asa henüz yürürlüğe bile girmeden gerçek amaç ortaya çıktı. Yasa teklifinin meclise sunulması ve TBMM'ndeki görüşmelerinin yapılması aşamalarında öne sürülen gerekçe "Anayasanın 58. maddesi ile verilen görevin yerine getirilmesi, gençlerin kötü alışkanlıklardan korunması" idi. Gizli hiçbir amaç söz konusu değildi. Sadece ve sadece gençliğin korunması amacıyla hareket ediliyordu.
Sözünü ettiğimiz yasanın ne olduğu hemen anlaşılmıştır sanırım. Bahsettiğimiz "alkol üretim, dağıtım ve tüketiminin" düzenlenmesi amacıyla meclise sunularak jet hızıyla kabul edilen yasadır.
Gerek konunun gündeme getirildiği, gerekse mecliste görüşmelerin yapıldığı sıralarda öne sürülen karşı görüşler şu noktada birleşmekte idi: "Amaç gençliğin korunması değil, din kurallarının gereği olarak yasaklamaların getirilmesidir." Başlangıçta bu görüşü açıklayanlara karşı sert yanıtlar verildi. Sizler gençliğin korunmasını istemiyorsunuz, ayyaş bir gençlik yetişmesini arzu ediyorsunuz denilerek, " şarap-ül leyl ve Nehar bir nesil istemiyoruz" açıklaması yapıldı.
Bunun üzerine anketler yapıldı. Birde ne görelim?. Her gün içki içenlerin sayısının yok denecek kadar az olduğu, haftada bir, ayda bir ya da ara sıra içenlerin oranının da çok düşük olduğu anlaşıldı. Buna rağmen yasanın savunulmasına devam edildi.
Yasa mecliste kabul edildikten sonra "gerçek amaç net bir şekilde ortaya konuldu".
AKP grup toplantısında alkol yasakları düzenlemesi ile ilgili konuşmada şu görüşlere yer verildi: "Hangi din olursa olsun, bir din yanlışı değil, doğruyu emrediyor. Doğruyu emrediyorsa bunu din emrediyor diye karşısında mı duracaksın?. İKİ TANE AYYAŞIN YAPTIĞI YASA sizin için muteber oluyor da inancın emrettiği bir gerçek, bir vak'a, niçin sizler için reddedilmesi gereken bir olay haline geliyor"
Bu açıklama üzerinde uzun uzun durmak, düşünmek ve ne oluyoruz, nerelere götürülmek isteniyoruz sorusunu sormamak elbette ki mümkün değildir.
Öncelikle bir hususa değinmek ve açıklanmasını istemek sanıyorum ki her yurttaşın hakkı ve görevidir: "KİMDİR İKİ AYYAŞ VE BU İKİ AYYAŞIN ÇIKARDIĞI YASA HANGİSİDİR?"
Üzerine basıla basıla "iki tane ayyaşın yaptığı yasa" denildiğine göre bu konuda bilinen, devletin arşivlerinde belgeleri olan bilgiler var demektir. O vakit bu sözleri söyleyenlerin, bu açıklamayı yapanların vakit geçirmeden "iki ayyaşın kim olduğunu ve onların çıkarttıkları yasanın hangi yasa olduğunu" açıklamak suretiyle kamuoyunu bilgilendirmeleri gerekir. Bunda da zorunluluk olduğu kanısındayız. Zira yasalar TBMM'nde karara bağlanır. Demek ki sözü edilen yasa TBMM'nde görüşülüp karara bağlanmıştır. Mecliste görüşülüp karara bağlanan bu yasaya ön ayak olan iki ayyaş kimdir?. Bunun tez elden açıklığa kavuşulması gerekir.
İsim vermek istemiyoruz. Kastedilenlerin medyaya yansıyan isimler olduğunu hatırımıza dahi getirmek istemiyoruz. Ama bu konuda bir an önce kamuoyuna gereken açıklama yapılmadığı sürece de bunun tartışmasının devam edeceğini belirtmekte de yarar görüyoruz.
Tartışma konusu olan yasanın, anayasanın 58. maddesi ile devlete verilen görevi yerine getirmek olmadığı, gerçek amacın dini kuralları uygulamak olduğu yine AKP grup toplantısında yapılan konuşmadan açıkça anlaşılmaktadır.
O vakit böyle dolambaçlı yollara başvurmaya, gerçek amacı gizlemeye ne gerek var?. Çıkarsınız ortaya, dinin emrettiği kurallar doğrultusunda alkol üretim- dağıtım ve tüketimini düzenleyeceğiz dersiniz olup biter.
