dolandırıcılık yöntemleri - tüketici hakları - kapıya gelen pazarlama sistemlerine dikkat
Kapıdan yapılan satışlar İstanbul'da tüketici şikayetlerinin ilk sırasında geliyor. Son beş ay içinde 850 kişi kapısına gelen satıcılar tarafından dolandırıldığını söyleyerek Tüketici Koruma Derneği'ne başvurdu. Bu konudaki sabıkalı firma sayısı ise 308. Ama dolandırılan insan ve dolandıran firma sayısının çok daha fazla olduğu sanılıyor. Tüketici hakları konusundaki bilinç düzeyi, dolandırılan birçok kişinin Tüketici Koruma Derneği'ne başvurmaması ve birçok kişinin imzaladığı senetlerin karşılığını ödemekten başka çaresi olmadığını düşünmesi dolandırıcılık sektörünün çok büyüdüğünü gösteriyor. Şanslı olanlarsa arkadaşları veya tanıdıklarının yol göstermesiyle Tüketici Koruma Derneği'ne başvurup haklarına sahip çıkıyorlar.
Şans habercileri!
Her gece televizyonlarda evlerin, otomobillerin, milyarların dağıtıldığı bir devirde yeni nesil dolandırıcılar kendilerini satıcı olarak değil, ‘‘şans habercisi’’ olarak tanıtıyor. En yaygın yöntem şu:
Semtinizde yeni açılacak bir alışveriş merkezinin tanıtımını yaptıklarını belirtip size çekiliş yaptırarak büyük bir ödül kazandığınızı söylüyor. Ödülünüzü alabilmeniz için mağazadan küçük bir alışveriş yapmanız gerekiyor. Katalogdan uygun bir fiyatı olduğuna inandırıldığınız bir eşyayı seçip, yasalara uymayan bir satış sözleşmesi ve yasal senetleri kuzu kuzu imzalıyorsunuz. Ancak malı teslim aldığınızda kalitesiz olduğunu görüp fiyatını araştırınca söylenenden çok daha ucuz olduğunu öğreniyorsunuz. Anlıyorsunuz ki öyle bir alışveriş merkezi kurulmayacak, size kazandığınız ödül verilmeyecek ve değersiz bir mal için aylarca taksit ödeyeceksiniz. Bu yöntemin başka çeşitleri de var. Bazıları yeni açılacak iş merkezi veya fabrikada iş bile vaadediyor.
Ünlü adları kullanıyorlar
Dolandırıcılara kolay inanılmasının en önemli nedeni tanıdık ve güvenceli şirket isimlerine çok benzeyen firma adı kullanmaları. Örneğin İpek Ticaret adlı şirket temsilcisi İpek Mobilya'nın yan kuruluşu olduğunu veya Aras Pazarlama'dan gelen kişi Aras Kargo'nun Mecidiyeköy'de yeni bir alışveriş merkezi açacağını söylüyor. Aralarında Çarşı, Capitol gibi büyük mağazalardan geldiklerini söyleyenler bile var. İstanbul'da bu nedenle sabıkalı olan 308 şirketin büyük bölümü ‘‘pazarlama ticaret ev gereçleri inşaat ve elektronik sanayii’’ gibi ünvanlar taşıyor. İşte bazı ilginç şirket isimleri: Yeni Migros, İhlaz, Koç Pa, Alsanlar 2000, Can-San, Cem-Pa, Parpa, Karaca, Star, Show-Pa 93, Metro. Bazılarınınsa, insanların belli konulardaki duyarlılığını sömürmeye çalıştıkları isimlerinden belli oluyor: ‘‘Doğa Dostu Dost Pazarlama’’ gibi! Uyanıklığınıza hiç güvenmeyin bu yollarla kandırılan iktisatçılar da var, öğretmenler de
Böyle bir durumla karşılaşırsanız, malı teslim aldığınız tarihten itibaren 7 gün içinde hiçbir gerekçe göstermeden iade edebileceğinizi unutmayın. Ancak bu sorunu aşmak için dolandırıcıların satış sözleşmesine 10 gün öncesinin tarihini attıklarını da aklınızdan çıkarmayın. Daha fazla bilgi ve danışmanlık için Tüketici Koruma Derneği'nin 0 216 349 85 10 numaralı telefonunu arayabilirsiniz.
