aldatan kadınlar anlatıyor - kadın aldatırmı - aldatan kadınlar - kadın niçin aldatır - aldatan kadın davranışları
Aldatan Kadın.. ve Ayrıldığın kadın...
Reha Muhtar
[HR][/HR]
Kocasından büyük bir skandalla boşandı...
Kocasının bir başka kadınla ilişkisi gazete sayfalarında öyle bir yer aldı ki, adam elaleme rezil rüsva oldu...
Aldatılan kadındı ve sonuna kadar haklı göründü...
Oysa aldatılırken aynı zamanda aldatıyordu...
Aldattığını çok başka yerlerden ben biliyordum ama kocası zinhar bilmiyordu...
Aldatan bir erkek olarak karısından boşandı...
Aldatan bir erkek olarak mal bölüşümü yapmak zorunda kaldı...
Aldatan bir erkek olarak hafızalara yazıldı...
Oysa gerçek hem aldatan ve aldatılan olduğuydu... Aldatan erkek hikayelerinin, aldatılan kadın kahramanları öykülerinin birçoğunda esasen aldatan bir de kadın vardır...
Kadın erkek kadar aptal ve kendini gösterme heveslisi olmadığından, ihanetini kendi içinde sadece bir iki kadın arkadaşıyla paylaşarak yaşar...
Karda yürür izini belli etmez, kendi aldattığı için de erkek aldatmalarına karşı aşırı duyarlı olur...
Zekası olgunlaşmamış erkekler, bir kadın üzerlerine çok düştü mü, onu deli gibi kıskandı mı, beni aldatıyor mu? diye sordu mu, kadının onlar için deli divane olduğunu sanırlar...
Oysa deli divane olmanın nedeni bir ego meselesidir ve bunun aşkla bir ilgisi yoktur...
Kadın aşkın ötesinde egosu yaralanmasın diye erkek aldatmalarına karşı sürekli tetikte bir panter edasındadır...
Esasen, erkeğin üzerine çok düşen, aman aldattı mı? acaba diye her daim şüphe altında içi içini kemiren kadınlar, sonunda kendileri erkeklerini aldatırlar...
Egolarının yaralanmasından ürktükleri için, kendileri karşılarındakini yaralarlar...
İhtimal dahilindeki bir aldatmanın, rövanşını kendileri gerçekten aldatarak alırlar...
Kadın aldatmaları erkek aldatmalarından çok daha komplike ve çok daha derindir...
Erkek sevgilisini ya da eşini biraz da annesi gibi gördüğünden, dayanamaz hafiften çıtlatır, esasen ne kadar çapkın olduğunu...
İçten içe, karısı ya da sevgilisi tarafından bir iki kez yakalanmayı bile içinden geçirir...
Erkeklik gururu okşanacaktır...
Ne kadar çapkın ve vazgeçilmez bir erkek olduğu ispatlanacaktır...
Onun için erkek salaklıklarında, karda yürüyerek hafif iz bırakma genel bir trenddir...
Kadın da bu izi sürer ve kolayca erkeği yakalar...
Oysa kadın aldatmaları, iz bırakmak için yapılmaz...
Kadın kendi keyfi ve kendi intikamı için bunu yapar, paylaşımını da arkadaşıyla sağlar...
Aldattığını konuşup, kankansıyla kıkırdaşması kadın için yeter de artar, salak gibi kocaya sinyal çakıp hayatı zindan etmenin alemi yoktur...
Sürekli aldatıldığını söyleyen kadınların hayatlarında aldatmalar vardır...
Bazen geçmişlerinde bazen bugünlerinde, aldatılma korkusuna karşı aldatmayla cevap verme eğilimi hakimdir...
Hayatta erkeğine en düşkün görünen kadınların aslında en büyük ihanetleri yapabilen kadınlar olduğunu gördüğümde bir yaşıma daha girdiğimi farketmiştim...
O zaman kadın aldatmalarının erkek aldatmalarından çok daha komplike olduğunu anlamıştım...
Ne zaman büyük bir erkek ihanetiyle karşılaşsam, elimde değil hemen aldatılan kadına dikkatimi yöneltirim...
Sanki işin içinde başka bir şeyler var gibi hissederim...
Ne zaman bir kadın, beni aldatıyor, beni aldatıyor diye yakarıyorsa, elimde değil yine hayatın bana öğrettiklerini gözümün önüne getiririm...
