İslamda Çocuklara İsim Vermek ve İslami Olmayan İsimlerin Değiştirilmesi

Son güncelleme: 08.10.2013 14:02
  • Çocuk İsimleri - Yeni doğan çocuğa isim koyma - kiz Çocuk İsimleri - erkek Çocuk İsimleri - Çocuğa konulan isim hakkı - islamiyette bebege isim koyma hakkı ilk kime aittir - isim kökenleri

    İSLAMDA ÇOCUK İSİMLERİNİN ÖNEMİ VE ÇOCUK İSİMLERİ

    Yeni doğan çocuğa kısa bir süre içinde güzel bir isim koymak anne ve babaların en önemli görevlerindendir. Çocuğa konulan isim hem bu dünyada hem de ahirette geçerlidir. Rasulullah (sav) sadece çocukların değil, büyük insanların ismiyle dahi ilgilenmiştir. Kötü bulduğu bazı isimleri değiştirme yoluna gitmiştir. Yine konulması gereken güzel isimler hakkında bilgiler vermiş, zaman zaman bizzat kendileri çocuklara isimler vermiştir.

    Rasulullah (sav) güzel isim koymanın önemini şöyle açıklıyor: “Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Öyleyse isimlerinizi güzel yapın.” (1)

    Bu çağırma işlemini Allah'ın görevlendirdiği bir melek Allahın izniyle yapacaktır. Hiç kimse kıyamet günü Allah (c.c.)’ın hoşlanmayacağı isimle O’nun karşısına çıkmak istemez. Öyleyse kötü olan isimlerin çocuklara verilmemesi gerekir.

    Rasulullah (sav)’ın isim konusundaki hassasiyetini daha iyi anlamak için şu hadis-i şerifi de görmek lazım. Yahya bin Said (r.a.) anlatıyor: Hz. Peygamber (sav) bol sütlü bir deve hakkında: “Bunu kim sağacak?” diye sordu. Bir adam ayağa kalkmıştı ki, Rasulullah (sav) adama: “İsmin ne?” diye sordu. Adam: “Mürre (acı)” diyince ona “Otur” dedi. Hz. Peygamber (sav) tekrar: “Bunu kim sağacak?” diye sordu. Bir başkası ayağa kalktı, ben sağacağım diyecekti. Hz. Peygamber (sav) ona da: “İsmin ne?” diye sordu. Adam: “Harb” diyince, ona da: “Otur” dedi. Rasulullah (sav): Bu deveyi bize kim sağacak?” diye sormaya devam etti. Bir adam daha kalktı. Ona da ismini sordu. O da “Ya’iş” (yaşıyor) cevabını alınca ona “Sen sağ” dedi.(2)

    Allahü Azimüsşan’ın has isimleri kullara isim olarak verilmez. Ancak sıfatları isim olarak verilebilir. Mesela; Kerim, Halim, Kadir, gibi kelimeleri insanlara isim olarak vermek caizdir. Ancak bu isimlerin başına bir (Abd) kelimesi ilave ederek söylemek ise pek güzel bir dikkattir. Zira (Abd) kelimesini ilave ederek söylediğiniz takdirde Kerim’i Abdülkerim olarak söylersiniz. Bu takdirde Kerim’in kulu demiş olacağınızdan mana pek güzel bir şekil alır.

    Nitekim Aziz isminin başına da bir (Abd) kelimesi ilave ederek söylediğinizde azizin kulu manasına Abdülaziz demiş olursunuz. Mecburi olmasa da güzel bir hassasiyet olur.

    Rasulullah(sav)’ın açıklamalarına göre en güzel isim olarak adlandırılanlardan bazıları şunlardır: Erkek ismi olarak, Abdullah, Abdurrahman, Muhammed, Peygamberlerin isimleri, Hasan, Hüseyin ve diğer İslam büyüklerinin isimleri tavsiye edilen isimlerdir. Kız isimleri olarak da, Aişe (Ayşe), Fatıma, Zeyneb, Hatice, Cemile, Zehra… gibi isimler güzeldir.

    Mahşerde her çocuk, konan ismiyle çağrılacaktır. Şayet çocuğun ismi kötü manaya gelen gayrimüslim ismi ise, mahşer halkı önünde isminden dolayı utanan çocuk,

    'Allah beni doğuştan Müslüman olarak dünyaya gönderdi, sen neden bana kötü manaya gelen ismi koydun?' diye isim koyandan davacı olacaktır. İsmin manasının böylesine ehemmiyetinden dolayıdır ki, Peygamber'imiz kötü manaya gelen yabancı isimleri iyi manaya gelen Müslüman isimleriyle değiştirme örnekleri vermiştir. Mesela (Uzza putun kulu) manasına gelen (abdu'l-uzza)'yı, Allah'ın kulu manasına gelen (Abdullah) ile değiştirmiştir. Ateş parçası manasına gelen (cemre)'yi de güzel kız manasına gelen (cemileyle) ile, Harp ismini de Hasan'la düzeltmiştir. Demek ki, Müslüman isminden maksat, mananın kötü olmamasıdır.

    Bununla beraber bazen isimlerde mana açık da olmayabiliyor. (Aleyna) gibi. Son zamanlarda çok rastladığımız bu (Aleyna)'nın ne manaya geldiğini pek bilemiyoruz. Çünkü, Kur'an'da geçen (aleyna) isim değildir. Sadece yer aldığı cümlenin içinde (üzerimize) manasına gelmektedir:

    - (Vema aleyna) bizim üzerimize, (illel'belağ) tebliğden başka bir görev yoktur, manasına gelebilen (bizim üzerimize)'yi, cümle içindeki yerinden çekip birine isim olarak verdiğinizde, ne manaya geldiğini anlamak zorlaşmaktadır. Belki de Yasin'deki bu (aleyna)'yı isim olarak seçenler, (bu çocuk bizim üzerimize Allah'ın bir ihsanıdır) demek istemekteler.

    Bir de kızlarımıza verilen Kezban ismi vardır ki, zannederim yanlış anlaşılan isimlerden biri de budur. Kezban'ı hep yalancı manasına anlayanlar, Kur'an'daki (tükezziban) ile karıştırmışlardır. Çoğu kimseler Farsçadaki (ev hanımı) manasına gelen (Kedban)'dan alınma Kezban'ı, Arapçadaki 'yalanlayan' manasına gelen tükezziban'dan alınma sanarak bu isimden hep ürkmüşlerdir.

    Bununla baraber iyi bir anlamı olmasına rağmen yanlış anlaşılacak isimler koymamaya dikkat etmenin faydalı olacağını düşünüyoruz. Bu nedenle kız çocukları için, Büşra, Beyza, Selma, Esma, Ahsen, Rabia, Saliha, Salime, Adile.. gibi kolay seslendirilen, yanlış yazma ve yanlış söyleme ihtimali olmayan tek isimler tercih edilebilir.

    Çocuğun isminin güzel olması bir fazilet olsa da ahirette özel muameleye tabi tutulacağı söylenemez. Çünkü ahirette insanın göreceği muamele onun ameline göre olacaktır.

    Sözün özü: Ebeveynler yavrularına karşı ilk görevlerini yerine getirirken, gayrimüslim kimliğini çağrıştıran yabancı isim koymaktan kaçınmalı ki, mahşerde koydukları isimlerle çağrılan çocuklarının şikayetine muhatap olmasınlar. Bu konuda elbette bizim gibi düşünmeyenler de olabilir: "Tercih size aittir, kim neye layıksa onu bulur." demekten başka sözümüz olamaz onlara da. Müddessir Sûresi'ndeki ayetin ikazı hepimiz için geçerlidir:

    -Herkes kendi tercihinin sorumlusudur!

    1- Ebu Davud, Edeb 69
    2- Muvatta, İsti’zan

    İsmin başına "Abdul" getirmeden çocuklarınızı Allah'ın isimleri ile isimlendirmeyiniz.


    Önce çocuklara İslami isim koymak gerekir. Bu her anne-babanın çocuğuna karşı olan görevlerinden biridir. Ancak çocuğa İslami olmayan çirkin bir isim konmuş ise bu sonradan değiştirilebilir. İslam'a uygun olmayan isimleri Allah Resulü değiştirmiştir. Bu, sünnettir. Ancak, Peygamber Efendimiz Müslüman olanların eski adlarını değiştirmelerini, Müslüman olan Arap olmayan insanların da Arapça adlar almalarını emretmemişler verilecek adların manalarının güzel olmasını emir buyurmuşlardır. Bazı adları manaları kötü olduğu için, bazı çok güzel manaları olan adları da kullanırken olumsuz kullanıldığında kötü manaya geleceği veya sahibi üzerinde kötü tesir bırakacağı için değiştirmişlerdir.

    Hz.Aişe (r.a) validemiz diyorki: "Allah Resulü İslam'a uygun olmayan, çirkin manalı isimleri muhakkak değiştirirdi."

    Müslüman, çocuğuna anlamsız taş, kaya, toprak gibi isimler veya gayr-i müslimlerin isimlerini vermemelidir. Eğer verdi ise mutlaka değiştirmeli, İslami bir isim koymalı ve bunu çevreye yaymalıdır. Çevresi kendisini o isimle çağırmalıdır.
    Peygamberimizin (s.a.v) Değiştirdiği Bazı İsimler

    Peygamberimiz hanımlarından ikisinin ilk isimlerini değiştirmiştir. Biri Cüveyriye, diğeri Zeynep binti Cahş annemizdir. Her ikisinin ilk isimleri "Berre" idi. ayrıca üvey kızının adı da "Berre" iken onu "Zeynep" olarak değiştirmiştir. Berre manası temizleyicidir. Ancak " O kendi nefsini temizler" diyerek kibir ve gurura sebep olmaması için değiştirmiştir. Zeynep, mücehverler değerli taşlar anlamındadır.
    Hazn" (hüzünlü, kederli) ismini, "Sehl" (kolaylık, iyilik) ile.
    Hz.Ömer'in kızının adı da isyancı anlamında "Âsiye" idi, Allah Resulü onu (asi isyan eden sad ile yazıldığında. Ancak sin ile yazılırsa hastabakıcı olur) "Cemile" ile,
    Çorak arazi olduğu için, Afira" (otsuz, çorak) ismini, ,"Hadıra" (yeşillik, çimen) ile,
    Peygamber Efendimiz, Yesar (kolaylık, bolluk), Rebah (menfaat, fayda), Eflah (kurtuluş, kurtuluşa eren), Necih (dileğine kavuşan) adlarının verilmesinide yasaklamıştır. Bu yasak bu isimlerin kötü hitaplara maruz kalmaması içindir.
    Şihab'ı (Şahap, alev, ateş parçası) Hişam ile,
    Asram, Âsi, Aziz, Atele (şiddet, sertlik), Şeytan, Hakem, Gurâb (karga) Habbâb, isimlerini değiştirdi.
    Harb'i (savaş) Silm (barış) ile,
    Muzdaci'ı (yatan) Münbais (kalkan) ile,
    Peygamberimiz, bir yılan ismi olduğu için "Hubab" ismini, ateşten bir yalının ismi olduğu için, "Şihab" ismini, Allah'a mahsus olduğu için "Aziz" ismini değiştirmiştir.
    Allah Resulü (s.a.v) Buyuruyor
    Siz kıyamet günü isimleriniz ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız, öyle ise isimlerinizi güzel koyunuz.
    Peygamberlerin isimleriyle isimlenin. Allah'ın çok sevdiği isimler Abdullah, Abdurrâhman'dır. İsimlerin güzeli de Hâris ve Hemmâm isimleridir. En çirkinleri de Harb ve Mürre isimleridir.
    Kıyamet günü, Allah'ın en ziyade kızacağı en kötü kimse, adı Melikü'l-emlâk (Şehinşâh) olan kimsedir. Allah'tan başka Mâlik yoktur.
    İsmimi isim olarak koyun, fakat künyemi kendinize künye yapmayın!
    Kim benim ismimi almışsa, künyem ile künyelenmesin. Kim de künyem ile künyelenmişse, ismimle isimlenmesin.
    Kaynak:
    1) Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN
    2) Ansiklopedik Çocuk İsimleri ve Hastalıkları, Ahmet Eğilmez, İpek Yayın
    3) Kütüb-i Sitte



