Aklım ve Kalbim Kaybettiği Ahenge Kavuşsun

Son güncelleme: 12.12.2012 02:01
  • içimdeki fırtınalar - sahtelik ve yüzeysellik - susmak - güvensizlik - samimiyetsizlikÇok zor geliyor artık yalnız olmak, çevrendekilere içindeki
    fırtınaları anlatamamak, onların basit düz mantıklarına katlanmak,
    geçici dünyanın sahtre renkleri ve yapay zevkleri karşısında sarhoş olmalarını anlayamamak. istediğin anda sarılacağın bir dost bulamamak, sarılamamak, omuzuna yaslanıp ağlıyamamak.
    derin gözlerinde kaybolupta huzur bulamamak.
    çok zor, çok ağır geliyor artık.



    Öyle zor ki, seni seviyorum diyen yüreklerin, sahteliğini ve yüzeyselliğini görmek, hiçbir zaman karşılığını göremiyeceğini bildiğin derinlikte karşılık vermek ve sevmek.
    beni anladıklarını sandıkları anlarda tebessüm edip, yalnızlığımı hissettirmemek.

    Öyle zor ki, görmek, susmak, tek başına düşünüp, tek başıma yaşamak zorunda olmak.
    her gün bencil kalabalıklar içerisinde, kazanma ve sahip olma hırsının telaşında, aslından uzaklaşmış bedenler ortasında kalmak, huzurlu yaşamanın savaşında olmak.
    yara almak, bağırmak, acı duymak ama sesini duyuramamak.



    Kanserli bir hastanın sekarat anı gibi geliyor şu dünyanın yaşadığımız andaki tabiat ve zamanı..
    Ve nefret ediyorum, dünyanın sonu geldi ile başlayan cümlelerden, böyle söyleyipte hiçbir şey yapmayan beyinlerden.

    O kadar sıkılım ki; Toplumun iki yüzlülüğünden, sahte duyarlılıklarından..
    her telden çalan, ve her telden oynayan, fikir dansözlerinden ve kendi acziyetlarini gizleyebildiklerini sandıkları maskelerinden.



    Evet biliyorum, herkesin kendine göre büyük acıları, bitip tükenmek bilmeyen hayat kavgaları, unutamadıkları aşkları, vazgeçemedikleri sevdaları, bir türlü aşamadıkları korkuları var..
    uğruna kimliklerinden, kişiliklerinden, değerlerinden tavizler verdikleri, hiç yorulmadan peşinden koşturdukları tutkuları var.

    İşte belkide sadece bu yüzden, en içten tebessümlerimizi, güvensizlik ve samimiyetsizlikten doğan kaygılarımızın altında saklıyoruz.
    ne kaygısızca sevebiliyor, nede, taaa yüreğimizin derinliklerinden gelen sevgi yüklü cümleler kurabiliyoruz.
    çünki korkuyoruz.
    riya, kibir, günah kokan nefeslerin, ben merkezciliğin, düşüncesizliğin, bencilliğe teslim olmuş hayellerin, tam ortasında yaşıyoruz ve korkuyoruz..

    Hayır, hayır bu gün karamsar değilimmmm, sadece birazdaha gerçekçiyim..
    Size yalanmı söyliyeyim, bir güneş kadar ortada olan, ve en az çöldeki sıcaklığı kadar can yakan, tüm güzellikleri kasıp kavuran, bu gerçekleri nasıl gizleyeyim?

    Yok yok, ben sevmedim bu düşünceleri, bir türlü benimseyip kabul edemedim tüm bu gerçekleri. Hemen yatıp uyumalıyım.
    Uykumda, bir yürek dokunmalı yüreğime, ara sıra gelip sadece rüyalarımda yaptığı gibi, dokunmalı yüreğime, yüreğiyle.

    Yakınlardayım, farkında değilsin ama ben senin hep yanındayım ve bir gün elimi uzatacağım eline ve gerçek anlamlar yükleyeceğim hayellerine demeli,

    beni öyle sınısız, öyle kaygısız sevmeli, bunu yüzüne her bakışımda hissettirmeli, gözlerinde kaybolmalıyım, ve bu rüyanın huzuru yüreğimde uyanmalıyım..

    her şeyi unutmalıyım, uyanınca, yeniden hayellere sarılmalıyım,

    sarılmalıyım ki, kalbim yeniden huzura kavuşsun, bu huzurla tüm istek ve arzularım ilahi rıza yolunda buluşsun, yüreğim yeniden, yaşayacak olduğum güzelliklerle coşsun, coştukça tüm bu çirkinliklere karşı koyacak gücü yeniden bulsun, bu güçle, sahte tebessümler,
    yalancı samimiyetler, bir kene gibi kalpteki huzuru emen, dost yüzlü riyakar maskeler sağ sola savruşsun.
    aklım ve kalbim kaybettiği ahenge yeniden kavuşsun.

    Her gördüğün geniş yüreğe, ruhunu kemiren yalnızlığını anlatmak, anlatıp medet umdukça, seni anlayamayan, anlama çabasında olan bir çift gözle karşı karşıya kalmak,

    bu kalmalarda yalnızlığı, en deriniden, en acısından, en keskininden, en can yakıcısından, en tarifsizinden iyice yaşamak.
    milyarlarca insanın nefes alı verdiği koskoca bir dünyada, sanki bir hücrede hapsolmuş hissine kapılmak.



    Ve bu yalnızlıklarda aşka sarılamak. aşkın boyasına boyanmak, aşkın deryasında boğulmak, aşkı arzulamak, yanlış olduğuna inandığın aşklardan kaç(ama)mak. ve bu kargaşanın içerisinde yaşamak.

    Aşkalara şahit olmak; sonu huzura, sonu vuslata, sonu yalnızlığa, sonu ayrılıga, sonu ölüme, sonu sonsuzluga varan asklara sahit olmak..
    Korkmak ama yinede aska sarılmak.

    Düşünceler beliriyor içimde, akla sadık kalmaya çalışıyorum, idraksizligin tehlikeli uçurumlarında dolasıyorum.. Her bir anlamsızlıgı ve bunun yaydıgı karanlıgı, inancımla aydınlatıyorum.

    Ben yaşıyorum, yasadıkça bir seyler öğreniyorum, yasadıkça büyüyor,
    yasadıkça hayatı çözüyorum, ben ben oluyorum, ben benliğimde kayboluyorum, hiçlikte yeniden var oluyorum.

    alıntı
#12.12.2012 02:01 0 0 0