Siz bir asalaksınız

Son güncelleme: 11.01.2013 08:15
  • Siz Bir Asalaksınız!

    “Asalaklık; asalak olma durumu.

    Değişik türden iki canlı arasında uzun süreli ve devamlı bir ortaklaşa yaşama halidir.

    Bu ortaklık asalak için zorunludur. Asalak konağını bulamazsa veya ondan ayrılırsa ölür. Çünkü başka türlü beslenemez.”

    Bu ortak yaşam alanına kent içinde çoğu zaman dostluk adını veriyorlar. İki canlının ortak yaşamasına dostluk gibi anlamlı bir kavramla karşılık buluyorlar kent insanları. Ve bu ortaklık halini o kadar yüceltiyorlar ki insanlar, bir arada geçirdikleri zamanları dostluğun en anlamlı saatleri diye ifade ediyorlar. Bir çok insan ortak yaşamın ne kadar anlamlı olduğundan dem vuruyor. Bir çok insan bu ortak yaşamı yüceltiyorlar. Ve bunu örnek bir yaşam olarak diğer insanlara da sunuyorlar. Bu asalak yaşamın adına kent içinde çoğu zaman dostluk adı veriliyor.

    Bir takım insanlarla oturup kalkıyorsunuz. Bir takım insanlarla sohbet ediyorsunuz. Bir takım insanlarla birçok şeyi paylaştığınızı düşünüyorsunuz. Fırsat bulduğunuz anlarda yan yana geliyorsunuz ve ortak yaşam alanları üretiyorsunuz. Belki bir çoğunuz farkında değilsiniz, siz bir asalaksınız!

    Birbirinize ihtiyacınız var, birbirinizden besleniyorsunuz. Kendi başınıza çoğu zaman bir hiçsiniz, çoğu zaman… Çok zaman adına dostluk dediğiniz şey bir asalak olma durumu. Aranızda çok asalak var, hem de çok…

    Üzerinde yaşadığınız insanların bir kısmına abi diyorsunuz, bir kısmına abla diyorsunuz, bir kısmına efendi diyorsunuz, hoca diyorsunuz. Onlara koruyucu gözüyle bakıyorsunuz. Onlar olmazsa kendinizin de olamayacağına inanıyorsunuz. Ve onlar size sürekli kendi ayaklarınızın üzerinde duramayacağınızı öğütlüyorlar. Onlara ihtiyaçları olduğunuzu. Ve bunu farkındalar işin kötü tarafı, onlar olmadan yaşayamayacağınızın farkındalar. Onlar olmadan hissedemeyeceğinizin, öğrenemeyeceğinizin, iradenizi kullanamayacağınızın, kendi benliğinizi, kendi varoluşunuzu konumlayamayacağınızın farkındalar. Onların kimine dost diyorsunuz, kimine abi, kimine abla, kimine hoca, kimine efendi diyorsunuz. Bildiğiniz her şeyi size onlar öğretti. Yaptığınız her işte onların onayı vardı. Nasıl giyinmeniz gerektiğine, neleri okumanız gerektiğine, hangi zamanlarda nasıl duygular içinde olmanız gerektiğine hep onlar karar verdiler. Kimlerin iyi olduğuna, kimlerin kötü olduğuna, kimlerin aşağılanması, kimlerin yüceltilmesi gerektiğine hep onlar karar verdi. Siz hep onlar oldunuz.

    Ve hep benliğinizi, kendi benliğinizi hiçbir zaman konumlayamadınız. Bir arada olmak adına, ortak yaşamak adına yücelttikleri her şey asalak olma durumu oldu. Hiçbir zaman cem olmayı, toplanmayı, cemaat olmayı size tanımlamadılar. Size hep bir yoksulluk halinden, bir düşkünlük halinden söz ettiler. Bir asalak yaşamadan söz ettiler. Okuyacağınız kitapların sizin zihninizi zehirleyeceğini söylediler. Radyolarda kimi serserileri dinlememeniz gerektiğini anlattılar size sürekli. Size sürekli yasakladılar. Aksi halde vücutlarından sizi söküp atacakları tahdidini savurdular. Aksi halde düşüp terk edileceğinizi, yok olacağınızı, ayaklarınızın kayacağını anlattılar size.