    İSLAMİ ÇOCUK İSİMLERİ ve ANLAMLARI


    KIZ ÇOCUK İSİMLERİ VE ANLAMLARI
    A

    AÇANGÜL: Açılan gül çiçeği

    AÇELYA: Fundagillerden çok renkli çiçekler açan bitki

    AFET: Ortalığı birbirine katacak kadar güzel kadın

    AFİFE : Namuslu, namusuna çok düşkün olan

    AFİTAP : 1.Güneş. 2. Çok güzel, parlak yüzlü kadın

    AHENK: Uyum

    AHSEN: Çok güzel, olağanüstü güzel

    AHU: Ceylan, karaca 2.Çok güzel,ince,zarif kadın.

    AHUCAN: Çok güzel dost.

    AHUEDA:Nazlı güzel.

    AHUELA:Çok güzel gözlü.

    AHUGÜL: Çok güzel.

    AHUNAZ: Nazlı güzel,nazenin.

    AHUNİSA:Çok güzel kadın.

    AHUNUR:Göz kamaştıran güzelliğe sahip olan.

    AJDA:Filiz,sürgün. Çok genç.

    AJLAN: Hızlı, çabuk, telaşlı

    AKASYA: Güzel kokulu bir süs bitkisi

    AKEL: Eli uğurlu anlamında

    AKGÜN: Parlak gün, uğurlu gün, ışıklı gün

    AKSEV:Aydınlığı sev,ışık saç

    AKSU: Anadolu'da değişik boylarda bir çok akarsuyun adı

    AKŞIN: Beyaz tenli kadın

    AKTAN: Ak renkli tan; Kutlu tan, uğurlu tan

    ALA: Ela karışık renkli, alaca; Benekli; Tam olgunlaşmamış, yarı olmuş

    ALAGÜL:Çok renkli gül.

    ALÇİÇEK:Kırmızı çiçek.

    ALÇİN: Kızıl renkli küçük bir kuş

    ALEDA: Nazlı, kaprisli

    ALEV: Yanan cisimlerin görüntüsünü tarif etmek için kullanılan bir kelime

    ALEYNA: Bizim üzerimize olsun

    ALGIN: Birine gönül vermiş, vurgun, tutkun

    ALGÜL:Kırmızı gül. Gül kırmızısı

    ALIM: Gözü gönlü çeken nitelik, çekicilik, gönül çelen güzellik, albeni

    ALTIN: Yüksek değerli bir maden

    AMİNE:Yüreğinde korku olmayan.

    ANDAÇ: Anılar, hatıralar

    ANIL: Başkaları tarafından sözün edilsin

    ANKA: Kaf Dağı'nda bulunduğu söylenen masal kuşu

    ARIN: Arı, katışıksız, temiz, kirden uzak

    ARKIN: Yavaş, ağır, sakin

    ARMAĞAN: Hediye, ödül

    ARMİNA: Emine, korkusuz, yürekli

    ARNİSA: Çok namuslu kadın

    ARSU: Su kadar berrak

    ARYA: Operada sanatçının orkestra eşliğinde söylediği uzun şarkı

    ARZU: Herhangi bir şey için duyulan aşırı istek

    ARZUCAN:Candan isteyen.

    ARZUGÜL:İstenilen,beğenilen gül.

    ARZUM:İsteğim,dileğim,hevesim.

    ARZUNAZ:Naz yapan,nazenin.

    ASENA: Dişi kurt, güzel kız

    ASLI:Temelli,köklü. Bir şeyin benzeri.

    ASLICAN:Özü can gibi sevgili

    ASLIHAN:Han soyundan gelen.

    ASLINAZ:Nazlı olması geçmişinden gelen.

    ASLINUR:Nur saçan bir geçmişi olan.

    ASU: Azgın, huysuz,isyan eden. Afacan.

    ASUDE: Rahat, huzur içinde olan

    ASUELA: Ela gözlü yaramaz

    ASUMAN: Gökyüzü

    ASYA: Dünyanın en büyük kıtası

    AŞINA:Bildik,tanıdık.

    AŞKIM:Sevdiğim,sevgilim.

    AŞKIN: Aşmış, ileri

    AYBEN: Ben ayım anlamında

    AYBENİZ:Ay gibi parlak tenli,ay benizli.

    AYBİKE: Ay gibi güzel kız

    AYBİRGEN: Ay veren

    AYCAN:Ay gibi sevilen,aydınlık can.

    AYÇA: Yay biçimindeki ay,Hilal.

    AYÇAĞ:Ay gibi parlak çağ.

    AYÇAN:Ay gibi aydınlık kişi.

    AYÇİÇEK: Gün çiçek

    AYDA: Dere kıyılarında yetişen bir bitki

    AYDAN: Güzelliğini aydan almış,ay gibi parlak ve güzel

    AYDENİZ: Hem ay, hem de deniz

    AYDONAT: Işık donat, parlaklık donat anlamında

    AYEVİ: Ay çevresinde oluşan ışık çemberi

    AYGEN: Gönül arkadaşı

    AYGÖNÜL:Güzel gönüllü.

    AYGÜN: Hem ay, hem gün

    AYKAL: Ay gibi parlak ve ışıklı kal

    AYKIZ: Ay+Kız

    AYKUT: Kutlu ay, uğurlu ay

    AYLA: Bazı yıldızların ve ayın etrafındaki ışık çemberi

    AYLAN:Ay gibi güzel değerlere sahip olan.

    AYLİN: AYLA ile aynı anlamdadır

    AYNUR:Ay ışığı

    AYPERİ:Ay ve peri gibi çok güzel.

    AYSAR: Ayın evrelerine göre huyu değişen kimse

    AYSEL:Ay gibi olan güzelliğiyle nam salmış olan

    AYSEMA:Ay gibi parıldayan yüz.

    AYSEREN:Güzelliğini gözler önüne seren.

    AYSIN: Sen aysın, ay kadar güzelsin

    AYSU: Ay gibi parıltılı ve su gibi berrak.

    AYSUN:Ay gibi ışıltılı ve güzel.

    AYŞE: Rahat ve huzur içinde yaşayan

    AYŞEGÜL:Güller içinde mutlu yaşayan.

    AYŞEN:Neşeli,gülen,aydınlık.

    AYŞENUR: Ayşe+Nur

    AYŞIL: Ay ışığı

    AYŞİM,AYŞİN:Parlak ışık saçan.

    AYTEN:Güzel bir tene sahip olan.

    AYTU:Aya benzeyen tuğlu.

    AZİZE:Saygın,sevgili,kutsal.

    AZRA: Üstünde hiç yürünmemiş kum; Yeni yetme kız


    B

    BADE: Aşk, kutsal sevgi

    BAHA: Değerli, kıymeti çok

    BAHAR: Yazla kış arasında olan mevsim. Güzellik,gençlik çağı.

    BAHARGÜL:Bahar gülü.

    BALA: Yavru çocuk

    BALCA: Bal gibi, bala benzer

    BALIN: Yar, sevgili

    BALKIN: Pırıldayan, parlak

    BALKIZ: Bal kadar tatlı kız

    BANU: Prenses; Hanımefendi. Yeni evli gelin.

    BANUHAN:Hatun hükümdar.

    BAŞAK: Ekinlerin tanelerini taşıyan baş kısmı

    BEDİZ: Resim, tasvir, süs, bezek

    BEGÜM: Hanım; Kadın hükümdar.

    BEHİN: İyinin iyisi

    BEHİYE:Güzel.

    BELDE: Memleket, şehir, kasaba

    BELEMİR: Peygamber çiçeği olarak biliniyor. Açtığı kokusunun dağılmasıyla anlaşılan gizli çiçek anlamında

    BELEN: Bel, geçit; İki dağ arasından geçen yol

    BELFÜ: Kar tanesi

    BELGİ: İşaret

    BELGİN: Kesin ve eksiksiz belirlenen

    BELGÜN:Aydınlık gün.

    BELİN:Korku ile şaşkın şakın bakmak.

    BELİZ: İşaret, iz; alamet

    BELKIS:Efsaneye göre Hz. Süleyman zamanındaki Saba melikesinin adı.

    BELMA:Uysal,sakin.

    BELUR:Billur,billurdan olan.

    BENAN: Parmak uçları

    BENAY: Ben ayım, ay gibiyim

    BENEK: Namuslu kadın

    BENGİ,BENGÜ: Ölümsüz, sonsuz

    BENGİSU: Ölümsüzlük suyu

    BENGÜL:Gül gibi.

    BENİZ: Yüz

    BENNUR:Işık saçan.

    BERGÜZAR: Anılmak için verilen şey, andaç

    BERİA: Olgunluk ve güzelliğiyle üstün olan sevgili

    BERİL: Zümrüt

    BERİN,BERRİN: En yüksek, en ulu anlamında

    BERKE: Zerdali, kayısı. Kamçı, değnek

    BERNA: Bağlı, bağlanmış; Genç, körpe, delikanlı

    BERRAK: Duru

    BERRAN: Keskin, kesici

    BESİME:Sevimli,güler yüzlü.

    BESİSU: Bitkilerin damarlarında dolaşan besleyici su

    BESTE: Bir müzik parçasını oluşturan ezgilerin tümü

    BESTEGÜL:Gül kadar güzel ve duygulu.

    BESTENİGAR: Türk müziğinde bileşik bir makam

    BETÜL,BETİL: Erkeklerden çekinen namuslu kadın, Hz. Meryem ve Hz. Fatma`nın diğer isimleri

    BEYZA: Çok beyaz, lekesiz

    BİGE:Evlenmemiş,çocuk doğurmamış olan. Sultan.

