"Hayatında, kabre konulduğunda ve tekrar diriltildiğinde Allâh'ın rahmetinin senin üzerine olmasını ister misin? Şâyet istersen Rabbinin rızasını isteyerek gecenin bir vaktinde kalk ve namaz kıl.
Ey Ebû Hüreyre! Evinin bir köşesinde namaz kıl ki evinin nûru, dünyâ ehlinin yanında semâdaki yıldızların nûru gibi olsun." buyurmuşlardır.
"Gece kıyamına (namaz kılmağa) devam edin. Zîrâ bu, sizden önceki sâlihlerin âdetidir. Çünkü gece ibâdeti Allâh'a yakınlık ve günahlara keffaret olup bedenden hastalıkları kovar ve günahlardan uzaklaştırır."
Peygamber Efendimiz (s.a.v.);
"Yâ Ebâ Zerr! Yolculuğa çıkmak istediğin zaman hazırlık yapar mısın?
'Evet; yâ Resûlullâh'
'Peki kıyâmet gününün yolculuğu için nasıl hazırlanırsın? Yâ Ebâ Zerr! Dikkat et, o uzun ve çetin günde sana fayda verecek şeyi haber vereyim mi?'
'Anam babam sana fedâ olsun, evet bildir yâ Resûlullâh!'
'Haşr (diriliş) günü için şiddetli sıcak bir günde oruç tut, kabir vahşeti (yalnızlığı) için gecenin karanlığında iki rek'at namaz kıl, büyük işlerin halli için hac yap, fakirlere bir sadaka ver yahut güzel bir söz söyle veya kötü bir söz söylemekten kendini tut."
İmâm-ı Azam Hazretleri gecenin yarısı (ibâdet, duâ ve zikrederek) ihyâ ederdi. Bir topluluğun yanından geçerken onların, "Bu zat gecenin tamamını ihyâ eder" dediklerini işitti. "Yapmadığım şeyle vasıflanmaktan hayâ ederim" dedi ve ondan sonra gecenin tamamını ibâdetle ihyâ etti.
İmâm-ı Azam Hazretleri kırk yıl sabah namazını yatsı namazının abdestiyle kılmıştır.