Kardeşlik Mesuliyet -1

Son güncelleme: 27.03.2013 16:01
  • islamda selamlaşma - hasan kamil yazıları - islami bilgiler
    Kardeşlik insanlar arasındaki her türlü farklılık ile sosyal ve ekonomik üstünlüğü bir tarafa bırakmayı sağlayan ve yürek bütünlüğü içerisinde Allah’a yönelmeyi gerçekleştiren bir duygudur. Kardeşlik mesûliyet, fedâkarlık ve farkındalık bilinci isteyen bir birlikteliktir.

    Bu yüzden İslâm dîni, toplum içinde yaşayan ferdlerin birbirlerinin farkında olmalarını; üzüntü ve sıkıntıları ile sevinç ve mutluluklarını paylaşmalarını emretmektedir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.)’in kardeşlik hukuk ve ahlâkını anlattığı şu hadîs-i şerîf, bu konuda yapılması gerekenleri özetler: “Müslümanın, müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selâmına mukâbele etmek; yâni selâmlaşmak, hastayken ziyâret etmek, cenâzesinin teşyîine katılmak, dâvetine icâbet etmek ve aksırdığında «yerhamükellah/Allah sana merhamet etsin!» demek.”[1]

    1- Selâmlaşmak; kardeşinin selâmına mukâbele etmek

    Selâm içtimâî huzur, mutluluk ve barışın gerçekleşmesi için kalbî duâ, fiil ve söylemdir. Toplum hayatında kardeşlerin birbirleriyle selâmlaşmaları barış ve güvenin sembolüdür. Selâm genelde kâinatta varlıkların fıtrat, tabîat ve şerîat kanunlarına göre birbirleriyle olan kavlî, fiilî ve kalbî iletişimlerinin genel adı olarak değerlendirilebilir.

    Kardeşler arası selâmlaşmayı hayatın bir parçası gören İslâm dîni, selâmın yaşaması için ona mukâbeleyi ondan daha önemli bir mânevî sorumluluk olarak görmektedir. Nitekim bir âyet-i kerîmede: “Bir selâm ile selâmlandığınız zaman siz de ondan daha güzeli ile mukâbele edin veya verilen selâmı aynen iâde edin”[2] buyrulmuştur.

    Selâmlaşma, kardeşlerin dünyada birbirlerine duâsı, âhirette ise dâru’s-selâma çağrısıdır. Selâm, hayatı paylaşmaktır. Selâm ile insan hemcinslerinin farkına vararak hayatın zorluk ve kolaylığını, sevinç ve üzüntüsünü fiilî ve kalbî olarak paylaşmış olur. Selâm en hayırlı amellerden biri kabul edilir. Nitekim bir sahâbi Allah Rasûlü’ne: “İslâm’ın en güzel ve hayırlı davranışı hangisidir?” diye sorduğunda o: “İnsanlara yemek yedirmek (it’âm-ı taâm), tanıdığın, tanımadığın herkese selâm vermektir (ifşâü’s-selâm)”[3] diye cevâb vermiştir.

    İnsanın mümin kardeşini evinde, iş yerinde ziyareti, bir tür selâmı yayma çabasıdır. Selâm, insanın kardeşine kalbî duâsının yanı sıra fiilî destek ve hizmetidir. Selâmı sâdece kavlî lafızlardan ibâret saymak, ondaki hizmet boyutunu görmemek demektir. Selâm hem hayâtı, hem sevinç ve sıkıntıları paylaşmaktır. İnsan selâmlaşma sayesinde toplumdaki diğer insanların farkına varır; onların derd ve sıkıntılarını fiilî ve kalbî olarak paylaşmış olur. Selâmın lafzî boyutu kadar fiilî boyutu da önemlidir. Hz. Peygamber’in selâmı, hadîsin farklı rivâyetlerinde hasta ziyâreti, cenâze teşyîi, zayıfa yardım ve mazlûma destek[4] gibi fiilî hizmetlerle beraber zikretmesi, selâmın hizmet ve destek boyutuna işârettir.


    Prof. Dr. Hasan Kâmil YILMAZ
#27.03.2013 16:01 0 0 0