    BİHTER: Daha iyi, en iyi

    BİKE: Evlenmemiş, çocuğu olmamış kadın

    BİLCAN:Bilgili dost.

    BİLGE: Çok bilgili ve bilgisini yararlı kullanan kişi

    BİLGET: Havadis, malumat

    BİLGÜN: Bil+Gün

    BİLHAN: Çok bilgili

    BİLLUR: Pek duru, pürüzsüz

    BİLNAZ:Çok naz eden.

    BİLNUR:Bilge kişi.

    BİNAY:Öylesine güzel ki bin ay eder.

    BİNGÜL: Gülü bol; Gül bahçesi

    BİNNAZ: Çok nazlı,cilveli,kaprisli.

    BİNNUR:Çok ışıklı, ışığı gür

    BİRAY: Ay gibi tek, eşsiz

    BİRBET: Yüzü benzersiz

    BİRGEN: Yalnız, yalnızlığa alışkın

    BİRİCİK: Bir tane, tek, emsalsiz

    BİRGÜL: Tek ve güzel bir gül.

    BİRSEN: Yalnız sen

    BİRSU:"Bir içim su" denilebilecek kadar güzel olan.

    BUKET: Çiçek demeti

    BURCU: Güzel koku, ıtır

    BURÇAK: Bir bitki

    BURÇİN: Dişi geyik

    BUSE: Öpücük

    BÜGE:Bent,su benti.

    BÜKÜM: Bükme eylemi

    BÜŞRA: Müjde, sevinçli haber


    C

    CAHİDE:Çalışıp çabalayan.

    CANAN: Gönülden sevilmiş, yar.

    CANAY:Ay gibi temiz.

    CANDAN: İçten, gönülden

    CANDAŞ: Candan, değerli dost

    CANEDA: İçten, sevimli kişi

    CANEL:İçten,candan uzatılan dostluk eli.

    CANFEZA: Müzikte bileşik bir makam

    CANKIZ: Sevilen, sevimli, şirin kız

    CANKUT: Sevimli, cana yakın

    CANSEL:Hayat veren su.

    CANSIN:İçten,gönüldensin.

    CANSU: Can suyu. Hayat veren su.

    CAVİDAN:Sürekli,kalıcı olan,sonsuz.

    CELİLE:Büyük,ulu.

    CEMİLE:Hatır hoşluğu için yapılan hareket.

    CEMRE: Ateş parçası, kor; Şubat ayında bir hafta arayla hava, su ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi

    CENNET:Çok güzel yer. İyilik yapanların,günahsızların öldükten sonra mutluluğa kavuşacaklarına inanılan yer.

    CEREN: Çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliğiyle ünlü, ince bacaklı, zarif hayvan; ceylan

    CEVHER:Bir şeyin özü. Güç,enerji.

    CEVZA: İkizler burcunun eski adı

    CEYDA: İnce-uzun boyunlu ve güzel

    CEYLAN: Süzgün ve tatlı bakışlı. Yapısı ince ve uyumlu olan. Gözlerinin güzelliğiyle ünlü zarif,ince bacaklı memeli.

    CİHANBANU: Dünya hükümdarı.

    CİHANNUR:Alemi aydınlatan nurlu ışık.



    Ç

    ÇAĞ: Belirli bir özellik göz önünde bulundurularak ele alınan zaman dilimi

    ÇAĞLA Badem, kayısı,erik gibi yemişlerin olgunlaşmamış hali

    ÇAĞRI: Davet. Doğan kuşu. Mavi hareli göz.

    ÇIĞLIK: İnce ve keskin bağırış.

    ÇİÇEK: Bir bitkinin değişik renklerle bezenmiş kokulu bölümü

    ÇİĞDEM: Akdeniz çevresinde yetişen çok renkli kır bitkisi

    ÇİLEN:Hafif yağan yağmur,çisenti.

    ÇİLER: Şarkılar söyleyen, şakıyan

    ÇİSİL: İnce ince yağan yağmur



    D

    DAMLA:Çok küçük miktarda su. Çok az.

    DAMLA: Yağmur ya da bir sıvının çok küçük yuvarlak biçimli parçası

    DEFNE: Yaprakları güzel kokulu, yaz-kış yeşil olan bir bitki

    DEMET: Çiçek bağlamı, deste

    DEMRE: Noel Baba'nın doğduğu sanılan tarihi yer

    DENİZ: Yeryüzünün çoğunu örten engin su

    DEREN: Toplayan, düzenleyen, pekiştiren

    DERİN: Sığ olmayan

    DERYA: Büyük deniz anlamında

    DERYANUR:Bilgisiyle ışık saçan.

    DESEN: Çiçek, çizgi gibi süs şekilleri

    DESTE:Bağlam,demet.

    DESTEGÜL: Mevlevi dervişlerinin giydiği ince kumaştan yelek. Bağlanmış gül demeti.

    DEVİN: Hareket, kımıldanış

    DEVİNSU:Suyun ritmik hareketleri. Akarsu.

    DEVRİM: Yerleşik toplumsal düzenini , köklü, hızlı ve geniş kapsamlı olarak değiştirme.

    DEVRİN:Bir kişi veya olayın gündemde olduğu tarih dönemi.

    DİCLE: Bir nehir adı. Ulu ırmak.

    DİDAR:Güzel yüz. Görme.

    DİDE: Göz, göz bebeği

    DİDEM: Gözüm gibi sevdiğim, sevgilim

    DİLA:Gönlümü çalan.

    DİLAN:Gönüllerce olan,yürekler dolusu.

    DİLARA: Gönül alan, gönül okşayan.

    DİLAY: Gönle ışık saçan, ay kadar güzel

    DİLBER:Gönlü yakan güzel. Alımlı güzel kadın.

    DİLDAR: Gönlü baskı altında tutan sevgili

    DİLDE: Ünü her tarafa yayılmış, herkesin konuştuğu, herkesin dilinde olan kimse

    DİLEK: İstek, rica,arzu.

    DİLEM: Gönül ilacı

    DİLER: Dilemek eyleminden

    DİLHAN: İçten ve yürekten konuşan

    DİLNİŞİN: Gönülde yer tutan,hoş,güzel

    DİLRÜBA: Gönlü şen,dertsiz

    DİLSEREN:Hatiplik yeteneğini gözler önüne seren.

    DİLSU: Dil+Su

    DİLŞAH: Gönül şahı,sevgili,sultan.

    DOĞA: Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü; Tabiat

    DOĞANGÜN: Doğmakta olan gün

    DOĞAY: Ayın yeni doğuş hali

    DOĞU: Güneşin doğduğu ana yön

    DOLUNAY:Ayın tam yuvarlak olduğu an

    DORA: Doruk, zirve

    DURUGÜL:Gül gibi temiz olan.

    DUYGU: Kişi, olay ve nesnelerin bireyin iç dünyasında uyandırdığı izlenim

    DUYGUN: Duygulu,hassas,hisli kişi.

    DUYGUNİSA: Duygulu,hassas kadın.

    DÜŞÜM: Hayalimdeki, düşlediğim, istediğim anlamında


    E

    EBRU:1.Keman kaş. 2.Bulut rengi. 3.Bir sanat dalı

    ECE: Kraliçe. Güzel kız,kadın.

    ECEGÜN: Çok güzel bir günde doğan

    ECEM: Kraliçem, sevgili kraliçe anlamında

    ECENAZ:Nazlı güzel.

    ECESU:Su gibi berrak ve güzel.

    ECMEL: Çok güzel

    EDA: Naz, cilve. Davranış,tavır. Verme,ödeme. (Namaz için)kılma,yerine getirme. Üslup.

    EFİL:Rüzgar,dalgalanma.

    EFSUN: Büyü, sihir

    EGE: Türkiye'nin batısında yer alan deniz

    ELANAZ:Ela gözlü,nazlı güzel.

    ELANUR:Ela gözleriyle nur saçan.

    ELÇİN: Deste, tutam

    ELİF: Kibar, narin yapılı, ince-uzun boylu kız.

    ELİFE:Tutku,istek,alışılan şey.

    ELİZ:El izi.

    ELVAN: Renkler,çeşitler.

    EMEL:Arzu,özlem.

    EMET: Bereket, bolluk

    EMİNE: İnanılır,güvenilir.

    ENER: Dağ eteği

    EREM: Cennet

    ERENDİZ: Jüpiter gezegeninin adı

    ERÇİL: Doğru,inanılır,güvenilir kişi.

    ERDA: Beyaz karınca.

    ERKE: Enerji, iş başarma gücü; Nazlı

    ERNA: İşveli,cilveli,şen şakrak sevgili.

    ESEN: Sağlıklı, salim

    ESENGÜL: Rüzgar gibi esen,Gül gibi güzel kokan.

    ESER: Emek sonucu ortaya çıkan ürün, yapıt; Yok olmuş bir nesneden kalan parça

    ESİM: Rüzgar gibi olan.

    ESİN: Sabah rüzgarı

    ESMA: İsimler,adlar. Çok yüksek olan.

    ESMACAN: Adı can olan.

    ESMAGÜL: Adı gül.

    ESMANUR: Adı nur.

    ESNA: Yüksek, yüce. Bir işin yapıldığı an.

    ESRA: En çabuk, çok çabuk

    EŞAY: Ayin güzelliğiyle eşdeğer güzelliğe sahip olan.

    EŞLEM: Selametli, güvenilir

    EVA: Havva. Yaratılan ilk kadın.

    EVİN: Bir şeyin içindeki öz; Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü

    EYLÜL: Sonbaharda bir ay adı

    EZGİ: Melodi, şarkı, türkü

    EZGİN: Sesi düzenli gelen. Paraca durumu bozuk olan. Çok sıkıntı çekmiş.


    F

    FATMA: Çocuğunu sütten kesen kadın.

    FATMAGÜL: Gül gibi güzel yeni anne olmuş kadın .

    FAZİLET: Erdemli, iyi ahlaklı

    FERAH: Aydınlık, iç açıcı

    FERAHGÜL: Güzelliğiyle neşe saçan.

    FERAHNUR: İnsanın gönlünü ışık saçarak aydınlatan

    FERAY: Ay ışığı, ayın parlaklığı,ışıltı saçması.

    FERCAN: İnsanın ruhuna aydınlık veren bir içtenliğe sahip olan

    FERDA: Gelecek zaman, yarın; Kıyamet

    FERDACAN: İçtenliğini hiç kaybetmeyecek olan.

    FERHAN: Sevinçli, gönlü hoş

    FERİ: Köke değil dallara ait olan. İkinci derecede olan.

    FERİDE: Eşi benzeri olmayan,tek. Çok değerli inci.

    FERİS: Şık,zarif.

    FERİSU: Temizliği ve berraklığıyla ışık saçan.

    FERNUR: Aydınlık,ışık.

    FERSUDE: Eskimiş,yıpranmış,örselenmiş.

    FERZİN: Kraliçe

    FEYZA: Bolluk, çokluk, bereket. Taşkın.

