eli öpülesi tüm anneler gününü kutluyorum

Son güncelleme: 13.05.2012 23:31
  • Hani eski zaman masalları anlatır
    Hüznümü huzura dolarsın
    Kaşım gözümden çok içim bir parçan
    Annem sen benim yanıma kalansın

    Hani bir biblon vardı kırdığım
    Üstüne ne kırgınlıklar yaşadın
    Ama bil ki ben de parçalandım
    Annem ben senin yanına kalanım

    Annem annem
    Sen üzülme
    Sözlerin hep
    Yüreğimde

    Annem annem
    Gel üzülme
    Ben hala senin
    Dizlerinde



    Uzayan sohbet gecelerinde
    Rolleri unutur dost oluruz
    Bizi bağlayan bu kan değil yalnız
    Annem biz birbirimize kalanız

    Ben kararlı uçarken yolumda
    Sen çatık kaşlarının altında
    Her yeni güne sevgiyle başlarsın
    Annem sen benim yanıma kalansın

    Annem annem
    Sen üzülme
    Sözlerin hep
    Yüreğimde

    Annem annem
    Gel üzülme
    Bu gönül hala dizlerinde

    Annem annem
    Sen Üzülme
    Sözlerin hep Yüreğimde canım annemm
#13.05.2012 10:18 0 0 0
  • Halal emeyinle boyutdun beni,
    Bil ki,unutmaram hec bir an seni.
    O dilinden cixan aci kelmeni
    Men sirin bilerem ey eziz ANAM.
    Bayraminiz mubarek eziz analar.
#13.05.2012 14:31 0 0 0
  • Ana gibi yar olmazz tüm analarin ellerinden öpüyörum
#13.05.2012 19:03 0 0 0
  • noimage

    "Özlemini yüreğime sardım Anne!"
    Ey, garip Anam! Yaslı sevdalı, toprak kokulu, güvercin ürkekliğinde masum bakışlarıyla hasretlik yüreği bedeninde barındıran Anam

    "Özlemini yüreğime sardım Anne!"



    Fecre doğru kayarken gece, köyümü tahayyül ediyorum.

    Muhabbetlerin uzayıp gittiği demlere kaydı ruhum.

    Ufukların karardığı ıssız ve her şeyin sus pus olduğu bir miktar mutluluğun hayali ile süslenirken yürek

    Bir sevda dalgalanır yüreğimde.

    Hicranlı demler tüter ruhumda, annemin zozanlar için mırıldandığı sevdasındadır kalbim ve hayalim.

    Sökülen vicdanlar, yıkılan umutlar, söndürülen ocaklar

    Akıl almaz gerçekler, sağır ve hissiz yığınlar

    Bir bir dökülür gözlerimden, yılların örtemediği kıyımlar.

    Kan çiçeklerim yetişir, buhur buhur sevda çölünde.

    Bir acının son vaktidir, uğurlamak için çıktığımız yolda.

    Katran katran düşer umuda kor.

    Kelimeler dizilir, yoklukta varlığı kuşanan mazlum ve masum yüreklerin burukluğuyla.



    Bir iki taş içinde yaktığımız ateşle kaynatırdık çaylarımızı, diyecek yoktu muhabbet dolu yüreklerimize, koyun kuzu melemeleri gelirdi ya, ah Anam ah!



    Aklıma geldi özlemin Anam!

    Özlersin bilirim o günleri, sevdası hepten içini yer, kemirir.

    Çocukluğum geçti, deyişlerin gelir,oturur yüreğime, mutluluk nağmeleri beni de bulur mu? Ebedi aleme intikal etmeden, Rahman'ın huzuruna varıp zalimlerin zulmünü anlatmadan, mazlum ve mustazaf bir halkı ümmetin sahipsiz bırakışını anlatmadan

    Dünya insanlığının suskunluğunu gözyaşlarıma dize yapıp Kahhar ve Adil olana sunmadan



    Vakit çığlıkların ayyuka yükseldiği anlarda yoksul avuçlarımızı duaya doğru uzatma garipliğini sundu bize Anam!

