"Kirazlar ve dutların tadını çocuklar ve serçelerden sor." -Goethe
Üzerinde siyah bir elbise
saçların dağınık
rüzgarın dilinde keman sesi
çınar ağaçlarının sarı yapraklarında hüzün
(halbuki sen hep çam ağacı gibi kokardın)
Ekim güneşiyle öpüşen bahardan kalma umutlarımız
Van Gogh sarısı.
Bize kalan yürümek
yürüyoruz...
Dolmabahçe'de gün batımı
içimizde karanfil bir zaman
her adımda biraz daha uzaklaştığımız
dikiz aynası şehirler.
En mutlu anında bile ağlayan yanların.
Omzumda bir deniz taşıyorum
kipriklerinde tuzlu acılar
kalbime batan.
Ağla sevgili
yurdum gibi sıcak düşlerin büyütsün içimdeki karanfili.
İlerde yolumuza cıkıyor
kiraz satan coçuklar
ekim güneşi gibi yüzleriyle.
İskeleye vardığımızda
soğuk ellerimizi sıcak elma çayı dolu bardaklarla ısıtıyoruz
sonra elma çayının mis gibi kokusu
içimden uzun uzun öpüşmek geliyor rüzgarla.
İskeleden bir vapur kalkıyor Üsküdar'a
sen, ben ve martılar
buz gibi lodos soğuğu
üşüyoruz.
Şakaklarına dokunuyorum
şakaklarında sıcak bekleyişler.
Karşımızda Kızkulesi
yüreğimizde karanfil bir zaman koyuluğu
ikimizde yüreğimizi denize bırakıyoruz.