Böyle kandırıyorlar
Kapınızı çalıp, bulunduğunuz semtte açılacak olan yeni bir alışveriş merkezinin tanıtımını yaptıklarını ve sizin şanslı evlerden biri olduğunuzu söylüyorlar.
Beş zarf gösterip, büyük ödül için birini çekmenizi istiyorlar.
Çektiğiniz zarftan fırın veya çamaşır makinası gibi bir ödül çıkıyor. Ama bunu almak için mağazadan küçük bir alışveriş yapmanız gerekiyor.
Katalogdan fiyatının uygun olduğunu söyleyip çatal-bıçak veya tencere seti gibi bir malı seçmeye ikna ediyorlar.
Size yasalara uymayan satış sözleşmesi ve yasal senetler imzalatıyorlar. Mal elinize geçtiğinde kalitesiz ve söylenenden çok daha ucuz olduğunu anlıyorsunuz.
Sonuçta söyledikleri alışveriş merkezinin kurulmayacağı ve zarftan çıkan ödülün verilmeyeceği ortaya çıkıyor.
Siz de ‘‘teneke marka'' çatal-bıçak seti için aylarca taksit ödüyorsunuz.
Kandırılmamak için on uyarı
1-Gösterdikleri süreli yayın ya da kataloğun tarihini mutlaka kontrol edin.
2-İlan ya da fotokopisini saklayın.
3-Satıcı şirketin adresinin tam olmasına dikkat edin.
4-Satıcı ile yazışmalarda adınızı ve adresinizi eksiksiz yazın.
5-Postayla nakit göndermeyin. Posta çeki veya havale kullanın. Makbuzları saklayın.
6-Sipariş formunun bir kopyasını saklayın.
7-Siparişi iptal etme koşullarını öğrenin.
8-Fiyata ilişkin tüm koşulları öğrendiğinize emin olmadan imza atmayın.
9-Yazılı sözleşme yapmaya özen gösterin.
10-Sipariş vermediğiniz halde adresinize gelen malları kabul etmeyin.
Sözleşmede olması gereken bilgiler
1- Satıcının adı veya ünvanı ile adresi.
2- Sözleşmenin düzenlendiği tarih.
3- Malın cinsi, miktarı, varsa marka ve modeli.
4- Malın teslim tarihi
5- Malın peşin satış fiyatı
6- Taksit sözkonusuysa: Taksitli satış fiyatı, peşin fiyatı, yıllık faiz oranı ve gecikme faizi, ön ödeme tutarı, ödeme planı.
7- Borç senedi imzalamanız gerekiyorsa: Toplam borç senedi tutarının satış fiyatından daha fazla olmamasına, senetlerin belirtilen tarih ve tutarlarda ayrı ayrı düzenlenmesine dikkat edin.
8- Toplam borç kadar tek bir senet imzalamanız sakıncalıdır.
9- Sözleşme çok uzun ve küçük harflerle yazılmış olsa da sonuna kadar okuyun.
10- Sözleşme tarihinin imzaladığınız gün olmasına dikkat edin.
11- Satıcının ‘‘ya şu anda alırsınız, ya da bu avantajlardan yararlanamazsınız’’ diyerek düşünmenizi engellemesine izin vermeyin.
Yasal haklarınız
1- Satın aldığınız malı hiçbir gerekçe göstermeden teslim tarihinden sonra 7 gün içinde iade edebilirsiniz.
2- Cayma bildirimini satıcıya, iadeli taahhütlü mektup, noter aracılığıyla gönderilen ihbarname veya bizzat teslim ederek ulaştırabilirsiniz. Bu durumda satıcı, ödediğiniz parayı ve sizi borç altına sokan her türlü belgeyi 10 gün içinde iade etmek ve malı da 20 gün için de geri almak zorundadır.
3- Satıcı tarafından düzenlenen ve cayma hakkınızın olduğunu belirten Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'ndan onaylanmış cayma bildirim belgesini isteyiniz.
4- Cayma hakkını gıda maddeleri satıcıları, gündelik tüketime yönelik ürünlerde, sigorta sözleşmelerinde, eğitim ve kültür amaçlı ses ve video bantlarında kullanamazsınız. Cayma hakkını en az 10 milyon liralık alışverişlerde kullanabilirsiniz.
