Sanal sevgiler

Son güncelleme: 25.05.2013 10:20
  • Sanal sevgiler

    Sevmek bir dağın zirvesine tırmanmak gibidir. Hani çoğu zaman o zirvelere ulaşamayız da hızla yere çakılır ve düşeriz. Aslında düştüğümüz yerde yine o dağın yamacı değil midir? Yani sevgimiz sevdiğimizin ayakları altındadır. Öyle anlarda insan kendini nasıl bir psikoloji içinde hissedebilir. Bazen de o zirvelere ulaşsak bile sevdigimizi test etmek adına, aşkımızın bize sahip çıkacağını düşünme ümidiyle kendimizi boşluğa bıraktığımız da olmuştur. Belki de yapılması en uzak ihtimali denemişizdir de havada kalamamışızdır. Bu dünyada hangi sevgi sizi bir dağın zirvesinden atlamanıza karşılık sizi hayatta bırakacak güce sahip ki? Bir mucize gerekli bunun için. Muzice peşinde koşmak mı sevmek? Bu kadar büyük zahmetler mi gerekli? Anlaşılmaz hale getiren neydi ve neden bu kadar karışık artık sevgiler?

    Çağımızın büyük hastalığı sanal dünya bizim hayatımızın artık her noktasını işgal etmiş durumda. Malesef sevgilerde bu dünyadan yeterince nasibini almış durumda. Hormonlu meyvelerin tadı olmadığı gibi sanal olan bir sevginin de tadı olmayacaktır. Görüntü var, ses var ama tat yok. Yine de sanal aşkların vazgeçilmezler arasında olması beni çok şaşırtıyor. Belki de imkan meselesi. İnternette bir siteye üye olarak orada herhangi bir insanla önce iletişime, sonra arkadaşlığa, sonra da aşka uzanan bir mesafe katetmeniz için öyle çok çaba harcamanız gerekmiyor. Bir adet bilgisayar, bir adet koltuk bunun için yeterlidir. Ayaklara bile ihtiyacınız yok bunun için. Oturun ve keyfinize bakın. Yaşayın yaşayabildiğiniz kadar sevgileri.

    Baktınız huyu huyunuza uygun, suyu suyunuza uygun, endam ve görüntü tam, karizma ortada, size hitaben yazılan kelimelerde aşkın ta kendisi. O zaman ne bekliyorsunuz. Hadi yaşayın bu sevginizi gerçek dünyada. Bakalım sizin için söylenen o kelimeler, o şiirler aynı şekilde gözlerde yaşanıyor mu? Bakın bakalım o gözlerden kalbe. O kelimeleri dolduruyor mu? Çoğu zaman hayal kırıklığına uğruyorsunuz değil mi? Gözler o kadar anlamlı gelmiyor size. Bakışlarda da o size yazılan kelimeleri ve şiirleri bulamıyorsunuz. Vazgeçiyorsunuz sevmekten. Ama yorgunluk var mı? Hayır. Yeniden deniyorsunuz sanalı yeni bir umut ve başlangıç adına. Merak etmeyin er ya da geç bulacaksınız gerçek sevgiyi. Herkes o kadar da olumsuz değildir. Kader sizin için bir yerlerde onu sizle karşılaştıracaktır. O kadar da olumsuz bakmıyorum ben sanal dünyaya. Ciddi bir ilişkiye başlamanın zamanı geldi galiba bu sefer diye düşünüp, varınızı yoğunuzu onun uğrunda harcamaya başlayacaksınız. Öyle ya. İnandınız bir kere sevgisine. İnsan inandığı bir şeyin peşinden koşmalı değil mi?

    Artık yeni bir sevdaya adım atmış bulunuyorsunuz. Sanalda tanıştığınız bu insanla ilk yapacağınız şey telefonda görüşmek olacaktır. Çünkü sesini merak edeceksiniz. Konuşmalarını dinlemek isteyeceksiniz. O kelimelerin nasıl bir ses tonuyla yankılandığını ve bu yankılanmanın kalbinizde ne hissettirdiğini bilmek isteyeceksiniz. Ruha huzur veren bir ses tonu. Konuşmalar içinde siz kendinizi bu dünyanın tüm gerçeklerinden uzaklaşmış ve tamamen hayal dünyasında bir yerlerde olduğunuzu düşünerek bulmanız kaçınılmaz olabilir. Günlerce ve saatlerce konuşmalar birbirini kovalar. Artık ona olan sevginiz giderek bağlılığa dönüşmeye başlamıştır. Sesini duymak için gözünüz tüm gün telefondadır. Ayrıca onu sanal dünyanın içinde yaptıkları ile de takip altına almışsınızdır. Profiline girip, kimlerle arkadaş olmuş, duvarında ne paylaşmış, kim ona arkadaşlık teklifi göndermiş. Bunlarla kendinize sevginizi anlama ve takip etme adına bir izleme ve kontrol mekanizması kurarsınız.