Böylece hem gerçek amaç anlaşılır. Hem de herkes ülkenin hangi yöne doğru götürülmek istendiğini net bir biçimde öğrenir.
Bu yola başvurmadan, dolambaçlı yollar izleyerek, gerçek amacı gizlemek suretiyle adımlar atılması bir yere kadar devam eder. Ama sonunda "takke düştü kel göründü" misali amacın ne olduğu anlaşılır.
Esasen gerçek amacın içkiyi yasaklamak olduğu AKP grup toplantısındaki şu sözlerle açıkça ortaya çıkmıştır: " . İçeceksen yine git alkolünü evinde iç. İçeceksen yine iç, biz buna karşı değiliz"
Bu cümleler konunun gerçek amacını ve getirilmek istenen "içki yasağının" hangi boyutlara kadar götürüleceğini açıkça ortaya koymuştur. Deniyor ki "içeceksen git evinde iç". Yani kısa bir zaman diliminden sonra, yeni düzenlemelerle "umuma açık yerlerde, lokantalarda, barlarda, eğlence mekânlarında, nişan ve düğün salonlarında içki içilmesine yasak getirilebilecektir". Bu böylece biline
Perşembe'nin gelişinin Çarşamba'dan belli olduğu gibi "içeceksen evinde iç" demekle, ev dışında bir yerde içki içilmesine izin verilmeyeceği anlayışı açıkça kendini göstermektedir. Gidişat nereye doğrudur?. Laik devlet ilkesine ne oldu?...
Bu soruyu kendi kendimize sormak ve sağlıklı yanıtını alabilme zamanı gelip geçmek üzeredir.
"Kurbağanın pişirilişi gibi" yavaş yavaş, alıştıra alıştıra geriye gidişin tüm adımları atılmaktadır.
Şaşırdığımız, hayret ettiğimiz bir husus ise şudur: "Hala tehlikeyi göremeyenler, hala atılan bu geri adımların masum olduğunu düşünmek suretiyle destek verenlerin var oluşudur."
Tıpkı "yetmez ama evetçiler" gibi bu düşüncede olanlarda "uykudan uyanmadıkları ve tehlikeyi görmedikleri" sürece geriye gidiş hızlı bir şekilde sürdürülecektir.
Yandaş medyanın tutum ve davranışları malum."" Ama buna rağmen muhalefet partilerinin uykudan uyanarak tehlikeyi görmeleri ve gördüklerini ren etkin bir yol ve yöntemle yurttaşlara anlatma, onları tehlikenin varlığı konusunda ikna edici davranışlar içine girme suretiyle geriye doğru gidişi önlemelerinin hala mümkün olduğu kanısındayız".
"Bunlar yapılmaz, tehlikenin farkına varılmayarak, hiç bir şey yokmuş gibi sen-ben kavgası ile günler heba edilirse, bilinmelidir ki yarın çok geç olacaktır. O zaman muhalefet istediği kadar yırtınsın, çırpınsın, sen-ben kavgasını bırakıp kenetlensin. Atı alan Üsküdar'ı çoktan geçmiş olacaktır". Zira sona doğru hızla yol alınıyor.
Bu nedenledir ki; gerçek amacı görüp kamuoyuna bunu anlatmak suretiyle geriye gidişin, tek adam yönetimine doğru hızla yol alışın önüne geçilmelidir.
Biz bir kez daha hatırlatıyoruz: "Tehlikenin farkında mısınız?..."
Bugün bir yazı okudum...Alkolu serbest bırakana ayyyaş deniyorsa zinayı serbest bırakana ne denir başlıklıydı=)
bak sen) Bende merak ettim şimdi cidden..Zinayı serbest bırakana Ne denirmiş ki?
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince; Ahmet Necdet SEZER, Güven DİNÇER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK ve Rüştü SÖNMEZ'in katılımlarıyla 14.6.1999 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen ve ilgili görülen Yasa kuralları, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Zina suçuna, Türk Ceza Kanunu'nun "Adabı Umumiye ve Nizamı Aile Aleyhinde Cürümler" başlıklı sekizinci babının beşinci faslında yer verilmiştir. Evlilik birliğinin eşlere yüklediği cinsel sadakatin ihlâli olan zina, evli bir kişinin eşinden başkasıyla cinsi ilişkide bulunmasıdır.