5- Ayrıca mal size teslim edildiği zaman ambalajında, tanıtma kılavuzunda belirtilen, satıcı tarafından vaadedilen nitelik veya miktara uygun değilse, teslim tarihinden itibaren 15 gün içinde satıcıya başvurarak, değiştirilmesini, paranızın iade edilmesini, ücretsiz olarak tamir edilmesini talep edebilirsiniz.
6- Satıcıya başvurunuzdan sonuç alamazsanız bulunduğunuz yerdeki hakem heyetine başvuruda bulunabilirsiniz. Bilirkişi gerektiren sorunlar hariç başvurunuz en geç bir ay içinde karara bağlanır ve bunun için sizden para alınmaz.
7- Ayrıca tüketici mahkemesi sıfatıyla görev yapan asliye hukuk-ticaret mahkemelerine başvurabilirsiniz. Bu davalar her türlü harçtan muaftır. Ancak 55 milyon lirayı aşmayan mallar için hakem heyetince verilmiş bir karar olmaksızın tüketici mahkemesine başvurulamaz.
İnternet üzerinden dolandırıcılık yöntemi
Sahte kimliklerle açtıkları hesap üzerinden internet şifresi temin ederek, bir işadamının hesabından kendi hesaplarına yaklaşık 100 milyar lira aktardıkları öne sürülen 3 kişi gözaltına alındı. Mali Şube Müdürlüğü ekipleri, Küçükçekmece’de bir banka şubesinin şikayeti üzerine bazı kişilerin bankada hesabı bulunan kişileri dolandırmak amacıyla aynı bankada sahte kimliklerle hesap açtıklarını tespit etti. Bu kişlerin açtıkları hesapla aldıkları internet şifresi aracılığıyla, gerçek kişilerin şifresini tespit ederek, hesaplarına girip, kendi hesaplarına para aktardıkları belirlendi. Mali polis, işlemlerini internet aracılığıyla yapan ve yerleri tespit edilemeyen zanlıları, hesap açmada kullandıkları kimlik üzerindeki fotoğraflarından teşhis etti. Oto hırsızlık suçlarından sabıkası bulunan ve bu şekilde tespit edilen Oğuz A., Mehmet C. ile Evren D., yakalanarak emniyete götürüldü.
Müthiş dolandırıcılık yöntemi
Tanımadıkları birinin üzerine 4 paravan şirket kurarak piyasayı trilyonlarca lira dolandıran ilköğretim okulu öğretmeni S. G. ile arkadaşı M. P. yakalandı. Mali Şube ekipleri Atatürk Havalimanı’ndan Avrupa ülkelerine çıkış yapmak isteyen ve vergi dairelerine trilyonlarca lira borcu görünen M. K. polis tarafından gözaltına aldı. M. K.’ın şirketindeki bilgisayarda yapılan incelemeler sonucu Mali Polis, Bakırköy Vergi Dairesi’ne Marina adıyla kayıtlı tekstil şirketine ulaştı. Operasyon başlatan Mali Polis, Merter’de bulunan 4 şirketi, daha sonra bilinmeyen bir adrese taşıyan Ayazağa Uğur Erkay İlköğretim Okulu öğretmeni S. G. ile M. P.’ı gözaltına aldı.
Şubede sorgulanan S. G. ‘ün 10 yıl önce Dev-Sol örgütü üyeliğinden kaydının olduğu belirlendi. M. K.’ın kimliğini ele geçiren S. G. ile M. P.’ın bu kimlikle Merter’de gösterdikleri 4 ayrı adreste paravan olarak kurdukları 4 tekstil şirketiyle naylon ve sahte fatura kullanarak ihracat yapmış gibi gösterip vergi dairesini trilyonlarca lira zarara uğrattıkları da anlaşıldı. Gözaltına alınan S. G. ve M. P. sorgulamalarının ardından Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı’na sevk edildi. Olayla ilgisi olmadığı anlaşılan M. K. ise serbest bırakıldı.
Online dolandırıcılığın faturası ağır
Araştırma şirketi Gartner'ın 5 bin internet kullanıcısının katılımıyla gerçekleştirdiği ankete dayanan rapora göre, son 12 ayda 1.98 milyon Amerikalı online dolandırıcıların kurbanı oldu. Kişi başı bin 200 dolar olan zarar toplamda 2.4 milyar doları buldu.
