İstanbullunun Özellikleri

Son güncelleme: 01.11.2012 14:31
  • M. Şevket Eygi - Milli Gazete


    İstanbullunun Özellikleri 1


    Birkaç hafta önce Kubbealtı Vakfında yaptığım konuşmada, İstanbul kültürüne, medeniyetine, görgüsüne, terbiyesine, âdâbına, inceliğine, mürüvvetine ve nezaketine sahip kimselerde 250 kadar hasletin ve meziyetin bulunduğunu söylemiş ve kısmet olursa bunların bir listesini yapacağımı beyan etmiştim Aşağıda bunlardan 59'unu sıralamış bulunuyorum Daha sonra diğerlerini de düşünüp arayıp bulup listeyi tamamlamaya çalışacağım Şu hususu da arz edeyim: İstanbullunun tabakaları; avammı, havassı ve ehassü'l-havassı vardır Aşağıda saydığım faziletlerin bazısı avama, bazısı havassa, bazısı ehassü'l-havassa ait olabilir Bu fazilet ve meziyetleri kitaplardan ve gerçek İstanbulluları görüp tanıyarak öğrenmiş bulunuyorumBendenizde bu kemalâtın bulunduğunu iddia edecek kadar akılsız ve idraksiz değilim Çok okuyan, hasbelkader hayli insan tanımış olan değersiz bir vatandaş olarak birikimimi arz ediyorum İnşallah birkaç gence faidem dokunur, hizmetim olur (Bazı maddelere itiraz eden çıkabilir Lütfen tartışmayalım, fakirin cehaletine versinler)

    1 Terbiyeli, kibar, medenî gerçek bir İstanbullu ben kelimesini çok kullanmaz, onun yerine bendeniz veya fakir der İstanbul kültür ve âdâb-ı muaşeretinde sık sık ben demek çok ayıptır, büyük bir nakisedir

    2 Benim evim demez, fakirhane der

    3 Sizin eviniz demez, devlethaneleri der

    4 Baban anan nasıl diye sormaz, pederiniz beyefendi, valideniz hanımefendi nasıllar diye sorar

    5 Çeşitli konularda yazılı olarak (mektupla ve mail ile) teşekkür eder Meselâ: "Dünkü nazik davetiniz ve ikramlarınız için çok teşekkür ediyorum Sohbet çok faydalı ve zevkli oldu Hiç unutamayacağım saatler geçirdim" Davet sahibi de misafirlerine ayrı ayrı "Fakirhaneyi lutf edip teşrifinizden dolayı size minnettar ve müteşekkirim" mealinde mektup yazar

    6 İstanbullunun en çok kullandığı kelimelerden biri efendim'dir Nasılsınız efendim? Teşekkür ederim efendim Saat kaç efendim? Saat beşe çeyrek var efendim"

    7 İstanbullu, iki öğün yemeği atlamış ve açlıktan başı dönmüş durumda olsa bile, sofraya sakin sakin oturur, sanki hiç aç değilmiş gibi ağır ağır sakin sakin yer Gözlerini faltaşı, ağzını faraş gibi açıp çılgınca yemez (İstisna: Bir yerde misafir ise ev sahibine hürmeten istiğnada ölçülü olur)

    8 İstanbullu oturduğu evin caddeye veya sokağa bakan balkonuna çamaşır asmaz Kadın çamaşırlarını başkalarının göreceği yerde kesinlikle kurutmaz

    9 Genç İstanbullu toplu taşıma vasıtalarında yaşlılara, çocuklu kadınlara yer verir Onlar ayakta iken kendisi kesinlikle oturarak seyahat etmez

    10 İstanbullu sokakta, meydanda, çarşıda pazarda açıkta yemez ve içmez
#01.11.2012 14:27 0 0 0
  • 11 Dondurmacıdan bir külah dondurma almış, sokakta herkesin arasında inek gibi yalayarak yiyor İstanbullu böyle bir kabalık ve mürüvvetsizlik yapmaz

