Kişisel ve Profesyonel Başarı - 2

Son güncelleme:
  • Kişisel ve Profesyonel Başarının Değişmez Kanunları - Kişisel ve Profesyonel Başarının Yasaları - - Kişisel Başarıİngiltere'deyken Change Your Mind And Keep The Change (Zihninizi değiştirin ve değişimi kalıcı kılın ) kitabını aldıktan sonra bol bol düşündüm. Hayatım istediğim gibi gitmiyordu ve değiştirmem gereken bir dizi şey vardı. Karar vermiştim bir şeyler yapacaktım. Ve bu konuda bana yardım edebilecek kimse yoktu. "Hayatımda bir şeyler değişecekse, onun başlangıç noktasında ben olacağım" diye düşündüm. Çünkü ben değişmezsem hiçbir şeyin değişeceği yoktu. Hayatımdaki her şeyden sadece ben sorumluydum.

    Büyük Keşif

    O anı halen hatırlarım. Paraşütle yapılan ilk atlamaya benzer. Hem ürkütücüydü hem de heyecan verici. Hayatımdaki her şey hakkında üzerime aldığım sorumluluk bana bu duyguları hissettiriyordu

    Sonradan öğrendim ki hayatınızın sorumluluğunu tamamen kendi üzerinize aldığınızda, çocukluktan yetişkinliğe doğru dev bir adım atmış oluyorsunuz. Ne üzücüdür ki çok az insan bunu yapıyor.

    Birçok insan yirmi, otuz yıl önce ebeveynlerinden birinin onlar için yapmadığı veya yaptığı şeylere hala kızgınlık duyabiliyor. Ya da yıllar önce ayrıldığı sevgilisinin yasını hala tutabiliyor. Bu tip insanlar geçmişin tuzağına düşmüşlerdir ve hazır oluncaya dek kendilerini oradan kurtaramazlar. Geçmişlerinin geleceklerini mahfetmelerine izin verirler.

    En Kötü Düşmanlarınız

    Başarının ve mutluluğun en büyük düşmanları negatif duygulardır. Negatif duygular sizi her şeyden geri bırakır ve tüm yaşam zevkinizi alıp götürürler. Negatif duygular, zamanın başlangıcından itibaren, insanlara ve toplumlara her türlü salgın hastalıktan daha fazla zarar vermişlerdir.

    En büyük hedeflerinizden birisi, eğer gerçekten başarılı ve mutlu olmak istiyorsanız, kendinizi negatif duygulardan arındırmak olmalıdır.

    Korku, kendini suçlama, kıskançlık, aşağılık duygusu ve her şeyden önemlisi kızgınlık gibi negatif duyguların temelinde dört ana etken vardır. Söz konusu etkenleri belirleyip ortadan kaldırdığınızda, taşıdığınız negatif duygular da otomatik olarak ortadan kalkacaktır. Negatif duygularınız ortadan kalktığında ise sevgi, huzur, neşe, heyecan gibi pozitif duygular onların yerine geçerler ve tüm hayatınız mükemmele doğru yol almaya başlar.

    Bu negatif duygulardan kurtulmak için birkaç öneri:
    Kendinizi haklı göstermekten vazgeçin.
    Yaptığınız hata sayılabilecek şeyler konusunda neden göstermeyin.
    Başkalarının görüşlerine göre hareket etmeyin.
    Başkalarını sorumlu tutmayın.

    Sorumluluk panzehirdir. Her türlü negatif duygunun panzehiri, içinde bulunduğunuz durumun tüm sorumluluğunun size ait olduğunu kabul etmektir. "Ben sorumluyum!" deyip, kızgınlık duymanız mümkün değildir. Bu sayede kendinizi de karşınızdakini de serbest bırakırsınız. Sorumluluğu kabul etme hareketi, her türlü negatif duygu üzerinde kısa devre etkisi ve bu duyguları bir anda ortadan kaldırır.

    "Ben sorumluyum" şeklindeki bu basit ancak etkili cümle birçok insanın negatif duygularından sıyrılmasında ve yaşamına çok daha sağlıklı bir şekilde devam etmesinde etkili olmuştur.

