında yeniçeri ocağı bozuldu(1574- 1595).
    -Yeniçeriler, savaşta ordu merkezinde bulunur, padişahın önünde çarpışırlardı.
    noimage

    noimagenoimage

    -Hükümdarı gece gündüz korumakla görevliydiler.
    -Barış zamanında ise DİVAN-I HÜMAYUN muhafızlığı yaparlar, yangın söndürürler, yeniçeri ağası ile birlikte güvenliği sağlarlar, değişmeli olarak sınırdaki kalelere gönderilirlerdi.
    -Yeniçeriler 17 yüzyılda İSTANBUL İSYANLARINA karıştılar. Zamanla ''Ocak devlet içindir'' anlayışı yerine ''devlet ocak içindir'' anlayışını benimsediler.
    -1826 yılında II. MAHMUT Yeniçeri Ocağını Kaldırdı. Bu olaya VAKAYI HAYRİYE(Hayırlı Olay) denildi. Yeniçeri ocağının yerine ASAKİR-İ MANSURE-İ MUHAMMEDİYE adıyla bir ordu kuruldu.

    *Cebeci Ocağı:
    -Cebeci'nin kelime anlamı zırh demektir.
    -Görevi: Yeniçerilerin silahlarını yapan, tamir ve temin eden ocaktır.
    -En büyük komutanına cebecibaşı denirdi.

    *Topçu Ocağı:
    -Görevi: Top dökmek, top atmak ve top mermisi yapmak idi.
    -Osmanlı ordusunda ilk top I. KOSOVA SAVAŞI'nda kullanıldı.
    -Top dökümhaneleri: İstanbul, Belgrad, Budin, Temeşver ve İran sınırındaki Gülezberdi.
    -En büyük komutanına topçubaşı denirdi.

    *Top Arabacıları Ocağı:
    -Görevi: Top arabalarının yapımı ve topların taşınmasıydı.

    *Humbaracı Ocağı:
    -Görevi: Havan denilen topları ve humbara adı verilen el bombalarını yapar ve kullanırlardı.
    -Bu ocak I. Mahmut zamanında Osmanlı Devleti'ne iltica edip Müslüman olan Ahmet Paşa ( Comte De Bonneval) tarafından ıslah edildi ve Avrupa usulüne uygun hale getirildi.

    *Lağımcı Ocağı:
    -Görevi: Kale kuşatmalarında tünel kazarak ve fitil döşeyerek kale duvarlarını yıkma, köGoogle Page Rankingü inşası işini gerçekleştirmekti.

    b)Kapıkulu Süvarileri:
    Kapıkulu süvarileri ENDERUN OKULU ve YENİÇERİ OCAĞINDAN terfi ile seçilirdi. Kapıkulu süvarilerine, altı bölümden oluştuğu için ALTI BÖLÜK HALKI da denirdi.
    *Sipahi ve silahtar: Savaşta hükümdarın sağında ve solunda bulunur ve padişahın çadırını korurlardı.
    *Sağ ve sol ulufeciler: Savaşta saltanat sancaklarını korurlardı.
    *Sağ ve sol garipler: Ordunun ağırlıklarını ve hazineyi taşırlardı.
    -Kapıkulu süvarileri, maaş ve rütbe bakımından yeniçerilerden daha üstündü. Ancak, yeniçerilerin içinde bulunduğu kapıkulu piyadeleri ise devlet yönetiminde, kapı kulu süvarilerinden daha etkiliydi.[/hide]


    noimagenoimage
    3.Eyalet Askerleri Hakkında Bilgi Veriniz?
    [hide]Osmanlı Devleti kuruluşundan itibaren tımar sistemini ve buna bağlı orduları kurmuş ve bu orduları yükselme döneminde de en üst düzeyde geliştirmiştir. Kara ordusunun yüzde doksanını oluşturuyorlardı. Eyalet askerleri kendi içinde çeşitli bölümlere ayrılmıştır. Bu bölümler:

    a)Tımarlı Sipahiler:
    -Osmanlı Devleti'nin en önemli askeri gücüydü.
    -Devlet merkezdeki ordularına maaş öderken, eyalet askerlerine maaş ödemezdi. Bu askerler, devlete karşı yaptıkları hizmet karşılığı TIMAR(DİRLİK) adı verilen toprakların gelirlerini alma hakkına sahip oluyordu. Dirlik adı verilen gelirler, aslında devlete ait çeşitli

    noimage

    vergilerden oluşuyordu. Tımar sahibi aldığı dirlikle, hem kendi geçimini sağlardı hem de tımar kanunnamesinde belirlenen miktarda ATLI ASKER beslerdi. Tımarlı sipahinin beslediği bu atlı sipahilere CEBELÜ denirdi. Dirlik sahipleri, besledikleri cebelü ile sancak beyinin emrinde savaşa katılırdı. Savaşa katılan sipahilere EŞKİNCİ denirdi. Cebelü askerlerinin tüm ihtiyaçlarını tımar sahipleri tarafından karşılanırdı. Bu askerler aynı zamanda üretici durumunda olup, barış zamanında köylü ile birlikte toprağı ekip biçer, tarımla uğraşırlardı. Ayrıca askeri eğitimlerini de tımar beyinin emrinde yaparlardı. Tımar sahipleri o bölgenin güvenliğinden de sorumluydular. Tımarlı sipahiler Kanuni dönemine kadar Türk ordusunun en kalabalık bölümüydü. Ancak 16. yüzyılın sonlarından itibaren önemini kaybetti.

    Tımarlı sipahilerinin genel özellikleri şunlardır:
    -Tamamı Türklerden oluşuyordu.
    -Devletten maaş almazlar, yaptıkları hizmet karşılığı, tımar topraklarının vergilerini alırlardı.
    -Atlı ve hafif silahlı birliklerdi.
    -Taşrada en uç noktalara kadar dağılmışlardı.
    -Geliri kendisine ayrılan tımar topraklarında oturmak zorundaydılar.
    -Savaşta Anadolu ve Rumeli beylerbeyinin komutasındaki sağ ve sol kanat ordularını oluştururlar, barış zamanlarında, bulundukları bölgenin güvenliği sağlarlardı.

    Tımarlı sipahilerin önemin kaybetme nedenleri:
    - Dirliklerin hak etmeyen kişilere verilmesi,
    - Yeniçerilerin tımarları ele geçirmesi,
    -Sipahileri sayılarının azalması,
    -Yeni fetihlerle toprakların genişletilmemesi,
    -Celali isyanları yüzünden üretimin azalması,
    -Tımar gelirlerinin düşmesi ve gelirlerinin hazineye mukataa yolu ile aktarılması,
    -17. yüzyıldan itibaren tımarlı sipahilerin geri hizmetlerde görevlendirilmeleridir.

    b)Geri Hizmet Kıtaları:
    noimage



    *Yayalar:
    -Yol açmak, siper kazmak, ağırlıkları nakletmek, askere yiyecek taşımak, kaleleri onarmak, tersanelerde çalışmak gibi görevleri vardır. Bu işleri Anadolu topraklarında yapanlara, YÖRÜK adı verilirdi.
    *Müsellemler: Başlangıçta atlı birliklerdi. Daha sonra geri hizmet kıtaları içine alındılar. Savaş zamanında, ordunun önünde giderek yol açmak ve köGoogle Page Rankingü kurmak gibi görevleri vardı.

    c)Öncü Kuvvetler: Savaş zamanında ordunun önünde yer alan kuvvetlerdir.


#07.12.2011 15:34 0 0 0

  • - B ahar aylarında düşman ordularına akınlar yapmak, orduya keşif hizmetinde bulunmak, ordunun güvenle ilerlemesini sağlamak ve savaş sırasında akınlar yaparak düşmanın moralini bozmak gibi görevleri vardı.
    Akıncılar:
    g


    -Sınır ve uçlarda örev yapan atlı birliklerdi.
    -17.yüzyıldan itibaren önemleri azalmış ve görevlerini Tatar ve Kırım hanlarının kuvvetleri görmeye başalamıştır.
    -Akıncı olmanın en önemli şartı, Türk ve Müslüman aileden gelmekti.