    Gel gidelim viran edilmiş memleketimize, kuş uçmaz kervan geçmez misali kurda kuşa terk edilmiş geçmişimizin küllerini bulma vakti

    Alın terlerimizin karıştığı topraklarımıza kavuşma vakti

    Şefkatli toprağımıza tohum saçma demlerine vuslat vakti

    Geldiğimiz toprakla bütünleşme kokusunu ciğerlerimize çekme zamanı gelmedi mi?

    Ey, mazlum yürekli Anam!



    Güneşin doğduğu yeri karanlıklara terk ettiler, güneş yeniden doğudan doğup aydınlatmalı evreni.

    İlk hüzünlerin ve sevgilerin yüreklerimizde yer ettiği küçük dünyamıza geri dönelim anam.

    Dağlarımızda yeniden çoban kavallarının acı acı yükselen sesi yankılanmalıdır.

    Bu ses özgürlük tınısını ve sevgi tomurcuklarını yeşertsin betonların arasında pas tutmuş zihinlerimizde.

    Kuzucukların peşinde koşan minnacık ayaklı çocuklarımız, onlar da toprağın bereketli kokusunu hissetsin.

    Köyümüzün camisinde Kur'an okunmalı, kerahat vakitlerine varan sohbetlerin tadında gecelerimiz olmalı.

    İçimizdeki en küçüğümüze okutturmalı; masum dudakları arasında gezinen ilahi sözcükler, gecelerimize tefekkür saatleri ve tezekkür sıcaklığını bırakmalı.

    Rahmet olukları inmeli gecelerimizde, ılık ılık düşmeli tenimize.

    Göz yaşlarımız yağmurlara, nehirlere karışmalı ve topraklarımızı yeniden solamalı.



    Şırıl şırıl akan derelerin, sükutu bozan akışını izleyelim.

    Suya batıp batıp çıkan tahta köprülerin üstünde koşar adımlarla karşıya varırdık ya, tehlikeli; ama zulmün dehlizlerinde boğulmaktan çok daha makuldu, derenin berrak suyuna tertemiz bir ceset sunmak.



    Ey, garip Anam! Yaslı sevdalı, toprak kokulu, güvercin ürkekliğinde masum bakışlarıyla hasretlik yüreği bedeninde barındıran Anam



    Bin bir umut düşmüştü yüreğine; ama şimdi ak düştü saçının teline.

    Hayal meyal der gibisin, çaldılar ruhlarımızı Anam!

    Buladılar yüreğimizi kana.

    Bir ümmet kapılmış cihanda gözyaşı seline, kan akar oldu ırmaklarımız, toprağımız kan rengi aldı.

    Kurşuna dizilen kardeşlerimiz, yüreklerimizi rahatsız etmiyor artık.

    İradem sancılıdır, başkaldırma zamanıdır nefsin tasallutunda esir olmuş zihinlerimize.

    Taştan seccadelerimizde duralım kıyama, Rahman'ın huzurunda.

    Islak alınlarımız değsin taşın yufka yüreğine, taş yürekli insanlara inat.



    İşte böyle bir an firakta yanan, yapayalnız, yalınayaklı bir ben kaldım uluortada.

    Biliyorum, ağaracak ufuklar, bir fecir vakti ezan-ı Muhammedi'yi seslendirecek münadiler. Yetim kalmış minaresiz camimizin taş duvarları üzerinde bir çağrı dokunacak yüreklere, hayalleri örten perdeler yırtılacak, ötelere uzanan ufukları seyredecek ruhlar.

    Yâr'in sevdasına tutkun yürekler bülbül gibi sinesini kanatacak, dikenlerle örülen güle doğru sayha sayha yaklaşırken.

    Örtmeyecek karanlık girdaplar gerçekleri.