Çeşitli yöntemlerle banka nesap numaraları ve şifrelerini çalan hırsızlar daha sonra özellikle internet üzerinden bu hesaplara girerek para çalıyor. Yüz yüze işlem yapmaktan kaçınan dolandırıcılar telefon bankacılığı yöntemini de kullanabiliyor.
Şifre ve kullanıcı bilgileri ise özellikle 'spyware' olarak adlandırılan casus yazılımlar aracılığıyla ele geçiriliyor. Bilgisayara kullanıcının bilgisi dışında yüklenen casus yazılımlar sızdığı bilgisayardaki önemli bilgileri kötü niyetli kişilerin kullanımına açıyor.
'PHISHING' TEHDİDİ BÜYÜYOR
Raporda dikkat çekilen bir başka nokta da 'phishing' adı verilen yeni dolandırıcılık yönteminin giderek daha büyük bir tehdit haline geldiği oldu. Phishing saldırılarında kullanıcıya genelde banka gibi bir finans kuruluşundan gelmiş gibi gösterilen sahte bir e-posta gönderiliyor. Buradaki linke tıklayan kullanıcı gerçeğine çok benzeyen, ancak aslında kötü niyetli kişiler tarafından yönetilen bir siteye yönlendiriliyor. Kullanıcı bu siteye güvenip kişisel bilgilerini girdiği an dolandırıcıların tuzağına düşüyor.
Özellikle ABD'de son aylarda artan phishing saldırılarında Citibank, eBay ve PayPal müşterileri hedef alındı.
Feminist Esmer’i nasıl kandırdılar
Esmer Hanım. Üniversite mezunu, entelektüel, eli sanat işlerine yatkın, 40 yaşında, güzel bir kadın. Yıllar önce boşandı kocasından; 21 yaşındaki tiyatrocu kızıyla yaşıyor. Oldukça sosyal bir hayatı, geniş arkadaş çevresi, hayranları var. Ama, tüm ilgi alanlarında olduğu gibi, erkek arkadaş konusunda oldukça seçici davrandı bugüne kadar. Ayrıca yakın geçmişte Türkiye'deki feminist hareketin aktif üyelerinden biriydi. Okumayı, yazmayı, sinema, tiyatro, konser izlemeyi çok sever.
(Esmer hanım, hikayeyi anlatmaya buradan başlıyor)
Dört beş hafta önce, bir cumartesi günü. Tüm hafta sonları olduğu gibi o gün de İstiklal Caddesi'nden geçen her türlü insanın en az yarısı pasaja uğruyor, alışveriş etmese de vitrinleri gözden geçiriyor. Esmer Hanım, pasajın çaycısına ısmarladığı, günün kimbilir kaçıncı çayının yolunu gözlemek üzere kapı önünde. Birden karşısında, yakışıklı sayılmasa da hoş denebilecek, şık giyimli, düzgün Türkçeli bir beyefendi beliriyor. Kolunun altında Cumhuriyet Gazetesi.
Kendisinden birkaç yaş büyük görünen kibar adam, Esmer Hanım'ın vitrin önüne çıkardığı mallarından biriyle ilgili bir soru soruyor. O da cevaplıyor. Adam bir çırpıda ama aynı kibarlıkta, Dünya Bankası'ndaki görevi nedeniyle Amerika'da yaşadığını, yine görev nedeniyle birkaç aylığına İstanbul'a geldiğini, evini güzel dekore etmek istediğini anlatıyor, birkaç soru daha soruyor. Esmer Hanım da aynı kibarlıkla cevaplıyor soruları. Arada, beş yıldır görmediği İstiklal Caddesi'nin ne kadar değiştiğinden yakınıyor adam; Esmer Hanım ‘‘Ben her gün geçiyorum, yine de şaşırıyorum’’ diye karşılık veriyor, aynı dilden konuştuklarından memnun.
O sırada çaycı çayını getiriyor; kapı önünde ‘‘misafir gibi’’ bir müşteriyle konuştuğu için, ona da ikram ediyor. Dükkanın içindeki mallarla ilgili sorular sormaya başlıyor. Esmer Hanım, hiç merak etmese de o sırada öğreniyor adamın adının Özgür Acar olduğunu ve Türkiye'ye küstüğünü... Çünkü bir tatil yolculuğu sırasında, güneyde trafik kazası geçirmiş, eşini ve tek kızını kaybetmiştir. O günden beri ülkesinden uzakta yaşamayı seçmiştir. Ama yerel seçimlerden parlamentoda olanlara, sokaklardaki değişime kadar herşeyi takip etmekte ve olumsuz değişikliklerin üzüntüsünü yaşamaktadır.
