kınalı ali

Son güncelleme: 15.08.2012 14:24
  • Üst teğmen Faruk cepheye yeni gelen askerleri kontrol
    ediyor bir taraftan da onlarla laflıyordu nerelisin
    gibi sorular soruyordu. Bir ara saçının ortası
    sararmış bir çocuk
    gördü.

    "Adın ne senin evladım?..."
    "Ali..."
    "Nerelisin?..."
    "Tokat Zilede'nim..."
    "Peki evladım bu kafanın hali ne?..."
    "Anam cepheye gelirken kına yaktı komutanım..."
    "Neden?..."
    "Bilmiyorum komutanım..."
    "Peki gidebilirsin Kınalı Ali..."

    O günden sonra herkes ona Kınalı Ali der. Herkes
    kafasındaki kınayla dalga geçer. Kısa sürede cana
    yakın ve cesur tavırlarıyla tüm arkadaşlarının
    sevgisini kazanır. Bir gün ailesine mektup yazmak
    ister. Ali'nin okuma yazması da yoktur arkadaşlarından
    yardım ister ve hep beraber başlarlar yazmaya. Ali
    söyler arkadaşları yazar: "Sevgili anne babacım
    ellerinizden öperim ben burada çok iyiyim beni merak
    etmeyin..."

    Kız kardeşini kendinden bir küçük erkek kardeşini
    sorar köyündekilerin burnunda tüttüğünü yazdırır.
    Kendilerini merak etmemesini kendileri var oldukça
    düşmanın bir adım bile ilerleyemeyeceğini yazdırır.
    Gururla mektubu bitirir neden sonra aklına gelir ve
    yazının sonuna anasına not düşer (Ali'nin kendisinden
    hemen sonra askere gelecek bir kardeşi daha vardır)
    "Anacığım kafama kına yaktın burda komutanlarım ve
    arkadaşlarım benle hep dalga geçtiler sakın kardeşim
    Ahmet'e de yakma onla da dalga geçmesinler ellerinden
    öptüm..."

    Aradan zaman geçer. ingilizler kati netice almak için
    tüm güçleriyle Gelibolu'ya
    yüklenirler. Bu cepheyi savunan erlerimiz teker teker
    şehit düşerler. Bunlara takviye olarak giden yedek kuvvetlerde yeterli
    olmamış, onların sayıları da epey azalır, Gelibolu
    düsmek üzeredir. Kınalı Ali'nin komutanı da olayı
    görüp yerinde duramaz. Kendisinin bölüğü henüz
    sıcak temasa hazir değildir. Onlar yeni gelmistir. Komutanların bu
    düşünceli halini gören ve durumun vehametini bilen
    Kınalı Ali ve arkadaşları komutanlarına yalvar yakar
    oraya gitmek istediklerini söylerler. Komutanları
    onları ölüme gönderdiğini bile bile çaresiz gönderir.
    Kinali Ali'nin bölüğünden kimse sağ kalmaz hepsi şehit
    olmuştur. Aradan zaman geçer. Kınalı Ali'nin
    ailesine yazdığı mektubun yanıtı gelir. Komutanları
    buruk ve gözleri dolu dolu mektubu açıp okumaya karar
    verirler (Bu mektubun aslı Çanakkale Müzesi'nde
    sergilenmektedir.) Babası anlatır Ali'nin: "Oğlum Ali
    nasılsın, iyi misin? Gözlerinden öperim selam ederim. Öküzü sattık paranın yarısını sana,
    yarısını da cepheye gidecek kardeşine veriyoruz. Şimdi
    öküzün yerine tarlayı ben sürüyorum zaten artık
    zahireye de fazla ihtiyacımız olmadığı için
    yorulmuyorum da siz sakın bizi merak etmeyin bizi
    düşünmeyin" der, köyü, akrabalarını anlatir ve mektubu
    bitirir. "Ali ananın da sana diyeceği bir şey var..."

    "Oğlum Ali, yazmışsın ki kafamdaki kınayla dalga geçtiler kardeşime de yakma demişsin.
    Kardeşine de yaktım. Komutanlarına ve arkadaşlarına söyle seninle dalga geçmesinler. Biz de üç şeye kına yakarlar:
    01- Gelinlik kıza; gitsin ailesine, çocuklarına kurban
    olsun diye...
    02- Kurbanlik koça; ALLAH'a kurban olsun diye...
    03- Askere giden yiğitlerimize; vatana kurban olsunlar
    diye...

    Gözlerinden öper selam ederim. ALLAH'a emanet olun..."

    Mektubu okuyan Ali'nin komutanı ve diğerleri hıçkıra
    hıçkıra aglamaktadırlar...
#15.08.2012 14:24 0 0 0