Gözyaşın Dünyaya Düşmesin

Son güncelleme: 06.08.2013 09:41
  • gözyaşın dünyaya düşmesin yazısı nuray alper kaleminden - ahde vefa - mısır meselesi
    Yaram var, havanlar dövemez merhem

    Yüküm var, bulamaz pazarlar dirhem

    Ne çıkar, bir yola düşmemiş gölgem

    Yollar ki, Allah'a çıkar, bendedir. (Necip Fazıl Kısakürek)



    Ağustos kalbinde hazan ve hüzün… Gül yaprağında nâr ve kan. Duanın avuçlarında vefa ve cefa… Sağımız- solumuz, önümüz-ardımız, yanımız-yöremiz, çilemiz-çaremiz bir rahmet umuduyla yanan, bin zahmet. Birey olarak dünya saltanatıyla, topluluk olarak İslâm coğrafyasının geldiği/getirildiği noktayla imtihanımızın bilinmez, kaçıncı tekrar ve durağındayız. Zor zamanlardayız.

    Kur’an-ı Kerim’de adı geçen kutlu beldelerden bir belde; Mısır. Tekerrürden ibaret tarih sahnesinde Musa ve Firavun nezdinde; Hak ile Batıl’ın kıyamete dek sürecek çetin savaşı...Ortaya dökülüşü içimiz Musa ve Firavunlarının, içimizdeki Musa ve Firavunların. Darbe ile yok edildiği zannedilen Muhammet Mursi sadece bir gösterge. Mısır yine. Yusuf kuyuda, kıskanç kardeşler pusuda! Rabbin adaletini unutanlar ve zulüm ile abâd olunacağını sananlar için, yani efendim, kısa vade muzafferleri için O; kalplerin sevgilisiyken, bin bir hile ve cefayla önce kuyuda, sonra zindanda… Daha sonra?

    Osman Nuri Topbaş hoca bir sohbetlerinde, İslâm âleminin geldiği noktayı izahla, “ahde vefa” kelimesine vurgu yapıyor. Sözlükte, milletlerarası anlaşmalarla izah edilen bu söylem özünde, her zemin ve koşulda iki tarafın sözünde durması gerektiğine işaret ediyor.

    İsrâ 34; “Ahde vefa gösterin. Çünkü ahid bir sorumluluktur.”

    Neye vefa? İnsanlık erdemiyle bizi kuşattıktan sonra, imtihan diyarına gönderdiği halde üzerimizden nimetlerini eksik etmeyen, kapısına gidip hâlimizi arz ettiğimizde icabet eden, rahmeti gazabının üzerinde olan ve kula yüklediği zahmette bile rahmet saklayan Rabbimizin ihsan ve ikramına. Ferdini mütemadiyen lüks ve konfor derdiyle kendine çeken ve aşkını gönüllere zerk eden dünya hayatı, şükürden ziyade şikâyeti benimseyen insanlar hâline getirdi müdavimlerini. Öyle hızlı bir ilerleyişle döndürdü ki başımızı, onu izlemeye çalışmaktan, hatırlamaya ve anmaya vaktimiz olmadı. Varlık deryasında kanaatsiz yaşamaya alıştık. Unutmakla kalmadık, birbirimizle uğraşmaya başladık.

    …ve nihayet, zaman içerisinde O kudret bizi, aslî vazifemizi hatırlatan imtihanlarla sınamaya başladı. Bolluk içinde yokluk yaşarken gelip geçecekler, geçip gidecekler için didişmeyi bırakıp ebedî emanete sahip çıkmamız gerektiğini anlattı.



    Gittiğimizde, bir parçamız hep kaldığımız yerde. Kaldığımızda kalbimiz, gideceğimiz menzilde. Nerede dursak eksik, nereye varsak kusurlu, neyi bulsak yarım. Diyelim ki; “yaşanan her sıkıntıda Rabbi bilmek olsun dünyadaki muradım.”

    Selâm ile.


    nuray alper
#06.08.2013 09:41 0 0 0