iş hayatında kadın - kadın kadını neden çekemez - kadınlar neden birbirini kıskanır - kadınların arasındaki kıskançlık kavgalara sebep oluyor - dengesiz kadınlar
Kadının kadına ettiğini, kurt kuzuya etmezmiş… Zaten kadının en büyük hasmı da kadınmış; hele ki iş yerinde! Mış mış, muş muş… Doğrusu neymiş? Öğrenelim bakalım…
İş yerinde kadın kadının kurdudur derler… Şahsi kanaatimi sorarsanız istisnalar haricinde pek de yalan söylemezler. Kadınların çok olduğu nereye baksanız, inceden bir kırılganlık, dozajı ayarlanamayan kaprisler, küslükler, kin gütmeler görürsünüz. Kadınların beyninin daha çetrefilli çalışmasıdır zaten bunun bir nedeni. Erkekler düşünür ve yaparken, kadınlar düşünür planlar ve yapar. O yüzden intikamları da, kırgınlıkları da, hırsları da, öfkeleri de daha çok can yakar.
Biraz güzel ve diğerlerine oranla daha alımlı bir kadınsanız mesela, işiniz her zaman zordur. Tüm bu vasıflarınızın yanında bir de zeki ve başarılıysanız, hemcinsleriniz eteğinizden çekerken poponuzu açıkta bırakabilirler. Tabii her kadın ve kadınlarla çalışılan her ortam bir değildir. Bazen arada öyle sıkı aile bağları kurulur ki, fesatların başı iki saniyede eziliverir. Kanımca kadınlar için kadınlarla çalışmanın en doğru merkezi de böyle aynı frekansta ve aynı ahlaki değerlere sahip bir takımın, tanrının da yardımıyla bir araya gelmesiyle oluşanıdır.
Erkeklerle çalışmaksa her daim en keyiflisidir. Bir kere onlar bizler kadar ince düşünemezler, doğrudan davranırlar ve size verebilecekleri en büyük zarar en fazla askıntı olmaktır ki kendini bilen bir kadın böyle durumlara asla maruz kalmaz.
Peki bu kadar çok kadın dergisi nasıl çıkıyor da bu kadınlar birbirinin başını koparmıyor diye sorarsanız, kopuyor tabii… Ama sinsice. Bizde kuyu kazılır, kavga edilmez. Kuyusu kazılan hendeğe düşer ya da kazılan kuyuyu fark edip rakibinin işini bitirir. Yani dergicilik aleminde de, kimsenin elleri temiz değildir.
Nedeni kompleksler
Psikologlara soracak olursanız, kadınların iş yerini birbirleri için cehenneme çevirmelerinin temel nedeni kompleksleri. Aşağılık kompleksinin başta geldiği bu kompleksler “kompleksinde”, kadınlar birbirlerinin başını ezmek için her şeyi yapabiliyor.
Aşağılık kompleksine sahip kadınlar sizi iş yerinde kendinden aşağı görür, her söze alınır ya da kimseyle muhatap olmaz diyor psikologlar. Bu kadınlar itina ile size önemsiz olduğunuzu hissettirmek için ellerinden geleni yaparlar zaten; sözlerinizi duymazdan gelir, arkanızdan konuşur, yüzünüze karşı toplum içinde küçük düşmenize neden olacak sözler söyleyebilirler. Ama tabii onların da yumuşak karnı vardır; her söze alınır, hemen kırılır/küser, kendilerinde eksik gördükleri açığı ona buna çamur atarak kapamaya çalışabilirler.
Kompleksli insanların/kadınların temel birkaç vasfı vardır haliyle ki bunlardan en pırıltılı olanı, olaylara sadece kendi taraflarından yaklaşıp, empati denilen şeyi çöp sepetine postalamalarıdır. Aslında tüm bu şahane(!) vasıflar, karşınızdakinin davranış bozukluğunun alametinden başka bir şey değildir. Duydukları aşağılık kompleksinin yarattığı acıyı örtmek için büyüklenmeye de çalışabilirler ki o zaman da davranışları “Büyüklenme kompleksi” kategorisine gani gani girer. İş yerini yaşanmaz hale getiren bu kadınlar, kendilerinden ve vasıflarından duydukları rahatsızlığı olmak istedikleri insanmış gibi davranmaya çalışarak örtme yoluna giderler. Diğer kadınlara da bulunduklarına inandıkları “o” yerden seslenmekten geri kalmazlar. Tamamen iki yüzlü ve dalavereci olan bu tipler çok konuşur ve yalan çok yalan söylerler. Bu tipler her zaman en iyi, en doğru, en dürüst, en güzel, en iyi olduklarını iddia etmekten de geri kalmazlar. Yetersiz kişiliklerinin yarattığı acıyı dindirmek için, çok iş yapar ve başarılı olmaya çalışırlar. Sürekli başkalarının eksik ve kusurlarını görürler, burunlarından kıl aldırmazlar.
7 Aralık 2007′de… WBA DÜnya Şampiyonu Susi Kentikian (sağdaki), rakibi Fransız Nadia Hokmi’yi, Almanya’da düzenlenen Women’s International Boxing Federation’ın (WIBF) turnuvasında nakavt etmeden hemen önce!
