Hesap günü

Son güncelleme: 16.05.2013 12:24
  • Onlara halk diyorlar. Koyundan sayılıyorlar. Anadolu'ya özgü, yerli yanları da var. Şair Nazım Hikmet'in mısralarında "Topraktan öğrenen, kitapsız bilendir" diye geçiyorlar.
    Topraktan öğreniyor.
    Kitapsız biliyor.
    Reyhanlı'da 51 ölü veriyorlar.
    Ölüm acısıyla uyanıyorlar.
    Hem Reyhanlı'da sokaklarda hem İstanbul'da stadyumlarda "iktidar hesap ver" diye bağırmaya başladılar. Ellerinde Türk bayrakları yürüyorlar.
    Hesap, seçimde kesilecek.
    Hep birlikte göreceğiz.
    Hesap verecekler de farkındalar; iki gündür "çekip gideriz" demeye başladılar. Bu noktadan sonra "çekip giderek sıyrılıp kurtulmak" olamaz.
    Hesap vermek olur.
    Hesap günü geliyor.

    * * *

    Reyhanlı'ya halka "Anneleriniz, babalarınız, eşleriniz, çocuklarınız bombayla paramparça oldu, kavruldu. Size ölüm acısını yaşattım, özür dilerim" demeye gidemiyorlar.
    ABD'ye Obama'ya gidiyorlar.
    Obama'ya ne diyecekler?
    Esad, 1 haftada düşecekti.
    Biz böyle düşündük.
    Bunun için kükredik.
    Amerika'dan daha Amerikancı olduk. Suriye'de "Esad Rejimine isyan etmişlere kol kanat gerdik, silah verdik" komşumuzun isyan ateşine benzin döktük. İsyancılar Esad'ı devirecekler. Onun yerine geçeceklerdi. Biz de Türkiye'deki halka "Bak gördünüz mü Cumhuriyeti kuranların 'yurtta sulh cihanda sulh' dış politikasının ne kadar kof olduğu ortaya çıktı. Türkiye'nin Ortadoğu'da tarih değiştiren bir güç olduğunu bizim iktidarımız gösterdi" diye övünecektik.
    Övünemedik.
    Mustafa Kemal yine haklı çıktı.
    Biz, yine yanıldık mı diyecekler.

    * * *

    Bunu diyecek yürekleri yok.
    Olsa seçimi beklemezler.
    Katillerin 3'ü Suriyeli imiş.
    Bombalar!
    Lazkiye'den yüklenmiş.
    9 terörist ise "Acilciler" miş
    El Muhaberat'tan para almış
    1 ton C-3 patlayıcı sokmuş
    Mış Mış Mış
    Basına sansür koydu.
    Kendisi konuşuyor.
    Bunların hepsi doğru olsa bile ne yazar. Bedenleri bombayla parçalanmış halkın sağ kalanı, "ülkemi sen bu işe niçin bulaştırdın, komşudaki ateşe benzin püskürttün " diye sormayacak mı?
    Amerika'dan çok Amerikancı niçin oldun?
    Komşuyla sıfır sorun dedin!
    Alay konusu oldun.
    Türkiye'yi mezhep kavgasının merkezi haline soktun. Türkiye'nin bölgesel düşman sayısını ziyadesiyle arttırdın.

    * * *

    Türkiye Pakistan'a döndü.
    Afganistan'a benzedi.
    Kökten dinci yuvası oldu.
    Sınırlar kevgire döndü.
    Türkiye ihracat kalemleri içine teröristleri kattı (Kandil'e PKK'lı terörist gönderiyor), ithalat kalemleri içine de Suriyeli ( El Kaide bağlantılı mezhep kışkırtıcıları) isyancıları ve cami
    bombalayanları ekledi.
    Hesap günü geliyor.
    Reyhanlı'da 51 ölü var.
    Paramparça oldu bedenler.

    AKP'li müdürden Havalimanı için sağduyu çağrısı!