    FEZA: Boşluk, sinirsizlik; Uzay

    FİDAN: Yeni yetişen ağaç

    FİGEN: Yaralayan, kıran

    FİLİZ: Tohumdan çıkan sürgün. İnce ve güzel vücutlu.

    FİRDEVS: Cennetler. Cennet bahçeleri.

    FİRUZE: Açık mavi renkte, değerli bir süs taşı

    FULYA: Nergisgillerden güzel kokulu sarı bir çiçek

    FUNDA: Çalı ormanı, çalılık; Püskül, tepelik

    FÜRUZAN: Parlayan, parlak

    FÜSUN: Büyü


    G

    GAMZE: Göz kırpma, gözle işaret; Nazlı bakma; Gülerken bazı kişilerde yanaklarda beliren çukur

    GAYE: Amaç, erek

    GAZAL: Ak geyik, ahu; Geyik yavrusu; Güzel söz (mecazi)

    GAZEL: Konusu daha çok sevgi ve içki olan, manzume; Tek kişinin özel ahenkte okuduğu müzik parçası; Sonbahar vaktinde düşen yapraklar

    GECE: Gün batımından ağarmasına kadar geçen süre

    GELİNCİK: Yazın kırlarda yetişen parlak kırmızı renkli bir çiçek

    GENCAY: Yeni doğmuş ay; Hilal biçimindeki ay

    GERÇEK: Yakıştırma veya yalanı olmayan

    GİZEM: Sır; Aklın erişemediği çözülemeyen şey

    GONCA: Tam açılmamış çiçek

    GONCAGÜL: Gül goncası.

    GÖK: Yerin göz ile görülebilen ufuklarından başlayarak yukarıda kubbenin içi gibi gözüken sonsuz boşluk; Mavi renk

    GÖKAY: Hem gök, hem ay; Güzel ay

    GÖKBEN: Ben gökyüzü anlamında

    GÖKÇE: Gök mavisi, mavi gözlü güzel

    GÖKÇENAZ: Nazlı mavi.

    GÖKSU: Türkiye'nin çeşitli yerlerinde bulunan akarsuların adı

    GÖKYEL: Kuzeydoğudan esen rüzgar, poyraz

    GÖNEN: Rutubet, yaşlık; Ekilecek toprağın tavlandırılması

    GÖNÜL: İstek, arzu, sevgi.

    GÖNÜLGÜL: Gül gibi zarif bir gönlü olan.

    GÖRKE: Heybetli

    GÖRKEM: Göz alıcı ve gösterişli olma durumu,ihtişam.

    GÖZDE: Çok sevilen, beğenilen nitelikte olan. Çok güzel.

    GÖZDEM: Beğendiğim,sevdiğim,saydığım,bitanem.

    GÖZDENAZ: Nazlı güzel.

    GÖZDENUR: İnsanlara vermiş olduğu iç huzurla herkesin beğenisini kazanan.

    GÖZEN: İlgi çekici, samimi; Sulak yer; Pınar

    GÜHER: Cevher

    GÜL: Gülgillerin örneği olan bitki ve bunun çiçeğine verilen ad; Gülmek eyleminden gül

    GÜLAL: Gülün kırmızısı gibi güzel.

    GÜLAY: Gül gibi güzel, ay gibi aydınlık olan.

    GÜLBAHAR: Ebru yapmakta kullanılan koyu kırmızı toprak rengi

    GÜLBEN: Gül yüzlü,gül gibi beni olan.

    GÜLBİN: Gül fidanı, gül yetişen yer.

    GÜLCAN: Gül gibi güzel kişi.

    GÜLCE: Gül gibi.

    GÜLÇİÇEK: Her yönüyle güzel olan.

    GÜLÇİN: Gül toplayan, gül seven.

    GÜLDEN: Güle ilişkin, gülden yapılmış. Gül soluklu.

    GÜLEDA: Gül gibi güzel ve nazlı.

    GÜLEN: Güleç yüzlü, mutlu anlamında

    GÜLENAY: Güleç ay, gülümseyen ay; Ay gibi gülümseyen güzel

    GÜLFEM: Ağzı gül gibi olan

    GÜLFER: Zarifliği ve güzelliğiyle göz kamaştıran.

    GÜLGEN: Güler yüzlü

    GÜLGÜN: Gül renkli; Gülen, gülümseyen

    GÜLHAN: Gül kadar çok sevilen, han, hakan

    GÜLİN: Güzel,zarif.

    GÜLİNAZ: Nazlı,güzel.

    GÜLİSTAN: Gül bahçesi

    GÜLİZ: Gül yetiştiren

    GÜLİZAR: Al yanaklı, gül yanaklı; Alaturka müzikte bir bileşik bir makam

    GÜLNİHAL: Gül fidanı.

    GÜLNİSA: Gül gibi kadınlar anlamında

    GÜLNUR: Işık saçan güzellik.

    GÜLPERİ: Gizemli gül, saklı gül.

    GÜLRİZ: Gül saçan

    GÜLRU: Gül yüzlü, gül yanaklı

    GÜLSANEM: Çok güzel kadın.

    GÜLSELİ(N): Coşkulu bir güzelliğe sahip olan.

    GÜLSU: Gül ve su gibi güzel

    GÜLSÜN: Yaşam boyu yüzü gülsün anlamında

    GÜLŞAH: Gül dalı; Güzelliğiyle ün salmış olan

    GÜLŞEN: Gül bahçesi

    GÜLTEN: Gül tenli, vücudu gül gibi

    GÜLÜM: Bana ait olan gül. Canım.

    GÜLÜMSE: Tebessüm et

    GÜN: 24 saatlik zaman dilimi; Güneşin yeryüzüne gönderdiği ışık; Güneş, yaşam

    GÜNAL: Işık al, ışıklı ol

    GÜNAY: Hem gün, hem ay

    GÜNÇİÇEK: Ay çiçek

    GÜNDÜZ: Günün aydınlık bölümü

    GÜNEŞ: Çevresindeki gezegenlere ısı ve ışık veren büyük gök cismi

    GÜNEY: Her zaman güneş gören, güneşli yer; Bir yön

    GÜNHAN: Oğuzhan'ın altı oğlundan biri

    GÜNNAZ: Nazlı kişi.

    GÜNNUR: Güneş gibi ışık saçan.

    GÜRAY: Bol ışıklı ay, güçlü ay

    GÜRDAL: Güçlü dal, sık dal

    GÜVEN: Güvenmekten, yürekli ol anlamında

    GÜZ: Sonbahar

    GÜZAY: Güneş olmayan yer; Kuzey; Güz ve ay

    GÜZEL: Hoşa giden,hayranlık uyandıran

    GÜZİN: Seçilmiş, seçkin. Beğenilen.

    GÜZÜN: Güz mevsiminde olan



    H

    HABİBE: Sevgili,seven dost.

    HALE: Ayın çevresindeki ışık halkası.

    HALENUR: Kutsal ışık

    HANDAN: Güleç, sevinçli,şen şakrak.

    HANDE: Gülüş,gülme. Açılma. Eğlenme.

    HANİFE: Allah'ın birliğine inanan; Hz. Muhammed zamanından önce tek tanrıya inanan

    HARİKA: Sıradanlığın üstündeki nitelikleriyle insanda hayranlık uyandıran

    HASİBE: Değerli,soyca temiz,soylu.

    HASLET: Doğuştan gelen güzel huy

    HAVVA: Yaratılan ilk kadın.

    HAYAL: Varmış, olmuş gibi zihinde canlandırılan imge, görüntü

    HAYAT: Ömür, yaşam

    HAZAL: Kuruyup dökülen ağaç yapraklarının güzelliği

    HAZAN: Sonbahar

    HAZAR: Barış

    HENNA: Kına ağacı.

    HERA: Mitolojide analığın yüceliğini temsil eden tanrıça

    HESNA: Güzel,hanımefendi kadın.

    HEVES: Bir şeye duyulan istek

    HEVİN: Aşk, sevda

    HELİN: Yuva

    HİCRAN: Ayrılık,bir yerden ayrılmak. Ayrılığın sebep olduğu dayanılmaz acı.

    HİLÂL: Ayın yay biçimindeki görünüşü,yeni ay,ayça.

    HİLDE: Kurtulmak, yükselmek, ilerlemek

    HOŞSEDA: Hoşa giden ses

    HÜLYA: İnsanın kurduğu tatlı düş; Sevda

    HÜMA: Efsanelerde geçen, yere konmayıp sürekli gökte kaldığına inanılan cennet kuşu

    HÜMEYRA: Kızıllık, pembelik

    HÜNER: İnce ve şaşırtıcı ustalık

    HÜRREM: Sevinçli, güler yüzlü

    HÜSNA: Pek çok güzel

    HÜSÜN: Güzellik


    I

    IĞIL: Çok yavaş akan su

    ILGAZ: Atın dört nala koşması. Hücum,akın.

    ILGIM: Serap

    ILGIN: Beyaz ya da pembe, çiçekli, çok hafif yapraklı bir ağaççık (genellikle küçük akarsu kıyılarında bulunur)

    ILGIT: Esinti ve akış için kullanılan yavaş yavaş anlamında

    ILIM: Uzlaşmacı yumuşaklık

    IRMAK: Akarsuların en büyüğü

    IŞIK: Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji. Aydınlık,nur.

    IŞIL: Pırıltı, parlaklık, ışık, aydınlık

    IŞILAY: Işıltılı ay, parlayan ay

    IŞILTI: Parıltı,titrek ışık.

    IŞIN: Bir kaynaktan belli bir doğrultuya giden ışık çizgisi

    IŞINBIKE: Aydınlık saçan kadın.

    ITIR: Güzel koku; El ve yüze sürülen çiçek özü, esans


    İ


    İCLAL: Ağırlama,ikram. Büyüklük,ululuk.

    İDİL: Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir; Volga ırmağına Türkler'in verdiği ad

    İDİLSU: Su için yazılmış şarkı.

    İLAYDA: Su perisi

    İLBÜKE: İlbey hanımı, seçkin hanım

    İLCAN: Ülkenin canı,sevdiği.

    İLGİ: İki şey arasındaki ilişki; Bir şeye duyulan merak; Eğilim

    İLGİN: Yabancı,gurbette yaşayan.

    İLGÜN: Ülke güneşi. Başkaları,yabancılar.

    İLKAY: Ayın ilk hali.

    İLKBAHAR: Yılın ılık mevsimi

    İLKCAN: İlk doğan çocuklara verilen ad.

    İLKE: Temel alınan düşünce, kural

    İLKGÜZ: Eylül ayı

    İLKİM: İlk çocuğum anlamında

    İLKİN: İlk çocuklar için kullanılan adlardan. Önce,öncelikle.

    İLKNUR: İlk ışık

    İLKYAZ: İlkbahar

    İLMA: Parlatma. Belirleme,işaret etme.

    İLSEL: İlle ilişkili, yurtla ilişkili

    İLSU: Ülkenin suyu,bereketi.

    İLTER: Yurdu koruyan, yurtsever.