    Şu andan itibaren diğer insanları suçlamaktan vazgeçin. Mazeretler uydurmaktan veya davranışlarınızı haklı göstermekten vazgeçin. Bir hata yaptığınızda "hatalıydım" deyin ve bahane bulup kendinizi aklamak yerine durumu düzeltmekle meşgul olun. Başkalarını suçladığınızda veya mazeretler uydurduğunuzda, aslında gücünüzden güç kaybediyorsunuz demektir. İçinizi tamamen negatif duygular kaplar ve içsel bir kızgınlık duyarsınız. Artık bunu yapmaktan vazgeçin ve uyanın!

    Hani hep diyoruz ya.. Biraz daha, biraz daha.. Biraz daha olumlu düşünün, biraz daha sorumluluk alın, biraz daha negatiflerden uzak durun.. O biraz dahalar yaşamınızı biraz daha iyiye ve hatta mükemmele doğru şekillendirecektir.

    Şimdi bu kanunu yaşamınızda uygulamaya başlayabilirsiniz.

    Kişisel & Profesyonel Başarının değişmez 4. Kanun

    POTANSİYELİNİZİ AÇIĞA ÇIKARIN

    "Ortalama bir insanın sahip olduğu potansiyel, geçilmemiş dev bir okyanus, keşfedilmemiş yeni bir kıta, açığa çıkarılmayı ve olumlu gelişmelere doğru yönlendirilmeyi bekleyen fırsatlarla dolu bir dünya gibidir."

    Brian Tracy

    Değerli dostlar, bugüne kadar beni ve eğitim verdiğim binlerce insanı istediği yerlere getiren bir kanundan bahsetmek istiyorum.

    Başarının asıl anlamı hedeflerdir. Bunun dışında kalanlar ise tamamen bir yorumdan ibarettir. Etrafınıza bir göz atarsanız bütün başarılı insanlar, hedeflerine yoğun bir biçimde kilitlenmiş olan kişilerdir. Bu tip insanlar ne istediklerini net bir biçimde bilirler ve tanımlayabilirler. Her gün belirledikleri hedeflere ulaşabilmek için azimle çalışırlar.

    Birey için bir hedef belirleme becerisi, başarının temel taşı niteliğindedir. Hedefler, pozitif zihninizin kilitlerini kırıp onu serbest bıraktığı gibi, hedeflerinize ulaşabilmenize imkan tanıyacak şekilde bir takım fikirleri ve gerekli enerjiyi de açığa çıkarır. Eğer hedefleriniz olmazsa, hayatın akıntıları arasında sürüklenip gidersiniz. Hedeflerinizin olması halinde ise, amaca doğru yönelip ara duraklarda oyalanmadan yolunuza devam edersiniz.

    Başarının kurallarından bir tanesi de: "Nereden geldiğiniz hiç önemli değildir; asıl önemli olan nereye gidiyor olduğunuzdur." Nereye gidiyor olduğunuz da, sadece ve sadece kendi iradeniz ve düşünceleriniz tarafından belirlenir.

    Açık biçimde belirlenmiş ve ortaya konulmuş olan hedefler özgüveninizi artırır, yeterliğinizi geliştirir ve motivasyon seviyenizi yükseltir. Zafer Kurşun, bu konuyla ilgili "Hedefler, başarı ocağının en önemli yakıtıdır." der.

    Her daim hatırlamanız gereken bir diğer nokta ise kendi dünyanızı yarattığınızdır. İnsanlık tarihinin belki de en büyük keşfi, hayata dair her konuda bir çığır açma özelliğine sahip olan "zihin gücü"dür. Bu zihin ürünü dünyada, etrafınızda gördüğünüz her şey, gerçeğe dönüştürülmeden önce tek bir insanın zihninde bir düşünce veya fikir olarak başlamıştır. Hayatınızdaki her şey, gerçeğe dönüşmeden önce mutlaka ya sizin ya da bir başkasının kafasında bir düşünce, dilek, ümit veya rüya olarak filizlenmiştir. Düşünceleriniz yaratıcı güce sahiptirler. Sahip olduğunuz düşünceler, içinde yaşadığınız dünyayı ve başınıza gelen her şeyi şekillendirirler.

