Maddi ve manevi bakımdan verimli ve güzel bir hayat, önce insanın kendi kendisi ile kurduğu doğru ve sağlıklı ilişkiler ile başlar; sonra da diğer insanlarla, diğer canlılarla ve doğal çevre ile kurduğu ilişkilerle tamamlanır.
İslam’ın temel kaynağı olan Kur’an ile onun sözlü ve uygulamalı açıklaması olan ‘sünnet’, insanın; Allah’a, kendisine, aile fertlerine, yakınlarına, komşularına, çevresine, topluma ve bütün insanlara karşı görevlerinde rehberlik eder.
Nitekim bu hususta Kur’ân-ı Kerim: “Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.”(1) buyurmaktadır.
İslam Dini, insanî ilişkilerde; insanın bütün söz, eylem, fiil ve davranışlarıyla ilgili genel kurallar getirmiştir.
Örneğin İslam insana; ilişkilerinde adaletli olmayı(2), doğru sözlü(3) dürüst ve hakkaniyetli olmayı emreder. Sevgi ve hoşgörü sahibi olmayı(4), affedici(5) olmayı olgun müslüman’ın özelliklerinden sayar. Kin, iftira ve nefret gibi kötülükleri yasaklar(6), haksızlıktan kaçınmayı emreder.
Yüce Dinimiz İslam’ın koyduğu kurallar doğrultusunda ilişkilerimizi sürdürmeliyiz. Şunu bilmeliyiz ki, ailevî yaşantımızda, akraba ve diğer insanlarla olan münasebetlerimizde Yüce Dinimizin koyduğu ilkelerle ilişkilerimiz düzene girer ve huzur buluruz. Çevremizde güven sağlanır, mutlu ve refah içerisinde yaşarız.
Hz. Peygamberin mü’mini tarif eden şu hadis mealiyle bitiriyorum: “Mü’min insanlarla iyi geçinen, kendisiyle de iyi geçinilen kimsedir. Geçimi iyi olmayan geçimsiz kimsede hayır yoktur.”