Sabah-sabah çok positif, insanlara dair daha yeni-yeni inanma, yaşama sevincine minik temas küçük, minicik umut filizleri ile çıktım dışarı...
İlk rastladığım can bildiğim birinin bir mesajıyla yine yerle-yeksan oldu içimde güzelliklere dair yeşeren tüm çiçekler...
Saçınıza, makyajınıza, kilonuza kısacası aynada gördüğünüz içi kanla, irinle, kuburla, b**la dolu fiziksel güzelliğinize gösterdiğiniz özen kadar ahlağınıza, terbiyenize, saygınıza, etik değerlere biraz özen gösterseniz sizle beraber bütün dünya güzel olurdu...
Doğal olmayan sahte soslarla tatlandırılmış hormonal yoğunluklu ezberlenmiş, makyajlanmış özentili dostluk, arkadaşlık, sevgi ve aşk sözlerinizle başta kendiniz olmak üzere ailenizi, arkadaşlarınızı ve sizi seven ya da sevdiğini sizin tarzınızla söyleyenleri kandırıyor; olmayan duygulara, olmayan kişiliklere, olmayan aşklara inandırıyorsunuz...
Bunların hepsi er ya da geç karşınıza çıkacak ve hayatınıza zehir zemberek zararlar verecek ektiğiniz kötü tohumlardır...
Silkelen.!. Kendine gel.!. Benim için değil, kendin, ailen, doğuracağın çocuklar ve içinde yaşadığın toplum için...
Silkelen, arın, kendine gel.!.
Ve bir sabah uyanacaksın, tren gitmiş olacak...
Heyhaaaat.!...
şimdilerde belki yalan bile olsa "keşke yapmasaydım, keşke geriye, falan tarihten öncesine dönebilseydim" dediğin gibi keşkeler dolanacak diline, pişmanlıklar bütün hayatını alt-üst ederken elin kolun bağlı izlediğin, avuçlarının içinde eriyip yiten güzelliklerin arkasından baka kalırken...