Zamanın Ruhunda Türk Milleti - Ümit Özdağ

Son güncelleme: 02.02.2013 13:06
  • AKP iktidarının dünyanın en büyük Türk kenti olan İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu,
    "AKP ile hepimiz Türk olmaktan kurtulduk" diyebiliyor. Sonra gidip Türklerden oy istiyor..


    30 Ocak 2013 tarihli Hürriyet gazetesinde Ertuğrul Özkök, "Yeni anayasadan Türk adı çıkar ise devletin adını ne koyacağız, söyleyin?" diyerek, her türlü yandaşa çağrıda bulunuyordu.
    Öyle bir dönemden geçiyoruz ki, İstanbul'un fetheden Fatih Sultan Mehmet Han'ın tarihçisi Aşıkpaşazade, fethi, "Fethin evvel Cuma günü Ayasofya'da cuma namazı kılındı ve hutbe-i İslam okundu. Sultan Gazi Mehmet Han adına kim ol Murat Gazi Han oğludur. Ve ol Gazi Mehmet Han oğludur. Ol dahi Sultan Beyazıt Han oğludur ve ol dahi Murat Gazi Hünkar oğludur. El Halil Gökalp neslidir kim Oğuz Han oğludur" diye anlatırken,
    AKP iktidarının dünyanın en büyük Türk kenti olan İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu, "AKP ile hepimiz Türk olmaktan kurtulduk" diyebiliyor. Sonra gidip Türklerden oy istiyor.

    12 Eylül öncesinde sosyalist olan bir akademisyen bana şöyle demişti: "12 Eylül öncesinde ben diğer sosyalist arkadaşlarımı da benim gibi sosyalist zannediyordum. Oysa onlar 12 Eylül'den sonra üzerlerinden sosyalizm pardesüsünü çıkardılar ve altlarından etnik milliyetçilik çıktı."
    Bugün de sözde İslamcı, liberal vs. güruhun üzerlerinden pardesülerini çıkarın altından Türk düşmanı etnik milliyetçilik çıkacaktır.
    Osmanlı Sarayına da zaman zaman sızan bir ruh halidir Türk düşmanlığı. Kanuni döneminin Divan-ı Hümayün katibi olan Hafız Hamdi Çelebi, Kadimi mahlası ile yazdığı şiirde bugünün Türkçesi ile şöyle yazar:

    "Padişahım kainatın yaradılışından bu yana
    Dünya içinde Türklerin kötülüğünden bahsedilir,
    Allah Türke hiç anlayış vermemiştir.
    O aklı evvel de olsa haksızdır.
    Türk baban bile olsa onu öldür.
    (Ültül-üt Türke velev kone ebak)
    O iyilik madeni kudretli Peygamber
    Türkü öldürünüz kanı helaldir demiştir.
    Bunların işleri daima sapıklık oldu
    Cümlesinden bunu misal olarak al.
    Türk baban bile olsa onu öldür.
    (Ültül-üt Türke velev kone ebak)
    Türkün adam olacağını sanma.
    Bir an olsun Türkle oturma
    Türk elinde şeker olsa zehir
    Türkün başını hiç üzüntü duymadan kes.
    Türkü öldür baban bile olsa
    Ey Kadimi, Türke hiç olma yakın.
    Sözleri kıymetli inci bile olsa
    Sakın Türklere yaklaşma
    Üzülmeden başını kes kanını dök
    Türkü öldür baban bile olsa.
    (Kaynak; Mehmet Ali Aynizade, Milliyetçilik, İstanbul 1943, s.392-394)

    Zamanın ruhuna hakim olan Hafız Hamdi Çelebi'nin ruh halidir.
    Gazetelerin, televizyonların köşeleri ve programları zamanın Hafız Hamdi Çelebileri tarafından işgal edilmiş durumdadır.
    Asistanlık sınavını kazananları sadece Türk oldukları için fakültelerine almayan Hukuk Fakültesi profesörleri gazetelerde ve televizyonlarda korkunç demokrat olabilmektedirler.

    Milleti oluşturanların kimliği Türk olamayacak ise, devletin sahibi olan milletin adı ne olacaktır?
    Türkiye Cumhuriyetleri vatandaşları milleti mi?
    Anayasa'da yargı, yürütme, yasamanın "Türk Milleti" adına karar verdiği yazar. Yeni anayasada Türk milletinin yerini ne milleti alacak? Türkiye milleti mi? Bunun adı egemenlik devridir.

    Özetle, Anayasadan Türk milleti kavramını çıkaracak olan bir TBMM'nin milli ve tarihi meşruluğu ancak Damat Ferit kabinesi kadar olabilir.

    ÜMİT ÖZDAĞ

    YENİÇAĞ
#02.02.2013 09:38 0 0 0
  • KEHF suresi 97-98 ayetlerinin tefsiri.Türk milletine dil uzatanın Müslüman olduğuna inanmıyorum.Tabiki burada Müslüman Türklerden bahsediyorum.