Anayasa Mahkemesi'nin 23.9.1996 günlü, Esas: 1996/15; Karar: 1996/34 sayılı kararıyla kocanın zinasını düzenleyen Türk Ceza Kanunu'nun 441., 23.6.1998 günlü, Esas: 1998/3; Karar: 1998/28 sayılı kararıyla da karının zinasına ilişkin 440. maddesi iptal edilmiştir. 441. maddenin iptali sonucu oluşan hukuksal boşluğun doldurulabilmesi için iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. İptal kararının 27.12.1996 günlü, 22860 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmasına ve yayımı tarihinden itibaren belirtilen sürenin geçmesine karşın yasakoyucu tarafından bugüne kadar yeni bir düzenleme yapılmamıştır. Karının zinasını düzenleyen 440. maddenin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı da 13.3.1999 günlü, 23638 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden, karı ve koca için zina suç olmaktan çıkmıştır.
Başkan
Ahmet Necdet SEZER
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Haşim KILIÇ
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mahir Can ILICAK
Rüştü SÖNMEZ
Arkadaşım; alkol almak istiyorsanız evinizde için diyorlar...Yani bir yasaklama yok...Canınız zina etmekmi istedi...O konuda da rahatsınız.Hemde 1999 yılından beri..Rahat olun yani...
Aslında 1999 dan beri demek çok yanlış ..Çünkü bu memlekette Genelev patroniçlerinin Vergi rekortmeni olduğu zamanlarda oldu...Ne demek mi istedim?
Yani ; Genelevlerde karşılıklı pişpirik oynandığını düşünmüyorsanız ne demek istediğimi anlamışsınızdır..
@Deniz.40 adlı üyeden alıntı: birsu.aslın,da söylenecek.çok şey var.ama yeri deyil .......?
Not.Türk halkı.tehlikenin farkında mısınız..? Orijinali Göster...
birsu.aslın,da söylenecek.çok şey var.ama yeri deyil .......?
Not.Türk halkı.tehlikenin farkında mısınız..?
Türk Halkı olarak cevap veriyorum
Evet. Tehlikenin farkındayız. Sizin gibilerin bu ülkeye ne kadar zararlı olduğunuzun ve bu melket elinizde olsa ne rezil durumlara düşeceğimizin, alkolün ve zinanın yol ortsında işlenecek kadar serbest olacağının herşeyin farkındayız. Türk milleti herşeyin farkında ki, yüzde elliden fazlası ile sizin gibilere geçit vermiyor.
Alkolü zinayı yasaklayan hükümeti ;Alkolü ,zinayı haram kılann Allah'a havale eden düşünme özürlülere ise söyleyecek tek bir söz yok. Allahın haram kıldığını yapmayın diyeni allaha havale edecek kadar islamdan bi haber yaratıkların sözünü de kendini de ciddiye almayacak kadar , hatta katıla katıla gülecek kadar farkındayız bu işlerin....
Asıl doktora gitmesi gereken belli. boş adam boş işlerle uğraşır.sizin gibi. anlama ve idrak yeteneğinden yoksun olduğun belli. Yaptığınızın ne mantıklı bir yanı nede kendinizi haklı çıkarak bir tarafınız var. Hatalarınızı onlarca yalanla destekleyerek haklı çıkma çırpınışındasın. Madem haklısın yalana ne gerrek var? Bence haklını yalana ihtiyacı olmaması lazım. ama piyasada sayısız sallama haberleriniz var. Bari birtanesi doğru olsa neyse diyecem
İçinde yalan olan birşeyle neyin haklı çabasındasın merak ediyorum. doğruları direk söyleyip haklı konuşacağına, onlarca yalanın arkasına sığınıp beyin yoksunluğunuzu hepiniz yalanların arkasına sığınarak kapamaya çalışıyorsunuz. Sen değil , direnişçiyim diye kendine rezil damgası vuran herkese.
İçinde hırsızlık olan, yağma olan, etrafa zarar verme olan ... olan da olan hiççççççççbirşeyinnnn mantıklı yanı olamaaazzzzz. bunu anlayamıyorsan seni hastanede ppaklamaz. tımarhaneye gitmeniz gerekir. aslında siz de bunların farkındasınız, bilinçli olarak yalanlarda ısrar ederek konuşuyorsunuz belki bişey tutar diye ama , tutmaz hemşerim tutmaz. bunlar boş işler boş. sen ve senin gibiler gibi boş. boşun anlamınıda açıklayayım mı?