Yaşamak Bir Ağaç Gibi Tek Ve Hür Bir Orman Gibi Kardeşçesine

Son güncelleme: 09.06.2013 21:19
  • Sarhoşluğun kaç hali vardır diye oturup düşündüm. Aşk sarhoşu, meşk sarhoşu, servet sarhoşu, güç ve iktidar sarhoşu en kötüsü de kibir sarhoşluğu.

    Bu tip insanlar kibir tarlasında bolca tırpanladıkları kibri heybelerine doldurup sırtlarına vurarak yollara düşer. Az giderler, uz giderler. Nereden nasıl geldiklerini bile unuturlar. Kibir denen illet; kara yüreklerine karabasan gibi çöker. Dün bir kanalda Hitler'i izledim. Adam nasıl kendine âşık, nasıl kendine narsist. Kibirden sarhoş olmuş. Narsistler, her konuda ve her yerde hegomanya kurmayı severler. Amaçları toplumda tek ve top olmaktır.

    Kısaca kendilerine âşık ve o aşkın sarhoşluğu içindedirler. Kördürler bakar ama görmezler.

    Şöyle bir göz atacak olursak yakın çağ diktatörlerine;

    Mussolini, Hitler, Stalin, Castro, Franco. Hepsinin o kadar çok müşterek özelliği var ki. Beşer Esed'i de katalım isterseniz. Bilmiyorum başka var mı?

    Tolstoy der ki, "Kötüler, kendilerine tahammül edildikçe daha çok azarlar. "Türkiye’de uygulanan beşinci sınıf demokrasidir. Uygar ve demokratik toplumların ciğerleri özgürlükle nefes alır. Halkın protestoları ve sivil toplum örgütleri demokrasileri besler ve yaşatır. En büyük irade sadece halktır.

    Halk kendi sağlığı dâhil, yaşantısı için alacağı her karara muktedir ve özgürdür.

    Başbakan halkın sağlığını düşündüğü için alkol yasağına gidildiğini belirtti.

    Başbakan bilmiyor galiba sağlıklı bir beden sağlıklı bir ruh halinden geçer.

    Halk önce psikolojik anlamda doygun ve yapılanmış ise yani ruh hali iyi ise, fiziksel sağlığı da iyi olacaktır. Bireysel sağlık dingin bir insan psikolojisi ile doğru orantılıdır. Taksim Gezi Parkı olayları bardağın son damlası olup taşmıştır. Sigara, içki yasağı, gâvur İzmir, iki ayyaş, dizilere müdahale,19 Mayıs 29 Ekim 10 Kasım 23 Nisan 30 Ağustos ve daha nicelerine sürekli bir engelleme içinde olmak. Şehit analarına "yaygaracı." Babalarına ise "Ananı al da git." , "İki çocuk yetmez bas gaza." Kürtaj yasağı, Apo'yu nazlayıp, Obama’ya nazlanmak.

    Atatürk Orman Çiftliği’ndeki ağaçları kesip yok etmek.

    PKK’ya yol verip bir üstüne üstlük ellerine piknik sepeti vermek. Bütün bunları Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın yapmış olduğuna inanmak istemiyorum. Ancak hepsi gerçek. Ancak gençler nasıl bir ağacın kökleri olduğunu gösterdi. Sabrın da bir sonu var. Bir gün taştı mı bendini yıkar geçer…

    Beni dahi polise düşman ettiniz.

    Bundan böyle polise olan nefretimi, hayatım boyunca hiç kimse gözlerimden ve belleğimden silemez. En önemlisi ise güven duygularımı yıkıp vatandaş olarak beni yalnızlığa mahkûm ettiniz. Bu bozuk psikolojiyi kim tedavi edecek. Yazılarımı ben, sen ve onlar için yazmıyorum. Hepimiz için yazıyorum.

    Sayın Başbakan sizden bir ricam var. Lütfen bir ayna alıp gözlerinize bakın.

    Gözlerinizdeki kin ,öfke, nefret duygularını siz de bizatihi görün... Siz kendinizi sevmediğiniz için böylesiniz. Kendinizi sevseydiniz biz vatandaşlarınızı da sever korur ve bize " Çapulcu " demeye yüreğiniz el vermezdi.

    Bir Başbakan toplumu bölüp" biz ve siz" diyemez. Tüm vatandaşını aynı duygu ile sarıp, sarmalayan bir Başbakan görmek isterim ben. Beni dahi önyargılı yaptınız. Sokakta yürürken sürekli insan analizi yapmaya çalışıyorum. Mutlu musunuz? İçinizdeki nefret duygusu sizi boğacak… Sevmeye çalışın. İnsanı, doğayı, bitkiyi, hayvanı evreni sevin. Sevginin açamayacağı hiçbir kapı yoktur.

    Bizleri sizin istediğiniz gibi değil, olduğumuz gibi sevin.

    Dünyanın en güzel hissi birinin yüzündeki gülümsemenin nedeni olduğunu bilmektir. Gülümsememizin nedeni olun. Gülmek beyni rahatlatır, sakinleştirir. İnsanlara zevk ve umut verir. Acıları ve kederleri unutturan bir ilaçtır gülmek.

    "Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür. Ve bir orman gibi kardeşçesine."

    "Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir."