    -Akıncı birlikleri komutanlarının adı ile anılırdı. Akıncı komutanına akıncı beyi denilirdi. Osmanlı Devleti'nde en ünlü akıncı beyleri Malkoçoğlu, Mihaloğlu ve Turhanbeyoğuları idi
    -İslamiyeti kabul etmiş Rumeli halkında oluşan, gaza ve cihat amacıyla savaşlara katılan gönüllü birliklerdir.
    -Akıncılara benzer görevleri görevleri yapan bu küçük gruplar en zor hizmetlerde görev alırlardı. Düşmana korkusuzca saldırmaları yüzünden bu adı almışlardır..

    *Deliler:

    noimage
    -Özel kıyafetleri düşmana korku verecek şekilde düzenlenmişti.

    *Beşliler:
    -Sınırda yaşayan her beş haneden bir kişi alınarak oluşturulmuş birliklerdi.
    -Ülke sınırlarını korurlardı.

    d)Kale Kuvvetleri:

    *Gönüllüler:
    -Sınır boylarındaki şehir ve kasabaları koruyan ücretli süvarilerdi.

    *Azaplar:
    -16.yüzyıla kadar yeniçerilerin önünde savaşıyorlardı.
    -Düşmanın ilk saldırılarını karşılardı. Görevleri tehlikeli olduğundan ilk çarpışma anında şehit olma ihtimalleri fazlaydı. O nedenle her otuz ailenin birinden gönüllü ve bekar bir kişi seçilirdi.
    -Daha sonra azapların bu görevleri değiştirilerek, kale korumalarında görevlendirildiler.

    4.Yardımcı Kuvvetler Hakkında Bilgi Veriniz?
    Savaş zamanında Osmanlı Devleti'ne bağlı beylik ve devletlerden alınan kuvvetlerdir. Kırım, Eflak, Arnavut ve Boğdan kuvvetleri gibi

    DONANMA(DENİZ KUVVETLERİ)

    1.Osmanlı Devleti'nde Donanma Nasıl Gelişti?
    Karesi Beyliğinin Osmanlı Devleti'ne bağlanması ile ilk donanma oluştu. Osmanlılarda ilk deniz faaliyeti 1350'lerde Marmara Aydıncık(Edincik) üssünün kurulmasıyla başladı.
    I.BAYEZİD döneminde Gelibolu'da tersane kuruldu(1390). Daha sonra İstanbul, Süveyş ve Rusçuk'ta da kuruldu.
    FATİH döneminde İstanbul kuşatması sırasında 400 parçalık donanma yapılmasıyla donanması güçlendi.
    Osmanlı Denizciliği asıl olarak, meyvelerini II. BAYEZID döneminde verdi. Bu dönemde büyük kaptanlar ve reisler yetişti.
    KANUNİ zamanında en güçlü durumuna ulaşan Osmanlı donanması Doğu Akdeniz'in en önemli gücü haline geldi.
    Donanma komutanına KAPTAN-I DERYA, deniz askerlerine LEVENT denirdi. DENİZ AZAPLARI ise tersane halkından olup donanmada hizmet görürlerdi. Kaptan-ı Derya Ege adalarını içine alan bir eyaletin de yöneticisi durumundaydı.
    [/hide]

    2.Osmanlı Devleti'nde Gemilere Hangi İsimler Verilmiştir?
    [hide]ÇEKTİRİ, KARAMÜRSEL, KALİTA, KADIRGA ve MAVNA gibi isimler verilirdi. Kürekle yol alan bu gemilere, İNCE DONANMA denirdi. Ayrıca FIRKATEYN ve KALYON denilen yelkenli büyük savaş gemileri de vardı.
    3.Osmanlı'da yetişen Ünlü Türk Denizcileri Kimlerdir?
    Piri reis, Seydi Ali Reis, Murat Reis, Kılıç Ali Reis

    4Osmanlı Devleti'nde Donanma Nasıl Bozuldu?