    Bir zaman sonra karşınızdaki kişi sizinle buluşmak ve görüşmek ister. İşte bu noktada durursunuz. Çünkü bu çokta alışkın olmadığınız bir durumdur. Siz o ana kadar sevgileri sanalda ve telefonda aradığınızdan gerçek dünyada bu sevgiler nasıl yaşanır konusunda kendinize olan güveniniz zayıftır. Birden güvensizlik kaplar içinizi. Telefonda herşeyinizi feda edebileceğiniz birine gerçek hayatta bir şey vermek ağır gelir size. Neden sanalda sevgi aradığınızı hatırlayın bakalım. Gerçek dünyada biri sizin dünyanızı yıkmıştır da ondan. Gerçek dünya acımasız davranmıştır size ve siz daha güvenli ortam olan sanal dünyada bu sevgileri yaşamaya kendinizi vermişsinizdir. O yüzden böylesi bir sanal aşkı gerçek aşka dönüştürme hususunda tereddütleriniz olacaktır. Biraz daha zamana ihtiyaç duyacaksınız. Onu tanımak ve emin olmak isteyeceksiniz. Bir kere daha aynı hataya düşüp, üzülmemek adına bunu isteyeceksiniz. Peki bu durum karşı tarafı ne kadar tatmin edebilir? Giderek sıkıcı hale gelebilir ilişkiler. Bütün bu korkularınız yüzünden de herşey bitebilir.

    Gerçeklerden neden bu kadar kaçıyorsunuz. Önemli olan gerçekler değil midir? Size yazılan o yazılardan ve telefonda söylenen o kelimelerden sevginin şeklini ve boyutunu bulmanız imkansızdır. Çünkü kelimeler en mükemmel yerde bile kullanıldığında aciz kalan sembollerdir. Gözlerde yaşanır herşey. Gerçeklerin içinde bakın aşka ve sevgiye. Size baktığında ne hissediyor kalbiniz. Telefonda hissettirdiği gibi titretiyor mu kalbinizi? Sanalda yazdığı o güzel şiirler kadar anlamlı mı o gözler? Elinizi tuttuğunda ne hissediyorsunuz? Ya ona sarıldığında sevdiğinizin kalbinin hızla çarptığını duyuyor musunuz? Alın karşınıza onu ve bakın sevdiğinize. Sizin için duyduğu sevginin heyecanını görmeye çalışın. Bunlar sizin o telefondaki konuşmalara benzemez. Sanalda yazılan şiirsel aşk yazılarına benzemez. Bunun içinde sahtecilik yoktur. Yapmacık ve sanal değildir. Herşey şeffaf ve gözlerinizin önünde yaşanıyor. Yıllarca sanalda yazışsanız bile böyle bir güzelliğin yanında size bu kadar büyük mutluluk vermez.

    Sanal dünya bir rüya ise, bu rüyanın ardından gerçeğe uyanışın olacağını unutmayın. Böyle bir uyanışın yanında siz rüyada kalmaya devam etmeyin. Sanalı ömrünüzün vazgeçilmezi olarak görmeyin. Rüyadan uyanışa vesile kılın. Tüm sevgiler ancak gerçek olursa mutluluk verir. Değilse herşey serap ve herşey hayal olarak kalır. Artık şimdi emek verme zamanıdır. Çünkü sevgi gerçek bir emek ister. Bunu da oturduğunuz yerden yapamazsınız. Artık ayağa kalkıp, ona koşma zamanı gelmiştir. O sevgiliye ulaşma adına tüm engelleri ve problemleri çözme zamanı gelmiştir.

