babilin asma bahçeleri - babil bahçeleri nerededir - babil bahçelerinin özellikleriIrak’ta, Bağdat’a yüz kilometre kadar uzaklıkta, Fırat kıyılarında, Mezopotamya İmparatorluğunun başkenti Babil’in kumlar altına gömü lü yıkıntıları bulunur. Şehrin Tevrat’taki adı Babel, «Tanrı’nm Kapısı» anlamına gelir.
Bugün çölle örtülü Babil’in yirmi dört büyük caddesi, elli üç büyük ve altı yüz küçük tapmağı vardı. Bütün bu yapılar, kutsal sayıların kurallarına göre inşa edilmişti. Aslanlarla süslü Tören Yolu, tanrı Marduk’un büyük tapmağına giderdi. Bu tapınağın yakınında ünlü Babil kulesi -doksan metre yükseklikteki çok katlı «ziggu-rat»- yükseliyordu. Ve nihayet, az ötede, güzelliği dillere destan olan ve bu yüzden İlkçağ yazarlarınca dünyanın yedi harikasından biri sayılan asma bahçeler bulunuyordu.
Bütün bu eserlerin yükseldiği toprağın üzerinde, birkaç kuyu ile oyulmuş bir tümsekten başka bir şey bulunamadı.
Rivayete göre, asma bahçeler, Babil Kralı Nabukodonosor II (M.Ö. 605-562) tarafından, yeşil ülkesinin özlemini çeken karısını, Med kralının kızı Mytis’i avutmak için yaptırılmıştır.
Bu bahçeler, sunî bir tepenin üzerinde, kat kat yükselen, ağaçlandırılmış taraçalar halindeydi. Taraçalar, geniş tonozlu duvarlarla desteklenmişti. Duvarlar arasında, serinliğinden yararlanılan gösterişli daireler vardı. Bahçelere taşman toprak, bu dayanak duvarlarından kurşun levhalarla yalıtılmıştı.
Köleler tarafından aralıksız çalıştırılan su makinaları, Fırat’ın beslediği kuyulardan su çekerdi.
Biliyor muydunuz?..
Asma bahçeler, Nabukodonosor li nin krallık sarayının bir parçasıydı. Bu saray, mavi mozaiklerle süslü sarı tuğlalardan yapılmıştı. Beş iç avluyu içine alıyor ve bu avluların çevresinde daireler sıralanıyordu
Yakındoğu’da, bahçecilik sanatı pek eskidir. Asur kralı Sanherib’in bahçeleri, başkent Asur’un övünç kaynağıydı. Pek çok su kemeri, bunları suyla besliyordu; böylelikle, bahçelerin bol bol sulanması sağlanıyordu.
Babil kralı Marduk-Apiliddin’in bir levhasında, bahçesindeki bitkilerin adları yazılmıştır. Bu kral da bahçıvanlarının üstün yetenekleriyle övünüyor olmalıydı…
Tevrat, Nabukodonosor’un rüyasında gövdesi altın, gümüş, tunç ve demirden, fakat ayakları kilden yapılmış dev bir heykel gördüğünü bildirir. Ayaklara bir taş çarpar ve görkemli heykel yıkılır. Bu, görünüşte bir gücün bazen eğreti bir temele dayandığını hatırlatan bir simgedir.
Babil’in asma bahçeleri denilince, Semiramis akla gelir. Bu efsanevî kraliçe, Babil’i kurdu ve tahkim etti, göz kamaştırıcı saraylar ve bahçelerle süsledi.
Doğu, oldum olası bahçeler düşlemiştir… Tevrat’a göre, insanlık tarihinin Aden bahçesinde başlaması da bunun bir örneği değil midir?