    Tüm dinlerin, tüm felsefelerin, metafiziğin, psikolojinin ve her türlü başarının özet cümlesi şudur: "Zamanın büyük bölümünde neyi düşünürseniz, başınıza gelecek olan da odur." Dış dünyanız, iç dünyanızın bir yansımasıdır ve aklınızdan geçenleri size yansıtır. Bu nedenle de düşündüklerinizin tümü gerçek hayatta sürekli karşınıza çıkar!

    Bu hayatın müthiş bir fırsatıdır. Tek yapmanız gereken zihninizdekileri düzene koyup asıl istediğiniz hedefin ne olduğuna karar vermek ve bu yolda hareket etmek. Sonrasında iç dünyanızın dış dünyanıza olan yansımalarını göreceksiniz.

    Belirli hedeflere sahip olmadan yaşamak, kalın bir sis tabakasının içinde arabayla ilerlemeye çalışmak gibidir. İçinde bulunduğunuz arabanın motoru ne kadar güçlü olursa olsun, sürüşünüz yavaş, çekingenlik dolu ve en pürüzsüz yollarda bile ağır ilerleyecek biçimde olacaktır. Spesifik hedefler üzerinde karar kılmanız ise, söz konusu sis tabakasının dağılmasını sağlayacak ve sahip olduğunuz enerjiler ile yetenekler üzerinde odaklanmanızı kolaylaştıracaktır. Açık hedefler, hayatınızın gaz pedalına güvenle basmanızı sağlayacak ve gerçekten istediklerinizin daha fazlasını hemen elde etmeniz için sizi süregelen bir yarışın içine itecektir.

    Şimdi gözünüzü kapatın ve gözünüzde canlandırın: Evinin yolunu bulabilme özelliğine sahip bir güvercini yuvasından alıp kafese koyuyorsunuz. Kafesin üzerini bir örtüyle kapatıyorsunuz, kafesi bir kutuya yerleştiriyorsunuz ve ardından o haldeki kafesi kapalı bir kamyonun kasasına yüklüyorsunuz. Bu haldeyken kamyonu herhangi bir yönde binlerce kilometre uzağa götürüyorsunuz. Belirli bir noktaya vardıktan sonra kamyonun kasasını açıyorsunuz, kutuyu çıkarıyorsunuz, örtüyü kaldırıyorsunuz ve güvercini salıyorsunuz. Böyle bir durumda, evinin yolunu bulabilme özelliğine sahip güvercin, önce havaya doğru yükselecek, kamyonun üzerinde üç tur atacak ve sonra da binlerce kilometre uzaklıktaki yuvasına doğru uçmaya başlayacaktır. Dünya üzerinde insandan başka hiçbir yaratıkta böylesine inanılmaz bir sibernetik hedef belirleme fonksiyonu bulunmamaktadır.

    Evinin yolunu bulabilme yeteneğine sahip olan güvercin ile aynı özelliğe siz de sahipsiniz! Ancak muhteşem bir ilave ile birlikte Hedefinizi açık ve net bir biçimde belirlediğinizde, onu ne şekilde elde edeceğinizi bilmenize dahi gerek yoktur. Ne istediğinizi tam olarak belirlediğinizde hedefinize doğru hiçbir yanılma olmadan hareket etmeye başlayacağınız gibi, hedefiniz de size doğru hareket etmeye başlayacaktır. Sonuçta en doğru yerde ve en doğru zamanda sizinle hedefiniz arasında bir buluşma meydana gelecektir.

