Aöf sosyoloji dersleri - Marx sonrası marksizm - Klasik marksizm - Sınıf bilinci - Eleştirel markizmMarksizm, Marx'ın orijinal çalışmalarını yeniden gözden geçirerek geliştiren, bu çalışmaların bir kısmını eleştirel olarak tekrar yorumlayarak kavramsal ve metodolojik düzeyde katkılar yapan kuramsal çalışmalar ile çeşitli siyasal pratikler ve politikalar bütününe verilen bir addır.
Marksist terimi ise bu çalışmalar ve bu çalışmaları yapan kişiler için kullanılmakta, aynı zamanda aktivist (eylemci) anlamına da gelmektedir.
-1960lı yıllardan sonra Batı Avrupa ve Amerika'daki akademik kurumlar üzerinde önemli bir etkiye sahip olmuştur.
-Marksist sosyoloji o yıllarda hakim olan yapısal işlevselci yaklaşıma karşı bir tepki olarak ortaya çıkmıştır,
-Marksizm, sosyal bilimlerin tarafsızlığının bir varsayım olduğunu ve aslında bilimin toplum içinde egemen sınıfların çıkarına hizmet ettiğini savunarak metodolojik tartışmalara yeni bir boyut kazandırmıştır.
Marksizmin akademi içinde yer alması çelişkili iki farklı tartışmaya neden olmuştur;
1-Marksizm akademide soyut bilgininin peşinden koştuğu sürece politik olarak sınıf mücadelesinden (kitle pratiğinden) ayrılacağı,
2-Marksist sosyolojinin akademik kurumlar aracılığıyla burjuva ideolojisine karşı önemli bir siyasal role sahip olacağı,
Klasik Marksizm- Marksizmin ilk entelektüel gelişimi akademik kurumların dışında gerçek¬leşmiştir,
-Klasik Marksistler Doğu ve Orta Avrupa'da politika ve düşünceyi birbirinden ayırmamışlardır,
-Daha çok alt yapıların analizi üzerinde yoğunlaşmıştır,
- Marksizme olan ilginin artması sosyalist hareketlerin önem kazanması ile gerçekleşmiştir,
- Sosyalist hareket Marksizmi, genel olarak sınıf mücadelesini, sınıf bilincini, sınıf dayanışmasını, giderek artan ekonomik krizleri ve kapitalizmin nihai çöküşünü ortaya koyan bir toplum bilimi olarak kabul etmiştir,
- Marksist teorinin Ortodoks kanadı (Marx'tan sonra Alman Sosyal Demokrat Partisi lideri Karl Kautsky ile Rus olan Georgi Plehanov) Marksizmin tüm toplumsal ve tarihsel olgulara uygulanabilecek kurallara ve materyalist ilkelere sahip olduğunu düşünmüş, Marx'ın toplumun gelişme yasalarına ve kapitalist üretim sisteminin sömürücü doğasına ilişkin görüşlerini dogmatik bir şekilde savunmuşlardır. Bu yıllarda Kautsky gibi Marksistler kapitalizmin kaçınılmaz olarak çökeceğini kapitalist toplumun yıkılacağını tartışmaktaydılar)
- Ancak, Marksizm dışından ve Marksizm içinden eleştiriler gelmeye başlamış, 1894 yılında Birinci Sosyoloji Kongresi'nde Marksist teorinin toplumsal değişimi zorunlu gören öngörüsü ve insanın kendi dışındaki koşulların ürünü olduğu yaklaşımı eleştirilmiştir. Marksist düşünürlerden İtalyan Marksist Antonio Labriola ve Fransız devrimci sendikalizm teorisyeni Georges Sorel'in eleştirileri ise daha sonraki Marksist düşünürleri etkilemiştir. Özellikle de Sorel'in yazıları Batı Marksistlerden Gramsci'nin Marksizmini etkilemiştir
-Geleneksel Marksizmin önemli düşünürleri; Marx, Engels, Labriola, Mehring, Kautsky, Plehanov, Lenin, Luxemburg, Hilferding, Troçki, Bauer, Preobrajenski ve Buharin
Sovyet Marksizmi:
- Stalin dönemi (1930lu yıllar sonrası)
- bürokratik devlet sosyalizminin inşası süreci içinde dogmaya dönüşmüştür.
- tüm Sovyet yurttaşları için zorunlu bir düşünüş biçimi resmi devlet ve parti doktrini haline gelmiştir,
- bilim ve sanatı da bağlayan bir deli gömleği biçimini almıştır,
- "Marks'ın eleştirel bir kurama yönelik katkıları" geliştirilmemiş aksine Marksizmin katı bilimsel ve materyalist bir biçimi geliştirilmiştir.
- dinin yerini "materyalist ideoloji" almalıdır görüşüne benzer görüşlerin Marksist dünya görüşüne dâhil edilmesi yoluyla Marksizm geriletilmiştir.
