Hep aynı sessizlikle geliyor gece
Hep aynı yalan dolan masalları dinliyorum yine
Hep aynı yüzler hep aynı sesler peşimde
Anlatamıyorum inandıramıyorum kendime
Sen benim yarım kalan cümlelerimsin
Hiç söyleyemediğim söylemediğim o sözlerim
Sen benim hiç ısınmayan ellerimsin
Hiç unutamayan unutmayan o kalbim
Sen benim eksik kalan yerimsin
Kapattığım pencereler güneşlere çektiğim o perdelerim
Sen benim hiç sevmediğim sessizliğimsin
Kaybettiğim yolum korktuğum karanlık hiç tutamadığım o yeminlerim
Sen benim terk ettiğim şehirlerimsin
Düştüğüm çukur uzanan ellerim hiç tutunamadığım gidenlerim
Sen benim kovulduğum cennetimsin!
Eğdiğim yüzüm sövdüğüm aydınlığa hiç açamadığım gözlerim.
Sen benim terk ettiğim şehirlerimsin
Düştüğüm çukur uzanan ellerim hiç tutunamadığım gidenlerim
Sen benim kovulduğum cennetimsin!
Eğdiğim yüzüm sövdüğüm aydınlığa hiç açamadığım gözlerim.
Yorumsuz güzellikte bir sunum olmuş...Şimdi diyceksinizki;madem yorumsuz güzellikte diyorsunuz,o zaman neden yorum yazıyorsunuz!
Anlatayım;Sözler ne kadar yaralıyorsa insanı e-kartlarda o kadar kanatıyor yaraları.E-kartlar ne kadar kanatıyorsa yaraları müzik o kadar acıtıyor kalbi.Kalp ne kadar acıyorsa gece o kadar sürüyor insanın gözüne,karasını...
Ellerinize,emeklerinize,yüreğinize sağlık...