    Burada belirtmeden geçemeyeceğim ciddi bir hususta şudur. İnsanlar sanal dünyaya o kadar çok bağlı kalmışlar ki gerçek olan sevgilerini bile o dünyanın kuralları içinde yaşatmaya çalışmışlardır. Tüm dargınlıklar, kavgalar, anlaşmazlıklar ve iletişimsizlikler sanal dünyada yaşanmıştır. Gerçek hayatta sevdiğiniz birini sanal dünyadaki yaptığı işlerle yargılamaya başlamışsanız gittiğiniz yol gerçekten bir bitişten başka bir şey değildir. Sevgilerin büyüklüğünü belirleyen sanal dünya değildir. Ortada bir sorun veya problem varsa bu sorunu çözmenin en doğru yöntemi o kişiyi karşınıza alıp, konuşmak olacaktır. Bu sayede hem siz sorunu anlatırken hissettiğiniz ruh halinizi karşı tarafa göstermiş olursunuz hem de karşı tarafın bu sorun karşısında çözüme gitme azmini ve isteğini ruhunuzda ve kalbinizde anlamış olursunuz. Bu durumun başka izahı yoktur malesef. Malesef dememdeki sebep şudur. Bizler ilişkilerde problem yaşadığımızda ilk yaptığımız şey kendimizi o kişiden soyutlamak ve araya sınır koymak olacaktır. İyi ama bu sefer sorunu nasıl çözeceksiniz. Öyle ya konuşulmazsa hiç bir problem çözüme kavuşamaz. Bu konuda bulduğumuz çözüm sevdiğiniz insanın sizin probleminizi halletmesi için telefon veya sanala mecbur bırakılması gerçekten felaket senaryonuzun ilk anlarının başlangıcı olacaktır. O kişi sizinle yaşadığı bu problemi sanal dünyada veya telefonun ucunda ne kadar doğru çözebilir. Diyelim ki çözemedi bu durumda onu bitirecek misiniz? Bu ona haksızlık değil mi? Telefonda veya sanalda kendini savunmasını beklemek neye benzer bilir misiniz? Bir adam öldürmüş birini önce asıp, asmadan önce bir diyeceğin var mı diye ona söz verip, sonra yargılamaya benzer. Yani hiç bir sağlıklı ilişki de sorunlar böyle çözümlenmez. Saygı duyulan bir ilişki içinde sorunları aşmanın yöntemi için sanalı ve telefonu kullanmayın. Saygı duyulan diyorum çünkü aynı hatayı siz yapsanız belki de karşınızdaki insan size böyle davranmayacaktı. Yargılama ve ya ceza verirken kendi kurallarınızla değil, sizi seven kişinin aynı durumda size nasıl davranacağını düşünerek hareket edin.

    İlişkilerde en çok yapılan hatalardan birisi de sevdiğiniz insanı, yaptığı bir kötü hareketinde geçmişteki tüm güzelliklerini aklınızdan çıkarıp, ona saldırmanız olacaktır. Sizce bu ne kadar dengeli ve akla uygun bir hareket olabilir. Yani bir insan sizi hayatınızın sonuna kadar mutlu etse ama son nefesinizde size bir hata yapsa ölürken ona sen benim için artık hiçbirşeysin mi diyeceksiniz? Örneği uçuk vermemin sebebi bu olayın ehemmiyetini göstermek adınaydı. Sevdiğinizle yaşadığınız sorunların çözümünde yapmanız gereken ilk şey, onun masumiyetini ve suçsuzluğunu kabul ederek olayı tartışmaktan geçiyor. Yani yargılamadan, sadece iletişim kurallarını kullanarak konuşmaktan geçiyor. Kanun önünde bile herkes suçu tespit edilene kadar masumdur ve her kanun maddesinde bir hüküm verilse bile hakimin hafifletici sebeplerden insiyatif kullanarak cezayı indirme veya ortadan kaldırma hakkı vardır. Bizde birbirimizle olan sorunların çözümünde en az o hakim kadar adeletli olmaya gayret gösterelim. Sonuçta ortada bir sevgi varsa sorunların çözümünde yapıcı davranma esastır. Bu sayede bir ömür boyu mutlu olabilmenin anahtarını elde edebilirsiniz. Bir kaşık suda fırtına kopartan insan bir denizle karşılaştığında nuh tufanı kadar büyük bir zaiyata sebep olabilir.
#24.05.2013 17:15 0 0 0
  • Artık şimdi emek verme zamanıdır. Çünkü sevgi gerçek bir emek ister. Bunu da oturduğunuz yerden yapamazsınız. Artık ayağa kalkıp, ona koşma zamanı gelmiştir. O sevgiliye ulaşma adına tüm engelleri ve problemleri çözme zamanı gelmiştir.

    bu yazıyı beni çok yakından tanıyan 3-5 kişiye okutsanız direkt olarak benim yazdığımı söylerler.. yani ben yazmışım gibi genelinin altına imza atarım... buraya alıntı yaptığım yerin altını da çizmek istedim. alıntı yaptığım kısmın devamındaki paragrafta da sorunları çözme önerileri ele alınmış. ordaki her bir cümle ilişkiler için hayati önem arzetmekte... yazan kişiyi gerçekten tebrik ediyorum. baktığı yerde çok şey görebilen, doğru analiz edip güzel bir türkçe ile her kesin anlayabileceği bir üslupla yazdığı için...

