Çocuğuna din eğitimi vermek için ne yapmalı

Son güncelleme: 27.03.2013 11:58
  • Eğitimde başarının birçok etkene bağlı olduğu bilinen hususlardandır. İlgi,
    bilgi, sevgi, bireysel farklılıklar, bütünlük gibi hususlar bu etkenlerden
    birkaçıdır. Bunların yanında genellikle gözden kaçan, ama eğitim sürecinde
    son derece önemli olan bir husus da zamanlamadır. İhmal edilerek zamanında
    verilmeyen eğitimin ilerleyen yaşlarda verilmek istenmesi birtakım sorunlara
    neden olur.

    “Kişiye gerekli olan din eğitimi de zamanında verilmemişse mutlaka o
    kimsenin dini davranışlarında birtakım bozukluklar ortaya çıkacaktır.” diyen
    Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim
    Üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Dodurgalı, din eğitiminin hassas bir konu
    olduğuna dolayısıyla da din eğitimi verilmesinde zamanlamaya özen
    gösterilmesine dikkat çekiyor.

    Çocuğa din eğitimin verildiği ilk yer şüphesiz ailedir. Kendini dini yönden
    iyi yetiştiren aynı zamanda çocuklarına da dini bilgileri aktarma
    yöntemlerini bilen ebeveyn, çocuk için en güzel öğretmendir. Prof. Dr.
    Dodurgalı, özellikle ergenlik çağının çocuğun din eğitiminde önemli bir yeri
    olduğunu ifade ederek, “Ergenlik çağı hem din, hem ahlak eğitiminde, hem de
    çocuğun sosyalleşmesinde önemli bir süreçtir. Çünkü ergenlik çağı çocuğun
    sorgulama çağıdır. O güne kadar kendine kazandırılan davranış kalıplarını,
    iyilik–kötülük, doğruluk duygusunu, ahlaki erdemleri, dini bilgileri o
    zamana kadar ve gelecek zamanda etkili olacak değerler dünyasını muhakkak
    sorgular.” diyor.

    Baskı yapmayın

    Çocuğa din eğitimi verilirken çocuğun istemediği yöntemlerle din eğitimi
    verilmesinden de kaçınılmasını isteyen Prof. Dr. Dodurgalı, çocuğun
    sorgulama döneminde “Ben bu bilgileri annemin, babamın zorlaması ve baskısı
    ile öğrenip uygulamıştım.” dememesi gerektiğine vurgu yapıyor. “Çocuk eğer
    böyle derse korkulur ki o güne kadar elde ettiği davranış kalıplarını
    bırakacaktır. Kendi kişiliğini ve ekonomik bağımsızlığını elde ettikten
    sonra da kendisine zorla kabul ettirildiğini düşündüğü hususları elinin
    tersiyle itecektir.” diyen Prof. Dr. Dodurgalı, bunun için verilen din
    eğitiminin bu sorgulama sürecinde ayakta kalacak şekilde verilmesi
    gerektiğini söylüyor.

    Zamanında din eğitimi alamayan kimselere ergenlik çağına ulaştıklarında din
    eğitimi verilmesi de güçleşiyor. Bu kimselere din eğitimi verilebilmesi için
    ilk olarak bunların böyle bir eğitime ihtiyaç duymalarını beklemek veya
    gözlemek gerekiyor. Eğer bu ihtiyaç kendilerinde beliriyor ve bir araştırma
    içine giriyorlarsa ilk olarak o kimseye yaptığı işlerle metafizik bir tavır
    kazandırılmaya çalışılmalıdır.

