Yalnızları Kınama - Cengizhan Konuş

Son güncelleme: 05.02.2013 10:30
  • Cengizhan Konuş Yalnızları Kınama - Cengizhan Konuş sözleri - Cengizhan Konuş şiirleri

    noimage

    İçimdeki şairi bir daha ölmemek üzere terk ediyorum.

    Bir filmin en heyecanlı sahnesindeymiş gibi, kapıyı ardına kadar açık bırakarak, bütün kuşlardan vazgeçerek, göğsüne yatmaya en münasip kadınların gözlerine bakmadan, mektupları okumadan gidiyorum. Nasılsa her şey terk etmek üzere kurulu bu dünyada; bende üstüme vazife olanı yapıyorum aslında. Yaptığımın bir karşılığı var mı insanlar için? Ne fark eder! Herkes birilerinin gitmesini bekliyor zaten. Gitsin ve ben; salya sümük ağlayayım, güleyim, haykırayım, küfredeyim, kırılayım, incineyim, mazlum olayım, kalmayayım kendimde bile, şarkılar içimi yaksın, bir tren bu istasyonda hiç durmasın, karayolları dünyanın en işlek caddesi olsun mesela, telefonlara bakmayayım, dostlarıma uğramayayım! Derken aslında herkes, yalnızlık kullanışlı bir eşya gibi evimizin başköşesinde, kalbimizin padişah tahtında oturur.

    Mezarlıklardır toplanma yerimiz. Dururlar öylece, sessizlik kanlarına işlemiş gibi; kuru dallar, sararmış otlar, ulu ağaçlar ortasında. Ben diyorum ki, mezarlıklar dünyanın merkezidir. Dışarıda karmaşa. Dünyanın hissedildiği her yerde sonsuz kavga, gürültü, kıyamet, kaos, aldatmaca, kovalamaca, yalan-dolan, hissizlik, ruhsuzluk, sevişme arzusu, ete doyma güdüsü, sapkınlık, sapıklık, ihanet, kandırmaca, politika, siyaset… Dünyanın bütün insanlarını kınıyorum!

    Herkes bir şeyler istiyor. Bebekler mama istiyor mesela. Birileri hep bir şeyler olmak, bir şeyler yapmak istiyor. Kadınlar eli yüzü düzgün, onu sonsuzca sevecek; bazıları paralı, erkek istiyor. Erkekler, güzel, alımlı, sadık, yemek yapmayı bilen, haz verip haz alan kadın istiyor. Birileri doktor, mühendis, öğretmen, avukat, hâkim, başbakan, cumhurbaşkanı, milletvekili, şair, yazar, futbolcu, manken, televizyon yıldızı olmak istiyor. Eşi benzeri görülmemiş şeyler yapmak, hiç söylenmemiş şeyler söylemek, tarihin bir yerlerine adının yazılmasını istiyor birileri. Hiç kimse çaycı, çöpçü, temizlikçi, kapıcı olmak istemiyor mesela. Olmak istediklerimizle olduklarımız, yapmak istediklerimizle yaptıklarımız arasındaki uçurum git gide büyüyor. En basit olanı yapmak hiç aklımıza gelmiyor. En basit olan da; basit. Ama aslında en çok korkuyoruz. Gidememekten, kalamamaktan, ağlayamamaktan, gülememekten, hüzünlenememekten, kederlenememekten, dağılmaktan, toplanamamaktan, konuşamamaktan, susamamaktan, doyamamaktan, sevememekten, kızamamaktan, yorulmaktan, sevmekten, susmaktan… İnsan korkaklığını hep gizlemeye çalışıyor. Gizlediğini sandıkça yırtılıyor hayatlarının bir ucu. Ben Michelle Rodriguez’in ölmesinden ve gidememekten korkuyorum. Sahip olduklarımın aslında benim olmadığını bildiğim için, sahip olduğumu zannettiğim anda elimden alınacağını biliyorum. Bir şeye sahip olmak, onu yitirmeyle eşdeğerdir. Bu yüzden gitmek istiyorum hep ve bir gün gidememekten korkuyorum.

    En kötü şarkıları dinledim, en çirkin kadınları sevdim, en pis yataklarda uyudum, en ucuz otellerde konakladım, en işe yaramaz şiirleri okudum, en olmaz şekilde âşık oldum, en karanlık odalara tıkıldım, en berbat yemekleri yedim, en ucuz şampuanlarla yıkandım, en kötü sesimle sustum, en berbat yalnızlıklarda öldüm. –Her şeyi başa alıyorum.- En güzel şarkıları dinledim, en güzel kadınları sevdim, en temiz yataklarda uyudum, en pahalı otellerde konakladım, en iyi şiirleri okudum, en olur şekilde âşık oldum, en aydınlık odalara tıkıldım, en pahalı şampuanlarla yıkandım, en etkileyici sesimle sustum, en anlamlı yalnızlıklarda öldüm. Şimdi düşünüyorum da, sadece dinledim, sevdim, uyudum, konakladım, okudum, âşık oldum, tıkıldım, yıkandım, sustum ve öldüm.

    Sonra: Yağmur yağsın istedim, şehrin çarşından güzel bir kız geçsin, bir anne kokusuyla bebekler uyansın, bir baba işten dönsün, huzurevlerinde kimseler kalmasın, modern dünya batsın, İsmet Özel bir şiir daha yazsın, yazdıklarım birilerinin umurunda olsun, yalanına inandığımız birileri doğruyu söyleyemediği için yüzümüze bakıp ağlasın, savaşlar bitsin istedim. En olmayacak şeylerin imkânsızlığına inanarak ama yine de inancımı ayakta tutarak gülümsedim. Kanıma işledi ölüm; yürüdüm gittim.

    İnsanların zafer naraları arasında yürümek, sıradan evlerin yan yana sıralandığı basit bir sokakta yürümekten daha kötüdür. 80 İhtilalinden sonraki nesillerin beyninde hayat, kuşak çatışması. Yorgun ve tedirgin her şey. Ekolojik dengeyi bozmak üzere olan herkesi dengesizliğe çağırıyor küresel ısınmadan yorulan dünya. Bir çağrıyı bekliyoruz. Bir kurtuluş çağrısı, aşk çağrısı, yalnızlık çağrısı, gitme çağrısı, kalma çağrısı, ölüm çağrısı, doğum çağrısı. Benimse beklediğim çağrı yalnızca kelimelerin ağrısı. Kitap okumayanları kınayabiliyorum en fazla. Sözlü uyarıya katlanacak kadar kelime yok insanların dağarcında çünkü. Ölmeyi unuttuğumuzda her şeyi kısa kesip hayatı bir eğlence programına çeviriyoruz.

    Bu korkunç aşk ilişkilerinde, her iki kişiden biri yalnız. Yalnızlığa duyduğum saygıyla beraber, bütün yalnızları kınıyorum.

    CENGİZHAN KONUŞ
#05.02.2013 10:30 0 0 0