    Size yığın olmayı öğrettiler sürekli. Birilerinin vücutlarında yaşamayı, birilerinin zihninde yaşamayı, birilerinin cebinde yaşamayı öğrettiler. Büyüdünüz, genç adamlar oldunuz, onların şirketlerinde çalıştınız, ucuz iş güçleri oldunuz, emeğiniz sömürüldü, kutsal sömürüye muhatap oldunuz çoğu zaman. Kapitalist ahlakın değişik versiyonlarıyla karşı karşıya kaldınız, değişik renkleriyle, değişik cümlelerle karşı karşıya kaldınız. Ve bu asalak olma halini hiçbir zaman kendinize ifade edemediniz.

    Neyin iyi neyin kötü, neyin yaralı neyin zararlı olduğuna hep onlar karar verdi. Ve siz asla varoluşunuzu konumlayamadınız. Sırf bu yüzden başka mahallelere gitmediniz, sırf bu yüzden başka işlerde çalışmadınız. Sırf bu yüzden doğru olmadığı hissine kapıldığınız halde, gereksiz olduğunu düşündüğünüz halde, aptalca olduğunu düşündüğünüz halde üzerinde yaşadığınız, vücudunda yaşadığınız konaklarınız size bunun doğru olmadığını anlattılar ve siz boyun eğdiniz. Toplum oldunuz, yığın oldunuz ve bunun adına kutsal sözcüklerle tanımlamalar getirdiler.

    İyi yerlere geleceksiniz ve bir gün başkaları da sizin vücudunuzda, sizin zihninizde, sizin cebinizde yaşayacak. Sizin gibi gülecek. Öyle lanet olası bir alışkanlık kazandınız ki her şeyi tevil ediyorsunuz, karşılaştığınız her sözcüğü, her olayı, her tavrı sürekli tevil ediyorsunuz. Şimdi kendi kimliksizliğinizi tevil edin bakalım, kendi yok oluşunuzu, kendi düşkünlüğünüzü, kendi asalaklığınızı tevil edin bakalım. Hangi cümleyle, hangi kitapla anlatacaksınız, hangi ayete yaslayacaksınız sırtınızı, peygambere hangi iftirayı atacaksınız.

    Şimdi bir arada yaşıyorsunuz, toplum oldunuz, yığın oldunuz. Herkesin toplam kimliksizliği bir kimlik eder zannettiniz. Herkesin ortak tavırsızlığı bir tavır eder zannettiniz ama etmedi. Şimdi kendi yalnızlıklarınızın içinden bir çıkış yolu arayacaksınız bir kurtuluş ümidi, kutsal bir sözcük, bir varoluş cümlesi, bir varoluş konumlaması. Şimdi bu asalaklık halinden kurtulmanın bir yolunu arayın bakalım. Hayatınızda bir kez olsun kendi tercihinizi yapmayı deneyin. Kendi doğrularınızı yaşamayı. Kendi kimliğinizi göstermeyi. Bütün gerçekliğiyle, bütün çıplaklığıyla sadece siz olarak, sadece. Başkasının vücudunda, başkasının cebinde, başkasını zihninde yaşamaktansa, kendi varoluşunuzda, kendi kimliğinizde...

    Şimdi bir yoksul, bir düşkünsünüz, elinizde olan onca şeye rağmen...

    Şimdi toplum olun bakalım, şimdi yığın olun.

    Bütün değerlerinizi, bütün değerlerinizi başınıza çalın artık.

    Şimdi mutlu olun..
    tarık tufan
#11.01.2013 08:15 0 0 0
  • Siz bir asalaksınız Konusuna Benzer Konular
  • Böyle bir şey olamaz.! Hiç alakalı konu bulamadık.