    Doğru yerde, doğru zamanda, doğru hedeflere ulaşmanız dileğiyle

    Kaynaklar: Brain Tracy ( No excuses )

    Kişisel ve Profesyonel Başarı için 5. değişmez kanun

    Mükemmeliyetçilikten Ödün Vermeyin

    Ne olursa olsun, elinizden geldiğinin en iyisini yapmayı hayatınızın kanunu haline getirin. Her şeye kişiliğinizin mührünü vurun. Üstün kalite sizi durdurulmaz yapsın.

    Zafer Kurşun

    Değerli dostlar bu haftaki kanunumuz mükemmellik. Bu kanun neden bazı insanların averaj bir hayat sürerken aynı fiziksel ve zihinsel yapıya sahip diğer bazı insanların daha zengin, daha mutlu, daha sağlıklı yaşamalarındaki ana nedeni açıklayacağını düşünüyorum. Hatırlayın başarı bir mucize değildir. Üzgünüm ancak başarısızlıkta bir tesadüf değildir. İkisininde stratejisi vardır. İşte bu stratejileri öğrenerek başarıyı mucizevi ve seçkin insanlara hediye edilen birşey olmaktan alıp herhangi birinin yapabileceği bir bedel ödeme sürecine yerleştirelim.

    İyimser ve nihai başarı konusunda yüksek beklentileri olan insanlar, hırslı kişilerdir. Nekadar iyimser olursa, o kadar hırslı ve kararlı hale gelirler. Bu nedenle hırs, iyimserliğin en belirgin ifadesidir ve satış ya da başka bir alanda başarıya götüren en büyük niteliktir. Hedef belirlemede, cesarette ve sebatta o kadar önemlidir ki, tek başına bu nitelik bile her engeli aşmanıza yetebilir.

    Tutkukolik kişiler satışta şu özellikleri gösterirler: Onların rüyaları büyük olur. Onların hedefleri yüksek olur. Onlar kendilerini mesleklerinde en iyiyi başarabilecek yetenekte görürler. Onlar zirvede yer alan yüzde 20'nin satışların yüzde 80'ini gerçekleştirdiğini biliyorlar. Onlar zirvedeki bu gruba dahil olmakta kararlılar.

    Tutkukolik kişiler fırsatları ve imkanları konusunda iyimserdirler. Onlar ürün veya hizmetlerinin önemli bir kısmını satarak hedeflerine ulaşabileceklerine mutlak surette inanırlar. Üstelik bu konuda kesinlikle kararlıdırlar da. Sordukları tek soru: "Peki nasıl?" dır.

    Satış alanında atacağınız belki en önemli adım, kendinizi kişilik olarak mükemmel hale getirmek ve mesleğinizdeki en iyilerden biri haline gelmektir. Hemen şimdi satış ve gelir konusunda sektörünüzdeki en iyi yüzde 20 arasına girmeye karar verin. Sonra da ilk yüzde 10'a yönelin. Hatırlayın: Satış olmazsa hiçbirşey olmaz!

    17 Yaşındayken hayatımı değiştiren altın bir ilkeyi açıklayacağım. Yıllar süren uğraş ve didinmenin ardından ansızın farkına varmıştım: Bugün zirvedeki yüzde 10 içinde olan herkes dipteki yüzde 10'dan başlamıştır!

    Bugün işini iyi yapan herkes, bir zamanlar bunu hiç de iyi yapmıyordu. Çalıştığınız alanda zirveyi işgal edenlerin bir zamanlar o alanda esamesi bile okunmuyordu. Bugün büfedeki kuyruğun ön sırasında olan herkes, o kuyruğa arkadan girmiştir.

    Şimdi, soru şu: Bütün iyi ürünlerin sizi beklediği büfenin ön sıralarına nasıl geçeceksiniz? Cevap basit ve iki aşamadan oluşuyor. İlkin, sıraya girin! İkincisi de, sırada kalın!

    Ayağa kalkmaya ve sıraya girmeye tenezzül etmeden hayat büfesinin ön sırasına girmek isteyenlerin sayısı gerçekten hayret vericidir. Onlar halihazırda oraya varmış olup da yaşamın sunduklarının en iyisinden nasiplenenleri takdir eder veya kıskanırlar. Fakat anlamazlar ki, büfe de yaşamın kendisi gibidir, yani self-servis.