    Âşıklar alacak ellerine, sazı ve güftesini yapıp seslendirecekler, hakikatlerle nakşedilmiş davudi nağmeleri, ötelerin sıcaklığı sinecek yitik özlemlilerin vuslat gecelerinde.



    Yeniden doğum sancısı çekecek evren, bir bahar ile direnişin sembolü berfinler delecek en zor anında karla örülü dağları, kutlu doğumun şahikası ile tebessüm edecek melekler, kutlayacak âlem, sevinecek yetimler kurtuluş yakın diye, bir çayın sıcaklığıyla ruhta gizemli bir mutluluk hâkim olacak.



    Özlemini yüreğime sardım Anne !

    Bir gün gülecek köyüm, köyümüz, köylerimiz...

    Hem de bir çocuk bakışının masumiyetiyle

    Muhacir ERKAM
#13.05.2012 19:09 0 0 0
  • Bu Yazıyı Ancak ANNELER Anlayabilir!

    Eğer bir anne iseniz veya bir anneniz varsa burada yazdıklarımı gayet iyi anlayacaksınız: Evet, düşündüğümde babalar da ne demek istediğimi anlayabilirler ama ancak anneler burada yazılanları gerçekten hissedebilirler.

    21 senelik evlilikten sonra "aşk ışıltısını" canlı tutmanın yeni bir yolunu buldum. Bir süre önce, başka bir kadınla çıkmaya başladım ve bu aslında esimin fikriydi. Bir gün esim, beni çok şaşırtarak:
    "Biliyorum ki onu seviyorsun" dedi.

    Şiddetle itiraz ettim: "Ama ben seni seviyorum!"
    "Biliyorum ama ayni zamanda onu da seviyorsun. Ona da zaman ayırman
    gerekiyor"
    Karimin, ziyaret etmemi istediği "öbür kadın" , 19 yıldır dul olan annemdi.
    İşimin yoğunluğu ve üç çocuğumun beklentileri sebebiyle annemi görme
    fırsatım pek olamıyordu. O aksam annemi yemeğe ve ardından sinemaya davet ettim. Endişelendi ve hemen "İyi misin, her şey yolunda mı" diye sordu. Annem de geç saatte gelen bir telefonun veya sürpriz bir davetin mutlaka kötü bir anlamı olacağından şüphelenen tipte kadınlardandı.
    "Seninle beraber ikimizin biraz zaman geçirmemizin güzel olacağını düşündüm" diye yanıtladım.
    "Sadece ikimiz mi?" dedi. Biraz düşündü ve "Çok isterim" diye cevap verdi.
    O Cuma, is çıkışı onu almaya giderken kendimi biraz gergin hissediyordum. Eve vardığımda fark ettim ki o da, randevumuzdan ötürü hafif gergin görünüyordu. Kapısının önünde, paltosunu çoktan giymiş bir şekilde bekliyordu. Üzerinde babamla kutladıkları son evlilik yıl dönümlerinde giydiği elbise vardı. Bana melekler kadar ışıltılı bir yüzle gülümsedi.
    Arabaya bindiğimizde "Arkadaşlarıma oğlumla dışarı çıkacağımı söyledim ve gerçekten çok etkilendiler" dedi, "Randevumuzun nasıl geçtiğini duymak için sabırsızlanıyorlar." Diye ekledi.

    Gittiğimiz restoran, çok şık olmasa da sevimli, sıcak ve servisin kaliteli
    olduğu bir mekândı. Annemse, bir kraliçe edasıyla koluma girdi. Yerimize
    oturduktan sonra ona menüyü okumam gerekmişti, çünkü küçük yazıları
    göremiyordu. Ben daha menünün ortalarındayken annemin nemli gözlerle ve özlemli bir gülüşle bana bakmakta olduğunu fark ettim:
    "Eskiden, sen küçükken, menüleri okuyan bendim, sense meraklı bakışlarla beni dinlerdin" dedi.
    Ben de gülümsedim:
    "O zaman, simdi senin rahat rahat oturma sıran ve ben de okuyarak borcumu ödeyebilirim" dedim.