Çocukluk dönemi kötü geçmiş, çevresi tarafından hep eleştirilmiş ve aşağılanmış, başkalarıyla kıyaslanmış bir çocuk, büyüdüğü zaman kompleksi ve çevresine karşı hırçın olur. Ayrıca yoksulluktan gelmiş, kavgalar, problemler içinde büyümüş, temel ihtiyaçları bile zamanında karşılanmamış, anne-babası ayrılmış ya da evlatlık olarak büyütülmüşse, o çocuğun gelecekte, çalıştığı ortamdaki diğer kadınlara pek de hoş davranmayacağı aşikardır. Yoksulluktan gelmiş, alt kesim içinde ezilerek büyümüş insanlarda da aynı öfke ve kompleks mevcuttur. Onlar yükselmek için her şeyi göze almışlardır. Dolayısıyla rakiplerini ezip geçmekten ve onlara hayatı zindan etmekten geri kalmazlar.
Aşırı şekilci, protokolcü, kibar davranışlar gibi şüphecilik, kuşkuculuk ve alınganlık da kişinin temelindeki yetersizliği ve güvensizliği ele verir. Sanatla, kültürle, üretimle kendini kanıtlayamayan insanlar, ayrıntılarla, kabukla, şekille ve içi boş statülerle kendi varoluşlarını tatmin etmeye çalışırlar. Bu nedenle bu tiplerin size hayatı zindan etmesi doğaldır. Biri üzerinize fazladan geliyorsa, bilin ki ondan farklı “kıskanılacak” bir yönünüz vardır. Bu nedenle de kendinize olan güveninizi hiçbir koşulda kaybetmemeniz gerektiğini her daim hatırlamalısınızdır.
Nasıl üstesinden gelinir?
Kadınlar için birbirlerine alışmak oldukça zordur belki. Herkesin görgüsü, bildikleri, öğrendikleri farklıdır. Ve kadınlar karşısındakilerin değerlerine erkeklerden daha çok önem verirler. O nedenle kendilerine aykırı gelen bir şeyi anında refüze edebilir, dışlayabilir ve istemeyebilirler. Genele oranla farklı bir yapıdaysanız, kadınlarla ekip çalışması yapmak sizler için elbette ki daha zor olacaktır. Ancak alışmak gerekir. Çünkü her ortamda kadınlarla bir biçimde bir araya gelinir. O nedenle asıl amaç birbirini yargılamak değil anlamak ve karşılıklı anlayışlı davranmaktır. Karşınızdaki insan size gerçekten düşmanca bile davransa duruşunuzu bozmamak ve dünyaya karşı sevgiyle yaklaşmak önemlidir. Ne olduğunuzu, kim olduğunuzu, nereden geldiğinizi ve ne evrelerden geçtiğinizi bilerek dimdik ayakta durursanız, bir süre sonra mutlaka üzerinize gelmekten vazgeçeceklerdir.
Altın anahtarları soracak olursanız:
-Her zaman iddiacı/inatçı olmayın ama ezik de durmayın.
-Fikrinizi beyan edin ama kalp kırmayın.
-Herkesle farklı bir dille konuşun ve adamına göre davranın.
-Canınızı yakmak için üzerinize gelirlerse kulak asmayın ama sessiz de kalmayın.
-Karşınızdakini dinlemeyi ve ona anlatmanız gerekenleri zamanında anlatmayı bilin.
-Hakkınızı arayın ama arsız olmayın.
-Karşınızdakini bir insan, bir arkadaş olarak görün, ona düşmanınızmış gibi davranmayın (O size öyle davransa bile!).
-Fazla hırslanmayın, hırslarınızın esiri olmayın.
-Neden ben değil de o, kompleksine girmeyin.
-Kendinizden emin olun ve kendinize saygı duyun.
-Bir meslektaşınız hakkında kötü konuşmadan önce, onun ailenizden biri de olabileceğiniz ve böyle bir durumda ne hissedebileceğinizi düşünün.
-Kimse hakkında dedikodu yapmayın.
-Biriyle probleminiz varsa ya da size kasti yapılmış bir davranış olduğunu hissediyorsanız, doğrudan o kişiyle konuşun, üstlerinize gammazlamayın.
-Hatası olan bir arkadaşınızı başkalarının içinde değil, birebirken uyarın. Böylece kötü niyetli olmadığınızı anlayacaktır.
-Herkese karşı her durumda iyi niyetinizi korumayı başarın.
-Gönül almayı ve özür dilemeyi unutmayın.
-Kıskançlık duygularınızı ve egolarınızı törpülemeyi bilin.
-Erkekler dünyasında kolay lokma olarak görüldüğümüzü, onlardan daha az maaş alarak çalıştığımızı her zaman hatırlayın!
-Aslında bir araya gelsek yönetimi ele geçirebilecek güçte ve zekada olduğumuzu her zaman bilin.
-Taraf tutmayın, adil olun ve unutmayın ki hepimiz kadınız ve aslında birbirimizden başka dostumuz yok!