hayal alemindeydim yine dün gece,
sen vardın ben vardım güneşli bir bahar sabahı,
kahvaltımız da muhteşemdi hani,
biraz aşk, biraz sevda, biraz sevgi bolca umut …
keyifle ettiğimiz sohbet demli çayla perçinlendi,
gülüşlerimiz göğe yükseldi,güneş daha bir parlayıp,
sımsıcak sardı yüreklerimizi.
vurduk kendimizi sokaklara, yürüdük, yürüdük, yürüdük…
kuş seslerine karıştı söylediğimiz türküler,
durup dinlenmeyi istemedik hiç belki de korktuk.
senin ısrarlarınla oturduk bir çay bahçesine,
mis gibi deniz kokuyor dedim, güldün
karışıyor dedin iyot kokusuna kokun, ondandır bu güzellik,
yüzüm kızardı biran utandım mı ne?
uzun zaman olmuştu böyle özgür hissetmeyeli,
böyle mutlu olmayalı çok zaman olmuştu.
birer simit alıp, sıvadık pantalonları, çıkarıp ayakkabıları,
uzattık kıyıdan denize doğru ayaklarımızı.
sen simidi yerken, ben balıkları doyurma çabasındaydım.
zamanın ne kadar hızla geçtiğinin farkında değildik,
olmak istediğimiz yerdeydik belki de ondan ,
ne saatler dursun istedik, nede gün bitmesin.
yaşanması gerektiği gibi ilk defa böyle özgürce,
ilk defa böyle umut etmeksizin, birbirimizin gözlerinde,
günü bitirmenin huzuruyla, geçsin istedik zaman.
hava kararmak üzere deniz, sen, ben, martılar,
şen şakrak güneşi batırdık birlikte.
eve dönme vakti! hadi dedin, toparlan
oysa neyim vardı toplayacak?
tutup elinden gidecektik geldiğimiz yoldan,
ama öyle değildi işte eve varış sona varıştı,
hayal dünyamdan ayrılış, yokluğuna uyanıştı.
geceyi gündüze çeviren sen,
gündüzümü karanlıklara gömüp gidecektin.
hiç bitmeseydi, hiç gitmesen dedim,
parmağını dokundurdun dudağıma,
üzülme, hüzünlenmesin gülen gözlerin,
bir başka gün deniz kenarı değil, kırlarda dolaşırız seninle,
kelebeklerle yarışırız sen yeterki bekle... dedin,
ve GİTTİN yine…
hiç bitmesin istedim bu düş ve hep hayal aleminde yaşayım,
geleceğin bir başka düşte buluşmak üzere ,
sevgimle kal SEVDİCEĞİM…
mükemmel ve gerçek aşkın başka türlü tarifi var mıdır bilmem. ancak bu kadar güzel ifade edilebilir bir aşk. kalemine, aşkına sağlık. mutluluklar dilemek lazım değil mi?
senin ısrarlarınla oturduk bir çay bahçesine,
mis gibi deniz kokuyor dedim, güldün
karışıyor dedin iyot kokusuna kokun, ondandır bu güzellik,
yüzüm kızardı biran utandım mı ne?
uzun zaman olmuştu böyle özgür hissetmeyeli,
böyle mutlu olmayalı çok zaman olmuştu.
birer simit alıp, sıvadık pantalonları, çıkarıp ayakkabıları,
uzattık kıyıdan denize doğru ayaklarımızı.
sen simidi yerken, ben balıkları doyurma çabasındaydım.
çok güzeldi arkadaşım yazan hisseden güzel gönlüne sağlık olsun