Batı Marksizmi - eleştirel marksizm
-1920'lerde Orta ve Batı Avrupa'da ortaya çıkmıştır,
- Sovyet Marksizmine meydan okumuştur,
-eleştiriye açıklığı benimsemiştir, (Marksizmin kendisini bile eleştirmiştir)
- Marksizm içinde yeni felsefi tartışmaları başlatmıştır (Marksizmin hümanist ve/veya bilimsel doğasını, Marksizmin Hegelci temelinin yeniden sorgulanmasını, Sovyet Marksizminin kaba materyalist yönüne karşı bir tepkiyi, Marksizm içinde kültür, edebiyat ve psikolojik analizler yapmıştır.)
- Hegel'in kültürü ve toplumu tarihsileştirmesinden ve Genç Marx'ın yabancılaşma ve insanın özünün boşaltılması yaklaşımlarından etkilenmiştir.
- Marksist olmayan düşüncelere de pencere açmış ve bunları marksizmle birleştirmeye çalışmıştır,
- öznel faktörleri önemsemiş(Marx'ın yazılarında yer alan emperyalizm gibi nesnel yapılardan çok meta fetişizmi, yabancılaşma ve ideoloji gibi öznel yapıları analiz etmeye çalışmıştır.)
- Batı Marksizmi bir üst yapı Marksizmdir, genel olarak üst yapıların analizi üzerinde yoğunlaşmıştır,
- Batı Marksistleri Marksizmi pozitivizmden ve katı Materyalizmden kurtarmaya çalışmışlardır. Batı Marksistleri Marksizme bilimsel bir statü affedilmesinden rahatsızdılar. Özellikle Sovyet Marksizminin Marksizmi, pozitivizmin sosyal teoriyi öznellik ve sınıf bilinci kategorilerinden bağımsız bir doğa bilimine indirgemesine benzer şe¬kilde, evrensel bir tarih ve doğa bilimine indirgenmesi Batı Marksistlerini rahatsız etmiştir. Nitekim, Batı Marksistleri için "Marksizm genel bir bilim değil, bir toplum teorisiydir."
-Batı Marksizminin ayırıcı özelliklerinden biri, Marksizmin siyasi pratikten yapısal olarak kopuk olmasıdır.( Batı Marksizminde 1918'den 1968'e kadar geçen süre içinde teori ile pratik arasındaki organik birlik gittikçe kopmaktadır. Bu kopuş tarihi baskılar sonucunda yavaş yavaş oluşmuş ve teori ile pratik arasındaki ilişki 1930'lu yıllarda kopmuştur.)
- Batı Marksizminin önemli düşünürleri; Lukâcs, Gramsci, Karl Korsch ve Frankfurt Okulu'nun önde gelen isimleri Benjamin, Horkheimer, Marcuse, Adorno, Della Volpe, Lefebvre, Sartre, Goldman, Althusser, Colletti gibi Marksistler ise büyük ölçüde Sovyet Marksizmine eleştirel olarak gelişen Batı Marksizmi altında ele alınmaktadırlar.
GEORG LUKÂCS -sınıf bilinci-yabancılaşma-şeyleşme
- Batı Marksizminin ilk ve en önemli düşünürlerinden biri,
-en önemli eseri Tarih ve Sınıf Bilinci (eserde Marks’ın yorumu yapılmış; ideoloji, yaban¬cılaşma, sınıf bilinci ve devrim arasındaki ilişki sorgulanmıştır.)
- Simmel'in (nesneleştirme) ve Weber'in (rasyonelleşme) süreci olarak yorumladıkları modernlik anlayışlarını almış ve bunu Marksist kapitalist üretim biçiminin eleştirisi ile birleştirmiştir,
- anti-pozitivisttir,
- Marksizmi Hegelci anlamda yeniden değerlendirip geliştirmiştir,
Tarih ve Sınıf Bilinci
-Marksizmin evrimci pozitivizmini eleştirmekte (özellikle Engels'in bilinci dışsal koşulların ve nesnel koşulların bir yansıması olarak ele almasını eleştirmekte ve bunun diyalektik bir toplum teorisi olmaktan daha çok mekanik bir teori haline geldiğini ifade etmektedir.)
- Marks'ın toplum teorisini Hegelci anlamda tekrar yorumlamakta ve değerlendirmektedir,
- Olgular yalnızca bütünle ilişkili olarak ele alındığı zaman bir anlam ifade edebileceğini savunmuştur,
-Diyalektik yöntemi yorumlarken bütünün parçalardan önce geldiğini ancak parçaların da bütünle ilişkisi çerçevesinde yorumlanması gerektiğini savunmaktadır.
- işçi sınıfını tarihin hem öznesi hem de nesnesi olarak görmektedir,( işçi sınıfı bilen özne olarak gerçekliğe, kendi işlevinin ancak toplumun bütünlüğüyle olan ilişkisinin bilgisiyle ulaşacaktır.)