    17. yüzyılda tüm kurumlarda yaşanan gerileme Osmanlı donanmasında ve denizciliğinde de yaşandı. Gelişen teknolojinin izlenememesi ve görevlere işinin ehli kişilerin getirilmeyişi nedeniyle Osmanlı donanması üstünlüğünü yitirmiş ve gerilemiştir
    .
#07.12.2011 15:46 0 0 0
  • OSMANLI KARA ORDUSU

    noimagenoimage

    A-KAPIKULU OCAKLARI B)-EYALET ASKERLERİ C)-YARDIMCI KUVVETLER
    1.Tımarlı Sipahiler (Bağlı Devlet ve Beyliklerin askerleri)
    2.Akıncılar
    KAPIKULU YAYALARI KAPIKULU ATLILARI 3.Azaplar
    1.Acemi Oğlanlar (Altı Bölük Halkı) 4.Deliler
    2.Yeniçeriler 1.Sipahi 5.Gönüllüler
    3.Cebeciler 2.Silahdar 6.Beşliler
    4.Topçular 3.Sağ ulufeciler 7.Yayalar
    5.Top Arabacıları 4.Sol ulufeciler 8.Müsellemler
    6.Humbaracılar 5.Sağ garipler
    DENİZ ORDUSU (DONANMA)


    OSMANLI ASKERİ TEŞKİLATI


    Kuruluş Döneminde Askeri Teşkilat:
    noimage

    Orhan Bey zamanında YAYA ve MÜSELLEMLER adlarıyla ilk düzenli birlikler oluşturuldu. I.Murat
    zamanında ise Kapıkulu ocakları kuruldu.(1362)
    A)-KAPIKULU OCAKLARI:
    noimage

    Padişah I.Murad zamanında oluşturuldu. O zaman İslam hukukuna göre savaş esirlerinin beşte biri
    hükümdara ayrılırdı. Padişah da bunları özel hizmetlerinde kullanırdı. Bir bölümü de saray
    hizmetlileri arasına alınırdı. I. Murad zamanında PENÇİK OĞLANI denilen bu savaş esirlerinin sayısı
    arttı.Bunun üzerine bu esirlerden düzenli bir ordu kurularak yararlanılmak istendi.Bu sisteme "Pencik
    Usulü" denildi.Böylelikle Kapıkulu ocakları oluşturuldu.
    Devşirme Usulü:Kapıkulu ocakları kurulduktan sonra bu ocaklara sürekli bir kaynak bulmak amacıyla
    DEVŞİRME USULÜ oluşturuldu. Buna göre özellikle Balkanlar'da yaşayan Hıristiyan
    ailelerin çocukları ailelerinden alınarak İslam dinini,Türkceyi ve Türk gelenek ve
    göreneklerini öğrenmek üzere Türk ailelerinin yanına gönderilirdi. Tek çocuklu
    ailelerin çocukları alınmazdı.Daha sonra bu çocuklar Acemi Oğlanlar ocağına
    gönderilirlerdi.
    KAPIKULU YAYALARI(PİYADELERİ)
    noimage



    noimage
    1)- ACEMİ OĞLANLAR OCAĞI: Yeniçeri ve diğer Kapıkulu ocaklarına asker yetiştirmek için kurulmuştur.
    Türk ailelerinin yanından gelen devşirme çocukları burada yapılan askeri eğitimden sonra
    sınavdan geçirilir, başarılı olanlar Enderûn'a alınırdı. Diğerleri Kapıkulu ocaklarına
    dağıtılırlardı.
    2)- YENİÇERİ OCAĞI: Kapıkulu ocaklarının en önemlisidir. Savaş zamanında merkezde bulunur ve
    padişahı korurlardı. Barışta ise Divân muhafızlığı yapmak, İstanbul'un güvenliğini sağlamak,
    sınırlardaki kalelerde muhafızlık yapmak gibi görevleri vardı.
    Yeniçerilere üç ayda bir "ULUFE" denilen maaş, padişah tahta çıktığında "CULÜS BAHŞİŞİ", ilk
    sefere çıktığında da "SEFER BAHŞİŞİ" verilirdi. Yeniçerilerin komutanına "YENİÇERİ A
    ĞASI"
    denilirdi.
    noimage

