aile hukuku - boşanma hukuku nedir - boşanma hukuku hakkında bilinmesi gerekenlerAile Hukuku, Sağlık Hukuku ve Spor Hukuku uzmanı Avukat Halil İbrahim Çelik, Boşanma Hukuku ile ilgili bilinmesi gerekenleri İstanbella okurları için anlattı.
Boşanma, evlilik birliğinin resmi anlamda sona ermesi halidir. Boşanma davasının hukuki ayrıntılarına girmeden önce, boşanma sürecinin eşlerin ve varsa çocukların psikolojisine çok ciddi zararlar verebilecek bir süreç olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bu nedenle boşanma davasının en önemli şartı eşlerden birinin mantıklı olarak boşanmaya karar vermesidir. Bu kararı veren eş süreçte ortaya çıkabilecek zorluklara karşıda dirençli durabilir.
Bizim hukuk sistemimizde çekişmeli ve anlaşmalı boşanma olmak üzere 2 çeşit boşanma hali vardır. Anlaşmalı boşanma davasında eşler boşanmanın bütün ayrıntıları üzerinde bir fikir birliğine varırlar ve fikir birliğini bir yazılı metin haline dönüştürerek, oturdukları yer Aile Mahkemesine sunarlar. Anlaşmalı boşanma protokolü denilen bu yazılı metnin usulüne uygun hazırlanması ile eşler çok kısa bir sürede (2-3 ay) boşanabilirler. Bir hukukçu olarak boşanma kararı alan okuyuculara naçizane önerim mümkünse eşleri ile anlaşarak boşanmalarıdır. Zira anlaşmalı boşanmada eşler menfaatleri doğrultusunda bir protokol hazırlatarak dostça ayrılabilirler. Eşlerden birinin çok büyük kusurunun olduğu (aldatma, şiddet vs,) gibi gerekçelerle açılacak boşanma davalarında dahi mümkünse anlaşmalı olarak boşanmak, süreçten psikolojik olarak çok daha sağlıklı çıkmaya yardımcı olacaktır. Eşlerin anlaşmalı boşanma davası açabilmeleri için evlilik birliğinin 1 yıldan bu yana devam ediyor olması gerekmektedir. Bu şart gerçekleşip de eşler evlilik birliğini sona erdirecek protokol üzerinde anlaşmışlarsa artık boşanma davası açarak çok kısa bir sürede boşanabilirler.
Çekişmeli boşanma türü ise adından da anlaşılabileceği üzere eşlerden birinin boşanmak istememesi veya boşanmanın velayet, nafaka, mal paylaşımı vs. gibi unsurlarında anlaşamamaları halinde açılacak dava türüdür. Çekişmeli boşanma davası ancak kanunda yazılı sebeplerle açılabilmektedir. Aile kurumunun kutsallığını ana ilke edinen Medeni Kanun, bu nedenle evlilik birliğinin sona ermesinin ancak kanunda yazılı gerekçelerle mümkün olabileceğini kabul etmiştir. Bu gerekçeler; zina, hayata kast, pek kötü davranış, suç işlemek ve haysiyetsiz hayat sürmek, terk ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır. Bu saydığım gerekçelerden evlilik birliğinin temelinden sarsılması genel boşanma sebebi diğerleri ise özel boşanma sebepleri olarak adlandırılmaktadır.
Özel boşanma sebeplerine ilişkin ayrıntılı bilgileri daha sonraki yazılarımda yazmaya çalışacağım. Özel boşanma sebepleri isimlerinden de anlaşılabileceği gibi spesifik olaylar üzerine temellendirilmiştir. Eşlerden birinin kusurlu olarak, bu sayılan nedenlerden birini gerçekleştirmesi halinde diğer eş olayı ispatlamak kaydıyla boşanma davası açabilir. Genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında ise spesifik bir gerekçeye ihtiyaç yoktur. Eğer eşlerden biri aile hayatının kendisi için çekilmez hale geldiğini ispatlarsa, hakim eşlerin boşanmasına karar verecektir.
Boşanma davasına ilişkin bu tür hususlar olayın teknik hukuk boyutudur. Uygulama boyutu ise boşanmanın çocukların velayeti ile nafaka ve mal rejimleri konusundaki sonuçlarıdır. Ayrıntılı açıklamaları sonraki yazılarıma bırakmak kaydıyla genel olarak çocukların velayetinde en önemli hususlar çocukların yaşı, tarafların çocuğa sağlayabilecekleri yaşam standartları ve çocuğun fikridir. Örneklemek gerekirse 0-3 yaş arasındaki çocuğun annede kalması gerektiği Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarındandır. Çocuğun gelişimi gereği bu yaşta anneye ihtiyacın maksimum boyutta olması bilimsel olarak ispatlanmıştır. Bu nedenle annenin işi, maddi durumu, sağlayabileceği hayat standartları ne olursa olsun, bu yaşlar arasında çocuğun velayeti anneye verilir.
Boşanmanın maddi sonuçlarında biri de nafakadır. Nafaka boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin daha az kusurlu olmak kaydıyla diğer eşten süresiz olarak kendisine ödenmesini talep ettiği paradır. Nafaka hesaplanırken ölçüt alınacak standart eşin boşanma nedeniyle hayat şartlarının değişmemesidir. Bu nedenle meblağ her boşanma davasında eşlerin sosyo-ekonomik durumlarına göre farklılık göstermektedir. Ayrıca evlilik birliği sona erdikten sonra velayeti alan eşe diğer eş çocuğun masraflarına göre iştirak nafakası adı altında bir nafaka ödemeye zorlanabilir. Zira her ne kadar velayet diğer eşe geçmiş olsa da, ortak çocuğun eğitim ve yaşam giderleri eşler arasında paylaştırılmalıdır.