    97-Bu şekilde hem bir sed, hem bir süd (kapı) olan bu duvar öyle yüksek ve sağlam bir şey oldu ki, o Ye'cûc ve Me'cûc artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler. Halbuki ne yüksek dağlar aşılmış, ne sağlam istihkamlar delinmiştir. Demek ki bunun sırrı Zülkarneyn'in döktüğü akıcı maddedeydi. Demek ki o, normal bir madde değil, ilâhî bir kuvvetti.

    98- Onun için dedi ki : Bu Rabbimden bir rahmettir. Yani ne sizin işinizdir, ne benim; yalnız Allah'ın nimetlerinden Allah'ın bir lütfudur. Bununla beraber bunun da bir eceli (sonu) vardır. Rabbimin vaadi geldiği vakitte, onu yerle bir eder. Ve Rabbimin vaadi hakdır. Kıyamet muhakkak kopacaktır. İlerde Enbiyâ Sûresi'nde geleceği üzere "Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc'un (seddleri) açılıp da her dere tepeden boşaldıklarında" (21/96) âyetinin sırrı belirip Ye'cûc ve Me'cûc çıkacak, yeryüzünün düzeni bozulacak, kıyamet kopacaktır. Bazıları bunu Çin seddi zannetmişler ve bundan dolayı Ye'cûc ve Me'cûc'un, Moğollar ve Tatarlar olduğu hayaline kapılmışlardır. Gerçi Pekin civarında denizden başlayarak Altay dağlarının altlarına doğru yüzlerce saatlik bir mesafede uzanıp giden Çin seddi, hicretten dokuz asır kadar önce dördüncü Çin sülalesi devrinde, kuzeyden Moğol ve Tatarların saldırılarına karşı yapılmış olduğu tarihî bir bilgi olarak naklediliyor ve büyük eserlerin en büyüklerinden sayılıyorsa da yapılmasından fazla bir zaman geçmeden aşılmış, geçilmiş olan bu seddin sağlamlığı ve yapılış şekli, Kur'ân'da zikredilen vasıflara uygun olmadığı anlaşılıyor. Diğer taraftan bazıları da Demir kapı seddi demişler ve bundan dolayı Ye'cûc ve Me'cûc'u bu günkü Rusya sahasında düşünmüşlerdir ki, bu sed de harap olmuştur. Doğrusu Kur'ân'daki vasıflar, ikisine de uygun olmadığı gibi, diğer yerlerde bilinebilen sedlerin de hiçbirine uymuyor. Allah doğrusunu daha iyi bilir ya, Kur'ân'ın bahsettiği bu duvar, Zülkarneyn'den onun yapılmasını isteyen kavmin bu sayede oluşturdukları toplantı kurulları olsa gerektir ki, demir kütleleri gibi dayanıklı ve sağlam olan unsunlarına akıtılan Allah feyzi ile meydana gelmiş olan maddî ve manevî bir sed demek olur. Eğer bu kavim tefsir bilginlerinin naklettikeri şekli ile Türk idiyse, burada, Zülkarneyn'e kuvvetle yardım eden Türklerin geçmişte yeryüzünü bozgunculuktan kurtarmak için ettikleri hizmetin önemi anlatılmış olduğu gibi, yüce Peygamberimizin peygamber olarak gönderilmesinden sonra İslâm'a yapacakları hizmete de işaret edilmiş demektir. Ve şu halde Türklerin yok olması, Ye'cûc ve Me'cûc seddinin yıkılması ve yeryüzü düzenini bozulması demek olacaktır ki, kıyametin alâmetlerindendir.

    Özetle doğu ve batıyı dolaşan Zülkarneyn'in en büyük işi, sırf Allah'ın bir rahmeti olan bu duvarın yapılmasıdır ki, yıkılması yer yüzünde insanlığın pek büyük bir felaketi olacaktır.