    İnsanlar genelde yaşamı normal restoranta benzetiyorlar. Restoranta girersin ve siparişini verirsin, yemeğin gelir, yemeğini yer ve ardından hesabı ödersin ve çıkarsın. Ancak yaşam öyle değildir. Yaşamın ve doğanın kanunları biraz ters çalışır. Yaşam Self Servis bir restorant gibidir. Önce yemeklerini seçersin, ardından ödemeni yaparsın yani bedelini ödersin sonrada bedelini ödediğin yemeğin tadını çıkarırsın.

    Sıraya girmek; sahanızda mükemmel olmaya karar ermek, ardından da ilerlemek için hangi beceriler gerekiyorsa onları öğrenmek ve uygulamak üzere bedel öedemeye başlamaktır.

    Sıraya bir defa girdikten sonra, hayat büfesinin ön sıralarına ulaşmanın yoluysa sırada kalmaktadır!

    Mesleğinizin en iyileri arasına girmeye karar verdiniz mi, yapacağınız şey, sıraya girmek ve orada kalmaktır. Bir ayağınız daima diğerinin önünde olsun. Her gün, her hafta, her ay yeni beceriler geliştirin, yeni bilgiler edinin. Satış maharetinizi geliştirmeyi sürdürün. Durmaksızın ilerleyin.

    İyi haber, hayat büfesi ve başarı yolunun asla kapanmadığıdır! O günün 24 saati açıktır ve daima hareket halindedir. Sıraya girip orada kalırsanız, ilerlemeye başlayıp ayrılmayı reddederseniz, kimse, ama kimse sizi durduramaz. Eninde sonunda mesleğinizin ön sıralarına geleceksiniz. Kendinizi mükemmelliğe adadıktan ve bu yoldan asla ödün vermedikten sonra, mutlaka en yetenekli ve en çok kazanan insanlar arasına gireceksiniz.

    İşte hayatınızın dönüm noktası: Bir karar verin! Başarı ve başarısızlık arasındaki fark, sizin, açık ve net bir şekilde en iyi olma kararını verme ve hedefinize ulaşana kadar bu kararınızda sebat ve ısrar etme yeteneğinizden ibarettir.

    Dünya daha iyi bir yaşam konusunda umut eden, dua eden insanlarla dolu; fakat onlar, asla başarıya götüren ya hep ya hiç türünden bir karar veremezler.

    Tıpkı sürekli düşündüğünüz şeyi sonunda başarmanız gibi, düzenli olarak kendinize tekrar tekrar söylediğiniz şeyi de başarırsınız. Kendi kendinize durmadan tekrar etmelisiniz, "Ben en iyisiyim! Ben en iyisiyim! Ben en iyisiyim!" diye, ta ki bu gerçekleşene kadar. Üstelik gerçekleşeceğine de hiç şüphe yok.

    Bu hafta size birde uygulamanız için bir Eylem Egzersizi veriyorum.

    Her gün yaptığınız ve satışınıza katkıda bulunan her şeyi içeren bir liste hazırlayın. Müşteri adayı bulmanın ilk adımından, kotarılmış( başarılmış) satış ve memnun olmuş müşteriye kadar satış sürecini ayrıntısıyla ortaya çıkarın. Ben kişisel gelişimciyim yada ben xx im benim satışla işim yok demeyin. Müşteriye hizmet ediyorsanız birşekilde satıştasınız demektir. Hep bana soruyorsunuz Metin Satışın kanunu ne diye? İşte satışın kanunu ve fark yaratan şey bu.

    Listeyi gözden geçirin ve her aşama için kendinize 1 ile 10 arasında bir not verin. Varsa yöneticinize yada patronunuza da kendinizi değerlendirtin.

    Sonra kendinize şu soruyu sorun: "Hangi beceriyi en çok geliştireyim ve sürekli olarak uygulayayım ki satışlarım daha çok artsın?"