    3)- CEBECİLER: Komutanlarına "CEBECİBAŞI" denilirdi. Yeniçerilerin silahlarını ve zırhlarını yapar,
    onarır ve silah ambarlarında muhafaza ederlerdi.
    4)- TOPÇU OCAĞI: Bu ocağın görevi top dökmek, ve topları kullanmaktı. Osmanlılar topu ilk defa
    I.Kosova Savaşında kullandılar.
    5)- TOP ARABACILARI OCAĞI: Top arabalarını yapan ve topları taşıyan ocaktı. Komutanlarına
    "ARABACIBAŞI" denirdi.
    6)- HUMBARACILAR OCAĞI: Havan denilen toplarla, humbara denilen gülleleri hazırlayan ve kullanan
    ocaktı.Komutanına "HUMBARACIBAŞI" denirdi.
    7)- LAĞIMCILAR OCAĞI: Kale kuşatmalarında,hendek kazarak veya fitil döşeyerek surları yıkan teknik
    bir sınıftı. Komutanına "LAĞIMCIBAŞI" denirdi.
    8)- SAKALAR: Kapıkulu askerlerinin sularını taşırdı.Komutanına "SAKABAŞI" denirdi.

    noimage
#07.12.2011 22:15 0 0 0
  • Osmanlının Kullandığı Bayraklar Osmanlı'nın çeşitli zamanlarda kullandığı bayraklar

    noimage

    noimage

    noimage
    Bayrak kelimesinin asli mizrak anlamina gelen batrak sözünden gelmektedir.Zamanla T harfi düsmüs yerini Y harfi almistir.Eski Türkler savaslarda mizraklarinin ucuna kirmizi bir ipek kumas parçasi takarlardi bunlara Kutas denirdi, mizraklara kumas yerine yaban öküzü kuyrugu takarlardi ki bunlara da Yak denirdi.




    Bayraklar (1299-1453)



    [*=center]1453-1793
    [*=center]noimagenoimage

    Kayı Damgasını gösteren Kayı Hanlığı bayrağı, çok eski - 1326


    [*=center]noimage

    Osmanlı İmparatorluğu bayrağı, 1383-1453
    [*=center]Osmanlı bayrağı 1326-1517


    İlk yıllar Osmanlı'nın kendini tanımlama zamanlarıydı, 1453 yılında İstanbul'u alana kadar ilerleme sonuca gelmedi. I. Osman, Gazi 1299 yılında Osmanlı İmparatorluğu olacak olan devletin bel kemiğinin kurucusu,Gazilik ünvanı ona babası Ertuğrul Gazi'den miras olarak gelmektedir. Ertuğrul Gazi de bu ünvanı babası Süleymen Şah'dan Miras olarak almıştır. Süleyman Şah'ın babası Kayaalp Oğuz göçmen Türkleri'nin Kayı boyundandır. Oğuz Türkleri etrafı Khan Tengri dağları ile çevrili alanda yaşarlardı.
    I. Osman'ın oğlu I. Orhan ,babasından miras aldığı bu devlet ve Romalı prenses ile evlendiğinden Roma İmparatorluğu'nun ardılı olarak kendini farklı görüyordu. Roma bayrağı ve Kayıhan Hanlığını kombine ettirerek dalgalandırdığı bayrağa β ile Kayı damgasını yerleştirdi.
#08.12.2011 17:25 0 0 0
  • Bayraklar (1453-1844)