    12 İstanbul terbiyesine sahip kadın ve kızlar sokakta, toplu taşıma vasıtalarında, yabancıların arasında çıngıraklı kahkahalarla gülmez, hattâ dışarıda hiç gülmez

    13 Hakiki İstanbul görgü ve terbiyesinde sokak veya caddedeki kadın ve kızlara adres veya başka bir şey sormak çok ayıptır ve laf atmaktır

    14 Hakikî ve görgülü İstanbullu evde veya dışarıda yediği yemekleri ve tatlıları başkalarına anlatmaz Çok yakın dostu veya akrabası ise "Evvelki gün çok enteresan bir lokanta keşf ettim, inşallah birlikte gidelim" şeklinde bahs edebilir

    15 İstanbullu nasıl telefon eder? İlk defa bir yeri arıyorsa, numarayı çevirir, açılınca hemen, karşı taraf Müslümansa selamün aleyküm, çağdaş ise iyi günler der ve kendini tanıtır "Ben Âbid Yurdunusever, Kazım beyefendi (veya bey) ile görüşmek istemiştim" der Numarayı çevirdikten sonra "Ora nere? Numarayı tekrar edin!" gibi aptalca sorular yöneltmek kabalık ve bedeviliktir

    16 İstanbullu bir kapının zilini bir kere çalar Aynı anda birkaç kere zile basmaz Kapı açılmazsa bir iki dakika bekler, tekrar çalar, yine açılmazsa geri döner Durmadan zile basmak, kapıyı yumruklamak çok ayıptır
#01.11.2012 14:28 0 0 0
  • 17 İstanbullu (bu telefon devrinde) randevu almadan ziyarete gitmez

    18 İstanbullu, ziyarete gittiği yerde (binde bir zaruret olmadıkça) tuvalete gitmez, abdest tazelemez Dindar bir kimse ise, abdestli olarak gider

    19 İstanbul kültürünü ve ruhunu aksettiren iki özellikten biri eski sadaka taşlarıdır Bir yol kenarında üstünde el sokacak kadar delik bulunan içi oyuk bir taş Geçenler içine para atarmışİhtiyacı olan fakir ve yoksul da elini sokar bir miktar alırmış Tamamını almazmış Eski taş binalardaki kuş yuvaları da İstanbul kültürünün ve merhametinin bir sembolüdür

    20 İstanbullu bir Müslüman, dindar ve namazlı bir kimse ise başı açık namaz kılmaz, ibadet esnasında başında mutlaka İslamî bir serpuş, takke, imame bulunur Başı açık olarak namaz kılmak bedevîliktir Başın örtülü olması sünnet ve edebtir

    21 Bir lokantada yemeğe davet edilen İstanbullu, yemek listesindeki en pahalı yemeği söylemezEn ucuzunu da istemez En pahalısı olmamak şartıyla iyi yemeklerden birini söyler Tatlısının üzerine kaymak istemez Her hâl ü kârda mutedil olur Yemek esnasında hem ayran, hem şerbet içmez

    22 Ramazanlarda, orucu açıp birkaç lokma aldıktan sonra akşam namazı cemaatle eda edilir, ondan sonra yemek yenir

    23 İstanbullu edebî, yazılı, zengin Türkçe bilir Konuşurken ve yazarken yanlış yapmaz

    24 İstanbullu faydasız, boş, mâlâyâni konuşmaz Söylerse hikmetli ve lüzumlu şeyler konuşur ve söyler Asla zevzeklik ve gevezelik yapmaz

    25 İstanbullu gıybet etmez, nemime yapmaz, insanların gizli ayıp ve günahlarını araştırmaz, istemeden öğrenirse bunları fâş etmez, gizler O, ayıpları setr eder, başkalarının günahlarına karşı karanlık gece gibi olur
#01.11.2012 14:29 0 0 0
  • 26 Kibar İstanbullu ulan, yuh, be, aha oha, kral gibi kaba kelimeleri ve ünlemleri kullanmaz