    Sıranın önlerine geçme yolunda en önemli soru budur. Patronunuza sorun. Çalışma arkadaşlarınıza sorun. Ama cevabını mutlaka bulun. Sonra, hedef olarak önünüze bu becerinin geliştirilmesini koyun: Onu bir yere yazın, tarih koyun, plan yapın ve üstesinden gelene kadar her gün onu iyileştirme konusunda çalışın.

    Özellikle kişisel gelişim sektöründe karşılaşılan en hayret verici olgulardan birisi en çok kazananlarla averaj kazananlar arasındaki en büyük farkın her iki tarafında farkına varması ancak sadece en iyi kazananların satışa önem vermesi , hergün satışı düşünmesi ve satış becerilerini geliştirmesidir.

    Tutkolikler dünyasına girmek için eylem adımlarını şimdi uygulayınız.

    Kişisel & Profesyonel Başarının Değişmez 6 Kanunu! Korkulardan Kurtulun!

    Başarısızlık korkusundan kurtulun.

    Cesaret, korkunun olmadığı bir durum değil; korkuya direnç gösterme, üzerine gitme ve ona boyun eğdirmedir.

    Ahmet Nazif Zorlu

    Değerli dostlar bu hafta bizleri başarıdan uzaklaştıran bir konuya değinmek ve bu sürece bakış açınızı değiştirmek istiyorum.

    Şöyle ki, korku, belirsizlik ve şüphe daima başarı ve mutluluğun en büyük düşmanları olmuştur. Mükemmel satışçılar bu nedenle meslektaşlarının çoğunu geride bırakan korkularla yüzleşmeye çalışır. Başarınıza giden yolun önünde duran iki büyük korku, başarısızlık veya kaybetme korkusuyla, eleştirilme veya reddedilme korkusudur. Bunlar üstesinden gelinmesi gereken başlıca iki düşmandır.

    Aslında gerçek olan, canınızı yakan yada sizi geri tutan başarısızlığın veya reddedilmenin kendisi değildir. Sizi girişimde bulunmaktan alıkoyan bundan duyduğunuz korkudur. Hedeflerinize ulaşmak konusunda sizi yapmanız gerekenlerden alıkoyan, sizi felç eden başarısızlık veya reddedilme beklentisidir.

    Herkes bir şeyden, hatta birçok şeyden korkar. Tanıdığınız herkes şu yada bu şekilde başarısızlık veya reddedilmekten korkar. Kahramanlarla ödlekler arasındaki fark, ilkinin, cesaretini birkaç dakika daha muhafaza edebilmesidir. Ortalama kişilikler korkulara neden olan durumlardan kaçınır, uzak durur. Cesur kimselerse, korkuyla yüzleşmeye ve her halükarda kendilerini korkulacak olanı yapmaya zorlarlar.

    Aktör Cüneyt Arkın, bir zamanlar şöyle demişti: "Korktuğunuz şeyi yapmazsanız, o korku sizin hayatınızı kontrol etmeye başlar."

    Değerli dostlar, bu yazıdan alacağınız tek bir mesaj varsa oda "Büyük başarılara imza atmak istiyorsanız, hayatınız boyunca korktuğunuz şeyleri yapma alışkanlığını edinin."

    Sizi aşağı çeken en büyük engel başarısızlık korkusu tam karın bölgesinde hissedilir ve "yapamam!" sözcükleriyle ifade edilir.

    Bu duyguyu sürekli olarak: "Yapabilirim! Yapabilirim!" diyerek değiştirebilirsiniz. Başarısızlık korkusunu daha etkin bir şekilde tersine çevirmek içinse, inanana kadar: " Bunu yapabilirim! Bunu yapabilirim!" sözlerini tekrar etmelisiniz.

    "Bunu yapabilirim!" sözlerini her zaman tekrar ederseniz, korkularınız yatışıp özgüveniniz artar. " Kendimi seviyorum! Ben en iyisiyim! Bunu yapabilirim!" sözlerini tekrar ettiğinizde de, kendinizi sonunda durdurulmaz hissedene kadar özgüveninizi yükseltmiş olursunuz. Böylece içinizde yüksek performanslı bir profesyonelin zihinsel kalıplarını yaratırsınız.