    “Böyle bir kimseye yaptığı her işte bir Allah rızası yönünün olduğunu
    göstermek ve bunu ona hissettirmek gerekir.” diyen Prof. Dr. Dodurgalı,
    bunların dini içerikli faaliyetler, ibadetler olmasının gerekmeyeceğine de
    dikkat çekerek şöyle konuşuyor: “Mesela bir kimse insanları, anesini,
    babasını, akrabalarını sever. Ona, bu sevginin içinde Allah rızası olduğunun
    hatırlatılması, yoldan geçen bir insana selam verip ‘Günaydın’ derken bu
    davranışta da Allah rızasının bulunduğunu akıldan çıkartmaması tavsiyesi bu
    şartlar altında verilen eğitimin başlangıcı olmalı. Yani insanın yaptığı her
    güzel işte Yüce Allah’ın rızasının bulunduğunu o kimseye hissettirmek lazım.
    Günlük hayatta, otururken, kalkarken, yemekten önce ve sonra ellerin
    yıkanmasından dişlerin fırçalanmasına hatta insanlara gülümsemesine, onların
    gönlünü almasına kadar yapılan her işin Peygamberimizin sünnetinden olduğu
    anlatılmalı. Bunları yaptığında da ‘Sen Allah Rasülü’nün çok önemli bir
    sünnetini yerine getiriyorsun. Bunları yaparken de büyük sevap
    kazanıyorsun.’ diyerek onu dini düşünceye ve metafizik tavırlar kazanmaya
    özendirmek gerekir.”

    Düzenli bir insanın günlük yaşantılarının çoğunda İslami yönlerin
    bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Dodurgalı, bunların o kimseye
    hissettirilerek, ona dini heyecanlar yaşatılması gerektiğine vurgu yapıyor.
    Dini faaliyetler içerisinde bulunan kimsenin takdir ve teşvik edilerek
    yapmış olduğu güzel işten dolayı sevilmesi, takdir edilmesi, başarılarından
    gurur duyulması ve bütün bunların da ona hissettirilmesinin iyi sonuç
    vereceğini belirtiyor. Ayrıca Prof. Dr. Dodurgalı, imkanlar ölçüsünde manevi
    ödüller yanında onun bazı maddi ihtiyacını giderecek ödüllerle
    ödüllendirilmesine de dikkat çekiyor. Dinin özünde telkinat bulunduğu için
    bu kimselere zaman zaman da dini telkinatta da bulunulması gerektiğini ifade
    eden Prof. Dr. Dodurgalı, ancak dini telkinatta bulunan kimsenin samimi ve
    içten olmasının şart olduğunu söylüyor. Dini telkinde zamanının
    gözetilmesini istiyor. “Her akla geldiği zaman telkinde bulunmak ters tepki
    yapabilir. Bir kısım insanlar çok öğüt verilmesinden de hoşlanmazlar. Onun
    için zaman ve zeminin iyi kollanması lazım.” diyen Prof. Dr. Dodurgalı,
    uygun zaman ve zeminde, makam ve bilgi bakımından saygın bir kimsenin
    telkininin çok faydalı olacağına vurgu yapıyor. Bundan başka model sunmanın,
    diğer bir deyişle yaşayarak eğitmenin de iyi bir yöntem olduğunu açıklayan
    Prof. Dr. Dodurgalı, çocuklara ailelerin iyi örnek olmalarını, eğitimde
    zamanlamanın ihmal edilmemesini, sorgulama çağı olması nedeniyle çocuğun çok
    etkilendiği ergenlik çağında da mutlaka ona rehberlik ve danışmanlık
    hizmetinin verilmesi gerektiğini söylüyor. Din eğitiminde özel eğitim
    yöntemleri olarak düşündüğü teşvik, telkin, model sunma,
    rehberlik–danışmanlık yapma faaliyetlerinin ortak noktasının sevgi olduğuna
    özellikle dikkat çekiyor.


    Ebeveynin

    amacı güzeldir

    Ergenlik çağına gelmiş; ama o güne kadar çocuklarıyla dinen ilgilenmemiş
    ebeveynler bu çağda çocuklarının iyi, ahlaklı bir insan olmasını ister.


    Anne–babaların

    yanlış davranışları

    Ergenlik çağındaki genç, yoğun bir değişim sancısı içindedir. Ebeveyn ona
    birtakım emirler verir. “Yap, et” türünden nasihatlerle onu yönlendirmeye
    çalışır.


    Gençler nasihatlara

    tepki gösterir

    Anne–babanın öncelikle sitem, eleştiri dolu sözleri ve ardından nasihatleri
    gençlerde tepkiye yol açar. Aile içinde çatışma yaşanır.



    Din eğitimi 0-9 yaş arasında yoğunlukla yaşanılarak verilmelidir.

    0-9 yaş döneminde bir şey yapmadıysanız önce kendinize çekidüzen verin.

#27.03.2013 02:49 0 0 0
  • Özellikleri dış mihrakların oyunları olan çevre etkenlerden korumak şart.
#27.03.2013 11:58 0 0 0