    27 İnce ruhlu ve mürüvvetli bir İstanbullu kendine bir ziyafet çekmek üzere bir halk lokanta ve kebapçısına gitti Parası var, niyeti karışık bir kebap yemek İçeriye girdi, boş masa yok Bir kişinin oturduğu bir masaya geldi, "Afiyet olsun efendim, müsaade eder misiniz?" diyerek izin istedi "Rica ederim, buyurun" cevabını aldı oturdu Göz ucuyla o kişinin yediğine bakar, kurufasulya ve pilavBizim ince ruhlu İstanbullu, o vatandaşın yanında, lüks sayılabilecek pahalı karışık kebaptan vaz geçer, daha mütevazı ve orta bir şey yer

    28 İstanbullu lâf olsun diye saçma sapan, dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı cinsinden aptalca sorular sormaz Soruları incelik doludur Bana bir soru yönelt senin kim olduğunu söyleyeyim Bir adamda veya kadında İstanbul terbiye ve kültürünün olup olmadığı, konuşmasından ve yönelttiği sorulardan anlaşılır Bazı soruları sormak çok ayıptır

    29 İstanbul İslam kültür ve edebinde selamı önce küçük büyüğe verir Hal hatır sormak, nasılsınız demek önceliği büyüğe aittir

    30 Kibar bir İstanbullu ziyarete gittiğinde yer gösterilmeden oturmaz

    31 İstanbullu yapmacık, câli hareket ve sözlerden, aşırılıklardan kaçınır
#01.11.2012 14:29 0 0 0


  • 32 İstanbullu, ailesi veya arkadaşlarıyla pikniğe gider, yemek yer, çay içer, akşam dönmeden önce piknik yaptığı yerdeki bütün çöpleri, kağıtları, naylon poşetleri, şişeleri büyük bir torbaya doldurur, rastladığı ilk çöp bidonuna atar, o mekanı pırıl pırıl tertemiz ışıl ışıl bırakır

    33 İstanbullu sokak kedi ve köpeklerine, kuşlara, ağaçlara, yeşilliklere merhametlidir Onlara su ve yiyecek verir Asla merhametsizlik ve gaddarlık etmez

    34 İstanbullu gözünü bağlamadan veya bağlatmadan kurban kesmez Başka bir hayvanın yanında ona göstererek kurban kesmez İterek kakarak tekmeleyerek eziyet ederek kurban kesmezKestiği kurbanın kanıyla, iç organlarıyla çevreyi kirletmez

    35 Kibar bir İstanbullu balkonunda, dumanı ve kokusu komşularına gidecek şekilde ızgara yapmaz

    36 İstanbullu bir Müslüman çok teşekkür eden bir kimsedir Çünkü o, "İnsanlara teşekkür etmeyen Allaha şükr etmemiş gibi olur" mealindeki hadîs-i şerifi bilir Lakin teşekkür derken câli (yapmacık) hareket etmez, teşekkür etmeye alışmıştır, içinden gelir, teşekkür etmesi gerektiğini bilir ve onun için teşekkür eder

    37 İstanbullu, insan olması hasebiyle günah işleyebilir ama o kesinlikle bir fâsık-ı mütecahir olmaz, yani utanıp arlanmadan, hayâ etmeden küstahça açıkta ve açıkça günah işlemez

    38 İstanbullu günahlarıyla övünmez Miyan-ı güftugûda şecaat olarak sirkatin söyleyen kişi İstanbullu değildir
#01.11.2012 14:30 0 0 0
  • 39 İstanbullu kişi, dindar veya dindar olmayan bir Müslüman, yahut bir gayr-i Müslim, hattâ ateist olabilir ama şehrin dominant kültürü olan İslama düşmanlık etmez, dini tahkir ve tezyif etmezAksine saygılı olur

    40 İstanbullu bir genç, pencereleri açık otomobilini sürerken, vasıtanın teybini sonuna kadar avaz avaz bağırtarak müzik dinlemez, etrafı rahatsız etmez, ses kirliliğine sebebiyet vermez Böyle bir şey zontalık ve magandalıktır, İstanbulluya yakışmaz