    İMER: Zengin,varlıklı.

    İMGE: Düş, hayal, görüntü, tasarım

    İMRAN: Evine bağlı, evcimen anlamında

    İMREN: İmrenmek fiilinden, görünen şeyi edinme isteği.

    İNANÇ: İnanılan şey

    İNCİ: Süslemede kullanılan, istiridyede yetişmiş değerli madde

    İNCİLAY: Parlama,ışıldama

    İNCİNUR: İnci gibi ışıklı,parlak.

    İPAR: Yüksek dağların kar tutmayan yerlerinde yetişen çiçek

    İPEK: İpekböceği kozasından elde edilen ince, parlak kumaş. Kibar,zarif.

    İREM: Bahçeleriyle ünlü masal kenti

    İREN: Özgür, serbest

    İRİS: Mitolojide Tanrıların elçisi

    İSMİHAN: Hükümdar ismi

    İYEM: Güzellik,iyilik.

    İZEL: El izi anlamında

    İZEM: Büyüklük, ululuk

    İZGİ: Güzel, adaletli, zeki

    İZLEM: İzlemek eylemi

    İZİM: Önceden bulunduğum yerde bıraktığım belirti anlamında


    J

    JALE: Çiğ, kırağı. Sabahları otların üzerinde olan su damlaları

    JALENUR: Parlayan,ışıldayan çiğ.

    JANSET : Güneşin Doğuşu (Çerkez ismi)

    JANSELİ : Güneşin Doğduğu Yer (Çerkez İsmi)

    JASMİN: Yasemin

    JEYAN: Kızan, kükreyen

    JİNSAL: Çağ, yaş, dönem

    JÜLİDE: Dağınık,karmakarışık.


    K

    KADER: Alınyazısı,yazgı. Talih.

    KAİNAT: Var edilen şeylerin hepsi, yaratılanlar

    KAMELYA: Pembe,kırmızı,beyaz çiçekler açan bir süs bitkisi.

    KAMER: 1. ay; Mecazi parlak ve güzel anlamında

    KAMİLE: Tam,eksiksiz. Kemale ermiş. Bilgin,bilgili.

    KAMURAN: İstediğine ulaşmış,mutlu.

    KARACA: Rengi karaya yakın, esmer; Avrupa ve Asya'nın ılıman bölgelerinde yaşayan kısa ve çatallı boynuzlu bir memeli hayvan

    KARANFİL: Kokulu bir çiçek.

    KARDELEN: Kar kalkmadan çiçek açan süs bitkisi

    KARMEN: Parlak kırmızı.

    KAYRA: Yüksek tutulan ya da sayılan birinden gelen iyilik; Tanrıdan geldiğine inanılan iyilik; İhsan, lütuf

    KERİME: Cömert. Ulu,büyük. Kız çocuk.

    KEVSER: Cennette bulunduğuna inanılan su.

    KIVANÇ: Sevinç

    KIVILCIM: Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası

    KIZILTAN: Kızıl renk almış tan

    KÖSEM: Sürünün önünden giden,yol gösteren koç. Cildi temiz,pürüzsüz.

    KUĞU: Beyaz tüylü bir su kuşu

    KUMRU: Sevgilisine düşkünlüğüyle bilinen güvercin benzeri bir kuş

    KUMSAL: Kumla örtülü deniz kıyısı

    KUTAY: Kutlu,uğurlu ay

    KUTSAL: Güçlü bir dinsel saygı uyandıran kimse

    KUZEY: Bir yön

    KÜBRA: Büyük, ulu; Büyük önerme


    L

    LAL: Parlak, koyu kırmızı renkte olan

    LALE: Çan biçiminde bir çiçek

    LALEHAN: Lalelerin sultanı.

    LALEZAR: Lale yetiştirilen yer,lale bahçesi.

    LAMİA: Parlayan, parlak.

    LATİFE: Yumuşak,hoş,güzel,nazik. Güldüren güzel söz,şaka.

    LEMA: Parıltı,parlayış.

    LEMAN: Parlama,parıltı.

    LEMİS: Dokunma,elleme.

    LERZAN: Titreyen,titrek

    LEYAN: Parlayan,parlayıcı. Konfor. Lüks hayat.

    LEYLA: Saçları gece gibi simsiyah olan kadın; Çok karanlık gecede görülen ışık.

    LEYLİFER: Gece ışığı

    LİLA: Açık eflatun

    LİNET: Sürgün.


    M

    MAHİRE: Hünerli,becerikli.

    MAHPERİ: Güzeller güzeli.

    MAİDE: Üzerinde yemekler bulunan sofra; Yemek, ziyafet

    MANOLYA: Bir süs bitkisi

    MARAL: Dişi geyik

    MAVİSU: Deniz

    MAYIS: Bir bahar ayı

    MEBRUKE: Kutlu kadın ("mübarek kelimesinin dişisi")

    MEDİHA: Övülen,beğenilen,sevilen kadın.

    MEHİR: Ay parçası

    MEHPARE: Ay parçası gibi güzel.

    MEHTAP: Ay ışığı,dolunay.

    MEHVEŞ: Ay gibi güzel kadın

    MELDA: İnce ve taze bedenli

    MELEK: Tanrı katında bulunan ruhani varlıkların her biri; Pek güzel, yumuşak huylu ve masum (mecazi)

    MELİHA: Güzel,şirin,sevimli.

    MELİKE: Kadın hükümdar,padişah eşi.

    MELİS: Bal, bal arısı

    MELİSA: Oğul otu

    MELTEM: Yazın karadan denize doğru esen yel

    MENEKŞE: Mor beyaz renkli, kokulu, yuvarlak yapraklı bir çiçek

    MERAL: Dişi geyik,ceylan.

    MERCAN: deniz dibine ağaç gibi kök salarak büyüyen, hayvan gibi duyguya sahip, kırmızı renkli, kalker iskeletli bir canlı türü

    MERİÇ: Bulgaristan'dan çıkıp Edirne yakınlarında Arda ve Tunca ile birleştikten sonra Türk-Yunan sınırı boyunca akarak Enez yakınlarında Ege Denizi'ne dökülen ırmak

    MERİH: Mars gezegeni

    MERVE: Mekke'de Safa dağının karşısındaki kırmızı renkli tepenin adı

    MERYEM: İsa peygamberin annesinin adı

    MERZE: Mercan.

    MEYYAL: Meyleden,aşırı istekli. Fazlaca eğilen. Eğik.

    MISRA: Manzumenin satırlarından her biri,dizeler.

    MİHRİBAN: Dost,sevgili,yarendeş. İyi yürekli,güler yüzlü.

    MİHRİCAN: Dost,sevgili. Sonbahar.

    MİHRİGÜL: Güler yüzlü,dost,sevecen,güzel.

    MİHRİNAZ: Çok nazlı.

    MİHRİNUR: Güldüğünde ışıklar saçan.

    MİMOZA: Bir süs bitkisi

    MİNA: Mine. Liman. Şişe,cam,billur. Şarap şişesi.

    MİNE: İnce ve parlak nakış; Madenler üzerine vurulan renkli cam tabakası; Şişe, cam, billur sırça

    MİRAY: Yılın ilk aylarında doğan

    MİRCAN: Güneş gibi aydınlık.

    MÜGE: İnci çiçeği

    MÜJDE: Sevindirici haber; İyi haber getirene verilen bağış

    MÜJGAN: Kirpikler.





    N

    NADİDE: Az bulunur,görülmemiş. Çok değerli,eşsiz.

    NADİRE: Az bulunan.

    NAĞME: Güzel uyumlu ses, ezgi; Birinin yalandan ve nazlanarak söylediği söz

    NAHİDE: Venüs gezegeni. Ergenlik çağında genç kız.

    NARİN: İnce, ince yapılı, kibar

    NAŞİDE: Şair,şiir okuyan ve yazan.

    NAZ: İsteksiz gibi görünen, çekingen davranış

    NAZAN: Cilve yapan,nazlanan,nazenin.

    NAZER: Nazar

    NAZGÜL: Gül kadar güzel olan,nazlı.

    NAZLI(M): Naz yapan; İşveli(m), edalı(m)

    NAZLIHAN: Naz yapan han anlamında

    NECLA: Evlat,çocuk. Soylu.

    NEFİSE: Çok güzel,değerli.

    NEHAR: Gündüz anlamındadır

    NEHİR: Akarsu, ırmak

    NEHİRE: Gereğinden fazla.

    NERGİS: Bir süs bitkisi

    NERMİN: Yumuşak,narin,ince.

    NESLİ: Soylu.

    NESLİHAN: Han soyundan. Sevgi ile hükmeden.

    NESLİŞAH: Şah soyundan

    NESRİN: Yaban gülü

    NEŞE(M): Gönül açıklığı(m), sevinc(im)

    NEŞVE: Keyif,neşe.

    NEVA: Ses, ahenk; Güç, zenginlik, servet; Nasip; Türk müziğinde bir makam

    NEVAL: Talih,kader,kısmet.

    NEVADE: Torun anlamında

    NEVBAHAR: İlkbahar, ilkyaz

    NEVESER: Türk Müziğinde Dede Efendi'nin bulduğu bileşik bir makam

    NEVGECE: Yeni yeni oluşan gece

    NEVGÜL: Yeni açmış gül

    NEVİD: Yeni, yepyeni

    NEVRA: Beyaz çiçek. Işıklı olma,parlaklık.

    NEVRES: Yeni yetişen.

    NEYİR: Işıklı, aydınlık, parlak

    NİGAR: Resim kadar güzel sevgili; Nakış; Resim

    NİHAL: İnce ve düzgün vücutlu sevgili. Fidan,taze sürgün.

    NİHAN: Saklanmış, gizli olan; Sır

    NİL: Çivit. Mısır'da bir nehir

    NİLAY: Işıklı mavi,ışıklı lacivert.

    NİLGÜN: Lacivert renkli, çivit renginde

    NİLÜFER: Durgun sularda yetişen, değişik renkli ve uzun ömürlü su bitkisi

    NİRAN: Nurlar,aydınlıklar,ışıklar. Ateşler. Cehennem.

    NİSA: Kadın,kadınlar.

    NİSAN: Gelin çiçeği; İlkbaharın ilk ayı

    NUR: Aydınlık, parıltı, parlaklık

    NURAN: Nurlu,ışıklı.

    NURAY: Işık saçan.

    NURCAN: Aydınlık insan.

    NURFER: Işık veren,aydınlatan,ferahlatan.

    NURGÜL: Nur+Gül

    NURGÜN: Nur+Gün

    NURPERİ: Bir peri kadar göz kamaştırıcı güzelliğe sahip olan.

    NURSAL: Işıksal ışıkla ilgili

    NURSAY: Işık gibi say, ışık gibi bil anlamında

    NURSELİ: Işık seli (yağmuru) anlamında

    NURSEZA: Nura layık, ışığa, aydınlığa layık anlamında

    NURTEN: Işık gibi duru tenli anlamında

    NUTİYE:Gökyüzündeki en parlak yıldız

    NÜKET: Nükte, zarif, güzel sözler

    NÜKHET: Güzel koku

    NÜKTE: İnce anlamlı, düşündürücü şaka söz




    O


    OKSAL: Ok at; Oka ilişkin

    OKŞAN: Sevil,şefkat gör.