Ne enteresandır ki, hayatın bana öğrettiği örneklerde hiç boş yok, hepsinin altında çok derin başka şeyler var...
Aldatan erkek portreleri ile karşılaştığınızda, aldatılan kadını mutlaka izleyin...
Çok şeyler bulacaksınız o kadında...
Çok başka kişiler göreceksiniz fotoğrafta...
Çok başka siluetler vardır etrafta...
Çok gizli detaylar vardır henüz ortalığa yansımamakta...
Kim bilir neler hissedeceksiniz aldatılan kadının esasen aldatan kadın olduğunu anladığınızda...
Kadın aldatmaları
Erkek dünyaları kendine konsantredir ve kadınlarla ilişkileri kendi açısından görür...
Oysa kadınlar erkeklerle ilişkilerini üç ana noktada sorgularlar...
Bu noktalar çok tehlikelidir ve erkekler açısından hemen hemen hiç bilinmemektedir...
Kadınların ilişkilerini sorguladıkları ve kendi başlarına eyleme geçtikleri günlerde, erkekler kendi dünyalarında hiç ilgilenmedikleri bir bilmecenin çok uzaklarında, kendi havalarında muhtemelen futbol maçları izlemektedir...
Kadının erkekle ilişkisini sorguladığı 3 ana dönem vardır ve üç dönemde de kadın erkeğini aldatmayla burun burunadır...
1) Kadının erkeğiyle ilişkisini sorguladığı birinci dönem, "Bir şeyler iyi gitmiyor ama ne?" diye sorduğu dönemdir...
Esasen bir kadın için erkeğiyle ilişkisinde hiçbir zaman hiçbir dönem işler tamamıyla iyi gitmez, mutlaka birileri çelmeler ama bu söz ettiğim her zamanki dönem değildir...
Kadın erkekle yaşamını sürdürmekte, ama ya kimya, ya psikoloji, ya aşırı kıskançlık, ya hırboluk, ya aile, ya karşı sülale mutlaka bir tersliğin izlerini yaşamaktadır...
Bir türlü karar vermek zorundadır, "Evet deyip kaderine razı mı gelecektir?.. Hayır deyip gidecek midir?.."
Böyle anlarda, erkek hiç oralı değildir...
Esasen durumun farkında da değildir...
O ilişkisi sürüyor zannetmektedir...
Kadın bugünlerde çoğunlukla ona eskiden şefkat göstermiş, hakkında kötü anı biriktirmemiş, insan olarak güvendiği ama fazla da bir şey beklemediği bir eski sevgiliye yelken açar...
Onda biraz kadınlığını yaşar, şefkatli kollarda nekaheti hisseder, egosunun yaralarını sarar bir taraftan da "erkeğini sevip sevmediğini çek eder..."
Sınama amaçlı bu aldatmada kadın, "güvenli" (safe) diye nitelediği bu aldatmanın ertesinde, erkeğine karşı aynı duyguları hissedip hissetmediğini sorgular...
Hissediyorsa mesele yoktur alt tarafı eski sevgiliyle olunmuştur, hissetmiyorsa yavaş yavaş ilişkiyi kesme zamanı gelmiştir...
2) Kadının ilişkiyi ikinci sorgulama dönemi bitişe çok yakın dönemdir...
İlişki ha bitti ha bitecek gibidir...
Ya başka bir haspa ortaya çıkmış, erkeğin aklını başından almış, ya eski bir uzatmalı yeniden masaya pey sürmüş ya da herifçioğlu artık çekilmez bir hale bürünmüştür...
Her üç halde de kadın için tehlike çanları çalmaktadır...
Hızlı hareket etmek zorundadır...
Bir şeyleri ya yedeklemeli ya da kırılan egosunu mutlaka bir şekilde tamir etmelidir...
Böyle durumlarda, önce eskide kalan güvenli sevgili yaraları kısa süreli iyileştirecektir...
Dışarıda, var olandan daha iyisi göze kestirilecek ve mümkünse irtibat tesis edilecektir...
Böyle anlarda kadın ikinci aldatma vakasıyla karşı karşıyadır...
Eski, güvenilir ve şefkatli sevgili bir süreliğine iyi gelir...
Uzun vadeli arayışlar ise keskinleştirilir...
Yenisiyle hemen aldatmaya girişilmemelidir...
Aksi halde oyun başlamadan bitecektir...