    THY'de 7 yıla yakın yönetim kurulu başkanı olarak görev yapan AKP'ye yakın profesyonel yöneticilerden Candan Karlıtekin de İstanbul'a 3. Havalimanı'nın gereksiz olduğunu söylüyor. Candan Karlıtekin, "İstanbul'da Atatürk Hava limanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı
    varken yeni bir havalimanı daha yapmanın kaynak israfı olacağını" savunarak; "İnşallah aklıselim (sağduyu) galip gelir ve proje iptal olur" diye çağırı yapıyor.
    Karlıtekin, Atatürk ve Sabiha Gökçen havalimanlarına yapılacak paralel pistlerle yıllık 75 milyon yolcu kapasitesine ulaşılabileceğini ve bunun da ihtiyacı karşılayacağını söylüyor

    Necati DOĞRU
#16.05.2013 07:31 0 0 0
  • Suriye'yi en iyi tanıyan yazardan gazetevatan.com'a özel açıklamalar...
    Cengizhan Çelik/ gazetevatan.comTürkiye'nin en uzun sınırını paylaştığı, ortak tarihimizin olduğu Suriye'deki gelişmeler yalnızca bizim değil, sınırın iki yakasındaki gelecek nesillerin de kaderini çizecek.

    Ceyda Karan'ın ardından sınırın öte tarafını çok iyi bilen, o toprakları, bölge insanını ve idari yapıyı, hatta eleştirilen rejimi çok yakın takip eden araştırmacı gazeteci yazar Hüsnü Mahalli ile Suriye'yi konuştuk.

    Arap Baharı Suriye'nin bugünün şekillenmesinde ne derece etkili?
    "Arap Baharı" şeklinde nitelendirilen süreç tamamıyla bölgesel bir projeden ibaret Suriye'de toplumsal eleştirinin bir anda silahlı mücadeleye dönüşmesi, Dera'da ortaya çıkan tüneller ve bu tünellerdeki silahlar hep gösterdi ki hepsi planlı programlı bir sürecin hamleleri.
    12-13 yaşındaki çocukların duvar yazıları yazarak başlayan bir isyan ateşi söz konusu değil. Bu I. Dünya Savaşı'nda Avusturya Macaristan veliaht prensinin öldürülmesi gibi sembolik vakalardı. Aslında bir isyan ateşi yakılıp rejimin el değiştirmesini istiyorlardı. Bunu isteyenler Batı yanlısı politika izleyen ve Arap Baharı projesinin destekleyicileri.



    Peki, neden Dera?
    Olayların Dera'da başlaması tesadüfi değil.. O bölge coğrafi açıdan Golan tepelerine yani İsrail'e yakın. Orada Durziler de var peygamber torunları Seyitler de Ancak trajikomik olan şu ki Faruk El Şara dâhil olmak üzere birçok üst düzey bürokrat, siyasetçi, asker de Deralı

    Türkiye neden bu süreçte taraf olma ihtiyacını hissetti?

    Türkiye iktidarı Müslüman Kardeşlerle paylaşması fikriyle Esad'a gittiği iddia ediliyor. Hatta direk bunu Esad dile getiriyor. Yani demokrasiyi kurgula, reformlar yap demekten ziyade bir dayatma söz konusu.



    Ancak Esad bu noktada Hem Davutoğlu'na hem de MİT Müsteşarı Hakan Fidan'a bu hemen yapılacak bir iş değil diyor. Hatta şunu dile getiriyor; "Türkiye demokrasisini 90 yılda anca oturtabildi. Benden 5 yılda demokrasi getirmemi istiyorsunuz." Esad sınırları açtığında, ortak bakanlar kurulunu topladığında ve reformlara başladığında isyanlar olmasaydı Türkiye gibi olabilirdik diye dert yandığı iddia ediliyor

    Türkiye neden bu kadar acele etti?