    1453-1793

    noimage

    Osmanlı İmparatorluğu Bayrağı 1453-1844




    [*=center]noimage

    Osmanlı Bayrağı 1517-1844



    [*=center]noimage

    Osmanlı Ordusu Bayrağı 1453-1798



    [*=center]noimage

    Osmanlı Donanma Bayrağı 1453-1793



    [*=center]noimage

    Osmanlı Kaptanıderya Bayrağı 1453-1793



    [*=center]noimage

    Bir Müslüman Tüccar Bayrağı 1453-1793



    [*=center]noimage

    Bir Yahudi Tüccar Bayrağı 1453-1793



    [*=center]noimage

    Bir Latin (Arnavut) Tüccar Bayrağı 1453-1793



    [*=center]noimage

#08.12.2011 17:27 0 0 0
  • Wağğğ kuziş müheşem ay icim coştu wallah
#08.12.2011 21:24 0 0 0
  • [h=4]Tımarlı sipahiler kimlerdir? Osmanlı Devletinde tımarlı sipahiler, Tımarlı sipahilerin özellikleri, ne zaman kuruldu?Tımarlı sipahilerin görevleri.

    noimage


    noimageTımar sâhibi süvâri askeri. Osmanlı ordusunun esâsı ve en büyük kısmını tımarlı sipâhi denilen atlı ordusu teşkil etmekteydi. Tımarlı sipâhiler kapıkulu sınıfları gibi maaşlı değildi. Leventler ve akıncılar gibi ganimetlerle geçinmezler, yaşamaları için devlet toprak verirdi. Toprağın üzerinde köylü vardı. O köylüden vergiyi tmarlı sipâhi toplar. Bununla hem kendini geçindirir, hem de atları ve silâhları devamlı hazır bulundururdu. Tımar, ordunun er ve subaylarına sürekli askerlik hizmetlerine ve kendilerinin ve adamlarının harbe hazır olmaları, sefere çıkarıldığında hazineye yük olmadan getirdikleri silâh, malzeme ve yiyeceklere karşılık ödenen bir maaş gibiydi.
    noimage
    noimageSelçukluların Arapça ıktâ dedikleri böyle toprağa Osmanlılar, tâbiri Türkçeleştirerek dirlik demişlerdir. Dirlikler gelirleri bakımından üçe ayrılırdı. Yıllık geliri 19.999 akçaya kadar olan dirliğe, tımar; 20.000 akçadan 99.999 akçaya kadar olan zeâmet; 100.000 akçadan îtibâren gelir getirene de has denilirdi. Burada gelir tamâmen vergi mânâsındadır. Yâni ürünün gerçek değeri değil, üründen köylünün devlete verdiği vergi değeridir. Bu vergiyi, diğer bâzı vergilerle berâber toplamak hakkı dirlik sâhibi sipâhiye âitti.“Ednâ” denilen küçük tımar sâhipleri er ve erbaş; “evsâf” denilen orta tımar sâhipleri astsubay; “âlâ” denilen büyük tımar sâhipleri küçük rütbeli subay derecesindeydiler. Küçük zeâmet sâhipleri binbaşı, orta zeâmet sâhipleri yarbay, büyük zeâmet sâhipleri albay derecesinde yüksek rütbeli süvâri subaylarıydı. Bu sonunculara alay beyi deniliyordu ki, sonradan Farsçalaştırılarak miralay ve bugün aynı mânâda albay olmuştur. Sancakbeyi tümgeneral ve beylerbeyi orgeneral rütbesindeki kişilerin dirliğine “hâs” deniliyordu. Vezirlerin, hânedan üyelerinin de hâsları vardı. En büyük hâslar pâdişâha âitti.İki türlü tımarlı olurdu: Tezkireli ve tezkiresiz. Tezkireli tımarlılar, tımarı merkezden, yâni İstanbul’da Dîvân-ı Hümâyundan doğrudan doğruya alanlardır. Tezkiresiz tımarlılar ise dirliklerini Beylerbeyinin arzı üzerine alırlardı.
    noimage


    noimageBir tımarın ilk üç bin akçalık çekirdek kısmına kılıç gerisine terakki denilirdi. Zîrâ her üç bin akça için sipâhi yanında kendisi gibi atlı ve teçhizatlı bir asker getirmeğe mecburdur. Cebeli denilen bu erler, sipâhinin çocukları, kardeşleri, akrabâsı olacağı gibi, toprağı işleyen herhangi bir kimse de olabilirdi. Bâzı tımarlarda kılıç iki bin akçaya, hatta daha aza düşebiliyordu. Bâzı tımarlarda ise en çok altı bin akçaya kadar çıkabiliyordu.
    noimage