    OLCA: Ganimet,bolluk.

    OLCAY: Mutlu, ongun; Rastlantıları düzenlediği ve böylece de insanlara iyi ya da kötü durumlar hazırladığı sanılan şey, şans, talih

    OLGAÇ: Bilgi ve görgüde olgunlaşan

    OMAY: Gözde,sevilen,beğenilen.

    ONGU: Sağlık,mutluluk.

    ONGÜL: Ön ayak olmak; İlk gül

    ORKİDE: Salepgillerden güzel çiçekli birtakım bitki türlerinin ortak adı

    OYA: Bir nesneye oyularak yapılan süs; Genellikle ipek veya ibrişim ile iğne, mekik, tığ kullanılarak yapılan ince dantel

    OYLUM: Hacim, dirim; İçi oyulmuş, çukur duruma getirilmiş; Resimde derinlik, üç boyutluk etkisi, mimarlıkta mekan karşılığı


    Ö

    ÖDÜL: Armağan

    ÖĞÜN: Kendini yücelt. Zaman. Kez,defa.

    ÖĞÜT: Tavsiye.

    ÖMÜR: Yaşama süresi,hayat.

    ÖNAY: Yeni çıkmış ay

    ÖNGÜL: Direnen,inatçı. Kılavuz. Öncü,teşvik eden.

    ÖRGÜN: Türlü ve düzenli parçalardan oluşan

    ÖVGÜ: Övme, övmek için söylenen söz

    ÖVGÜN: Övülmüş, övülen kişi

    ÖVÜNÇ: Övünmeye yol açan ya da hak kazandıran şey, kıvanç, sevinç, övünç,

    ÖYKÜ: Hikaye, ayrıntılarıyla anlatılan olay

    ÖZBEN: Bireyin kendi varlığı; Gerçek ben anlamında

    ÖZDE: Kişinin kendi içinde, özünde, canda olan

    ÖZDEN: Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili

    ÖZEN: Büyük hassasiyet göstermek

    ÖZGE: Yabancı. İyi,güzel. Cana yakın,şakacı. Yürekli,gözü pek

    ÖZGEN: Başına buyruk. Rahat. Özü geniş. Kuzu kulağı otunun filizi

    ÖZGÜL: Gerçek gül, benim gülüm anlamında

    ÖZGÜR: Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, koşula bağlı olmayan, başına buyruk, hür

    ÖZLEM: Bir şeye karşı duyulan istek, bir kimseyi ya da bir şeyi görme, kavuşma isteği; Hasret

    ÖZLEN: Görme isteği uyandır, kavuşma isteği ver, seni özlesinler

    ÖZNİL: Nil gibi verimli.

    ÖZNUR: Özü ışıklı,aydınlık.

    ÖZSU: Besleyici su, besisuyu, bitkilerin dokularında bulunan su

    ÖZÜN: Şiir. Hak edilmiş ün.

    ÖZTEN: Güzel tenli.





    P

    PAMİRA: Orta Asya'da bir yayla

    PAPATYA: Baharda çiçek açan bir kır bitkisi

    PARLA: Parlamak eyleminden parla, ışık saç; Başarılı ol, ünün sanın artsın; Güzel ol, güzel görünüşlü ol

    PELİN: Acı ve güzel kokulu bir bitki

    PELİNSU: Pelin+Su, hem pelin hem su anlamında

    PERÇEM: Kahkül

    PERİ: Cisimleri çok latif ve görünmez olan hoş yaratık; Güzel insan, güzel kimse

    PERRAN: Uçan, uçucu

    PERVİN: Ülker yıldızı

    PETEK: Arıların bal topladıkları balmumu yuvacıkları

    PEYDA: Belli, açık, ortaya çıkmak, oluşmak

    PINAR: Büyük su kaynağı

    PIRILTI: Pırıldayan şeyin çıkardığı ışık




    R

    RABİA: Dördüncü.

    RAHŞAN: Parlayan, parlak, aydınlık,ışıltı.

    RANA: İyi, güzel, yumuşak, hoş

    RAVZA: Sulu, su yatağı yer; Bahçe

    REBİA: Bahar.

    RENAN: Çok ses çıkaran, çınlayan

    RENGİN: Boyalı, renkli; Hoş, latif ve güzel

    REVAN: Yürüyen, giden; akan, akıp giden. Ruh,can.

    REYHAN: Yaprakları güzel kokan bir süs bitkisi, fesleğen

    REZZAN: Ağırbaşlı, onurlu

    RİMA: Dişi ceylan yavrusu

    ROSA: Gül rengi,pembe kırmızı arası bir renk.

    RUHAN: Güzel kokulu

    RUHSAR: Yanak, yüz, güzel yüz

    RUHŞEN: Neşeli,canlı.

    RUHUGÜL: Gül kadar temiz bir ruha sahip olan.

    RUKİYE: Büyü,sihir.

    RÜÇHAN: Üstünlük

    RÜYA: Düş; Gerçekleşmesi imkansız durum, hayal; Gerçekleşmesi beklenen şey, umut





    S

    SABA: Gündoğusundan esen hafif ve tatlı rüzgar. Türk müziğinde bir makam

    SABAH: Günün ağarmasıyla başlayan ilk saatler

    SAHRA: Kır,ova,çöl

    SALİHA: Yararlı,iyi,elverişli.

    SANAL: Sanlı ol, ünlen

    SANEM: Çok güzel kadın; Put

    SARA: Halis, saf, katkısız

    SARE: Olmak, oldu; Cemaat, topluluk; İhtiyaç, susuzluk

    SARGIN: Albenili, çekici, büyüleyici,yıldızı şirin, hoşa giden, sevimli, güzel

    SAYE: Gölge; Koruma, yardım, sahip çıkma

    SAYGIN: Sayılan, sevilen

    SAYIL: Her zaman saygı gör

    SEBLA: Uzun kirpikli göz

    SEÇİL: Beğeni, sevgi, üstünlük gösterilen

    SEÇKİN: Benzerler arasında nitelikleriyle göze çarpan, elit

    SEDA: Ses; Doğa veya bir engele çarpıp geri dönen ses, yankı

    SEDEF: Midye ve istiridye gibi deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan pırıltılı, beyaz, sert bir madde; Bu maddeden yapılmış veya bu madde ile süslenmiş

    SEDEN: Uyanık, tetikte; Gözü açık olmak

    SEGAH: Doğu müziğinin makamlarından

    SEHER: Tan ağartısı

    SEL: Taşkın su

    SELDA: Bir söğüt cinsi

    SELEN: Haber, müjde

    SELİN: Gür akan su

    SELİNTİ: Ufak sel

    SELİS: Akıcı söz

    SELMA: Barış içinde,huzur,erinç.

    SELMİN: Barış ve sevgi duygusuyla dolu olan

    SELVA: Amerika'da Amazon, Afrika'da Nijer ırmakları gibi ekvator bölgesinde büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş ve balta girmemiş ormanlara verilen ad.

    SELVİ: İnce uzun ağaç

    SEMA: Gökyüzü; Göç

    SEMANUR: Nurlu gökyüzü

    SEMEN: Yasemin çiçeği. Semizlik.

    SEMİN: Değerli, pahalı; Semizlik

    SEMİRAMİS: Babil'in Asma Bahçeleri'ni kurduran Asur kraliçesi

    SEMRA: Esmer kadın.

    SENA: Övmek, methetmek; Şimşek parıltısı; Yücelik, yükseklik; Aydınlık; Bir ot adi

    SENAHAN: Metheden, alkışlayan, öven

    SENAR: Yar, aşık, seven insan

    SENAY: Ay gibi güzelsin.

    SENEM: Kars dolaylarında kadın ve erkeklerin karşılıklı olarak oynadıkları bir halk dansı; Arapça'da put; Arapça'da kendine tapılacak kadar güzel olan kadın, sevgili, güzel

    SERA: Varlıklı olmak, zengin olmak; Şarkı söyleyen; Yer, toprak; Ok yapımında kullanılan bir ağaç

    SERAP: Çorak yerlerde, çölde, sıcak ve ışığın etkisiyle, ileride, yakında ya da ufukta su veya yeşillik var gibi görünmesi olayı

    SERAY: Ay gibi güzel

    SEREN: Gemi direği

    SERMA: Kış soğuğu

    SERPİL: Gelişmek,büyümek.

    SERPİN: Yağmur

    SERRA: Rahatlık,kolaylık

    SERTAP (SERTAB): İnatçı anlamında

    SEVAL: Severek al anlamında

    SEVDA: Vurgunluk, tutkunluk, aşk; Heves, arzu, kuvvetli istek

    SEVDEM: Sevginin en son demi

    SEVEN: Bir başkasına sevgi duyan

    SEVGİ: İnsanı bir şeye ya da bir kişiye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu

    SEVGÜL: Gül gibi sevilen.

    SEVİL: Her zaman sevilen biri ol

    SEVİM: Sevmek eylemi; Bir kişi ya da bir şeyde bulunan o kişi ya da şeyi başkalarına sevdiren özellik

    SEVİNÇ: İstenilen şeyin olmasıyla duyulan coşku

    SEVTAP: Tapılacak kadar çok sevilen.

    SEYLAN: Sel, akma, akış

    SEYYAL: Akıcı, akışkan

    SEZEN: Hisseden, sezgili

    SEZER: Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş ya da olacak bir şeyi duyumsar

    SEZGİ: Sezmek eyleminden sezgi; Sezme yeteneği

    SEZİN: Sezinleme işi, sezme. Duygulu,anlayışlı.

    SILA: Bir süre ayrı kaldığı bir yere veya yakınlarına kavuşmak; Doğup büyüdüğü ve özlediği yer; Bahşiş, hediye; Bağ

    SİBEL: Henüz yere düşmemiş yağmur damlası (Fransızca "si belle": öylesine güzel anlamında)

    SİM: Gümüş gibi parlak ve beyaz

    SİMA: Yüz, çehre

    SİMGE: Anlamı olan harf, bitki gibi işaretler

    SİMİRNA: İzmir'in eski adı. Aynı zamanda Amazon savaşçılarının kraliçesinin adı.

    SİNEM: Yüreğim, çok sevdiğim

    SİTARE: Yıldız

    SONEDA: Nazlı olmaması temenni edilen

    SONGÜZ: Kasım ayının halk arasındaki adı

    SONYAZ: Sonbahar

    SU: Canlıların yaşaması için en gerekli olan kokusu, rengi olmayan sıvı

    SUMRU: Bir şeyin yüksek yeri, tepesi

    SUNA: Boylu, poslu, yakışıklı. Yaban ördeği.

    SURPERİ: Peri güzeli.

    SUZAN: Yakan,yakıcı.

