İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Çalışma Notları

Son güncelleme: 30.03.2012 17:05
  • iş ve sosyal güvenlik hukuku bütünlemeye hazırlık - iş ve sosyal güvenlik hukuku vize notlarıİş Hukuku, ''statü hukuku hükümlerine bağlı olanlar dışında, bir iş sözleşmesine dayanarak ücret geliri karşılığında, bir başkası adına ve ona bağlı olarak işçi statüsü altında çalışanlar ile bunları çalıştıran işverenler arasındaki iş ilişkilerini düzenleyen uyulması zorunlu kuralların tümüdür'' şeklinde tanımlanır.
    İş sözleşmesinin tarafları arasındaki hukuki ilişki; işveren adına ve hesabına iş görmesine yol açarak, işçiyi işverene bağımlı kılar. Öğretide tabiiyet olarak ifade edilen bu bağımlılık teknik, ekonomik ve hukuki bağlamda karşımıza çıkar. İşçinin; işverene işin yapılması ile yürütüm biçimi ve koşulları yönünden bağlı olması teknik, iş görmesi karşılığında işverenden düzenli ve sürekli bir gelir elde etmesi ekonomik, denetim ve yaptırım yetkileriyle de donatılmış bulunan işverenin gözetimi ve yönetimi, eş deyişle otoritesi altında iş görmesi ise hukuki yönden işverene bağımlılığını ifade eder.
    Kamu yönetiminde devlete bağlı (tabi) olarak çalışan memurların iş ilişkileri iş hukukunun değil, idare hukukunun kurallarıyla düzenlenir.
    İşçi ve işveren arasındaki bireysel nitelikli iş ilişkilerini düzenleyen kurallar, iş hukukunun bireysel (ferdi) iş hukuku olarak adlandırılan bir dalını oluşturur. Örneğin; bir iş ilişkisinin kurulması, düzenlenmesi, son bulması ve sonuçları, çalışma yaşamının denetlenmesi vb. başlıklar altında ifade edilebilecek konular bireysel iş hukuku kapsamına girer.
    İşçiler ve işverenlerin sendikaları, işçi ve işveren sendikalarının birbirleri ve devletle olan karşılıklı iş ilişkileri ile bu ilişkilerden doğan uyuşmazlıkları iş hukukunun, toplu iş hukuku olarak ifade edilen bir başka konu alanını oluşturur. Sendikalara üye olmak, üyelikten doğan hak ve yükümlülükler, üyeliğin son bulması ve sonuçları, sendikaların kurulması, yönetimi ve faaliyetleri, yetkileri, toplu iş uyuşmazlıkları, grev ve lokavt vb. konular, toplu (kolektif) iş ilişkilerinin temel konularına örnek olarak gösterilebilir.
    Toplu iş hukukunun işçilerin ve işverenlerin sendikaları ile olan ilişkilerini düzenleyen kuralları sendikalar hukuku, işçi sendikaları ile işveren, işverenler yada işveren sendikaları arasındaki ilişkileri ve bu ilişkilerden doğan uyuşmazlıkları düzenleyen kuralları ise, toplu iş sözleşmesi, grev ve lokavt hukuku olarak adlandırılır.
    Sanayi Devrimi; önce buhar, daha sonra elektrik, gaz gibi yeni enerji güçlerinin bulunması ve bu enerji güçlerinin uyarlandığı makinelerin üretimde kullanılması ile birlikte XVIII. Yüzyıl sonlarında İngiltere'de yaşanıldı.
    1802 yılında İngiltere'de dokuma sanayinde çalışan çocukların iş süreleri ve koşulları yönünden korutulmasını öngören ve çocuk işçilerin günlük iş sürelerini 12 saat ile sınırlandıran kanun, iş hukuku dalında dünyada atılan ilk adım olmuştur.
    Osmanlı İmparatorluğu'nda ilk sanayileşme hareketleri Tanzimat ve Meşrutiyet döneminde başlamıştır.
    1865 yılında çıkarılan Dilaver Paşa Nizamnamesi ile 1869 yılında çıkarılan Meaddin (maden) Nizamnamesi bunların ilk örnekleridir. Nizamnamelerde yer alan hükümlerle, maden işletmelerinde işçi statüsüyle çalışanların iş ilişkileri ve yaşamında korunmaları hedeflenmişti.