    Sipâhi, tımarın bulunduğu topraklarda yaşar, köylülerden vergisini genellikle mal olarak alır ve bu geliri kendisini ve cebelilerini geçindirmek için kullanırdı. Köylerdeki düzeni korurdu. Sipâhilerin, tımarları içindeki devlet topraklarını, çiftçilere dağıtırken, verdikleri vesikaya sipâhi senedi denirdi. Birinci Murâd Han zamânında tesis edilen sipâhilerin Anadolu ve Rumeli’nin Türkleşmesinde ve İslâmlaşmasında büyük hizmetleri görüldü.


#09.12.2011 22:48 0 0 0
  • noimage

    noimageRumeli tımarları, Anadolu tımarlarından dahaverimliydi. Anadolu'da üç bin akçaya kadar olan tımarlar orduya bir cebeli verdiği hâlde, Rumeli'de üç bin akçaya kadar olan tımarlardan iki, hatta üç cebeli çıktığı olurdu. Tabiî tımarların üzerinde yaşayan köylü çiftçilerin Anadolu eyâletlerinde büyük çoğunluğu Türk olduğu halde, Rumeli eyâletlerinde ancak yarıya yakını Türk, yarıdan fazlası, bâzı bölgelerde çok daha fazlası Hıristiyan Ortodoks, bâzı bölgeler de Katolikti.

    noimageSefer ilân edilince sipâhiler, Seraskerin bulunduğu yere gelir, yoklama olurlar, dirlik sipâhileri ve cebelileri ayrı ayrı deftere yazılırdı. "Sipâhi ve cebeli falanca paşanın defterlisidir" diye bilinirdi. Sefere dâvet olunup da sefere iştirak etmeyen sipâhinin elindeki tımar zaptolunur, başkasına verilirdi. Kânunen götürmek mecburiyetinde oldukları cebeli ve gulâmı getirmeyenler ve götürüp de kaçanların yerlerine diğerlerini tedârik edemeyenler hakkında da aynı muâmele tatbik olunurdu.Yığınak emri gelince her tımar sâhibi, cebelileriyle berâber, kendi kazâsının belirli yerinde toplanırdı. O kazâdaki tımarlılar, çeribaşı denilen sipâhi yüzbaşısının emrinde bulunurlardı. Çeribaşı da alay beyinin emrine giriyordu. Alayını toplayan alay beyi, sancak beyine gidip hazır olduğunu bildiriyordu. Kendi mâliyet askerini de alan sancak beyi, bu sipâhi alayıyla berâber, beylerbeyine katılmak üzere harekete geçiyordu. Bu iş büyük bir süratle yapılıyordu.Beylerbeyilerin izin vermesiyle sancak beyleri tarafından bir kısım sipâhiler memleket muhâfazası için yerlerinde bırakılabilirdi. Sipâhi sefere gittiğinde yerine vekil olarak bıraktığı korucu, dirlik sâhibinin yokluğunda toprağın muntazaman işlenmesine nezâret ederdi. Eğer sipâhi harbin uzaması hâlinde kışı hudutta geçirmek emri alırsa, dirliğine harçlıkçı denilen bir vekil göndererek, yıllık gelirini bulunduğu yere getirtirdi.
    noimageTımar ve zeâmet; sâhibi ölünce, ekseriya büyük oğluna, yoksa kardeşine veya yeğenine verilirdi. Fakat bunun için tımar ve zeâmetin bağlı olduğu alay, vârisin toprağı idâre edebilecek kâbiliyet ve şartlara hâiz olduğuna şehâdet ederlerdi. Zâten bir sipâhi subayı, yerine geçecek birini yıllar boyunca hazırlayıp, yetiştirirdi. Bu sûretle dirlik tecrübesiz insanların eline geçmezdi.
    Tımar ve zeâmet sâhipleri, arâzileri üzerindeki toprakları üç yıldan fazla işlemezlerse, dirliklerini kaybederlerdi. Toprak işlememek, Allahü teâlâya karşı bir günah sayılırdı. Zîrâ toprak sâyesinde Allahü teâlânın kulları beslenirdi. Tımar her eyâlette bulunmazdı. Meselâ Cezâyir, Tunus, Trablusgarb, Mısır, Yemen, Bağdat gibi eyâletlerde tımar ve zeâmet yoktu. Çoğunlukla Türk nüfûsunun bulunduğu eyâletlerde tımar ve zeâmet teşkilâtı yapılmıştır. Tımarlı sipâhi tamâmen Türk soyundan gelirdi.
    noimage
    noimageSultan Birinci SüleymanHan (1520-1566) zamânında tımarlı sipâhiler, en parlak devrini yaşadı. Bu zamanda 166.200 tımarlı sipâhi vardı; bunun 74.000′i Rumeli, 91.600′ü Anadolu tımarlı sipâhisiydi. Bu sûrette Türk atlı ordusu, iki orduya ayrılırdı: Rumeli atlı ordusu ve Anadolu atlı ordusu. Meydan muhârebelerinde ordu düzeninin sağ ve sol kanatlarını bu iki ordu teşkil ederdi. Kapıkulu askerleri merkezde bulunurdu. İlk zamanlarda, Rumeli tımarlı ordusunun kumandanı Rumeli Beylerbeyi, Anadolu tımarlı ordusunun kumandanı da Anadolu Beylerbeyi idi. Fakat sonradan bu iki kanada da pâdişâh tarafından seçilen vezirler kumanda etmeye başladı. Sultan Süleyman Han devrinde bu iki ordu o derece büyüdü ki, sefer Avrupa'da olduğu zaman çok defâ Anadolu sipâhi ordusu çağrılmaz veya bâzı birlikler çağrılırdı. Sefer Asya'da ise, Rumeli askerleri ya çağrılmaz veya bâzı birlikleri sefere katılmak için istenirdi.
    noimageipahi3.jpg"">


