Sen madem silip atabildin bir kalemde tüm yaşananları;
ne diye konuşayım ardından?
Binlerce ah etsem, küfür etsem, beddua etsem ne yazar?
Bana susmak yakışır!
Şairin dediği gibi kifayetsiz kalır bazen kelimeler;
ne söylesen havada duruyor gibi, yok gibi,
hatta benim dilimden hareket etmiş
ama senin kulağına hiç ulaşmamış gibi
Öyle komik, sıradan bir sebeple edilen kavgayı
(sudan bir sebep bile demiyorum
suyun ne kadar değerli bir sebep olacağını varsayarak)
bahane edip kendine,
çıkıp gidebildiysen gönül döşeğimizden apansız;
seninle artık ne konuşulur?
Bana susmak yakışır!
Her ilişkinin bir duruşu vardır
ve her duruşu sahiplenen iki insan gerekir
o sevdayı omuzda, daha ötesi yürekte taşıyabilmek için.
Sen değiştirmek istiyorsun demek durduğun yeri;
o zaman
bana susmak yakışır!
Hiçbir sevdadan kendine bir ışık bulamamışsan,
karşındakinde değil kendinde ara gerçeği.
Elbet gidebilirsin herkes gibi
ama bu bahaneler sence de çok komik değil mi?
Biraz yürekli olsaydın keşke,
biraz daha cesur
Aslanlar gibi geçip karşıma,
"ben gidiyorum dostum" diyerek elini uzatabilseydin.
O zaman belki gerçekten dostum olurdun.
Merak etme,
dilsiz olur, kör olur,
sağır olur geçerim yanından
ve bir daha arkama bile dönüp bakmam.
Sen o kadar değersiz ve basit gördükten sonra aşkı;
ben zaten seni adam diye koynuma almam
Gün gelir de anlarsan yaptıklarını,
düşünüp taşınırsan uzun uzun
ve pişmanlık kaplarsa içini, aklını;
biliyorum gelip çalarsın kapımı.
Bil ki;
gittiğinde nasıl bozmadıysam hanımlığımı,
geldiğinde de bozmam
ama kapatırım yüzüne kapıyı
çünkü
tıpkı gidişin gibi,