    İşte her türden korkunun en zayıf noktası: Cesaret gelene kadar beklemektense, önce korktuğunuzu yapın, cesaret arkadan gelecektir. Aristo'nun da dediği üzere: "Arzuladığınız nitelik sizde varmış gibi davranın, böylece onu edinirsiniz."

    Bu hafta birde size uygulama egzersizi vereceğim. Hatırlayın bilmek ve uygulamamk bilmemektir. Anlamak ve eyleme geçmemek anlamamaktır. Gerçek anlam deneyimle gelir. Deneyim ne yaşadığınız değil, yaşadıklarınızla neler yaptığınızdır!

    EYLEM EGZERSİZİ

    Kendinizi mesleğinizde büyük başarılara imza atmaktan alıkoyan en büyük korkuyu teşhis edin. Aklınızın bir köşesinde mutlaka bir korku vardır.

    Şimdi bu korkunun sizde hiç olmadığını farz edin. Çalışmalarınızın hiçbir aşamasında korkudan eser olmadığını hayal edin. Yaptığınız her şeyi başarmanın garanti olduğunu düşünün. Hiçbir korkunuz olmasa nasıl davranırdınız?

    Cevabınız ne olursa olsun, bundan sonra başarısız olmanız imkansızmış gibi davranın ve bırakın her ne olacaksa olsun! Başarana kadar başarmış gibi yapın. Korkuların alanına girin ve onları başarı molekülleri ile paramparça yapana kadar da devam edin.
    Kişisel & Profesyonel Başarının değişmez 7. kanunu..

    SATIŞA TÜM YÜREĞİNİZİ KOYUN

    Yaşamda, kişiye onu gerçekleştirme gücü verilmemiş hiçbir istek yoktur.

    Anthony Robbins

    Değerli dostlar modellemeye önem verdiğimiz ve örnek alarak yaşamımızda farklar oluşturduğumuz bireysel mükemmelliğe ulaşmış insanların hemen hemen hepsinde var olan özellik Satış gücüdür.

    Bu yaz Ağustos ayında gerçekleştirmeyi planladığımız Satış Koçluğu programını hazırlarken zihnimde sürekli döndürdüğüm şey ''Her ne yapıyor olursanız olun eğer müşterinin olduğu bir süreç varsa mutlaka bir bağlamda satıştasınız demektir. Hatta müşteriniz olmasada satıştasınızdır.

    Bu ara LIVCON ailesine yeni insankaynağı almayla ilgili çalışmalarını yaparken Ayşegü ile kısa bir sohbet esnasında bana çöyle dedi; Metin bu kişi bizim için önemli ona kendimizi ve şirketimizi satmalıyız. Bende nasıl yani diye cevap verdim. Ayşegülde aslında o kişinin bizim şartlarımızda işi kabul etmesi bizim ona kendi inancımızı ve yapımızı satmak anlamına geldiğini aktardı. Gerçekten de haklıydı..

    Profesyonel Satışçıların en iyileri şirketlerine inanırlar. Onların ürün ve hizmetlerine inanırlar. Hepsinden önemlisi, kendilerine ve başarma kabiliyetlerine inanırlar. Bu kişilere birileri satış yapmış olmalı!!

    Bir ürünün veya hizmetin değerine olan inancınızın derecesi, diğer insanları onun faydasına ikna etme yeteneğinizi doğrudan etkiler. Satış olayına sık sık " karar verdirme ya da hevesin transferi" denir. Sattığınız şeyle ilgili ne kadar şevkli ve inançlı olursanız, hevesiniz o kadar bulaşıcı olur; müşterilerde bunu o denli çok hisseder ve ona göre karşılık verir.

    Biz insanlar olarak yaptığımız ve söylediğimiz her şeyde duygularımız devrededir. Satış başarısında "umursama" (buna "özen gösterme" de diyebiliriz) faktörünün bu kadar hayati olması da bu yüzden. ''Neyi nekadar bildiğin değil müşteriyi nekadar önemsediğin çok önemlidir'' sözünü duymuşsunuzdur.

