Hepimizin kalp kırıklıkları var, hepimizin kapanmayan yaraları.
Gizlemeye çalıştığımız çaresizliklerimiz var, Karşılıksız aşklarımız.
Ve tüm bu imkansızlıkların arasında kendi mükemmel yaşamımızı oluşturmaya çalışıyoruz.
Mutluluğumuzun peşinden koşuyoruz.
Mutluluğu arayıp, bulamadığımız için mutsuz oluyoruz.
Neden?
Neden bu çaresizlik?
Nefes alabilmek bile dünyanın en güzel mucizesi iken...
Niye bir sabah uyandığımızda sıcacık havayı görüp de ısınmıyor içimiz?
Bir zamanlar sevdiğinden tatlı bir söz duyduğu zaman bile mutlu olabilen o beni özledim.
Sanırım insanı mutlu eden şey tatlı bir söz değil; o sözü söyleyen kişiymiş.
aynen öyle...
başkası da öyle midir, öyle mi hisseder bilmem diyeceğim ama sanırım ortalama olarak aynı şeyleri hissederler...
benim gırtlağıma yumru yumru bir şeyler tıkanır. burnumun direği sızlar. göz pınarlarımda tonlarca acı toz biber varmış gibi hissederim. böğrüme ani ve sert yumruk yemişim gibi nefesimin kesildiği anlar olur. gayri ihtiyari parmaklarımı şakaklarımdan saçlarımın arasına sokup çekiştirdiğim, yerimde duramadığım, hiç bir şeye odaklanamadığım, duvarların ve her şeyin üstüme-üstüme geldiği gibi bir bunalım kaplar. en güzel söz söylense küfür gibi gelir. bir şeyleri kırma duygusu, isyan, çaresizlik veee en kötüsü kendine acıma duygusu... işte bu noktaya geldiğinizde tükenişin son perdesindesiniz demektir...