    pahi.jpg"">noimageTımarlı sipâhiler 17. yüzyıla doğru bozulmaya başladı. Kuruluşlarından beri Osmanlı Devletinin târihinde büyük bir rol oynayan tımarlı sistemi, yeniçeriler için olduğu gibi kanlı ve ızdıraplı bir tasfiyeden ziyâde, sessiz sedâsız bir sûrette ve herhangi bir sarsıntıya sebep olmadan ortadan kalktı.Asırlar boyunca sipâhiler, memleketin en uzak köşelerine kadar yayılıp, köylüyle iç içe yaşadı ve uzun müddet zirâî iktisâdiyatın ve devlet toprak siyâsetinin faal mümessilleri rolünü oynamıştı. Pâdişâhın, devletin en ücrâ köşelerindeki sâdık temsilcileriydiler. Köylerin şenlenmesinde, bayındır hâle gelmesinde her türlü yardımda bulunurlardı. Tımarlı sipâhilerin 17. asrın son yıllarında, hele 18. asırdan îtibâren sayıları önemli ölçüde azaldı.

    ipahi3.jpg"">noimage
    ipahi3.jpg"">Kapıkulu süvârilerinin ehemmiyet kazanması ile Sultan Abdülmecîd Han (1839-1865), 19 Ocak 1841 fermanı ile birçok tımarlı sipâhiyi emekliye sevk etti. Fakat tımarlarını hayatlarının sonuna kadar ellerinde bıraktı. 1844′te bir kısım tımarlı sipâhisi, atlı jandarma olarak hizmete alındı. Zâten uzun müddetten beri ne sipâhi olarak, ne saray mensubu olarak kimseye tımar verilmiyordu. Ölen tımarlı sipâhilerin çocukları İstanbul'a getirilip, askerî mekteplere veriliyordu. 1850′den sonra tımar da, sipâhi de kalmadı.


    noimage
#09.12.2011 22:48 0 0 0