otobüs ne zaman icat edilmiştir - otobüsün tarihçesiOtomobilin çıkmasından önce dünyada kaç tane patlamalı motor vardı, bilemiyoruz. Pek çok olmasa gerek; çünkü petrol rafinerileri üretimlerinin çoğunu aydınlanma işlerine göndermekteydiler. Amerikan petrolcüleri 1857′de 2.000 varil satarlarken, 1875′te 5.261.000, 1880′de 26.000. 000 ve 1900′de 64.000.000 varil sattılar. Kuyulardan çıkartılan muazzam miktarda petrol hâlâ lamba petrolü şeklinde kullanılıyordu. Kalanı, yani benzini yine bu lamba petrolüne katarak rafineride kalabalık etmesini önlemekteydiler. Tehlikeli bir iş gördüklerini sonunda anladılar çünkü lambalarda patlamalar olmuş ve halk korkuya kapılmıştı.
Rafinericilerin baş belâsı olan bu madde bir süre sonra Lenoir ve Otto gibi icatçıların dikkatini çekti. Bu uçucu ve yanıcı sıvı, motorlar için neden daha ideal bir yakıt olmasındı? Onu kullanabilmek ve silindirin içinde patlayacak "karbonlu hava" haline getirebilmek amacıyla, içinde havanın geçeceği karbüratörler meydana getirdiler ve yarattıkları bu ilk benzinle işleyen motorlarını 1889 Sergisinde sundular. Otto'nun eski yardımcısı Daimler bir yıl sonra yeni bir tür karbüratör icat etti. Bunda, sıvının düzeyi bir şamandıra ve bir musluk tıkacıyla sabit tutulmaktaydı.
İşte bu tarihten sonra petrol benzinin önünde gerilemeye başladı.
Lenoir ve Otto, otomobilin gerçek öncüleri olmuşlardı Gerçek yapıcılarından ilkiyse Gottlieb Daimler (1834-1900) idi. Würtenbergli basit bir teknisyen olan Daimler, Otto tarafından işe alındıktan sonra kendisini, patlamalı motorların gelişimine vermişti. O kadar ki, 1885′te Cugnot'dan beri sayısız araştırmacının zihnini kurcalamakta olan sorunu- bir taşıt aracını sürebilecek bir motor yapma- ete aldığında bütün dünyaca hünerli bir mühendis olarak tanınmaktaydı.
Bu soruna Delamare-Deboutteville ilk çözümü getirmişti. Ama Daimler, Frensizin sahip olmadığı imkânlara sahipti.
Bunlardan en önemlisi vatandaşı Siegfried Marcus'un (1831-1898) çalışmalarından haberli olmasıydı. Marcus 1864″te bir benzini! motor icat etmişti. Bu motorda, ateşleme kıvılcımı bir manyetonun beslediği bir rüptör tarafından sağlanmaktaydı. İşte bu sayede Daimler'in 1886′da imal ettiği, gerçek anlamıyla bir patlamalı motordu. Mucit bunu Mannheimli yapımcı Kari Benz'e (1844-1929) önerdi. İlk otomobil o yıl işledi: Bu iki kişilik olup motoru arkadaydı ve hızı 20 km.'ye kadar çıkabiliyordu.
Halk bunu çılgın bir heyecanla karşıladı sanılmasın. Tersine, ondan önceki atsız arabalar gibi bu da müthiş soğuk bir kabul gördü. Bu gibi icatları ne Almanya, ne de öteki ülkeler sindirebilecek durumdaydılar. Bundan önce Cugnot'ya, Evans'e ve Trevithick'e karşı ne tavır takındılar gördük. Bu kayıtsızlık mucitleri umutsuzluğa sürüklememişti. Başka makineler düşünmüşlerdi, ama halk hep burun kıvırmıştı.
Bu yenilginin aşamalarını kısaca görelim, ilk İngiltere'de başladı: Trevithick'in deneyinden yirmi yıl sonra Griffith'in buharlı arabası çıktı (1821). Bunu yukarıda sözünü ettiğimiz Brown'un alkollü motoru izledi. 1827′de Gurney buharlı bir omnibüs sundu ve araç saatte 24 kilometre hızla dört ay Gloucester-Cheltenham arasında düzenli olarak işledi. Bu hizmetin başarısı başkalarını da kışkırttı. Ogle'un buharlı posta arabası 1831′de Londra-Southamton, 1833′te Londra-Winsor ve Londra-Worcester arasındaki bağlantıyı kurdu. 1836′da Hancock başkentle birçok banliyöleri birbirine bağlayan bir servis kurdu. Kısacası bu dönemde Londra bölgesi buharlı posta arabası şebekesiyle donatılmıştı; iyi müşteri buluyor ve gelecek vaat ediyordu. Ama
Öte yandan tren baş döndürücü bir hızla gelişip yayılmaktaydı ve herkesin gözünde rakipsiz bir araç durumunu kazanmıştı. Posta arabalarıyla ulaşımı hızla silip süpürmekteydi. Bu öyleyken düşmanın buharlı posta arabası şeklinde hortlamasına tahammül edebilir miydi? Demiryolu idarecilerinin baskısı altında, İngiliz Hükümeti 1836′da bir dizi garip ve şiddetli tedbirleri öneren yasalar çıkardı. Başta öyle yüksek vergiler koydu ki, emekleme devresinde bulunan yeni endüstrinin soluğu kesiliverdi. Bu yetmiyormuş gibi bir yayanın ya da bir atlının, arabanın 100 m. önünden gidip kırmızı bir bayrak sallamasını da zorunlu kıldı. Bütün bunlara fena halde içerleyen yapımcılar Manş'ın ötesine geçtiler.
Ama orada da daha sıcak bir ilgi bulamadılar.
1834′te Parisli Alman yapımcı Charles Dietz (1801 -1888) buharlı bir posta arabası sunmuş ve araba Paris-Saint Germain arasındaki yolu gidiş dönüş bir buçuk saatte almıştı. Ama bu ülkede de, İngiltere'de olduğu gibi demiryolu şirketleri pusuda bekliyorlardı ve kamu araçları yapımına heveslenenlere göz açtırmamaya kararlıydılar. Öyle ki Dietz'i hemen çağırıp kulağını büktüler. Oysa halkın kayıtsızlığı 1875′te bir skandal sayesinde son bulmuştu: Amedee Bolle' ye (1844-1917) ait Obeissante adlı buharlı posta arabası o yıl 30 Nisanda, Manş'tan Paris'e 18 saatte vararak bir hız rekoru kırmış ve aşırı hızlı gitti için de yol boyunca aleyhine 75 para cezası kesilmişti.
Bu idari tatsızlık dışında Bollee başarılı bir iş gördüğüne sevinmekteydi. Atölyelerine art arda araba ısmarlanmaya başlandı. Öyle ki, 1882′de yalnız Fransa'da yirmi beş araba işlemekteydi ve yapımı öteki ülkelerde de başlamıştı. Fransa herkesin gözünde mucitlerin ve atsız arabaların cenneti durumuna gelmişti. Böylece ülkesinde kazanma şansının yok olduğunu gören Daimler de soluğu Fransa'da aldı.