    bu güzel yorum-analiz yazısını bizimle buluşturduğun için sana da teşekkürler büreyde...
#25.05.2013 09:40 0 0 0
  • Sanal sevgi, sanal aşk, sanal vefa vb şeyler. Sanal hep sahte gibi geliyor ama artık değil bana göre.
    Bir arkadaşının arkadaşıyla tanışmak gibi doğal görünüyorlar.
    İnsanlara baktığımızda, sanallığın boş olduğunu savunsalarda aslında kişilerin karakterlerine göre sanallığı kötü etkiledikleri bir gerçektir.

    Velhasıl; ben sanal sevgiye inanan bir insanım ki eğer gerçek karakterini yansıtıyorlarsa, sanal aşkın gerçek olduğunu savunurum.

    Eğer sanal da anlaşanlar gerçek yaşamda da anlaşırlar (tabi bu durum face, twit için geçerli değil. Forum ortamından bahsediyorum).
    Çünkü forumlarda insanlar özgür iradesiyle düşüncelerini paylaşıyorlar.
    Hiç görmeden konuşmadan.
    Diğer zamanlarda tipine bakıp aşık oluyorlar.

    Kimse bana, güzellik önemli değil demesin! Güzellik göreceli kavramdır sadece.

    Teşekkürler güzel bir yazı idi.
#25.05.2013 10:09 0 0 0
  • sanalda insanları tanımak, dünya görüşlerini gerçekten anlamak, insanlara ve olaylara bakışlarını tahlil etmek daha kolay. sanaldaki yazı ve yorum geçmişine gititğinizde, insanlara hitabında ve davranışlarında tutarlılık veya tutarsızlıkları çok çabuk kavrayabilirsiniz...

    fakat reel hayatta insanları bu kadar kolay tanıyamaz, analiz edemezsiniz...

    evet klişe olarak herkes tip, güzellik, maddiyat umrumda değil der ama her kes tipe tav olur...
    her kes yalanı sevmem nefret ederim der, ama başta kendisi öyle demekle en büyük ve ilk yalanını söyler...

    tipe, yaşa, ekonomiye değil de sadece kişiliğe, duyarlılığa, dünya ve insan olaylarına olan duyarlılığa, sözlerdeki, eylemlerdeki, tepkilerdeki tutarlılığa bakıp kişi sevilecekse sanal reelden binlerce kat üstündür...

    örneklemek istiyorum... burda çok sevdiğim ve beni sevdiklerine veya en azındna saygı duyduklarına inandığım bir sürü erkek ve bayan arkadaşım var... ben bunları bir kazanım görüyorum. onların ifadelerine bakılırsa onlar da beni bir kazanım görüyor.

    şimdiiiii... ben sokakta bir bayana rastlasam ve desem ki " hanımefendi tipimi, kıyafetimi, kariyerimi baz almayın. beni tanımak için fırsat verin, görüşelim, konuşalım, tartışalım. beni tanıdıkça göreceksiniz ki dostluğumdan çok memnun olacaksınız" desem şu anda bana çok değer veren arkadaşlarım dahi ilk tepki olarak " defol git be sapık. sen beni ne sanıyorsun?" işte işin mim noktası o ne sanıyorsun kelimesinde... pardon...! ne sanıyorsun diye kastettiğin şeyi sen ne sanıyorsun?

    arkadaşlık sitelerinde, forumlarda, özellikle okey-batak gibi ortamlarda ısrarla sataştığın, laf vurduğun resmini gördüğünde beğenirsen yavşadığın, beğenmezsen "ayol sen beni ne sandın ben şurda kafa dağıtmaya geldim" dediğin var yaa işte sanal o... ne sanıyorsun dediğin de ooo..

    belki de dün gece bana ilanı aşk mesajları yazan çok terbiyeli bildiğin komşunun karısı veya senin kuzenindi...
    dün akşam üzeri sözlerine veya resmine bayılıp güzel mesajlar yazdığın kişi benim kuzenim veya komşumdu...

    sanalı kötülesekte biziz, övsek te biziz. aynamızdır, imzamızdır sanal. her kes eleştirir de bozan kim? biziz. eleştirenlerin ta kendisi...
#25.05.2013 10:20 0 0 0