    SÜHEYLA: Yumuşak ve iyi huylu,mütevazı kadın.

    SÜNDÜS: Ham ipek,ipekli.

    SÜSEN: Nisan-Haziran dönemlerinde açan güzel kokulu bir çiçek


    T

    TAÇNUR : Mutluluk

    TAHİRE : Gündoğusundan esen rüzgar

    TAİBE : Tövbe eden, pişmanlık duyan

    TALHA : Güzellik

    TALİA : Güzel, şirin

    TALİHA : Rastlantıları düzenlediğine ve insanlara iyi veya kötü durumlar hazırladığına inanılan doğa üstü güç, şans, felek

    TAMAY : Dolunay, ayın on dördüncü

    TANAY : Secde eden

    TANSELİ : Şafak vakti gelen sel

    TANSU : Göğüsle ilgili

    TANYEL : Katıksız, arı - Seçilmiş

    TANYELİ : Tan vakti esen rüzgar

    TARA : Sahur zamanı doğan kız çocuğuna verilen ad

    TAYYİBE : 1.İyi davranış. 2.Yatıştırıcı, hoşa giden söz

    TENAY : Uygun, yakışan - Yetkili olan - Dine uygun hareket eden

    TENDÜ : Öz, asıl

    TENNUR : Yüksek, ulu

    TİJEN : Taç, taçlar

    TİLBE : Put - Güzel kadın

    TUBA : 1.Cennette bulunduğun inanılan büyük ağaç. 2.Güzellik, iyilik. 3.Rahat

    TUĞÇE : Küçük tuğ

    TULÜ : Doğuş, doğma (güneş için) anlamında

    TÜLAY : Ayın ince ışığı

    TÜLİN : Ayın çevresinde görülen ışık halkası

    TÜNAY : Gece ve ay

    TÜRKAN : 1.Kraliçe. 2.Güzel kız

    TÜRKÜ : Yankı, ses

    TÜRKAN : 1.Kraliçe. 2.Güzel kız



    U

    UBEYDE : Tanrının kölesi

    UĞURGÜL : Uğurlu gül

    UHDE : Birinin yapmakla yükümlü olduğu iş, görev.

    ULYA : En yüce, en ulu, yüksek

    UMAY : Devlet kuşu

    UMUR : Görgü, deneyim

    UZEL : Usta, becerikli


    Ü

    ÜLKÜ : Amaç, ideal

    ÜMRAN : 1.Bayındırlık. 2.Uygarlık, medeniyet. 3.İlerleme, mutluluk, refah

    ÜNZİLE : Gönderilmiş

    ÜZGÜ : Yersiz ve gereksiz olarak çektirilen üzüntü, eziyet.


    V

    VAHİBE : Hibe eden, bağışlayan.

    VAHİDE : Tek yalnızca bir tane.

    VARİDE : Gelen, erişen - Söylenti

    VEDİA : Korunması için bırakılan emanet

    VERDA : Gül.

    VİLDAN : Yeni doğmuş çocuklar

    VİRA : Durmadan, aralıksız, sürekli.


    Y

    YAĞMUR : Bulutlardan yeryüzüne düşen su damlacıkları.

    YAPRAK : Bitkilerin solunumunu sağlayan, yeşil ve türlü biçimlerdeki ince bölüm

    YAREN : Dost, arkadaş

    YASEMİN : Çeşitli renklerde kokulu çiçekleri olan bir bitki

    YAŞAM : Hayat

    YELDA : 1.Uzun. 2.Yılın en uzun gecesi

    YELİZ : Ferah yer, aydınlık, havadar

    YEŞİM : Açık yeşil ve pembe renkli kolay işlenen değerli bir taş

    YILDIZ : Gökyüzündeki ışıklı cisimlerin her biri.

    YONCA : Çiçekleri kırmızı veya mor renkli çayır bitkilerinin genel adı

    YUDUM : Bir içimlik sıvı

    YÜKSEL : Başarı kazan, yücel

    YUDUM : Bir içimlik sıvı


    Z

    ZEHRA : Çok beyaz, parlak yüzlü

    ZEHRE : Çiçek.

    ZELİHA : Züleyha, su perisi

    ZENNAN : Kadınlar

    ZENNUR : Zinnur, nurlu, ışıklı

    ZEREN : Anlayışlı, kavrayışlı.

    ZERİN : Altından ya da altına benzer olan.

    ZERRİN : Altından yapılmış.

    ZEYNEP : Süs, bezek.

    ZİNNUR : Nurlu, ışıklı

    ZİŞAN : Şanlı, şerefli - Bir tür lale

    ZUHAL : Satürn gezegeninin adı.

    ZULAL : Hafif, güzel, soğuk su.

    ZÜBEYDE : Öz, asıl

    ZÜHRE : Çoban yıldızı, venüs.

    ZÜLAL : Saf, temiz, hafif tatlı su.

    ZÜLEYHA : Su perisi - Hz.Yusuf'un karısı

    ZÜMRA : Akıllı, çabuk kavrayan kadın.

    ZÜMRÜT : Cam parlaklığında, yeşil renkte, saydam bir süs taşı.








    ERKEK ÇOCUK İSİMLERİ VE ANLAMLARI




    A


    ACAR : Becerikli,atılgan

    ACUN : Dünya,varlık

    AKAY : Beyaz ay, dolunay

    AKEL : Dürüst, güvenilir

    AKGÜN : Mutlu,sevinçli gün

    AKIN : 1.Arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olmak. 2.Baskın.

    AKTAÇ : Beyaz taç,gelin tacı

    AKTAN : Aydınlık gece

    ALİ : Yüce,ulu

    ALİCAN : Candan,cana yakın

    ALİŞAN : Şanı şerefi en yüksek olan

    ALKAN : Kızıl kan

    ALKIN : Sevdalı,aşık

    ALP : Kahraman,cesur,savaşçı

    ALPAR :Yiğit,cesur

    ALPASLAN : Aslan gibi cesur,savaşçı beyi

    ALPTUĞ : Yiğitlik simgesi.

    ALPER : Yiğit insan, yiğit erkek.

    ALPEREN : Yiğit ve ermiş kişi.

    ALPHAN : Yiğit,hükümdar

    ALPTEKİN : Tek yiğit,prens

    ALTAN : Sabah güneş doğarkenki zaman

    ALTAY : Orta Asya'da Tanrı dağı,bir Türk boyu

    ALTUĞ : Kızıl tuğ, al renkli.

    ANIL : Amaç, erek, hatırlanmak.

    ANDAÇ : Armağan,hediye

    ARAL : Takımada,sıradağlar.

    ARCAN : Saf,temiz

    AREL : Temiz,dürüst

    ARDA : 1.İşaret olarak yere dikilen çubuk. 2.Ardıl.

    ARGUN : Zayıf,güçsüz,dermansız

    ARGÜN : Temiz,aydınlık gün

    ARIKAN : Temiz soy

    ARIN : Temiz,saf - Alın

    ARİF : Anlayışlı,tanınmış,meşhur,bilgi sahibi

    ARKAN : Temiz kandan gelen - Üstün,galip

    ARKUT : Temiz ve kutlu.

    ARMAN : Hasret,özlem - Sıkıntı

    ARSLAN : Yırtıcı,güçlü,yiğit

    ARTUN : Kendine güvenen, onurlu.

    ATABERK : Şehzade eğitmeni - Devlet yetkilisi

    ATACAN : Hoşgörülü,babacan

    ATAK : Canlı,girişken-Cömert-Nişancı

    ATAKAN : Düşünmeden cesurca işe girişen

    ATALAY : Ünlü,şöhretli

    ATAMAN : Ata kişi,önder

    ATASOY : Ataların soyundan gelen

    ATİLLA : Savaşçı,fatih - Büyük,ünlü

    AYBERK : Ay gibi güzel ve sağlam.

    AYDIN : Işıklı-Aylı gece-Açık,belli-Uğurlu

    AYHAN : Ay hakimi

    AYKUT : Ay gibi uğurlu.

    AYTAÇ : Ay biçiminde taç

    AYTEK : Ay gibi

    AYTEKİN : Ay şehzadesi, prensi

    AYTUNÇ : Ay gibi güzel,tunç kadar sağlam

    AZİZ : Sevgili - Az bulunur- Muhterem

    AZMİ : Kararlılık - Güçlü,kuvvetli





    B

    BAHA : Kıymet, değer, para.

    BAHADIR: Kahraman

    BAHİR : Deniz-Belli, açık-Işıklı,parlak

    BALER : Tatlı dilli, cana yakın

    BALKI : Şimşek, ışık, parlayış.

    BARAN : Direnci kıran güç, ulu, yüksek.

    BARAY : Sonsuzluk.

    BARBAROS : Kızıl sakal

    BARIN : Güç ve kuvvet.

    BARIŞ : Sulh.

    BARKIN : Gezmek, görmek, gezgin.

    BARKAN : Çölde oluşan küçük kum kitlesi

    BARLAS : Kahraman

    BARS : Kaplan benzeri yırtıcı hayvan

    BARTU : En eski Türk hanlarından biri.

    BAŞER : Başta gelen

    BATI : Güneşin battığı yön

    BATIHAN : Batı'nın hükümdarı, hanı

    BATURALP : Yiğitler yiğidi

    BATIRAY : Ay gibi yiğit

    BATUĞ : Üstün olan, yiğit. Az.

    BATUHAN : Yiğit hükümdar.

    BATUR : Yiğit, yürekli, bahadır.

    BAYAR : Ulu, yüce

    BAYBARS : Eski Türklerin beslediği kaplan

    BAYBORA : Fırtına

    BAYCAN : Zengin

    BAYHAN : Zengin ve güçlü

    BAYKAL : Yaban kısrağı - Sibirya'da bir göl

    BAYSAL : Soylu, ünlü

    BAYÜLKEN : Göğün 16.katında oturan barış tanrısı

    BEDİR : Dolunay.

    BEDİRHAN : İleri görüşlü lider

    BERK : 1.Sert, sağlam, katı. 2.Yıldırım.

    BERKAY : Güçlü ve ay gibi.

    BERKE : Kamçı, kırbaç.

    BERKAN : Parlama - Kıvırcık kuzu postu

    BERKANT : Bozulmaz yemin

    BERKAY : Ay gibi güçlü

    BERKE : Kamçı

    BİLGEHAN : Göktürk hakanı

    BİLGİN : Alim, bilgili kişi

    BİRANT : Tek yemin. Özelliği olan yemin

    BOĞAÇ : Bir Dedekorkut kahramanı

    BORA : Şiddetli rüzgar

    BORAN : Rüzgar şimşek ve gök gürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı.

    BUĞRA : Erkek deve

    BURAK : Hz.Muhammed'in Miraç gecesi bindiği efsanevi at

    BURÇ : Kale, hisar çıkıntısı - Güneş sistemi - sarp yamaç

    BÜLENT : Yüce, yüksek



    C

    CABBAR Kuvvet,kudret sahibi-Becerikli

    CAFER:Küçük akarsu

    CAHİT Çaba gösteren, çalışkan

    CAN: İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağladığınave ölümle vücuttan ayrıldığına inanılan madde dışı varlık.

