üstadın dilinden

Son güncelleme: 25.04.2012 17:27
  • Bediüzzaman Said Nursî
    Bismillahirrahmanirrahim
    قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللهَ فَاتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ اللهُ âyet-i azîmesi, ittibâ-ı sünnet ne kadar mühim ve lâzım olduğunu pek kat'î bir surette ilân ediyor. Evet, şu âyet-i kerime, kıyâsât-ı mantıkıye içinde, kıyas-ı istisnâî kısmının en kuvvetli ve kat'î bir kıyasıdır. Şöyle ki:

    Nasıl mantıkça kıyas-ı istisnâî misali olarak deniliyor: "Eğer güneş çıksa gündüz olacak." Müsbet netice için denilir: "Güneş çıktı. Öyleyse netice veriyor ki, şimdi gündüzdür." Menfi netice için deniliyor: "Gündüz yok. Öyleyse netice veriyor ki, güneş çıkmamış." Mantıkça, bu müsbet ve menfi iki netice kat'îdirler.

    Aynen böyle de, şu âyet-i kerime der ki: Eğer Allah'a muhabbetiniz varsa, Habibullaha ittibâ edilecek. İttibâ edilmezse, netice veriyor ki, Allah'a muhabbetiniz yoktur. Muhabbetullah varsa, netice verir ki, Habibullahın Sünnet-i Seniyyesine ittibâı intaç eder.

    Evet, Cenâb-ı Hakka iman eden, elbette O'na itaat edecek. Ve itaat yolları içinde en makbulü ve en müstakimi ve en kısası, bilâşüphe, Habibullahın gösterdiği ve takip ettiği yoldur.

    Evet, bu kâinatı bu derece in'âmât ile dolduran Zât-ı Kerîm-i Zülcemâl, zîşuurlardan o nimetlere karşı şükür istemesi, zarurî ve bedihîdir.

    Hem bu kâinatı bu kadar mucizât-ı san'atla tezyin eden o Zât-ı Hakîm-i Zülcelâl, elbette, bilbedâhe, zîşuurlar içinde en mümtaz birisini Kendine muhatap ve tercüman ve ibâdına mübelliğ ve imam yapacaktır.

    Hem bu kâinatı had ve hesaba gelmez tecelliyât-ı cemal ve kemâlâtına mazhar eden o Zât-ı Cemîl-i Zülkemal, elbette, bilbedâhe, sevdiği ve izharını istediği cemal ve kemal ve esmâ ve san'atının en câmi ve en mükemmel mikyas ve medarı olan bir zâta, herhalde en ekmel bir vaziyet-i ubudiyeti verecek ve onun vaziyetini sairlerine nümune-i imtisal edip herkesi onun ittibâına sevk edecek. Tâ ki o güzel vaziyeti başkalarında da görünsün.

    Elhasıl: Muhabbetullah, Sünnet-i Seniyyenin ittibâını istilzam edip intaç ediyor. Ne mutlu o kimseye ki, Sünnet-i Seniyyeye ittibâından hissesi ziyade ola. Veyl o kimseye ki, Sünnet-i Seniyyeyi takdir etmeyip bid'alara giriyor. (Lem'alar, On Birinci Lem'a)

    Bediüzzaman Said Nursi

    SÖZLÜK:
    âyet-i kerime : şerefli âyet, Kur'ân'ın herbir cümlesi
    bedihî : açık, aşikâr
    bilâşüphe : hiç şüphesiz, kuşkusuz
    bilbedâhe : açık bir şekilde
    câmi : kapsamlı
    cemâl : güzellik
    Cenâb-ı Hak : hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
    ekmel : en mükemmel
    esmâ : Allah'ın isimleri
    Habibullah : Allah'ın en sevdiği kul olan Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.m.)
    had ve hesaba gelmemek : sonsuz ve sınırsız olmak
    ibâd : kullar
    in'âmât : nimetler
    intaç etmek : sonuç vermek
    itaat etme : emre uyma
    ittibâ etmek : uymak, tabi olmak
    izhar eden : gösteren
    kâinat : evren
    kat'î : kesin olarak
    kemâl : mükemmellik
    kıyas : karşılaştırma yöntemi
    kıyâsât-ı mantıkıye : mantık ilminde kullanılan kıyas yöntemleri
    kıyas-ı istisnâî : neticesi veya tersi bizzat kendi içerisinde zikredilen kıyas şekli
    makbul : kabul edilen
    mazhar eden : kavuşturan
    medar : eksen, kaynak
    menfi : olumsuz, negatif
    mikyas : ölçü
    mucizât-ı san'at : sanat mucizeleri
    muhabbet : sevgi
    muhabbetullah : Cenâb-ı Hakka duyulan sevgi
    muhatap : hitap edilen
    mübelliğ : tebliğ eden, bildiren
    mümtaz : seçkin, üstün
    müsbet : olumlu, pozitif
    müstakim : dosdoğru olan
    nümune-i imtisal : örnek alınacak model
    sair : diğer
    sevk etme : gönderme
    Sünnet-i Seniyye : Peygamberimizin söz, fiil ve hareketlerine dayanan yüce prensipler
    tecelliyât-ı cemal ve kemâlât : İlâhî mükemmelliklerin ve güzelliklerin yansımaları
    tezyin eden : süsleyen
    vaziyet : durum, hal
    vaziyet-i ubudiyet : kulluk vaziyeti
    zarurî : zorunlu, gerekli
    zât : kişi
    Zât-ı Cemîl-i Zülkemal : sonsuz mükemmellik ve güzellik sahibi Allah
    Zât-ı Hakîm-i Zülcelâl : sonsuz haşmet ve büyüklük sahibi olan ve her şeyi hikmetle yaratan Allah
    Zât-ı Kerîm-i Zülcemâl : sonsuz güzellik ve cömertlik sahibi Allah
    zîşuur : şuur sahibi, bilinçli
#25.04.2012 17:27 0 0 0