atatürke göre dünyadaki türkler - atatürkün türklük hakkındaki düşüncesi - atatürk ve turancılık
Atatürk’ün Çektiği Türk Dünyasının Fotoğrafı[HR][/HR]
Kırıkkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şenol Kantarcı Atatürk ile ilgili olarak Haziran 2008 de bakın neler demiş:
”Atatürk her zaman Türk Dünyasına büyük önem vermiştir. Bunun en iyi örneği ise Samsun’da çekilen fotoğraftır. Bugün de Türkiye, değişen dünya düzenine göre Türk dünyasıyla ilişkilerini geliştirilmelidir.
Türkiye’nin, gelişen dünya düzeninde etkin bir rol üstlenebilmesi Türk dünyası ile ilişkilerine bağlıdır.
Atatürk’ün 26 Kasım 1930′da Samsun’da bir ortaokulun coğrafya dersinde çekilmiş olan fotoğrafı Türk dünyasına verdiği önemin en büyük göstergesidir. Bugün pek bilinmeyen bu fotoğrafta Atatürk bir öğrenciye geniş bir coğrafyada Türk dünyasının bulunduğu bölgeyi yuvarlak içine alarak göstermesi dikkat çekicidir. Bu fotoğrafı iyi okumalı ve Türk dünyasına büyük önem vermeliyiz. Bulunduğumuz coğrafyada daha etkin bir ülke olmak için diğer Türk devletleriyle ortak hareket edecek çalışmaları artırmalıyız. Avrupa Birliği yolunda engellerle karşılaşan Türkiye, Türk dünyası ile geliştireceği işbirliği ile tüm bu engelleri rahatlıkla aşabilir.’
Atatürk’ün Cumhuriyetin 10 yılı olan 1933′te bir söyleşi sırasında ”Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Fakat o da tıpkı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu gibi dağılabilir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla elinde sımsıkı tuttuğu uluslar avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak, yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam tutarak. Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gereklidir‘‘ şeklindeki sözlerinin bazı bilim adamlarınca bulunmadığı iddiasına da en iyi cevap Samsun’da çekilen fotoğraftır. Mustafa Kemal Atatürk, 26 Kasım 1930′da Samsun’da bir ortaokulun coğrafya dersinde Avrasya haritası başında üzerinde Türk Dünyası’nın keskin çizgilerle gösterildiği harita da yanındaki öğrenci ile olan diyalogunu gösteren bu muhteşem resim, Atatürk’ün 1933 yılındaki sözü ’söyledi mi söylemedi mi?’ tartışmasını kesin olarak bitirmektedir. Başlı başına bu resim bile Atatürk’ün Türk Dünyası ile görüşünün muhteşem tablosu olarak bu tartışmalara en güzel noktayı koymaktadır.
Atatürk’ün fotoğrafları arasında yer alan fakat ilgililerinin dışında pek bilinmeyen harita başındaki Atatürk ve öğrenci fotoğrafı bir dönem coğrafya kitaplarında bulunmaktaydı Atatürk döneminden sonra bu fotoğraf coğrafya kitaplarında çıkarılmıştır. Halbuki bu fotoğraf tüm coğrafya kitaplarında bulunmalıdır”.
Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak, yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam tutarak. Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gereklidir''
Atatürk döneminde gerçekten okuyan, düşünen, her şeyi özünde arayan büyük bir devlet adamıymış. Helal olsun diyorum, ve günümüzde bile batıya yaranacaz diye takla atan, Amerikan maşalarına; batılı düşünce fikirlerinin öncüsü deyip, Atatürk fikir ve düşüncelerini doğru algılamayıp, Atatürk fikirlerine sürekli gölge düşüren, batı hayranlarına güzel bir mesaj bu
74. ölüm yıldönümünde Atatürk'e bir armağan
11 Kasım 2012 [HR][/HR]
"Atam sen, 'Biz Türkler Orta Asya'daki büyük bir iç denizin kenarında doğduk, o bizim anayurdumuzdur. Sonra o denizin kurumasıyla dünyanın dört bucağına dağıldık' dedin. Senin kuşağın Türk tarihini böyle öğrendi; bunu sen bulmuştun. Araştırsınlar diye Türk Tarih Tetkik Cemiyeti'ni kurdun.
Ama 10 Kasım 1938, dokuzu altı geçe o denizi kuruttular, 'dünyayı Türk yaptı' dediler.
Sana inanmadılar. Batı'ya Türk tarihini öğrensinler diye gönderdiklerin sana ihanet ettiler. Türkçe bilmeyenlerin yazdıklarına biat ettiler, üstüne tüy kondurmadılar. "
Fakat bir Uygurlu çıkıyor ve "Orada beş iç deniz vardı" diyerek bunları sayıyor:
"Ama Uygurlu'ya inanmadılar" diyerek Atatürk'e seslenişini şöyle sürdürüyor:
"Sen 'Orta Asya anavatan, Anadolu ikinci vatan, Girit üçüncü vatandır' dedin.
Dinlemediler bile! Batılı bunu kabul etmez, Batı doğru söyler, söylediği doğrudur. Bize, Batı'nın 'okeyi' gerektir dediler!
Uygurlu, 'Orta Asya'da kaya resimleri, yazı var, atalarımız yazıyı buldu' dedi. Ve yazıları okudu. Alay ettiler. Ama tersini ispat edemediler. Çünkü Türkçe bilmiyorlardı!
- Anadolu'da kaya resmi, yazı var, dedi. Bunlar M . Ö. on üç bini gösteriyor, atalarımız Doğu Anadolu'ya bu tarihte ayak bastı dedi. Yazıları okudu.
