Toplumda Stereotipleştirme - Gelişigüzel Kategorizasyon ve Bilgelik Hakkında

Son güncelleme: 14.10.2012 15:54
  • stereotipleştirme nedir - bertrand russell sözleri - basmakalıp fikirler - fikirlere açık olmamak - basma kalıp fikirler hakkında mesajlar


    Toplumda Stereotipleştirme, Gelişigüzel Kategorizasyon ve Bilgelik Hakkında


    Bu yazı, konuşurken ‘İnşallah’ mı yoksa ‘Umarım’ mı desem daha münasip olur ikilemi yaşayanlara adanmıştır.


    Mein Kampf’ı mı okudunuz? Tebrikler, an itibariyle toplum nazarında bir kafatasçı, pis bir faşistsiniz. Aynı Komünist Manifesto’yu okuyanın iflah olmaz bir komünist olduğu gibi.

    Erkin Koray’dan Fesuphanallah mı çalıyor? Değiştiriniz efendim. Şarkıda Allah lafzının çok geçiyor oluşu bazı çevreleri kızdırabilir.

    Ekşisözlük yazarıysanız ateist ve entelsiniz. Hatta sevdiğiniz yiyecek ve içecekler: uludağ limonata ve nutella.

    Can Bonomo iseniz, şarkınızın ne kadar güzel yahut ilgi çekici olduğunun bir önemi yoktur. Soyadınızı gören birtakım kişilerin sizi kötülemesi ve olumsuz propagandanızı yapması kaçınılmazdır.

    Orhan Pamuk’sanız, yazdığınız kitabı okumazlar. Geçmişe dair söylediğiniz birtakım sözler, sizi eleştirmeleri için yeter de artar bile. Nobel alsanız da kendinizi topluma benimsetemezsiniz artık. İmajınızı hiçbir şekilde düzeltemezsiniz.

    Soyadınız Bozkurt ise, ilçe ülkü ocağına girmeye çalışacak diğer genç kurtlardan bir adım öndesiniz.

    Death Metal dinliyorsanız yüksek ihtimalle satanistsiniz. Kedi kestiniz mi hiç?..


    Aldığınız gazeteler, tuttuğunuz futbol takımı, dinlediğiniz müzik grupları sizi belirli bir kitlenin insanı yapıyor artık. En basitinden, yılların Aslan Cimbom’u yaşanan son olaylardan sonra Ak Parti’nin takımı oldu çıktı.

    Grup Yorum’un dinleyici kitlesi belli.

    Zaman ve Bir Gün, aynı eve alınamayacak iki gazete.

    Toplumda herkes kendi penceresinden, görmek istediği manzaraya bakıyor. İnsanları daha kolay anlamanın böyle olduğunu zannediyor. Küçük ayrıntılardan kendi kafasına göre sonuçlar çıkarıyor ve insanları “hah şu solcu…mmm…bu sağcıydı, bir kere camide gördüm…Che tişörtü giymişti bu…” gibi gayet bayat bir biçimde diskrimine ediyor. İşin kötüsü, kendisini de bu stereotipleştirmeye dahil ediyor. ‘Yalnız Bir Şeyin Adamı’ oluyor. Fanatikleşiyor sonra. Bir düşünceye karşı olan bütün düşünceleri reddedip karşısına kendi iddiasını empoze etmeye çalışıyor. Kendisine göre yanlış düşünceye ve sahiplerine zarar vermek istiyor. İşte o an, bir takımın taraftarlarının öteki takımınkilere döner bıçaklarıyla daldığı an. Oysaki insan zihni, ‘bir şeyin adamı’ olmayacak kadar engin; karşıt düşünceyi kabul etmeden ona saygı duyabilecek kadar müsamahakâr.
    Ve insan, stereotipleşme için fazla karmaşık. Olmaz yani, yapamazsınız. Bazı şeyler olması gereken kadar basit olmalıdır, ama daha fazla değil.

    Belki de o kadar ayrımcılığa maruz kalmışız ve o kadar aşinayız ki, bu durum bazı stereotipleştirme çabalarımızı toplum nazarında meşru kılıyor. Bir de üstüne milletimiz saf tutmayı çok seven bir millet. Tutunacak bir dal arıyor adeta. E buna müteakip ortaya felaket tabloları çıkması da kaçınılmaz oluyor.

    Türk – Kürt, Alevi – Sünni, Sağ – Sol, … Örnekleri çoğaltmak mümkün. Bir türlü oturup adam akıllı yaşayamıyoruz. Bir şekilde, bir yolunu bulup kendimizi kendimize düşürüyoruz. Kanımızda var bu.

    Zıt kutuplara çekiliyoruz farkında olmadan. ‘Biz’ olmak varken ‘Sen ve Ben’ oluyoruz. Kalabalıklaşıyor ama yalnızlaşıyoruz. Kendimizi derinde yüzüyor zannederken sığda dolanıyoruz. Ve biliyorsunuz ki, muhtelif nedenlerden dolayı sığda dolanmak pek de iyi bir şey değildir (ehehehe).


    Yanlış anlaşılmasın. Demiyorum ki kategorizasyon kötü bir şeydir, asla yapılmaması gerekir. Zaten böyle dediğimde bendeniz kategorizasyonun her türlüsünü kategorize etmiş oluyorum ki kendimle çelişmiş oluyorum böylece.

    Ben, toplumda bunun çok sık karşımıza çıkıyor oluşuna kızıyorum. Karşıdakini gerçekten tanımak ve ona kendini tanıtabilmek varken idealize olmuş kategorilerin tekdüze imajlarında dolanmaya kızıyorum. Her türlü Fanatizme, örümcek kafalılığa kızıyorum. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya kızıyorum. Körü körüne inanmaya kızıyorum. Karşısındakinin bir sözünü dinlemeden makineli tüfek gibi konuşan kitleye kızıyorum.
    Jimi Hendrix, çok güzel demiş bak: “Knowledge speaks, but wisdom listens.”

    Bertrand Russell, üstadımız bu konuda çok mühim şeyler söylemiş.

    Russell der ki, hayat standartlarının gelişmesi ve bilgiye ulaşımın kolaylaşmasıyla bilgi kazanma hızımız artmış, ancak bilgeliğimiz bilgiyle orantılı gelişmemiştir. Yani bilgili olabiliyoruz ama, bilgelik konusunda Sergen Yalçın’ın deyimiyle ‘sıkıntı var’. Üstelik topluma lazım olan, bilgiden daha çok, bilgelik. Ve maalesef yıllar geçtikçe bilgeliğe olan ihtiyacımız daha da artacak.

    Stereotipleştirme --- basmakalıp fikir haline getirme

    alıntı
#14.10.2012 14:39 0 0 0
  • fanatizmi körüklüyen bir yazı olmuş
    eski türkiyemiz böyleyi heralde,ama şimdi itibarını kaybetmiş bir yazı

    teşekkürler kanka
#14.10.2012 15:50 0 0 0
  • gözlerine sağlık olsun
#14.10.2012 15:54 0 0 0