    Biz artık damla değil, sel olup ormanlara taşıyoruz.

    Meğer toplum olarak ne çok özlemişiz birbirimizi.

    Birbirimize arkamızı dönüp sağlam bir taşa yaslanmayı.

    Ve… Sevmeyi birbirimizi.

    Gül TURAN..
#09.06.2013 18:36 0 0 0
  • Sana Belediye otobüsünü kim" yak "dedi?
    Caddeleri otobüs duraklarını "parçalamanı" isteyen KİM?
    Birçok işyeri kullanılmaz halde...Kim istedi bunu senden?
    Polis araçalrını yakman için kim verdi o maddeleri?
    Kamu binalarını yakmanı kim istedi senden?

    Kimse..Sen istedin!
    Çünkü İT sin...Şerefsizsin
    Birde bukadar b(*)k yiyipte yazıyı sevgi mesajlarıyla bitirmezlermi..

    yani 13_14 gündür memlekete verdiğiniz zararı böyle bir yazının gizleyeceğini falanmı düşünüyorsunuz?

    "düşünmek"!!!
    bizmkiside lafmı şimdi..

    Düşünebilen bir canlının yapacağı yada destekleyebileceği işler değil halbu ki o yukardaki olaylar...

    Hani burda "verdiğiniz zarar" diye yazıyoruz ya..Bu sizleri mutlu ediyor farkındayız..
    En azından "farkımıza vardılar sonunda ..işte gücümüz ortada" gibi bir tatmin durumu hasıl oluyor olabilir sizde..

    Hiç meraklanmayın..Şantiyede iki çekiç fazla sallarız olur biter...
    O çekiç seslerinin sizleri rahatsız ettiği kadar hiçbirşey rahatsız edemez ..Bunun farkındayız...

    Çünkü Salladığımız her çekicin , Bu memleketin huzuruna göz diken sizin gibi beyinsizlerin kafasına indiğinin bilincindeyiz..
#09.06.2013 19:17 0 0 0
  • Sayın başbakana ayna al gözlerine bak diyen insan önce kendi gözlerine bakmalı. süslü yazılarla , bayrak arkasına saklanıp, bir avuç ne yaptığını bilmez gafilin gene yayılması , bir avuç oluşlarını çok göstermeye çalışmak buda bir psikoloji. Kaç kişiymiş bu türk gençliği. sürekli genelleme yapınca, satırlarda çok göstermeye çalınca çok mu olduğunu sanıyorlar. bu yazıyı yazan beyinsize , inançlı insanlara nasıl kin ve nefretle baktıklarını görmüyormuyuz. Sana sevgiylemi bakılacak yani. Her haltı ye herşeyi söyle sonra da çık sayınbaşbakan gözlerinde kin var de zırrrrvalaa. gözlerinde kin olan kim acaba?

    -yıllardır başörtüsü zulmüne uğrayan öğrcilerin başörtüler zorla çekilerek açılan ve evine ağlayarak giden kardeşlerimiz mi? yoksa kin dolu beyinlerle gerizi, yobaz diyen beyinler mi?

    -eline fırsat geçtiğinde camileri ahır yapanlar mı, ezan sesine tahammül edemeyenler mi? Kilise çanına bu kadar tepkili değiller nedense. Gerçi onlardan farkları da kalmaış ya.

    neyse yaaa. söyleyecek o kadar çok şey var ki. Utanmadan kalmış kinden nefretten sözediyorlar .şerefsizler töbe töbee.

    İnsan kendini karşısındakinin gözlrinde görürmüş. Başbakanın gözlerinde gördükleri kendi kinleri. Ancak böyle köşe bucak süslü edebi cümlelerle havlar havlar dururlar. doğru olan her zaman kazanır. zorbalarda görevlerini yaparak kazanmaya çalışırlar. Zorba her yerde zorbadır. Utanmaz ahlaksızlar. Oturmuş salak salak yalan olduğunu bile bile bunları yazmış erinmeden. bu salakların yapabilecekleri ancak bu. ötesini beklemek hata olur zaten.
    -
#09.06.2013 21:14 0 0 0
  • Dünyanın en güzel hissi birinin yüzündeki gülümsemenin nedeni olduğunu bilmektir. Gülümsememizin nedeni olun. Gülmek beyni rahatlatır, sakinleştirir. İnsanlara zevk ve umut verir. Acıları ve kederleri unutturan bir ilaçtır gülmek.

    Önce sevmeyi bileceksin. sonra sevgiden konuşacaksın. sevgi satırlarda kalırsa ....

    Madem sevgiyi biliyorsun,
    -Neden inanan insanların başörtülerine saygıyla bakmıyorsun. Örtünen insanı sevgiyle görmüyorsun.?
    -NEden namaz kılana gerici diyorsun?
    -Neden en ufak bişeyde ortalığ birbirine katıyorsun?
    -NEden karşındakinin inancını anlamak istemiyorsun?

    daha sayısız örnek varda kısa keseyim. Sevgiyi bir defa ağzına bile alma. Karşındakinden sevgi bekliyorsan önce sevginin anlamını bileceksin. Kin dolu yürekle karşındakinden evgi beklerse o zaman bende derim ki.

    - Yemişim senin sevgi anlayışını . HAngi sevgiden bahsediyorsun?
#09.06.2013 21:19 0 0 0