Uluslararası iktisat - Dünya Ticaretinin Serbestleştirilmesi - Dünya Ticaretine Evrensel Yaklaşım - GATT - WTODünya ekonomisinde son yıllarda gözlenen küreselleşme ve bölgeselleşme hareketleri, dünya ticaretinin serbestleştirilmesinde "evrensel" ve "bölgesel" yaklaşımları temsil etmektedir. Küreselleşme hareketi geçmişte, GATT çerçevesinde yapılan görüşmelerde üye ülkeler arasında gümrük tarifeleri ve diğer tarife dışı kısıtlamaların kaldırılması ya da indirilmesi ilkesine dayalı olarak gelişmiştir. Günümüzde GATT DTÖ (WTO)'ne dönüşmüş ise de, 1948-1995 döneminde dünya ticaretine yön veren GATT'ın günümüzde de geçerli olan dört temel ilkesinden en önemlisi, "en çok kayrılan ülke" kuralıdır. Kural,her GATT üyesinin tüm taraflara aynı gümrük tarife oranını uygulamasını ve ayırımcı işlemde bulunmamasını öngörür. GATT'ın temel ilkelerin en önemli istisna ise, Genel Anlaşma'nın ncü maddesinde düzenlenen gümrük birlikleri ve serbest ticaret bölgeleri gibi bölgesel ekonomik birleşmeler yaratmaya yönelik anlaşmalardır. Eğer bir grup ülke kendi aralarında bir tipte bir ekonomik birleşme kurmaya karar vermiş ise, gümrük indirimleri sadece birleşmeye dahil olan ülkeler için geçerli olacaktır. GATT'ın temel ilkelerinden gümrük tarifelerinin tek koruma aracı olarak kullanılması ilkesinden önemli bir sapma da, "gönüllü ihracat kısıtlamaları" anlaşmalarıdır. GATT döneminde sekiz adet tarife indirim görüşmeleri yapılmıştır. GATT çerçevesinde yapılan tarife indirim turlarına Çok taraflı Ticaret Görüşmeleri (Ticaret Turları) denir. Bu görüşmelerin sonuncusu Uruguay Turu (1986-1993) dur. Uruguay Turu'nda alınan kararlar, üye ülkelerin hükümetleri tarafından 12-15 Nisan 1994 tarihleri arasında Fas'ın Marakeş şehrinde kabul edilmiş Marakeş Anlaşması (Nihai Senet), 1 Ocak 1995 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Nihai Senet ile, GATT'ın yerine Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kurulmuştur.
Dünya Ticaret Örgütü, Bretton Woods Konferansı'nın toplanmasından tam 50 yıl sonra faaliyete geçerek, dünya ekonomi sisteminin önemli bir kuruluşu olmuştur. Türkiye, DTÖ Kuruluş Anlaşması'nı, 25 Şubat 1995 tarihinde kabul etmiştir. DTÖ'nün amaçları, örgütü kuran Anlaşma'nın önsözünde belirtilmiş olup GATT'ın gerçekleştirmek istediği amaçlara büyük benzerlik göstermektedir. DTÖ'nün en az iki yılda bir toplanan ve tüm ülkelerin temsilcilerinden oluşan bir Bakanlar Konferansı vardır. Bu, GATT'ın Genel Kurulu'na denktir. İlk Bakanlar Konferansı Aralık 1996'da Singapur'da, ikincisi Cenevre'de ve üçüncüsü Seattle'da yapılmıştır. Günümüzde artık GATT, yerini DTÖ'ne bırakmıştır. DTÖ'ne üye olan ülkeler Nihai Senet'teki anlaşmalara bağlı olmakla birlikte, bunlara aykırı hareket ettiklerinde, yine bu anlaşmalarda yer alan müeyyideler işlerlik kazanmaktadır. DTÖ'nün uluslararası getirdiği mekanizma, çok taraflı ticaret sistemine güvenirlilik ve tahmin edilebilirlik kazandırmak bakımından çok önemlidir. DTÖ çerçevesinde, Nihai Senet'te yer alan herhangi bir anlaşmazlıktan doğan sorunların çözümü için Anlaşmazlık Çözüm Organı yaratılmıştır. Bu Organ tarafından kurulan panellerin raporları, oybirliği olmadan da kabul edilmektedir.
Dünya ekonomisinde uluslararası ticareti serbestleştirmek konusundaki iki temel yaklaşımdan biri olan bölgesel yaklaşım, belli sayıda ülkenin oluşturduğu ekonomik birleşmeler aracılığıyla bu ülkelerin kendi aralarında serbest dış ticaret sağlarken, dış dünyaya ticari kısıtlama uygulaması olgusudur. Uluslararası ekonomik birleşmeler, bölgesel yaklaşıma örnektirler. Genel tanımıyla birleşmeler, birleşmeye giden ekonomilerde mal ve hizmet akımlarına serbesti sağlayıp ticarete engel olan kısıtlamaları ortadan kaldırarak bir ortak pazar yaratmaktadır. Başlıca dört birleşme türü vardır. Bunlar, serbest ticaret bölgesi, gümrük birliği, ortak pazar ve ekonomik birliktir. Ülkelerin gümrük birliğine gitmekle, parametreler sabit kalmak şartıyla optimum şartları değiştererek gerek birlik ve gerekse birlik dışında kalan ülkelerin refah seviyelerini etkilemelerine ekonomik birleşmelerin statik refah etkileri denir. Bu etkiler üretim tüketim ve gelirin yeniden dağılımı etkilerinden oluşur. konomik birleşmeler teorisine statik bir yaklaşım yapan geleneksel ümrük birlikleri teorisi, birleşmelerin sağlamış oldukları yararları tam larak açıklığa kavuşturamamıştır.
Klasik geleneksel teori, birliğin üye ülkelerdeki stihdam seviyesi, prodüktivite ve büyüme hızlarındaki değişme ve talep yapısı üzerindeki etkilerinin belirlenmesinde yararlı olmamaktadır. Ekonomik birleşmeler, piyasaları genişleterek ölçek ekonomilerinden yararlanmalarına yol açar. Ölçek ekonomileri, bir firma veya sanayi dalında tesisleri genişleterek, üretim hacmini veya üretim fonksiyonunu değiştererek, teknoljik yenilikler getirerek veya dış çevrede meydana gelen maliyet düşürücü faktörlerden yararlanılarak prodüktiviteyi arttırmaktadır. İçsel ve dışsal ekonomiler olarak ikiye ayrılır. Ekonomik birleşmelerin, birleşmeye giren ve birleşme dışında kalan ülkelere çeşitli etkileri vardır. Bir bölgesel ekonomik birleşmede başarıya ulaşmak için bazı şartlar vardır. Bunlar; ekonomik gelişme farklılıkların az olması, coğrafi yakınlık, ekonomi yapı benzerliği, sosyal, kültürel, tarihsel ve dinsel ortaklık, askeri ve politik ortaklıktır.