Sinirlendiler, hayaldir bu; biz, Anadolu'ya 1071'de geldik Batı öyle söylüyor, dediler.
Okunamayan Girit yazısını okudu. 'Atalarımız yazmışlardı' dedi, aynı adam. Senin gerçeği keşfetmiş olduğunu ispat etti. Hiç renk vermediler. Derken, Ankara'nın Güdül Salihli Köyü'nden Cemil Söylemezoğlu haykırdı:
- Heyyyy . Güdüllüler uyanın. Biz Anadolu'da beş bin yıldan beri varız.
Bunu Servet Somuncuoğlu duydu, ekip kurdu, gittiler, gördüler; kaya resimleri ve yazıları keşfettiler. Tam beş bin kaya resmi ve yazı. Ama, atalarımızın Türkçelerini bilmediklerinden okuyamadılar.
Okuyana -Batılı olmadığı için- başvurmadılar. Bir Göktürk yazısı tutturmuşlar gidiyorlar. Harfler Orhun'daki yazıların ayni imiş. Orhun öncesini bilmediklerinden orada kaldılar. Daha çok bekleyecekler. Çünkü, damgaları harf sandılar. A, B diye okudular, AT, ÖK diye okuyacaklarına. Orhun'dan önce, Açıktaş, Uluğ-kem, Işub-Oq, Uw-On, Etrüsk, İskit yazılarının varlığına sırtlarını dönmüşler. En son yazı, Orhun'a takılıp kalmışlar, onu ilk sanıyorlar.
Fakat, Sezar'ın hakkını Sezar'a verelim. Nihayet, Türk tarihinin yeniden yazılması gerektiğini kabul ettiler. Yıl 2011. Biz bunu 1988'de söylemiştik.
Atam, sen ne diyordun, "Biz Anadolu'da en aşağı beş bin yıl önce varız" . Yıl 1930 idi. Bunu arasınlar diye Türk Tarih Tetkik Cemiyeti kurulmuştu. Ama o cemiyet, Türk Tarih Kurumu, sana inanmadı. Türkçe bilmeyen, nalıncı keseri Batılının kalem aldığı tarihi kabul etti. Batının kalemi, Türk tarihini değil, Batı çıkarları tarihini yazdı. 1071'e kabul ettirdi. Sen ne diyordun, 'behemahal (zaman kaybetmeden) Türk tarihi yazılmalıdır. Biz beş bin yıldır Anadolu'dayız' . Artık ok yaydan çıkmıştır, 'Türk gerçeği' ortadadır. Rahat uyu artık, Türklüğünü inkâr edenler seni rahat bırakırlarsa? .
(Ankara Güdül'deki kaya resmi ve yazıt, Sermet Somun-cuoğlu'nun 'Damgaların Göçü' kitabında görülebilir.)
Türk lük diye bir kavramı sevvenler benimseyenler ancak bunu anlayabilir... Emeginize saglık AYKIZ
Teşekkürler canım
Görülüyor ki kendi anayurdumuzda bizi göçebe etmişler
BATI MERKEZLİ TARİHE BAŞKALDIRAN ADAM : ATATÜRK
Atatürk’ün en önemli özelliklerinden biri Kurtuluş Savaşı sonrasında batı merkezli tarihe başkaldırmasıdır.
Atatürk özgeçmişlerinde ve yakın tarih anlatımlarında nedense hep gözardı edilen bu gerçek, Atatürk’ü Atatürk yapan en önemli niteliklerinden biridir.
Kurtuluş Savaşı ile Batı emperyalizminin siyasi oyunlarını bozan Atatürk, 1930′larda ortaya atıp, yerli ve yabancı bilim insanlarının tartışmasına açtığı Türk Tarih Tezi’yle de Batı emperyalizminin kültürel oyunlarını bozmuştur.
Bu durumdan çok rahatsız olan Batı, Atatürk’ün olümünden hemen sonra Türk Tarih Tezi’ni ortadan kaldırmak için harekete geçmiştir.
Sömürgeci Batı, 19. yüzyılda kurmaca bir tarih ve dil tezi geliştirerek, bu tezlerle Doğu’yu “köksüzleştirip” sömürmek istemiştir. Batının Doğuyu sömürmek için ileri sürdüğü bu tarih ve dil tezlerinin temel mantığı Doğudaki bütün eski ileri uygarlıklara HİNT AVRUPALI DAMGASI VURARAK sahip çıkmak üzerine kuruludur.
Böylece Anadolu’da, Mezopotamya’da, Hindistan’da vb. eski ileri uygarlıklara sahip çıkan Batı bu topraklarda yaşayan Doğu toplumlarını, “Bu topraklar geçmişte bizimdi…” diyerek bu topraklardan atmaya çalışmıştır….İşte Atatürk, Türk Tarih Tezi ile Batı’nın bu ırkçı ve kurmaca tarih tezine, yani Batı Merkezli Tarih Tezi’ne başkaldırmıştır.
Üstelik Atatürk’ün bu başkaldırısı, “omurgası kırık aydınlarımızın” iddia ettiği gibi “kurmaca” değil tamamen “bilimsel” bir başkaldırıdır. Çünkü Türk Tarih Tezi’ni kanıtlmaya çalışan bilim insnaları, Sümerolog Landsberger, Hititolog Güntenbirk, Antropolog E. Pitard gibi dünyaca ünlü bilim insanlarıdır…
Dahası sıkı durun, Atatürk’ün 1930′larda ileri sürdüğü, Hititlerin, Sümerlerin, Etrüsklerin Türklüğü ve Türklerin ilk yerleşip medeniyet kurdukları yerlerden birinin Anadolu olduğu biçimindeki tezlerin birçoğu bugün modern bilim tarafından kabul edilmektedir.