    CANALP : Özünde yiğitlik, güç olan

    CANBERK : Güçlü, sağlam

    CANDAŞ : Dost, yoldaş

    CANDEMİR : Özü demir gibi sağlam

    CANDOĞAN : Cana doğan

    CANEL : Dostluk eli

    CANER: Çok içten, sevilen.

    CANKUT: Neşe, mutluluk, talih, baht.

    CANTEKİN : Tek, eşsiz can

    CAVİT : Sonsuz, ebedi

    CELAL : Büyüklük, yücelik - Öfke, kıgınlık

    CELAYİR : Moğolların kollarından

    CELİL : Büyük, yüce

    CEM : Hükümdar - Toplanma,biraraya gelme

    CEMAL : Güzel yüz - Yüz güzelliği

    CEMİL : Güzel yakışıklı erkek - İyilikle anma

    CEMRE : Ateş,kor-Suda,havada,toprakta oluştuğuna inanılan sıcaklık

    CENAP : Şeref, onur

    CENGİZ : Güçlü, gözüpek

    CENGİZHAN : Moğol İmparatorluğunu kuran hükümdar

    CENK : Savaş

    CEVAHİR : Mücevher,değerli süs taşı

    CEYHUN : Orta Asya'da bir akarsu - Cennet'in 4 nehrinden biri

    CİHAN : Dünya

    CİHANGİR : Dünyaya egemen olan

    CİHAT : Din uğruna savaşan

    COŞKUN : Heyecanlı, kabına sığmayan

    CUMHUR : Halk, topluluk

    CÜNEYT : Küçük asker





    Ç

    ÇAĞAN : Bayram, şenlik

    ÇAĞATAY : Tay-Doğu Türklerine verilen ad

    ÇAĞDAŞ : Çağın koşullarına uygun.

    ÇAĞIN : Yıldırım, şimşek

    ÇAĞKAN : Canlı, dinamik, çalışkan.

    ÇAĞLAR : Şelale, çağlayan

    ÇAĞMAN : Çağdaş insan

    ÇAĞRI : Çakır gözlü

    ÇAKAR : Parlayan, ışık veren

    ÇAKIN : Şimşek, parıltı

    ÇAKIR : Mavi renkli, gri benekli gözü olan

    ÇELİK : Su verilip sertleştirilmiş demir - Çok güçlü

    ÇELİKER : Çelik gibi güçlü

    ÇETİN : Sert-Çözümü zor, sarp-İnatçı,azimli

    ÇEVİK : Çabuk davranan, hareketli

    ÇIĞIR : Çığın açtığı iz, yol - Yenilikçilik

    ÇINAR : Uzun ömürlü,uzun boylu, kalın gövdeli bir ağaç türü



    D

    DALAN : Biçim - İnce, zarif

    DEMİR : Kolay işlenen dayanıklı bir maden

    DEMİRALP : Demir gibi güçlü, yiğit

    DEMİRCAN : Özü demir gibi sağlam

    DEMİREL : Demir gibi güçlü eli olan

    DEMİRHAN : Demir gibi güçlü hükümdar

    DEMİRKAN : Güçlü soydan gelen

    DENİZ : Deniz, su kütlesi, derya

    DENKTAŞ : Akran, aynı yaşta

    DERVİŞ : Tarikata girmiş - Hoşgörülü,alçakgönüllü

    DERYA : Deniz - Engin bilgili - Çok

    DEVRAN : Felek, kader

    DEVRİM : Olumlu yönde değişiklik yaratan hareket

    DİNÇ : Güçlü, sağlıklı



    Alinti
#04.09.2012 12:45 0 0 0
  • Bakınız bu konu açılalı tam 1 seneyi geçmiş.Üyesi bulunduğum bir sitede en güzel kız isimlerini müzakere ediyorduk.Ben de şimdi bilgi kirliliği olmasın diye burada bunları uygun bulup paylaşmak istiyorum.Yeni evlenmiş veya kız çocuğu olacak olan evlatlarımıza aşağıda ki İslami kız isimlerinin harf sırasına göre bizzat kendim seçerek istifadenize sunuyorum...

    "Bismillah" diyerek hemen isimleri sayalım İnşaallah...

    Rabia ismi çok güzeldir.Hanım evliyaullahtan Rabiatül Adviyye'nin kısa adıdır.

    Sakine,Hacer, Adile, Afife, Aygün Azize, Basriye Betül,Cemile, Büşra, Cânan,Deryanur,Emine, Ferhunde,Feyza Gülnur, Güzide... Harf sırasına göre daha niceleri...Hepsinin çok güzel anlamları var..

    Hangisini istiyorsanız buyrun dilediğinizi seçebilirsiniz.

    Devam ediyoruz....

    Hayrunnisa,Hilal,Hilmiye,Hümeyra,Işılay,İffet,İkrime,Keriman,Leman,Lütfiye,Macide,Mahbube,Mediha,Mehlika Meliha,Memnune,Meryem,Mihriban,Muhsine,Münevver,Necibe,Pakize,Reşide,Saadet,Sabire,Saliha,Semiha ,Senem,Şadiye,Şeyma,Şükriye,Tayyibe,Ümmügülsüm,Vechinur,Zahide, Zeynep...

    Eveet...Pek muhterem gençler ve benim gibi torun sahibi veya adayı olanlar..Bu hem sizin için hem de başka yeni doğum yapacak anne adayları için İslam'a en uygun olanlarını seçerek size sunuyorum.Şimdiden vereceğiniz bu güzel isimler vatana, millete, mukaddesata hayırlı uğurlu olsun.Cenab-ı Hak yar ve yardımcınız olsun..

    Bu kız isimlerini burada güncellemenizi tavsiye ediyorum:Zira bir başka kardeşimize de bu isimler lazım olabilir.

    Bakınız ben harf sırasına göre bizzat kendim seçerek size tüm kız isimlerini saydım.Artık bundan sonra ne yapabilirim ki?Aman ha, Kur'an'da nasıl olsa adı geçiyor diye anlamsız isimler vermeyin sakın...

    O isimlerden en güzeli NECİBE daha çok hoşuma gitti.İsterseniz eşinizle bu isim üzerinde müzakere ederek anlaşabilirsiniz.Yine de siz kendiniz bilirsiniz.

    NECİBE:Soyu sopu pak,asilzade,kıymetli, üstün güzel ahlak sahibi kadın anlamı taşımaktadır.Eğer bu isim sizin akrabalarınızda varsa başka bir güzel isim bulabilirsiniz.Sizden güzel cevap bekliyorum.Eğer bu NECİBE isminde karar kılarsanız, bu Allah'ın aciz kuluna da dua ediniz.Belki sevaplarınızdan ben de istifade etmiş olurum değil mi?Bizim sülalede bu isim yoktur.Özellikle sizin için seçmiş bulunuyorum...Ben bir erkek torun sahibiyim.İnşaallah ileride bir kız torunum olursa bu ismi vermeyi düşünüyorum.Çok da hoşuma gitti doğrusu..

    Bazı (laikçi)dinden uzak aileler çocuklarına İslam'a uygun isim vermeyi kerih görüyorlar.Neymiş efendim onlar arap isimleriymiş.Yahu anlamsız isimler vermekle neyin faydasını görüyorlar ki?İslami isimleri her tarafa yaymalıyız.Yeni doğmuş çocuklarımıza güzel isimler vermek hem sünnet hem de sevaptır.Anlayana...
#08.10.2013 11:08 0 0 0
  • Aşağıda ki anlamsız ve tuhaf isimlere hele bir bakalım neymiş...

    Atilla,Atakan,Aylin, Yağmur, Deniz,Toprak,Jülide,Nilda,Aleyna,Tuğçe,Sanem,Adanu r,Berkin,Bulut,Burçin,Cankurt,Ceminay,Didem,Doğaç, Doğan,Gürçin,Gürdal,Kurthan,Nurkan,Nida,Poyraz,Rüz gar,,Senday,Saruhan,Songül,Sorgun,Şincan,Tolon,Tij en,Tanju,Tuğcan,Türel,Uluç,Ünsan,Yalınay,Zeynur,Zorbey vb...Daha niceleri var...

    Şu acaip ve anlamsız isimlere gıcık kapıyorum.Niye bu isimleri veriyorlar ki çocuklarına..Yarın ruz-i mahşerde hesap vereceklerini herhalde unutuyorlar.Bu isimleri müslüman aileler de veriyor.Bunlar cahil ailelerdir.

    Çocuğa İslami isimlerden birisi koyulunca akrabalar darılsa bile mesuliyet altına girmezsiniz.Ancak onların gönüllerini de kırmak caiz değildir.Usulünce vermiş olduğunuz kesin kararınızdan sonra onları ikna edebilirsiniz.onların da darılmaya hakkı yoktur.Bazıları vardır ki filan ölenin adını unutturmamak için, veya ünlü bir kimsenin ismini çocuğuna vermeye çalışıyor.Oysa Allah katında ünlü olmak yoktur.Mühim olan, Allah'ımızı razı etmektir.Gerisi laf-ı güzaftır.


    Başkasının kulağına hoş gelecek diye çocuklara İslami isimleri vermekten vazgeçmek gafillik ve cehalettir.Bunun bile hesabı sorulacaktır.Başkası değil, yeterki Allah razı olsun hepimizden.Müslümanın bütün derdi Allah'ın rızasını kazanmaktır.Şu fani dünyada gelip geçici işlerle uğraşmak beyhude bir ömür çabasıdır.Müslümanlar, faniyi değil baki olanı tercih etmelidirler.

    İslami isimlerden maksat, aslında mahiyeti en güzel ve anlamlı oluyorsa bu, İslami isim katogorisine girebilir.Yeter ki verilecek isimlerin anlamları güzel ve hoş olsun ki,Allah bunlardan zaten razı olacaktır.



    Dikkat edecek olursanız aleviler kendi çocuklarının ismine Ebubekir,Ömer, Osman,Ayşe,Mervan,Yavuz ismi koymazlar.Bunlara karşı allerjileri vardır.Allah onları ıslah etsin.Sünni müslümanlar ise sadece çocuklarına Yezid ismi vermezler.Bu isim tarihte çok kötü nam saldığı için sünni müslümanlar için verilmesi pek uygun görülmez..Zira bu isim verilecek olsa o çocuk biraz büyüdüğünde büyük bir psikolojik baskı ile karşı karşıya kalır.Mahalle baskısına da düçar olabilir.Hatta aleviler o çocuğu bi şekilde ya dövmeye çalışırlar ya da öldürmeye...Bu Yezid ismi bu zamanda pek de hoş bir isim değildir.Konulmasında çok sakıncalar vardır. Hatta bu isim bile Nefret söylemi suçu yasası kapsamına da girmiştir.
#08.10.2013 14:02 0 0 0