4 Nisan 1997 tarihinde, fani hayattan ebedi âleme arkasında gözü yaşlı milyonlar bırakarak göçen Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i dualarla anıyoruz.
İçimizi dolduran hudutsuz hayranlık ve minnet sıcaklığı ile merhum liderimizin manevi huzurundayız, bir kez daha eşsiz hatıralarıyla dolup taşmaktayız.
Vefatının üzerinden 16 sene geçmesine rağmen kendisine karşı beslediğimiz sevgi hiç azalmamış, sahip olduğumuz bağılılık ve sadakat hiç eksilmemiştir.
Bilinmelidir ki, Türkeş Bey 80 yıllık hayatının hemen hemen tamamını ülkülerine vakfetmiş bir şuur, gönül ve dava insanıdır.
Attığı her adımı millet yararına, söylediği her sözü vatan lehinedir.
O, yalnızca son yurdumuzla sınırlı kalmayan, Türk’ün yaşadığı her yere umut güneşi gibi doğan milli bir heyecan, milliyetçi bir kılavuz ve Türk-İslam medeniyetinin yılmaz bir savunucusudur.
Merhum Türkeş Bey, tek kenarlı bir zamanın dar hücrelerine sıkışmayacak kadar geniş ufuklu, engin bakışlı ve çok yönlü siyaset ve devlet adamıdır.
İdealleriyle yoğurduğu, inançlarıyla güçlendirdiği akli ve kalbi vasıflarını Türklüğe hizmet aşkıyla tutuşturmuş, milletin geleceğiyle buluşturmuş ve İslam’ın mübarek amaçlarıyla üst üste çakıştırmıştır.
Soluk alıp verdiği her anda, geçmişin derinliğini merkezine alarak, halin üstünden geleceğe uzanan milli ve manevi geçiş noktaları inşa etmiş, böylelikle dün-bugün ve yarın dengesini çok iyi şekilde kurmuştur.
O, bir siyasal hareketin mimarı olmasının yanı sıra, hayat çizgisi içinde yüksek ahlâkın, sağlam karakterin, sarsılmaz inancın ve ufuk ötesini gören milli bir öngörünün de temsilcisidir.
Yürekten inandığı ve gönülden bağlandığı Türklük sevgisi uğruna, her türlü meşakkati göze alabilmiş, çelikten iradesi ile örnek bir inanç timsali olduğunu her daim göstermiştir.
Soğukkanlı ve sağduyulu analiz kabiliyeti, Türk milletinin değerleri ve çıkarları konusundaki derin hassasiyeti, dostları ve hasımları tarafından hep kabul görmüş ve eninde sonunda da hakkı teslim edilmiştir.
O’nun tavizsiz, milli, donanımlı, sağlam ve tutarlı siyaseti, Türkiye’nin geleceği ve Türk milletinin kardeşliği için hep ümit kaynağı olmuştur.
Allah’a olan inancın, devlete olan bağlılığın, millete olan sadakatin birbiriyle çatışmadan, uyum içinde nasıl bir arada bulunacağını kendi yaşantısı ve koyduğu ilkeleri ile herkese göstermiştir.
Hayatında asla yılgınlığa prim vermemiş, fırtınalı geçen hayatı süresince, nefesi yetmeyenlerin düştüğü yerde ve zamanda, o kalkıp dimdik ve tek başına yürüyebilecek cesaret örneği haline gelmiştir.
Bir kişiden başlayarak, günden güne büyüyen ülkü davasının nasıl gönüllere ve milli vicdanlara mal olacağını coşkuyla kanıtlamış, büyük ve dengesiz adımlar yerine; ufak ve sabırlı adımlarla uzun yolları kat etmenin tılsımını ispatlamıştır.
“Hepiniz birer Türk Bayrağı’sınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin ve yere düşürmeyin.”