    Yemek boyunca muhabbetimiz çok güzeldi, sıra dışı hiçbir şey olmadı ama
    eskilerden ve hayatlarımızdaki yeniliklerden bahsederek kaybettiğimiz
    zamanın birazını telafi etmeye çalıştık. O kadar çok konuştuk ve eğlendik
    ki film saatini kaçırdık. Aksam annemi bırakırken; "Seninle tekrar çıkmak
    isterim ama ancak bu sefer benim seni davet etmeme izin verirsen" dedi ve bir aksam tekrar buluşmakta karar kildik.

    Eve geldiğimde esim yemeğin nasıl geçtiğini sordu: "Çok güzeldi" dedim
    "Düşünebileceğimin çok üstündeydi"

    Birkaç gün sonra annem aniden ciddi bir kalp krizi sonucu vefat etti.
    Bu o kadar ani gerçekleşmişti ki onun için bir şey daha yapma şansım
    olmamıştı. Birkaç zaman sonra evime, annemle yemek yediğimiz restorandan, ödenmiş iki kişilik bir yemek faturası ve üzerine iliştirilmiş bir not yollandı:
    Oğlum, bu faturayı önceden ödedim, çünkü seninle kararlaştırdığımız
    randevu gününe gelemeyeceğimden neredeyse yüzde yüz emindim. Yine de iki kişilik bir yemek ayarladım çünkü bu sefer eşinle beraber gitmenizi
    istiyorum. Seninle olan o günkü randevumuzun benim için ne anlam ifade ettiğini bilemezsin.
    Seni Seviyorum."
    O esnada, "Seni Seviyorum" demenin ve hayatta değer verdiğimiz insanlara hak ettikleri zamanı ayırmanın önemini anladım. Hayatta hiçbir şey ailenizden daha önemli değildir. Onlara hakları olan zamanı ve ilgiyi
    verin çünkü böyle şeyleri erteleyebileceğiniz "başka bir zaman" ı her istediğinizde yakalayamayabilirsiniz.

    Alıntı..
#13.05.2012 19:11 0 0 0
  • ANNENİZ HALA SİZİNLEYSE!....

    1 yaşınızdayken sizi elleriyle besledi ve yıkadı. Bütün gece ağlayıp onu uyutmayarak teşekkür ettiniz.

    2 yaşınızdayken size yürümeyi öğretti. Size seslendiğinde odadan kaçarak teşekkür ettiniz.

    3 yasınızdayken size özenle yemekler hazırladı. Tabağınızı masanın altına dökerek teşekkür ettiniz.

    4 yaşınızdayken elinize rengârenk kalemler tutuşturdu. Evin bütün duvarlarına resim yaparak teşekkür ettiniz.

    5 yaşınızdayken siz i cici kıyafetlerle süsledi. Gördüğünüz ilk çamur birikintisine atlayarak teşekkür ettiniz.

    6 yaşınızdayken okula kadar sizinle yürüdü. Sokaklarda 'GITMIYCEEEEEEEM' diye ağlayarak teşekkür ettiniz.

    7 yaşınızdayken size bir top hediye etti. Komşunun camini kırarak teşekkür ettiniz.

    9 yaşınızdayken size dualar öğretti, siz her seferinde unutarak teşekkür ettiniz.

    11 yaşınızdayken sizi arkadaşınızla sinemaya götürdü 'Sen bizimle oturma' diyerek teşekkür ettiniz.

    12 yaşınızdayken zararlı TV programlarını seyretmenizi istemedi. O evde değilken hepsini izleyerek teşekkür ettiniz.

    19 yaşınızdayken okul masraflarınızı karşıladı, sizi arabayla kampusa götürdü ve eşyalarınızı taşıdı.

    Arkadaşlarınız alay etmesin diye kampus kapısında vedalaşarak teşekkür ettiniz.