    1877 yılında ise, ülkemizin ilk medeni kanunu olan Mecelle yürürlüğe girmiştir. Mecelle'de işçi ile işveren arasındaki iş ilişkilerini, sözleşme (akit) serbestîsi ilkesine dayalı olarak liberal bir yaklaşımla irdeleyen hükümlere de yer verilmişti.
    Geçerliliği XX. Yüzyıl ortalarına dek sürdürecek Tatili Eşgal Kanunu, giderek çoğalan işçi eylemlerini yasaklamak üzere 1909 yılında yürürlüğe konmuştur.
    Kanun hükümleriyle Ereğli ve Zonguldak kömür madenlerinde çalışan işçilerin günlük çalışma süreleri 8 saat, yer altı işlerinde asgari çalışma yaşı 18 olarak belirlenmiş, zorunlu çalıştırma yasaklanmış, asgari ücretlerin üçlü bir komisyon tarafından saptanılması ilkesi benimsenmiş işçilerin konut sorunu ele alınarak kömür işçileri ile ilgili ilk sosyal sigorta kolları (hastalık, ihtiyarlık, iş kazası) yürürlüğe konmuştur.
    Ülkemizde bireysel iş ilişkileri ilk kez 1926 yılında yürürlüğe konulan Borçlar Kanunu'nun ''hizmet akdi'' başlığı altında yer verilen hükümleriyle düzenlenmeye başlamıştır. Bu hükümlerin geçerliliği, yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu'nun uygulama alanı dışında bırakılan işlerde günümüzde de sürmektedir.
    Yetişkin işçilerin yanı sıra, kadın, genç ve çocuk işçilerin çalışma yaşı, süreleri, işin nitelik ve koşulları yönünden koruyan Umumi Hıfsızsıhha Kanunu işte böyle bir ortam içinde hazırlanarak yürürlüğe konulmuştu.
    3008 sayılı İş Kanunu 1937'de yürürlüğe konmuştur.
    1945 yılında önce Çalışma Bakanlığı kurulmuştur. Aynı yıl 4772 sayılı İş Kazalarıyla Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortası Kanunu ile Ülkemizde ilk kez bir sosyal sigorta koluna işlerlik kazandırılmıştır. Ayrıca, 4792 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu yine aynı yıl içinde hazırlanarak yürürlüğe konulmuş 1946 yılında ise, tek partiye dayalı siyasal rejimden, çok partili demokratik bir yaşama geçilmiştir.
    1946 yılında Cemiyetler Kanunu değiştirilerek sendikaların kurulup, mesleki faaliyetlerde bulunabilmeleri hukuken meşru hale getirilmiştir.
    Aynı yıl (1946) yürürlüğe konulan bir kanunla ise İş ve İşçi Bulma Kurumu kurulmuştur. 1949 yılında kamu görevlilerine yönelik olarak önceki tarihlerde kurulmuş olan çeşitli kurum ve kuruluşlara ait yardım ve biriktirme sandıkları ise, 5434 sayılı kanun ile kurulan T.C. Emekli Sandığı çatısı altında bir araya getirilmiştir.
    1951 yılında yürürlüğe konulan bir kanun ile önce hafta tatili günü için yarım ücret ödenmesi ilkesi benimsenmiş, daha sonra 1956 yılında yapılan bir değişiklikle de yarım ücret, tam ücrete dönüştürülmüştür. 3008 sayılı İş Kanunu'nun düzenleme alanı dışında bırakılan deniz işlerinde, bireysel iş ilişkileri 1953 yılında çıkarılan Deniz İş Kanunu ile düzenlenmiştir.
    931 sayılı İş Kanunu, 3008 sayılı İş Kanunu'ndan sonra ülkemizde yürürlüğe giren ikinci İş Kanunu olmuştur.
    1475 sayılı İş Kanunu, 1971 yılında yürürlüğe girmiştir. Aynı yıl 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu yürürlüğe konulmuştur.
    Ülkemizde bireysel iş ilişkileri halen 22.05.2003 günü kabul edilerek, 10.06.2003 günü yürürlüğe konulan 4857 sayılı İş Kanunu ile düzenlenmektedir.
    İş hukuku, özel ve kamu hukukuna ait özellikleri bir arada bulunduran ''karma'', bağımsız, kendine özgü bir hukuk dalı olarak kabul edilir.
    Genelde kabul gören ilkeler; işçinin korunması ve işçi yararına yorum ilkeleridir.
    alıntı
#30.03.2012 17:05 0 0 0