Cümlede Sadelik

Son güncelleme: 31.12.2011 23:36
  • cümlede sadelik nasıl olur - cümlede sadeliği engelleyen etkenler - cümlede açıklık - cümlede açıklığı bozan etkenlerCümle bir yargı
    birimidir. Yukarda da değindiğimiz gibi, bir düşünce, bir duygu ve
    isteğin tam anlatılmasıdır cümle. Bu yönden iyi bir cümle, karşıladığı
    yargıyı, yani hükmü tam olarak anlatır. Bu yargıyı açıkça anlatması
    gerekir. Yani, cümleden bir anlam çıkarılmalıdır. Böyle olmaz da bir
    cümle çeşitli anlamlara gelirse hem öyle bir anlam çıkar hem de böyle
    bir anlam çıkarsa, yani birden çok yoruma yol açarsa o cümle açık
    değildir. Açıklık, cümledeki anlamın. kolayca anlaşılma niteliğidir. Bu
    yönden üzerinde özellikle durmamız gerekli noktalardan biridir.
    Çünkü, hangi türlüsü olursa olsun, yazma, bir kimseye, bir şey
    hakkında bir şeyler söyleme işidir. Bunun gerçekleşmesi de
    söylediklerimizin açıklığına ve anlaşılırlığına bağlıdır.
    Yazımızın açıklığını, anlaşılırlığını etkileyen türlü etmenler
    vardır: Söylediklerimizin soyut ya da somutluğu, düşüncenin tam
    geliştirilip geliştirilmediği, düşüncelerin iyi düzenlenip düzenlenmediği,
    yani düşünsel düzenin sağlanıp sağlanmadığı önemlidir. Ama, açıklığı
    doğrudan doğruya etkileyen etmenlerden biri ve en önemlisi,
    cümlelerimizin açık ve anlaşılır olmayışıdır. Cümlelerimizin açıklığını
    engelleyen noktalar nelerdir? Nelere dikkat etmeliyiz ki cümlelerimiz
    açık ve anlaşılır olsun?

    Bunları şöylece sıralayabiliriz:

    1. Cümledeki sözcüklerin ve ögelerin yerinde kullanılmayışı,
    söylenmek istenene tam karşıt bir anlamın ortaya çıkmasına ya da
    anlaşılmamasına yol açar. Şu örneğe bakalım:
    "Kötü bir anlayışın ve düşüncenin verimi olan dil devrimini
    kökünden yıkma çabaları hızlandı."
    Bu cümleyi yazanın ereği, dil devrimini yıkma çabalarının kötü
    bir anlayış ve düşüncenin ürünü oluşunu göstermektir. Oysa, bu
    hâliyle cümleden bu anlam çıkmaktadır. Cümleyi okuyan, ikizli bir
    durumla karşılaşmaktadır: Dil devrimi mi kötü bir anlayış ve
    düşüncenin verimi, yoksa dil devrimini kökünden yıkma çabaları mı?
    İkisi de anlaşılıyor cümleden. Bir cümle önce de söylediğimiz gibi,
    birden çok anlaşılmaya yol açarsa o cümlede açıklık yok demektir.
    Cümleyi şöyle kurarsak açıklığı sağlamış oluruz: "Dil devrimini
    kökünden yıkma çabaları kötü bir anlayış ve düşüncenin verimidir. Bu
    çabalar hızlanmıştır."

    2. Noktalama işaretlerinin yerli yerinde kullanılmayışı da
    cümlelerin açıklığını engeller. Bu örnekteki yanlışlık bu türdendir:
    "Dana ahırına doğru koştu."
    Bu cümleden anlayacağınız, filan kimsenin dana ahırına doğru
    koşmuş olmasıdır. Oysa söylenmek istenen bu değildir. Virgül
    işaretinin kullanılmayışı böyle bir yanlışlığa ve belirsizliğe yol açmıştır.
    Söylenilmek istenen: "Dana, ahırına doğru koştu." cümlesidir.

    3. Yanlış yapılan karşılaştırmalar da cümlenin açıklığını ve
    anlaşılırlığını etkiler, ikili anlaşılmaya yol açar. Örneğin:
    "Ben, şiiri Ali'den daha fazla severim."
    Bu biçimiyle cümle açık değildir. Ondan çıkaracağımız anlam
    şudur: "Şiiri de seviyorum, Ali'yi de. Ama, şiiri Ali'yi sevdiğimden daha
    fazla seviyorum. Halbuki asıl belirtilmek ve söylenilmek istenilen bu
    çıkardığımız anlama tam karşıttır: "Ben de, Ali de şiiri severiz. Ama
    ben şiiri, Ali'nin sevdiğinden daha fazla severim."
    Böyle bir yanlış anlaşılmanın önüne geçmek için cümleyi şu
    biçimde kurabilirdik: "Ben, şiiri Ali'nin sevdiğinden daha fazla
    severim."

    4. Zamirlerin belirli olmayışı da yanlış anlaşılmalara yol açabilir.
    Şu cümleye bakalım:

    "Nuri, matematik öğretmenini babasına şikayet etti ve onun
    dersiyle ilgilenmesini istedi."
    Dersiyle ilgilenmesini istediği babası mıdır, yoksa matematik
    öğretmeni mi? Belli değil. Cümleden ikisi de anlaşılabilir; çünkü
    "onun" sözü hem matematik öğretmeninin yerini tutmakta hem de
    babanın. Cümleyi bu ikili anlaşılmadan kurtarmak için, bir zamiri, iki
    adı karşılayacak yolda kullanmamak gerekir.
    Buraya değin söylediklerimiz, genellikle yazılarımızda cümle
    örgüsü yönünden sık sık yaptığımız yanlışlıkları somutlaştırmaktadır.
    Gerçekte, cümle bir yargı birimidir. Bu yüzden de bu yargıyı
    değişik biçimde anlatma olanağı vardır. Bu, sözcükleri seçme işidir.
    Diyelim ki şöyle bir cümle kurduk: "Hava güzel değildir." Bunu gene,
    "Hava kapalıdır.", "Hava sıkıntılıdır." biçimlerinde de söyleyebiliriz.
    Önemli olan, cümlelerimizin söylemek istediğimizi tam karşılayıp
    karşılamadığını bir tartıdan geçirmektir.

    alıntı
#31.12.2011 23:36 0 0 0