    Bilinen bir şey daha var ki o da, işinizi ne kadar severseniz, ona o kadar özen göstereceğinizdir. Şirketinize, ürünlerinize ve hizmetinize ne kadar bağlı olursanız, müşterinizi kendiliğinden ve dürüstlükten taviz vermeden o kadar önemsersiniz. Şirketiniz ve müşterilerinizi ne denli önemserseniz, onların iyi bir karar vermeleriyle de o denli alakadar olursunuz.

    Farkı yaratan farklar sadece satış yapmak değil satış'ın bu boyuttaki inceliklerine derin boyutta hakim olmaktan geçiyor. Başarılı insanların keşfettiği en önemli şeylerden bir tanesi bu dışarıdan gözükmeyen ( kopyalanamayan - sadece derin modelleme çalışması ile ortaya çıkabilecek ) derin anlayışlardır. Dışarıdan bakarsın başarılı insanlara fakat hiçbir fark göremezsin kendinden ancak o başarının ardında soyut bir takım mükemmellikler yatar. Aynı biraz önce bahsettiğim inanç gibi. Başarılı insanlar her ne iş yaparlarsa yapsınlar kendilerini Satış sanatçısı olarak görürler.

    Sürekli düşündüğünüz şeyi sonunda başaracağınız için: " İşimi seviyorum! İşimi seviyorum! İşimi seviyorum! " sözlerini de muhtemelen tekrar etmelisiniz. Bu sözleri kendinize ne kadar çok tekrar edersiniz, bir sanatçı olarak kendinizi o kadar çok sever ve satış etkinliklerinden o kadar çok hoşlanırsınız. İşinizi ne kadar denlseversiniz, onu o kadar iyi yapar ve müşterilerinize o kadar bağlı olursunuz. Satışlar giderek kolaylaşır ve her gün sizi daha çok ödüllendirir.

    Benim en gözde olumlamam ki bunu hala kullanırım: " Kendimi seviyorum, işime bayılıyor ve tutku ile yapıyorum!" sözleridir. Bu sözleri her sabah uyandığımda, boş kaldığımda, kendimi kötü hissettiğimde söylüyorum. Onları ne kadar tekrar edersem, kendimi o kadar iyi hissediyorum; kendim ve yaptıklarıma dair güvenim o denli çok artıyor. Zirvedeki satışçıların hepsi kendilerini sever ve işlerinden hoşlanırlar. Üstelik müşteride bunu bizzat hisseder. Sonuçta müşteriler onların kendilerini ikna etmelerinden mutluluk duyarlar ve arkadaşlarına da onları tavsiye ederler.

    Hadi bakalım biraz da deneyim.. Hatırlayın deneyimi yaratan, ne öğrendiğiniz değil, öğrendiklerinizle neler yaptığınızdır.

    Tutkulu olmak istiyorsanız tutkulu davranın! Ürün hizmetlerinizin tüm dünyanın en kaliteli ve en uygun fiyatlı ürün ve hizmetleri olduğunu hayal edin. Gün boyu muhatap olduğunuz her müşteri karşısında nasıl bir tutum takınırdınız?

    Satış işine tüm yüreğinizi koyun. Kameraya çekildiğinizi ve ülke çapında işbaşındaki en parlak satış sanatçısı olarak televizyonda gösterileceğinizi hayal edin. Her müşteri ya da müşteri adayını nasıl ele alırdınız? Cevabınız ne olursa olsun, her günün her saatinde bunu uygulayın. Farkları keşfedin. Potansiyelinizin nekadar arttığını ve kendi mükemmelliğnizin basamaklarını tırmandığınızı hissedeceksiniz.

    Yazar/Kaynak: Metin Çınaroğlu

    alıntı

    https://www.main-board.com/kisisel-gelisim/706276-kisisel-ve-profesyonel-basari-1-a.html#post4988094
0 0 0