    Nizameddin Hasen Nişâbûrî "Garaibü'l-Kur'ân ve Reğâibü'l-Furkân" isimli tefsirinde burayla ilgili sofilerin yorumlarından olmak üzere der ki: İnsan için terbiye ve irşad ile elde edilmesi mümkün olan gizli bir olgunluk ve gömülü bir hazine bulunduğu açıklandıktan sonra, Zülkarneyn kıssası ile şu da açıklanmış oluyor ki, yer yüzünde halife olmaya layık olan ancak olgun insanlardır. O ise iki yöne, yani hem ruhlar âlemi yönüne ve hem vücutlar âlemi yönüne sahip olan Zülkarneyn'dir. Çünkü ona yeryüzünde sağlam bir yer verilmiş ve vasıtalar ve sebebler âleminde her şeyin sebebine erdirilmiştir. Bu şekilde o hem nefsinde olgun, hem de başkalarını tamamlayıcı olmuştur. Bundan dolayı bir sebep takip ederek aşağı âleme doğru gitti ki, o insan ruhunun güneşinin battığı yerdir. Onu bir "kara balçıklı bir göze" de batıyor buldu ki, o tabiat ve cesedler âlemidir. Ve orada bir kavim buldu ki onlar, vucuttaki kuvvet ve yerdeki ruhlardır. Ey Zülkarneyn! dedik: Ya onları riyazat (terbiye ve ıslah) bıçağı ve mücadele kılıcıyla öldürmek suretiyle eziyet edeceksin veyahut da haklarında yumuşaklık ve yüze gülme ile güzellik yapacaksın. Değerini yerinden başkasında kullanmakla alçaltarak zulmedene eziyet edeceğiz, istek ve maksadına aykırı olarak kahredeceğiz, sonra Rabbi olan Allah Teâlâ'ya geri döndürülecek, O da onu ebedî azab ile cezalandıracak. İman edip hayırlı iş yapana ise ödül olarak en güzel mükafat var ki o, vusûl ve visâl (Hakka ermek) makamıdır. Hem ona emirlerimizden kolaylığı söyleyeceğiz ki, o da fânilik ve mücahadeden sonra hafiflik ve istirahattır. Sonra ruhlar âlemine ulaşma sebeplerinden bir sebebi takip etti ki, o insanın konuşan nefsi, güneşin doğduğu yerdir. Onu bedene ait ilişkilerden soyutlamış bir kavim üzerine doğuyor buldu.

    Nihayet iki sed arasına vardığında ki, o yaşama ve uygarlaşma âlemi ve vücudun düzelmesi, ahirete doğru bir vücut şekliyle varıp durma sebeplerinin dolaşma sahasıdır. Onların önünde hemen hemen söz anlamayacak gibi bir kavim buldu. Bunlar, nihayet hiçbir şey anlayamayan halk idiler. Dediler ki Ye'cûc ve Me'cûc, yani çeşitli tabiat kuvvetleri, insanlığa ait yeryüzünde, kabiliyetlerini yaratıldığı gaye dışında kullanarak bozgunculuk yapıyorlar. Biz sana vergi versek, varlığımızı terk etsek ve elimizde bulunan malları karşılıksız sana bol bol bağışlasak da bize bir sed yapıversen olur mu? Zülkarneyn dedi ki: Bana kuvvet ile yani gerçek bir gayret ve sadakatle yardım edin, demir kütleleri, yani yerleşmiş yetenekler veya demir gibi sağlam kalbler getirin. İki ucu denkleşince; "beşikten mezara kadar." olunca üfleyin. Ve dedi ki: Zikirlere ve virdlere (belirli zamanlarda okunan dualara) devam edin. Nihayet kalb demirinde itaat ve zikir hararetinin etkisiyle onu ateş haline getirince, getirin. Ve dedi ki: Ona bakır kaynağı dökeyim. Şeytanın hilesi işlemeyecek şekilde o kalblerin içine sevgi cevheri, sağlamlık kimyası dökeyim de, ona Rahmândan başkası yükselemesin. "Yalnız Allah bana kâfidir" Zülkarneyn'in sözü bitti.
#02.02.2013 10:14 0 0 0
  • Teşekkürler abim güzel bir bilgiydi..

    İŞ nerelere geldi bakın..
    SIRRI SAKIK denilen ermeni kökenli hain,

    Çanakkale de Kürtler Savaştı, Bu Ülke Herkes'den Fazla kürtlerin dir'' Balkanlardan, Kafkasya dan Gelenlerden Bu Ülkeye Sahip Çıkmasın''
    DİYOR..

    Halbuki:

    Çanakkale de Türk Ordusunda Bulunan Kürt Oranı %2 İdi, Geri Kalanların Çoğu Anadolu da Sahte Şeyhlerle Seyitlerle İngilizlerle Beraber kürt Ayaklanmasına Hazırlanıyorlar dı.

    CEPHEDE BALKANLARDAN, KAFKASYA DAN GELENLER EN ÖNDE SAVAŞIYORLARDI.

    Nasıl bir etnik ayrımcılık yapılıyor gördünüzmü yüzyıllardır bu vatanda kendini buranın bir bütünü sayanlarada sataşılmaya başlandı..
#02.02.2013 10:24 0 0 0
  • bu güzel ülkemizde ayrımcılık edenlerin devamlı tvilerde sürekli gösterilmeleri bu toplumun kutuplaşmasına canak tutmak tır siz onlar bunlar şunlar azlar coklar die ayırt eddimi kücülmektir oysa biz cok büyük 1200 yıllık adı şanı TÜRK oglu TÜRKÜZ kabullenmeyen bu vatan dan cekip gide bilir kimseyi zorla tutmuyor bu güzel ülkem yetsin yaptıkları hayinlikler :!:!!:!:!:!: utanmadan türk oglu türklerle alay edenleri sonsuzlugun yüce yaratanımıza havale ediyok rabbim kahır edsin
#02.02.2013 13:06 0 0 0