    İşte film aslında bu sorunun cevabında kopuyor. Türkiye büyük bir yanılgı içerisinde
    1- Türkiye bölgesel bir projenin uygulayıcısı konumunda ve bu projenin işlemesi için tüm şartları zorluyor. Libya'da Tunus'ta Mısır'da başarıya kısmen de ulaştı ama Suriye karşı çıkınca elindeki tüm kozları sunmaya karar verdi.
    2- Batının oyununa geldi. Batı merkezli bir düşünce içerisinde hemen kısa yoldan sonuca gitmeyi düşündü.
    3- Suudi ve Katarlı şeyhler Türkiye'yi yine kandırıyor. Tarihte olduğu gibi bugün de yine Türkiye üzerinden oyun oynuyorlar. Suriye bataklığına çekip Türkiye'nin zor durumda kalması için finansal olarak desteklerini esirgemiyorlar

    Türkiye Müslüman Kardeşlerin şekillendirdiği bir Ortadoğu'yu neden istiyor? Liderlik için mi?
    Şartlar Türkiye'nin istediği gibi gitse dahi Türkiye'nin bölgesel bir lider olma ihtimali yok.

    Düşünün tüm bölgelerde Müslüman Kardeşler iktidara gelse bile Mısır bu sefer sahne alır. Müslüman Kardeşlerin kurulduğu topraklar olarak kendi sözünün Ortadoğu coğrafyasında hüküm sürmesini ister.

    Suriyeli muhalifleri Türkiye'nin örgütlediği iddiaları söz konusu? Suriyeli muhalifler bölge için iyi bir müttefik mi?
    Suriyeli muhalifler denilen yapı bölgede güvenilmesi en son oluşum. Türkiye bu insanlara inanarak bir dış politika yürütüyor ve bu yanılgının bedellerini de ödüyor. Düşünün "Esad 2 aya gider, Esad yazı görmez, Esad Mayıs'ta bırakıyor" diye diye Türkiye'yi de kandırdılar. Suriyeli muhaliflerin verdiği bilgiler yalan. Kandırılıyor Türkiye

    Texas senatörü Charlie Wilson'ın SSCB'yi zayıflatmak adına Afgan mücahitlere silah yardımı yapması ve bunu Amerikan dış politikasına dönüştürmesi filmlere bile konu olmuştu. Buradan da bir El Kaide türemişti. Şimdi Suriye'ye gelelim
    Suriye'deki muhaliflere silah yardımı yapılması ne derece doğru?

    Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür derler Hatta bu konuyla ilgili en güzel sözü Milli şairimiz Mehmet Akif dile getirmiş;

    "Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
    Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
    'Tarih'i 'tekerrür' diye tarif ediyorlar;
    Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?"

    1950'lerde başlayan Amerikan yakınlaşması Türkiye'nin yarım asırlık tarihini oluşturdu. 1950'ye kadar 1 tane ABD üssü olmayan Anadolu toprağında 60 sonrasında 160'tan fazla ofis, üs, dinleme tesisi ortaya çıktı. O dönemde Suriye sınırına 1 milyon mayını Adnan Menderes dizdi.
    ABD'nin Ortadoğu konusundaki dış poltikası Türkiye'nin hem iç hem de dış politikasının temelini oluşturuyor. Hatta dönemin ABD' başkan yardımcısı Nelson Rockefeller bu tespiti "Türkiye oltadaki balık" şeklinde özetleyebiliyor.

    Suriye'yi ne bekliyor?

    Esad gitmeyecek. Esad'ın gitmesiyle ilgili politika üretenlerin bunu bilmesi gerekiyor. Ama olur da giderse hem bölgede hem de tüm ortadoğuya yayılacak bir iç savaşa herkesin hazırlıklı olması gerek.

    Reyhanlı saldırısından bir iki gün önce inanılmaz bir Suriye diplomasisi vardı. Bir hafta içerisinde Obama, David Cameron, Putin, François Hollande görüşmeleri yapıldı.

    Rusya ve Amerika'nın hem fikir olmasıyla 30 Mayıs'ta Suriye konferansı düzenlenecek. Bu konferans Suriye meselesini çözecek bir konferans olacak. Kısacası 30 Mayıs Suriye meselesi için bir milat olacak.
#16.05.2013 11:20 0 0 0
  • teşekkürler birsu..
#16.05.2013 12:24 0 0 0