- Marksizmi bir ideoloji olarak tanımlamakta ve devrimci bir pratik olarak görmektedir,
- Burjuva düşüncesi verili ve ampirik formaları ele almakta ve değişimi de bütünsel yapılarla ilişkilerin dışında ve tarihsel olamayan bir şekilde değerlendirmektedir,
- işçi sınıfı, nesneleri bütünsel süreçten ayrı olarak değil bütünle ilişkili olarak kavramalıdır,
Şeyleşme (Reıfıcatıon) ve Sınıf Bilinci
- Şeyleşme, en radikal ve yaygın biçimi modern kapitalist toplumda görülen yabancılaşma olgusunun özel bir biçimidir.
- şeyleşme konusundaki analizler; Marx (Kapital), Weber (bürokrasi ve rasyonelleşme), Simmel (Para Felsefesi) çalışmalarında tartışılmıştır,
- Lukâcs'a göre ise bütün bir süreç olarak şeyleşme kapitalist kültüre egemendir. Şeyleşme insanın bütün bilincine damgasını vurmuştur.
- Meta üretiminin evrenselliği insan emeğinin hem nesnellik hem de öznellik boyutunda şeyleşmesine ve soyutlanmasına neden olmaktadır.
nesnel boyut: kapitalist meta üretimi, meta ve metaların pazardaki hareketinden meydana gelen bir dünya yaratmaktadır. Kapitalist meta üretim sisteminin kendine özgü bu yasaları şeyleşmenin nesnel boyutunu oluşturmaktadır.
öznel boyut: Kapitalist meta üretim sisteminde insanın kendi emeğine yabancılaşması şeyleşmenin öznel boyutunu oluşturmaktadır. (insanın emeği (etkinliği) kendisine karşı nesneleşerek meta haline geliyor)
-Kapitalist meta üretim sisteminde şeyleşen emeğin sınıfsal konumu, onu bilinçliliğe itecektir. Diğer bir deyişle sınıfsal konum işçi sınıfını nesnenin özbilincine ulaşmasını sağlayacaktır.
-Sınıf bilinci bütünlükle eşdeğerdedir; Lukâcs şeyleşmenin ancak, Marksizmin en önemli kavramı olarak gördüğü bütünlük kavramı ile aşılabileceğini düşünür. Ona göre, bir sınıfın toplumda hegemonya açısından olgunlaşması kendi çıkarlarını ve bilincini toplumun bütünüyle uyum sağlaması açısından örgütlemesi anlamına gelmektedir.
sınıf bilincinin oluşumuna yönelik çözümler
Psikolojik bilinç: işçilerin yanlış olan ve bütünü kavrayamayan, ampirik gündelik bilincini ifade etmektedir.
Atfedilen bilinç: üretim sürecinde belirli bir tipik duruma "atfedilmiş" uygun ve akılcı tepkilerden oluşan gerçek sınıf bilincidir. Aslında atfedilen bilinç Weber'in ideal tipine benzemektedir. Atfedilen bilinç işçi sınıfının eninde sonunda ulaşacağı gerçek bilincin temsilidir. İşçi sınıfının devrimci sınıf bilincinin gelişimi ani bir eylem olarak değil bir süreç olarak görülmektedir.
Lukâcs’ın teorik yaklaşımı ekonomik indirgemeci Marksizm ile modern Marksistler arasında önemli bir köprüdür.
ANTONIO GRAMSCI (1891-1937)hegemonya,sivil toplum,
- Benedetto Croce, Machiavelli, Marx ve Lenin Gramsci'yi derinden etkileyen düşünürlerdir,
- teori ile pratiği bir araya getirmeye çalışmıştır,
- Gramsci, hegemonya kavramıyla, altyapı-üstyapı ilişkisini yeniden yorumlamasıyla, sivil toplumun önemi ve aydınların toplumdaki işlevleri üzerine yazdıklarıyla marksizme önemli katkılar sağlamıştır,
- Marksizmi bilincin ve öznenin aktif rolü çerçevesinde yorumlamıştır.
Gramscinin Ortodoks Marksizmine Getirdiği Eleştiriler
- Ortodoks Marksizmini altyapı ve üstyapı arasındaki ilişkinin belirlenmesinde ekonomik yapıyı ön plana çıkarmasından dolayı eleştirmiştir.
- Ona göre politika, ideoloji ve kültür ekonomik sistemden bağımsız yapılardır.
- Ortodoks Marksizminin (tarihsel materyalizmin yasaları temelinde) kapitalist toplumun kaçınılmaz olarak ortadan kalkacağı şeklindeki yaklaşımını eleştirmiştir.
- Ortodoks Marksizmin birey ile devrimci grupların önemini ihmal etmesini sorgulamıştır.
- Ona göre gerçek bir sosyalist işçi sınıfı hareketinin başarısı sadece üretim araçları ve devlet üzerinde bir kontrolü değil ideolojik ve kültürel bir öncülüğü de gerektirir.
- sosyalist devrimin başarıya ulaşmasında diğer grupların (köylülük) işçi sınıfı ile yapacakları ittifakın önemini vurgulamıştır.
- işçi sınıfının kendi gücünü koruyabilmesi için, Bolşevik modelin tersine kitlesel bir hareket olmalıdır