    21 yaşınızdayken iş hayati ve kariyerinizle ilgili size fikir vermek istedi. 'Ben senin gibi olmayacağım' diyerek teşekkür ettiniz.

    22 yaşınızdayken kep giyme töreninizde size gururla sarıldı. Avrupa seyahati için para isteyerek teşekkür ettiniz.

    25 yaşınızdayken düğün masraflarınızı karşıladı, sizin için hem mutlu oldu hem çok duygulandı. Siz dünyanın bir ucuna taşınarak teşekkür ettiniz.

    30 yaşınızdayken bebek bakimi hakkında size akil vermek istedi. 'Artik bu ilkel yöntemleri bırak' diyerek teşekkür ettiniz.

    40 yaşınızdayken sizi arayıp bir akrabanızın doğum gününü hatırlattı. 'Anne işim başımdan aşkın' diyerek teşekkür ettiniz.

    50 yaşınızdayken o çok hastalandı, hafta sonunda onu görmeye gittiğinizde mutlu oldu.
    Ona yaşlıların çocuk gibi nazlı olduğunu söyleyerek teşekkür ettiniz.

    Derken bir gün..... o öldü.
    O güne kadar onun için yapmadığınız ne varsa, o anda kalbinize bir yıldırım gibi duştu....

    VE BİR HİKAYE:

    'Evin telefonu sabaha karşı üç buçukta çaldı. Uyku sersemi adam telefonu açtı.
    Telefondaki ses annesine aitti.
    Telaşlandı, korktu başlarına bir şey mi gelmişti?
    Annesi 'nasılsın oğlum iyi misin?' diye sordu.
    Oğlu şaşkın bir ifadeyle 'iyiyim anne hayırdır bir şey mi oldu siz iyi
    misiniz ?' dedi.
    Annesi 'biz iyiyiz bir şeyimiz yok sadece sesini duymak istedim' dedi.
    Oğlu da 'anne bunun için mi aradın saat sabahın üçbuçuğu yarında
    konuşabilirdik' diyince annesi de 'rahatsız mı ettim oğlum?' dedi.

    Oğlu 'evet anne rahatsız ettin' diyince annesi

    '30 sene önce sen de beni bu
    saate rahatsız etmiştin, doğum günün kutlu olsun'

    EĞER HALA SİZİNLEYSE, ŞİMDİ ONU HER ZAMANKİNDEN DAHA COK SEVİN

    (ALINTI..)
#13.05.2012 19:13 0 0 0
  • Anne başa taac imiş,
    Her derde ilaç imiş...
    Evladın biri alim olsa,
    Anneye her zaman muhtaç imiş...
#13.05.2012 19:15 0 0 0
  • harikadınız
#13.05.2012 19:18 0 0 0
  • harikasınız
#13.05.2012 19:18 0 0 0
  • noimage
#13.05.2012 19:39 0 0 0
  • Arkadaşlar!Anne ve babanız yaşıyorsa onların kıymetini iyi bilin.Benim annem de yok babamda...Lakin onların yokluğunu her zaman hissediyoruz.

    SAKIN ANNELERİNİZİ ÜZMEYİN.SİZLER DE YAŞLANINCA EVLATLARINIZDAN BUNUN AYNISINI GÖRÜRSÜNÜZ.GENÇ İKEN HER ŞEY TOZ PEMBE GİBİ AMA YAŞLANMAYA BAŞLANINCA FİKİRLER VE HAYALLER DEĞİŞİYOR.NE MUTLU ANNE VE BABASININ HAYIR DUALARINI ALANLARA...BEN ÇOK MUTLUYUM ANNE VE BABAMIN HAYIR DUALARINI ÇOK ALDIM ELHAMDÜLİLAH...

    VEFAT EDEN TÜM ANNE VE BABALARA ALLAH RAHMET EYLESİN...
#13.05.2012 23:31 0 0 0