    41 Eskiden İstanbullular Mekke demezler Mekke-i mükerreme, Medine demezler Medine-i münevvere,

    Şam-ı şerif, Kuds-i şerif, Haleb-i şahba derlerdi Beyazıt camiine gittim demezler, Beyazıt cami-i şerifine gittim derlerdi Bugün İstanbulda oturan bazıları Abdülhamidin sarayı gibi laflar ediyorDoğrusu "Sultan Abdülhamid'in sarayı"dır Hattâ, "Merhum cennetmekân Sultan Abdülhamid-i Sânî hazretlerinin sarayı" denilebilir

    42 Merhum Ord Prof Dr Ali Fuad Başgil üstadımız ziyaretine giden yirmi küsur yaşındaki gençlere beyefendi diye hitab ederdi

    43 İstanbullu Allahü Teala, Peygamber-i Zişan, Kur'an-ı azimüşşan, evrad-ı şerif diyerek saygılı konuşur

    44 Gerçek bir İstanbullu, kendi şeyhine ettiği hürmeti öteki şeyhlere de eder Ulemadan, fukahadan, meşayihten hiçbirine saygısızlık etmez

    45 İstanbullu bir Müslümanın evinde, zenginse orijinal hatlı ve tezhipli, bütçesi darsa matbaa baskısı bir Hilye-i şerif levhası, başka hatlar (ayetler, hadisler, kelam-ı kibar, hikmetli mısra, beyit ve kıt'alar ) bulunur Merhume Suna Kıraç hanımefendinin, Atatürkçü ve çağdaş bir Türk hanımı olduğu halde, çalışma odasının bir duvarında on üç adet müzelik harika hat levhası asılıydı, fotoğrafını görmüştüm
#01.11.2012 14:30 0 0 0
  • 46 İstanbullu hasbe'l-beşeriye darılabilir ama o asla deve gibi kin tutmaz

    47 İstanbul kültüründe paylaşma ve infak fazilet ve hasleti vardır Eski Ramazanlarda konakların kapıları herkese açık olurmuş

    48 Kadim İstanbullular Saltanat-ı Seniyye-i Osmaniyeye ve Hilafete'an samimi'l-kalb bağlı idiler

    49 Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır İstanbullu böylesine vefalıdır

    50 İstanbullunun ehassü'l-havassı (en seçkinleri) kötülüğü iyilikle def' ederlerdi

    51 Merhum üstadımız Muallim Mahir İz beyefendi hakiki İstanbul kültür ve edebine sahip kadri yüce bir zat idi Kendisine 1952'den 1969'a kadar 17 sene mülâzemet ettim, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesinde okurken bendenize mektuplar göndermek lütfunda bulundu, sayısız kere evine gittim, yemeğini yedim, çayını içtim, sohbetlerine katıldım Bu müddet zarfında bir kere bile hem baba, hem anne tarafından seyyid olduğunu söylemedi Onun bu özelliğini ölümünden nice yıllar sonra öğrendim İstanbullu örnek Müslüman, "Ben Âdem oğlunun seyyidiyim Bunu fahr etmek için söylemiyorum" buyuran Peygamber-i Zişan sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin ahlak-ı ile mütehallidir

    52 Kültürlü bir İstanbullu Müslüman Kur'an-ı azimüşşanı kendi re'y ve hevası ile tefsir etmez ve Kitabullahtan kafasına göre hüküm çıkartmaz

    53 İstanbullu gerçek bir dindar, firasetlidir, Allahın nuruyla görür O, bir delikten çıkan akrep tarafından iki defa sokulmaz

    54 İstanbullu Müslüman, mukaddesatı ve vatanı uğrunda askerlikten, savaşmaktan, cihattan kaçmaz Bu konuda rüşvetle rapor almayı en büyük alçaklık ve rezillik bilir Birinci dünya savaşında Galatasaray Sultanisi (lisesi) öğrencilerinden bir grup Çanakkale cephesine gönüllü olarak gitmek istemişler Sizin yaşınız küçüktür, askerlik yapamazsınız denilmesine rağmen okuldan kaçıp gitmişler ve şehid olmuşlar

