hasret konulu deneme yazları - fatma zen yazıları - senin olmadsıgın yerde biliçaltı sözlerim devreye giriyor
Bir oda verildi bana, küçük ama fena sayılmaz. Günüm genellikle burada geçer. Bir tane yatağım ve masam var işe yarayan. Ama görmeni istemem her şey üst üste. Topluyorum etrafı yeniden dağılıyor, ben karmaşık,oda karmaşık, duvarda ki ufak resim anlamsız ters çeviresim geliyor. Bir kupam var çay kahve içiyorum. İçi esmerleşti kahveden olsa gerek. Hiç bakmadan almıştım üzerinde Atatürk resmi var.Karanlık.. genelde böyledir bura.Perdeleri açsam da aydınlanmıyor, karşıdaki bina güneşimi engelliyor,yada güneş bana gelmek istemiyor.
Sıcak buralar benim alıştığım iklimden farklı. Dizlerime kadar gelmiyor kar, evlerin çatılarından buzlar sarkmıyor, sarkmasın zaten burada onlara ulaşmak zor. Yüksek bir yerdeyim balkondan deniz görünüyor. Karşı komşumla göz göze geliyoruz, selam vermem gerekir değil mi, tanımıyorum ama. Rusya’dan gelen soğuk hava esintisi ciğerimi yakıyor. Odaya girerken sıcak havayla karşılaşıyorum, tam içim ısınacak aklıma sen geliyorsun; çünkü ısınırken yanımda hep sen olurdun bilinçaltı işte zamanın bir yerinde çıkıyor. Bunalıyorum zaman zaman dışarıya çıkmak istiyorum; giyiniyorum, saçımı topluyorum, senin sevdiğin hafif çiçek kokusunu sürüyorum… Gidemiyorum, gidecek bir yer yok ki…
Bir odaya ne kadar anı sığabilir ki. Yine dağılmış her yer. Oysa ben hep yerimde oturuyorum. Aynı duygular, düşünceler birbirini takip ediyor. Birileri geliyor, gidiyor. Yine akşam oluyor; daha kısa zaman önce fırtınalı bir kışa şahit olurken, kendimi yaz gecesinde serin bir meltemin verdiği ürpermeyle irkilerek buluyorum.Oda yine dağınık oysa ben hep yerimde oturuyorum. Mevsimler günler gibi çabuk geçiyor.Penceremden dışarı bakıyorum; bu ağaç ne zaman gelmiş buraya oysa dün böyle bir ağaç yoktu? Yine dağınık; nasıl oluyor anlamıyorum… Her zaman ki yerimeoturuyorum masanın üstündeki kitaptan bir cümle okuyorum: hayat zaten bir senfoni değil midir?...
Sahibine hiç ulaşamayacağını bildiğim mektubuma son verdim. Bunlardan binlerce tane var; dolabımın gizli bölmesinde. Bura bir yurt, iki kişilik daracık bir oda…