Özgür Bey, ‘‘Burada çok az arkadaşım var. Hatta sadece bir çift. Evimi düzenlerken bana yardım ediyorlar. Fikirlerini almak için yarın onlarla geleceğim. Pazar açık mısınız?’’ diye soruyor. Esmer Hanım, ‘‘Öğleden sonra’’ diyor. Özgür Bey, ‘‘Aa onların da sabah bir işleri var, pazartesi de gidecekler, hay Allah ne yapsak...’’ diye yüksek sesle düşünürken Esmer Hanım, beyefendi görünümlü adama yardımcı olmakta bir sakınca görmüyor: ‘‘İsterseniz size ev telefonumu vereyim, sabah arayıp kaçta geleceğinizi söylersiniz, ben gelir dükkanı açarım.’’
Özgür Bey müteşekkir, telefonu alıyor.
SİZ BENİ NE SANDINIZ
Akşam yemeğini dışarıda arkadaşlarıyla yiyip gece eve geldiğinde kızından ‘‘Özgür Acar'ın saat 23.00'te aradığını’’ öğreniyor. Önce ‘‘O da kim?’’ diye soruyor ama sonra toparlayıp, feci şekilde sinirleniyor. ‘‘Adama bak... Ben ona ev telefonumu gece beni arasın diye mi verdim. Hemen nasıl yanlış anlayıp, kötüye kullanıyorlar...’’
Sabah 09.00'da telefonu çaldıran yine Özgür Bey. Önce bir ‘‘Ben sizin bildiğiniz kadınlardan değilim’’ zılgıtı yiyor Esmer Hanım'dan: ‘‘Beni çok şaşırttınız Özgür Bey. Ben size telefonumu gece beni arayın diye mi verdim.’’ Özgür Bey binbir özür diliyor: ‘‘Sandığınız gibi değil. Bunu telefonda anlatamam, kısa bir süreliğine görüşebilir miyiz?’’ Hayır cevabı çok kesin Esmer Hanım'ın. Telefon kapanıyor.
Ertesi gün akşamüstü, mahçup bir ifadeyle giriyor dükkandan içeri Özgür Bey. Yine şık. ‘‘Beni çok yanlış anladınız. Ben böyle birşey düşünmedim. Ama sizinle dün çok güzel sohbet ettik. Çok etkilendim. Sadece Türkiye'de sizin gibi bir arkadaşım, olmasını istiyorum’’ açıklamaları yapıyor. Ardından gelen, ‘‘Bir kadeh birşey içelim’’ teklifi. Yine reddediliyor.
CİDDİ BİR İLİŞKİ!
Birkaç gün sonra yine dükkanda. Havadan sudan sohbetler, o günkü gazete başlıklarının kritiği, sosyal demokrat, hatta solcu bir bakış açısıyla sürdürülen kısa sohbetler, o iki üç günde bir dükkana uğradıkça sürüyor. Bir keresinde kızıyla karşılaşıyor Esmer Hanım'ın. Tiyatro okuduğunu öğrenince, hemen atılıyor: Dünya Bankası'nın bursu vardır, Esmer Hanım'ın esmer kızının istediği ülkede okuması için yardımcı olabilecektir! Esmer hanımın da kızının da böyle bir düşüncesi yok, kibarca reddediliyor yine.
(Bu hikayeyi daha sonra bu şekilde, ‘‘sonunu söylemeden’’ anlattığı arkadaşları, özellikle kadın olanlar, ‘‘Ay çok heyecanlı. Yeni bir aşk hikayesi başlıyor’’ diye ellerini ovuşturuyorlar. Esmer hanım sakin, renk de vermiyor: ‘‘Dinleyin.’’)
Yaklaşık iki üç hafta sürüyor Özgür beyin ziyaretleri. Kahve içelim, bir kadeh birşey içelim, yemeğe çıkalım teklifleri de. Her seferinde reddedilirken, bir kez ‘‘Bakın ben sandığınız gibi çapkın, zampara biri değilim, bundan sonra bir ilişki kuracaksam bu ciddi bir ilişki olacak’’ açıklaması yapıyor. Ama yıllardır sürdürdüğü ‘‘yalnız ve bağımsız’’ hayatını gözü gibi koruyan Esmer Hanım'ın bu taraklarda hiç bezi yok: ‘‘Aman ben de ciddi bir ilişki kurmayı hiç istemem.’’ Hiçbir ters köşe Özgür Bey'i, kibar ve bunaltmayan 'ısrar'ından vazgeçirmiyor.