3) İlişkinin bitmesinden hemen sonra kadın davranışları:
Eğer yeni bir potansiyel aday belirlenememişse, durum vahimdir...
Şefkatli eski sevgili kadını uzun süre tatmin etmeyecektir...
Çünkü nihayetinde onunla hayat bir şey vaat etmemektedir...
Etseydi zaten vakti zamanında duhul gerçekleşecekti...
Yenisine yönelmek için eskinin kafadan silinmesi gereklidir...
Böyle dönemlerde kadın, eskisine "basacak" bir adayı bulamazsa, kafasından eskinin izlerini silemeyecektir...
Yeni ilişkiye girdiği erkeğin eskiden daha kötü olmasını hazmedemeyecektir...
En zik zak ilişkileri, en bunalımlı günleri ve geceleri, en ipe sapa gelmez erkeklere sınırlı denemeleri yaşadığı dönemdir...
Üç dönemin üçü de kadının aldatmalarla burun buruna olduğu dönemlerdir...
Erkekler bu üç dönemin üçünün de farkında değildir...
Onlar anneleri gibi sevgililerinin evde kendilerini beklediğine zannetmektedir...
Oysa hayat, annenin evinden çok uzaklarda kadınsı bir intikamın gerçekliğinde kora kor bir savaşın göbeğinde sürmektedir
Ayrıldığın kadın...
O kadınla konuşmaya başladığımda, bir kadının bir erkek hakkında bu kadar şeyi bu kadar rahat bilebileceğini tahmin etmiyordum...
"Erkek bir kadına ayrılsa bile yeniden dönebilir... Dönemediği tek durum, kendisinden sonra bir başka erkekle beraber olduğunu bilmesidir... Kendisinden önceki erkekler çok bir şey ifade etmeyebilir... Ama kendisinden sonraki erkek çok şey ifade edecektir... Bir daha eski sevgiliye dönüş mümkün olmayacaktır..."
Nasıl da biliyordu, erkeğin en önemli sırlarından birini...
O kadar biliyordu ki, şunu bile söylemekten çekinmiyordu:
"Erkek arkadaşımla aram bozulduğunda, bir süre hiçbir erkekle, beraber olamayacak durumda olduğumu söylerdim... Mesaj erkek arkadaşıma gittiğinde, mutlaka beni arardı..."
Bir zamanlar, içine aldığı, sahiplendiği "benim" dediği kadının, bir başkasıyla olacağından ölesiye korkmak ...
En önemli malvarlığını kaybedecekmişcesine korkmak...
Anneni bir başkasına kaptıracakmışcasına korkmak...
Kadının geçmişinden değil, geleceğinden korkmak...
Bir erkeğin ayrıldığı sevgilisini en fazla bir başkasıyla beraber olana kadar severdi...
Bir başka erkekle çıkmaya başladığını öğrendiğinde ilişkiyi, kalbinde ve kafasında bitirirdi...
Oysa kadın, ayrıldığı erkekle ilişkisini, mutlaka bir başka kadın yokken, erkek çaresizken sonlandırırdı...
Kadın, ayrıldığı erkek ancak bir başka cazip kadınla beraber olursa harekete geçerdi...
Kadın için başka kadınlar tarafından beğenilmeyen erkek, bir daha hiç aranmaya gerek olmayan erkekti... Ne zaman ki, çok güzel ve alımlı kadınlar erkeği beğenirlerdi, o zaman eski sevgilinin kıymeti anlaşılır, yeniden peşinden koşulurdu...
Erkek için, kesin bitiş nedeni olacak olay, kadın için başlama noktasıydı...
Kadın sahiplenmiyordu... Kadın sahipleniliyordu...
Kadın erkek tarafından sahiplenildiği için, "sahip" kaybettiği şeyin yani kadının sonsuz acılarını yaşıyordu...
Oysa kadın sahip arıyordu...
Yeni bir sahiple olabilir mi diye deniyor, olduğu zaman mutlu olmadığında ise sonsuz derecede mutsuz oluyordu...
Yeni sahibi denedikten sonra, eski sahibe dönmesi imkanı kalmıyordu...
Oynanan tam bir kumardı...
Kazandın mı mutluluk kadehlerinin tokuşturulacağı, kaybettin mi, hayat boyu içinde derin bir sızı bırakacak olan bir kumar...
Çoğu kadın, belki sevgiliden daha iyisi olur duygusuyla o kumarı oynuyordu...