    55 Ruh asaletine sahip gerçek dindar İstanbullu tuttuğu nafile oruçları, kıldığı nafile namazları, Ramazanda itikafa girmesini, umreye gitmesini, yaptığı hayır hasenatı asla söylemez ve bunların reklamını yapmaz Çünkü ihlasa aykırıdır Lakin kıldığı vakit namazlarını, tuttuğu Ramazan orucunu, ödediği zekatı gizlemez

    56 Bir tarikata girmiş, bir şeyhten el almış İstanbullu zaruret veya büyük lüzum olmadıkça bunu söylemez, reklam yapmaz Tarikata girmenin bir nasip meselesi olduğunu bilir İstanbullu kesinlikle tarikat ve cemaat holiganlığı, taassubu, militanlığı yapmaz

    57 Olgun İstanbullu bir sekte girmez ve sekter zihniyete sahip olmaz

    58 Gerçek bir İstanbullu olan merhum üstad Muallim Mahir İz beyefendinin, uzun yıllar boyunca öğretmenlik maaşından başka bir geliri olmamıştı, kira evinde oturuyordu Maaşını alır almaz, kimseye göstermeden hemen kırkta birini tasadduk ederdi Aldığı maaşın zekatını fıkha göre hemen vermesi gerekmezdi ama mürüvvetli bir insan olduğu için böyle yapardı Bu durumu, birkaç yakını dışında kimse bilmezdi Kerim olan Hak Teala ona ve onun gibilere rahmetini sâyeban kılsın

    59 Gerçek İstanbullu maganda ve zonta değildir Zengin, hattâ çok zengin bile olsa ölçülü yaşar, ölçülü yer içer Mâkul yaşar, çılgınlıklar yapmaz ve aşırılıklar sergilemez

    60 İstanbul kültürüne sahip kişi, cebinde küçük bir not defteri bulundurur, gerektiğinde kalemle ve düzgün bir yazıyla not alır

    61 İstanbullunun el yazısı estetik olur Eski İstanbullular düzgün rik'a yazısını bilirlerdi Sultanî ve idâdilerde Fransızca okudukları için de Latin kaligrafisine vakıf idiler İstanbul kültürüne sahip olmak isteyen gençler mutlaka kaligrafi=güzel yazı dersleri almalıdır (Bana beş on satır yaz, senin kim olduğunu, ne mal olduğunu söyleyeyim)

    62 İstanbullu olabilmek için mutlaka edebiyat bilmek gerekir Divan şiiri edebiyatımızın ana bölümlerinden biridir Osmanlı divan edebiyatını bilmeyen kişi ne İstanbullu, ne de ziyalı=aydın olabilir Efendim ben doktorum, ben mühendisim, ben iktisatçıyım; benim divan edebiyatına ne ihtiyacım var demesin kimse Büyük şâirimiz Mehmed Âkif bey veterinerdi Bir mecliste bir zat alaylı bir üslupla beyefendi sizin mesleğinizin veterinerlik olduğu işittim, öyle midir diye sormuş Merhum "Bir yeriniz mi ağrıyor?" cevabını vermiş Kültürlü İstanbullu, konuşurken yazarken arada bir edebiyatımızın berceste mısra ve beyitlerini zikr eder Fuzulî'den, Ziya Paşa'dan, Koca Ragıb Paşa'dan ve daha nicelerinden Yağcıları, yalakaları, pohpohçuları zemmederken "Meşhurdur ki, fısk ile olmaz cihan harapEyler anı müdahane-i âliman harap" beytini sözlerinin arasında bir mücevher gibi oturtur Gerçekten divan edebiyatımız bir hikmetler hazinesidir Liselerdeki edebiyat derslerinden divan edebiyatı bahsinin kaldırıldığını söylediler Ne büyük bir kayıp ve eksiklik!

    (Bu konuya ileride devam edeceğim)
#01.11.2012 14:31 0 0 0