Yine bir pazar akşamüstü. Kapıdan giren Özgür bey bugün spor bir şıklık içinde. ‘‘Evet Esmer Hanım. Bakın o kadar zamandır dostluk ediyoruz, birbirimizi epeyce tanıdık, kötü niyetli olmadığımı anlamışsınızdır, yakında bu ülkeden gideceğim, ne olur bir saatinizi ayırın bana’’ diyor. Esmer Hanım bakıyor, bu kibar adamı bu kez kıramayacağını düşünüyor.
(Hikayeyi dinlemekte olan arkadaşlar, özellikle kadın olanları, ‘‘Ay galiba beklediğimiz olmayacak. Adam uluslararası ajan filan mı acaba?’’ diye araya giriyorlar. Esmer Hanım yine sakin. ‘‘Aman ajanlığın heyecanı mı kaldı. Bu daha heyecanlı! Dinleyin.’’)
Yakındaki bir kafeye gidip, yine havadan sudan, dünyanın halinden sohbet ediyorlar. Özgür Bey'in şurada bir davet var, burada bir kokteyl var, gidelim mi tekliflerini Esmer Hanım, ‘‘Bunlar beni etkileyen şeyler değil, ne olur vazgeçin’’ diyerek yine ve yeniden geri çeviriyor. Özgür Bey kibarlığı hiç elden bırakmadan, yeni bir atağa geçiyor ve ‘‘yanlış anlamazsa’’ Esmer Hanım'ı bir yurtdışı geziye davet ediyor. Çünkü yılda 45 gün tatili ve 12 bedava uçak bileti var! Fakat, ‘‘Bakın beyefendi, siz bana promosyon mu yaptığınızı sanıyorsunuz?’’ cevabıyla yine ters köşede.
Bir saat sonra, el sıkışıp ayrılıyorlar. Esmer Hanım eve gidip uyuyor.
AYNI FİLMLERDEKİ GİBİ
Ertesi sabah bankada. Oldukça sıkışık günlerinde, ama bir yerlerden bulup buluşturduğu paralarla ödeme yapmak üzere sıraya giriyor. Sıra kendisine geliyor. O da ne! Cüzdanı yok. ‘‘Hay Allah evde unutmuşum’’ diyor ve geri dönüyor. Ama 350 milyon lira para ve kredi kartlarının bulunduğu cüzdan evde de yok. ‘‘Akşam kafede unuttum’’ diye düşünüyor, orada da yok.
Yaklaşık bir hafta, dolanıp duruyor. Parasını ve kartlarını kaybetmediğine, çaldırdığına karar veriyor ama kim? Dükkan komşularıyla birlikte, pasajda çalışan olmadık insanlardan şüpheleniyorlar. Bir hafta sonra, yemek yediği kadın arkadaşlarından biri (tabii ki en akıllı olanı) soruyor; ‘‘O günden beri şu adamı gördün mü?’’ Hayır, cevabı veriyor Esmer Hanım. Ardından itiraz ediyor: ‘‘Yok canım, olur mu hiç!’’ Ama peki nerede bu iki üç günde bir uğrayan adam? Akıllı arkadaşı, ‘‘Bak’’ diyor, ‘‘Bir arkadaşıma da geçenlerde tam da tarif ettiğin gibi bir adam gitmiş. Amerika'da çalıştığını, ama mimar olduğunu söylemiş. Benzer sözlerle görüşmek istemiş. Biri 'bazı adamlar, böyle dolaşıp insanları dolandırıyor' deyince, soğuk davranmışlar, adam bir daha görünmemiş.’’
Esmer Hanım şokunu atlattıktan sonra Emniyet'e, savcılığa başvuruyor. ‘‘Hanımefendi kendinizi nasıl böyle enayi yerine koydurdunuz?’’ diye soramayan polisler, ‘‘Nasıl inandınız?’’ diyebiliyorlar. Esmer Hanım'ın cevabı: ‘‘Beyefendi inanın o kadar inandırıcıydı ki. Böyle birşeyin sadece filmlerde olduğunu sanırdım.’’